Murisin torununa yaptığı taşınmaz devrinin muris muvazaası kabul edilerek tapu iptali ve tescil talebinin Yargıtayca onanmasına ilişkin içtihat.
Özet: Yüksek mahkeme, miras bırakanın ekonomik gücü olmayan torununa yaptığı tapu devrinin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olduğunu, işlem bedeli ile gerçek değer arasında aşırı fark bulunduğunu, miras bırakanın satışa ihtiyaç duymadığını ve tüm taşınmazlarını aynı gün devretmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirten ilk derece ve istinaf mahkemelerinin tapu iptali ile mirasçıları adına tescil kararlarını hukuka uygun bularak onamış; davalının taşınmazdaki yapıların aidiyetinin tespiti yönündeki karşı davasının hukuki yarar yokluğundan reddedilmesini de doğru bulmuştur.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2011 E., 2024/965 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/90 E., 2020/617 K.Asıl dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, karşı dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.Asıl davada davacılar; mirasbırkan anneleri ...’nün kayden maliki olduğu 2 58... , 1 02... , 10, 26, 28, 29, 30, 32, 1 05... , 1 06... , 1 92... , 11, 1 93... , 7, 2 01... , 1 83... , 1 81... parsel sayılı taşınmazlarını davalı torunu ...’ya temlik ettiğini, temlik tarihinde murisin 81 yaşında olduğunu, devir için sağlık raporu gerektiğini, murisin cahil olduğunu, parmak basmak suretiyle işlemi yaptığını, 1986 doğumlu olan ve asgari ücretle çalışan davalının taşınmazları alacak ekonomik gücü bulunmadığını, murisin ekonomik durumunun iyi olduğunu, murisin kendilerini mirastan mahrum bırakmak için bağış yaptığını, değerlerin çok düşük olduğunu, son yıllarda murisin kendileri ile iyi geçinmediğini ve kendilerini dışladığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişler, karşı davanın reddini savunmuşlardır.Asıl davada davalı; dava konusu işlem öncesinde sağlık raporu alındığını, murise 100.000,00 TL elden, 10.000,00 Euro da banka aracılığıyla dava konusu taşınmazlar için ödeme yaptığını, 100.000,00 TL’yi babasından ödünç aldığını, murisin amacının satıştan elde ettiği geliri hayır işlerine kullanmak olduğunu, bedellerin rayice uygun bulunduğunu, rayiçten düşük çıkması halinde de murisin tüm ihtiyaçlarını karşıladığı ve ona baktığı için kendisine karşı murisin minnet duygusu olduğunu, bedelin düşük kalmasının bundan kaynaklanabileceğini belirterek davanın reddini savunmuş; karşı davada ise asıl davanın kabulüne karar verilmesi halinde 2 01... parsel sayılı taşınmazdaki yapının kendisi tarafından yapıldığını ileri sürerek muhdesatın kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; bedeller arasında aşırı fark bulunduğu, murisin mal satmasını gerektirir bir durumu olmadığı, ağır bakım ihtiyacı bulunmayan murise bakıldığı iddiasının ahlaki görev sınırını aşmadığı, murisin tüm taşınmazlarını aynı gün devretmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yapıldığı iddia edilen hayırlara ilişkin belge sunulmadığı, karşı dava yönünden de hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş, kararın asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tapu iptali-tescil kararı verilirken davacı adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile 1/4 hisse oranında tescile karar verilmiş ise de davacıların veraset ilamına göre 1/5 pay sahibi oldukları gözetilerek 1/4 ibaresinin 1/5 olarak tashihine karar verilerek hatanın düzeltilmiş olduğu, davacı vekili tanıklardan ...'in dinlenmediğini beyanla kararı istinaf etmiş ise de HMK'nın 241. maddesinde "Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenmemesine karar verebilir," şeklindeki düzenleme ve dinlenen tanık beyanlarından yeter derecede bilgi edinmesi nedeniyle bu tanığın dinlenilmesine gerek görülmediği, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:- K A R A R -Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle son celsede tahkikatın tümü hakkında ve toplanmasını istedikleri başkaca delillerinin bulunup bulunmadığı hususunun asıl davada davalı-karşı davada davacı vekilinden sorulması üzerine tahkikata bir diyecekleri olmadığı yönündeki beyanları dikkate alındığında temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı asıl dava yönünden 85.253,93 TL; Karşı dava yönünden 304,40 TL bakiye onama harçlarının temyiz eden asıl davada davalı-karşı davada davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.