İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesindeki sigorta şirketinin trafik kazası sonrası sigortalısına ödediği hasar bedelini rücuen tahsil davası.
Özet: Bir sigorta şirketi, sigortalısına ait aracın davalı tarafın kusuruyla meydana gelen trafik kazasında hasar görmesi sonucu ödediği 17.061,60 TLlik tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsili talebiyle dava açmış; davalı ise araç işleteni olmadığını, kusur oranına itiraz ettiğini, hasar bedelinin haksız olduğunu, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini ve husumet yokluğunu savunarak davanın reddini istemiş, mahkeme de sigorta sözleşmesinden kaynaklanan bu rücuen tazminat davasını tüm delilleriyle incelemektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/393
KARAR NO : 2026/601
DAVA : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/05/2024
KARAR TARİHİ : 11/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili ---- Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; Müvekkili nezdinde Kasko Sigortası Poliçesi ile sigortalı ---- plakalı araç, davalı tarafın ilgili bulunduğu ----- plakalı aracın kusuruyla meydana gelen kaza sebebiyle hasara uğrattığını, iş bu olay sebebiyle müvekkil şirket Eksper marifetiyle hasar tespiti yaptırarak sigortalısına sigorta tazminatı ödendiğini, resmi makamlarca düzenlenen Trafik Kaza Tespit Tutanağı ve mezkur olay nedeniyle hazırlanan Ekspertiz Raporuna göre ----- plakalı aracın sebep olduğu kaza neticesinde sigortalı araç hasar gördüğünü, davalı araç maliki iş bu olayın oluşumunda kusurlu olduğunu, müvekkili TTK md.1472 gereğince sigortalısının haklarına halef olduğundan, davalıların kusur/kusursuz sorumluluğunu karşılayan alacak için rücu hakkı doğduğunu, ayrıca iş bu ödeme ile sigortalısından dava, alacak, talep haklarını temellük ettiğini, huzurdaki dava açılmadan önce, davalı aleyhine ---. İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça takibe itiraz edildiğini, açıklanan sebeplerle huzurdaki iş bu alacak davasını açma zarureti hasıl olduğunu, sonuç olarak fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 17.061,60 TL hasar bedelinin ödeme tarihi olan 04/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi özetle ; Müvekkil şirketi ---- markası altında uzun süreli araç filo kiralama faaliyeti ile iştigal etmekte olan bir şirket olduğunu, dolayısıyla huzurdaki davada davalı müvekkili hukuken işleten addetmek mümkün olmadığını,---- plaka sayılı araç sürücüsünün kusurlu olduğu iddiasını kabul etmediklerini, kusur oranları yargılama gerektiğini, davacının hasar bedeli talebi haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan kabulü, sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vereceğini, müvekkil şirkete ait araç sigortalı olduğunu, sigortadan ödeme alınmış olması olası olduğunu, sigortadan ilgili bilgi ve belgelerin, hasar dosyasının, yapılan ödemelerin celbi ile davanın sigorta şirketine ihbarını talep ettiklerini, davacı tarafından usul ve yasaya aykırı olarak hasar bedelinin ödeme tarihi olan 04/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi talep edildiğini, davacı tarafından müvkekil şirket davadan önce herhangi bir şekilde temerrüde düşürülmediğini, tüm itirazlarını tekrarlar davala kabul anlamına gelmemek kaydıyla davanın kabulü ihtimalinde dahi işleticek faiz, ancak dava tarihinden itibaren işletilebilecek yasal faiz olup davacının aksi yönündeki hukuka aykırı taleplerinin reddi gerektiğini, sonuç olarak husumet itirazları doğrultusunda, davanın müvekkil yönünden husumet yokluğundan reddine, davacının taraflarınca yaptığı bir arabulucuk toplantısı var ise son tutanağını sunup sunmadığının kontrölünü, sunmadıysa davacıya sunmak üzere kesin süre verilmesini, aksi takdirde dava şartı yokluğundan davanın reddine, haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın her halükarda esastan reddini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Dava ; sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat davasıdır.Dava ilk önce ----- Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış --- Esas ----- Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine mahkememizin ----- esasına tevzi olunmuştur.Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, ibraz ettikleri tüm deliller, tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: eldeki davanın, "Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi" poliçesi ile davacıya kasko sigortası ile sigortalı ---- plakalı aracın, trafik kazasında hasara uğraması nedeniyle dava dışı sigortalısının zararını ödeyen davacı sigorta şirketinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi uyarınca ödediği tazminatın rücuen tahsiline ilişkin olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 1.maddesine göre göreve ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olmasının dava şartı olarak kabul edildiği, 115/1. maddesine göre de mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davaların asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanacağı, sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davalarında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, --- Esas, ---- Karar sayılı (03.07.1944 tarihli ---- Gazetede yayınlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesinin benimsendiği, buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilenler arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekeceği, somut uyuşmazlıkta sigortalısına hasar bedelini ödeyen davacı sigorta şirketinin kusuru bulunduğunu iddia ettiği davalı aleyhine ödediği hasar bedelinin tahsilini dava ettiği, mezkur İBK kararı uyarınca değerlendirme yapıldığında davacı ve davalı arasında doğrudan bir hukuki ilişki bulunmadığından halefiyet kuralı gereğince sigortalı ile davalılar arasındaki hukuki ilişkiye göre görevli mahkemenin belirlenmesinin gerekeceği, davacı şirketin haklarına halef olduğu sigortalısı ile davalılar arasındaki uyuşmazlığın, haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklandığı, davalının ise kusuruyla kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen ---- plakalı aracın maliki olduğu, dava dışı sigortalı ----- tacir olmadığı, gerçek kişi olduğu, aracının da hususi olduğu, davalının ise tüzel kişi tacir olduğu, araçların da ticari olmayıp hususi oldukları, bu durumda halefiyet şartları çerçevesinde somut dosya incelendiğinde dava dışı sigortalı tacir olmayan gerçek kişi --- ait olan --- plakalı ---- marka/model otomobil aracın hususi araç olduğu ticari olmadığı, davalı aracının da -- marka/model hususi olduğu, her ne kadar davalı kişi tüzel kişi tacir ise de davacının halefi olduğu kişinin tacir olmadığı, araçların hususi olduğu, davacının sigortalısına ödemiş olduğu hasar sebebiyle davalıya karşı açacağı davanın mutlak yahut nispi ticari dava niteliğinde olmadığı, davacının halefiyet ilkesi gereği yerine geçtiği sigortalısının tacir olmadığı, davalının tacir olmasının sonucu değiştirmeyeceği, netice olarak TTK'nın 4/1. maddesinde açıklandığı şekilde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan bir dava bulunmadığı, (bknz: ---- ihtilafın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmış olup davanın karşı görevsizlik sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere :
1-Davanın görev dava şartı yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE,
2-Dosyanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde görevli ----. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-Yargılama gideri ve harcın görevli mahkemece değerlendirilmesine,
4-Kararın İstinaf yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde meydana gelen görev uyuşmazlığı nedeni ile merci tayini yönünden dosyanın resen ---- Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---- BAM nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.