İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, kiracının mal sahibinin yan dükkandaki çalışmasıyla oluşan gözlük zararları sebebiyle açtığı itirazın iptali davasına ilişkin ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrakta, kiracı optik şirketinin, yan dükkanda yapılan inşaat çalışmaları sonucunda gözlüklerinin zarar gördüğü iddiasıyla mal sahibi aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davası ele alınmaktadır. Kiracı, tespit edilen 33.939,50 TL zarar bedelinin tahsili için icra takibi başlatmış, ancak mal sahibi iddiaların asılsız olduğunu, eksik ödenen kiralar nedeniyle tahliye edilen kiracının haksız kazanç elde etme amacı güttüğünü ve bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi, icra takibine yapılan itirazı kısmen iptal ederek 33.939,50 TL üzerinden takibin devamına hükmetmiş, davalı mal sahibi ise bu kararı sigorta hususlarının değerlendirilmediği gerekçesiyle istinaf etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/3464
KARAR NO : 2026/3122
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/09/2025
NUMARASI : 2024/529 Esas - 2025/627 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Sebebiyle)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/06/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin davalının maliki olduğu taşınmazda kiracı olduğunu ve kiralananda optik dükkanı olarak faaliyette bulunduğunu, davalının yan dükkanda yaptığı çalışma sebebiyle müvekkili şirketin gözlüklerinin zarar gördüğünü, bu zarar bedelinin İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/160 D. İş sayılı dosyasından 33.939,50-TL olarak tespit edildiğini ve bu zarar bedelinin tahsili için davalı aleyhine İstanbul 19. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosyasından icra takibine giriştiklerini ve bu icra takibine davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulunulduğunu belirterek neticede karşı tarafın, icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı taraf hakkında kira bedellerini eksik ödemesi sebebiyle tahliye davaları sonucu tahliyesine karar verildiğini, kararın İstinaf tarafından onanması ile davacı taraf birtakım bahaneler yaratıp (işyerime su aktı, elektrik kesildi, gözlüklerim kırıldı, ses oldu, gözlüğümü çaldınız gibi) sigortadan ve müvekkilinden para koparmaya çalıştığını, bu maksatla İstanbul 32. Sulh Hukuk Mahkemesi 2024/778 Esas Sayılı dosyasında da Mahkememiz dosyasına benzer taleplerle dava açıldığını, iddiaları tamamen asılsız olup haksız çıkar elde etmeye yönelik olduğunu, davacı tarafın İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2023/160 D.İş sayılı dosyasında işyerinin ve gözlüklerinin hasar gördüğü iddiası ile tespit talebinde bulunulduğunu, bilirkişi hiçbir görgüye dayanmayan sadece davacının taleplerini içeren rapor tanzim edip 14/12/2023 tarihli raporunu Mahkemeye sunduğunu, Mahkemeniz dosyasına dayanak olarak kullanılan bilirkişi raporu 11 sayfa olduğunu, bu raporda toplam 23 tane resim olmasına rağmen kırılan ve/veya hasar gören tek bir gözlüğün dahi fotoğrafı bulunmadığını, çünkü zarar gören bir gözlüğün mevcut olmadığını, bunun sadece davacının beyanından ibaret olduğunu, bilirkişiler zarar gördüğü iddia edilen gözlükleri tespit edip hangi noktalarda zarar olduğunu detaylı fotoğraflamalı ve bunların tamir edilebilir mi, edilebilirse bunun maliyeti nedir, yada defolu haliyle ne kadar bedelle satılabilir olduğuna ilişkin açıklama yapma yerine hasarlı gözlük var mı yok mu onun tespitini dahi yapmadığını ve raporunda da yer vermediğini, bilirkişinin zarar gördüğü iddia edilen gözlüklerin resimleri ile birlikte maliyetlerini gösteren faturalarını isteyip raporunda yer vermesi gerektiğini, davacı tarafın kiracı olarak bulunduğu bölümün cadde girişli olduğunu, sadece kiracının kullanımında olan ve kimse ile bağlantısı olmayan bir dükkan olduğunu, bu dükkanda yer alan bir gözlüğün çevrede çalışma olması ile kırılmasının, düşmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili şirketin iddia edildiği gibi hilti ile bir çalışması olmadığını, davacı taraf 28 aralık 2023 tarihinde Yargıtay'ın tahliye kararını onaması ile icra kanalıyla tahliye edildiğini, kiracı olarak kullandığı işyerini kullanılamaz bir şekilde bıraktığını, davacı tarafça sayısız asılsız şikayette bulunulduğunu, bunlardan birinde ise işyerinin yeni sahibi olan müvekkili şirketin yetkilisinin tavanı delip işyerine girdiğini ve bir adet gözlük çaldığına dair şikayette dahi bulunduğunu, sonrasında müvekkili şirketten tahliye için 2.000.000-TL ve yeni açacağı yerin komple tadilatını yapmasını dahi istediğini, bu taleplerinin kabul görmeyip İstinaf mahkemesi tahliye kararını onayınca asılsız zarar talepleri ile müvekkilinden para almaya çalışmış olduğunu, müvekkili şirketin sigortası olması sebebiyle davanın öncelikle müvekkili şirketin sigorta şirketine ihbar edilmesini, haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "Davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen İstanbul 19.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 33.939,50-TL asıl alacak üzerinden aynı koşullar altında devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, Yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine," karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Dava konusu binanın sigortalı olmasına rağmen gerekçeli kararda bu hususun değerlendirilmediğini, davacının işbu dosyaya konu ettiği gözlükler için istanbul 32. sulh hukuk mahkemesi 2024/778 e. sayılı dosyasında dava açıp sonrasında feragat edip yeni dava açması hukuken mümkün olmadığını, değişik iş dosyasında yapılan tespitin sadece davacının talepleri doğrultusunda hazırlandığını, bu rapora itiraz ettiklerini iddianın usulüne uygun ispat edilmediğini, davacının haksız menfaat peşinde olduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; Haksız eylemden kaynaklanan alacak takibine yönelik itirazın iptali davasıdır.
Haksız eylemden kaynaklanan alacakta davacının doğrudan haksız eylemi gerçekleştiren kişiden 6098 sayılı yasanın 49 ve devamı maddelerine göre zararını talep edebileceği, davalının tadilat yaptığı binayı sigortalamış olmasının haksız eylem sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı ve sigortacı ile aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı anlaşılmakla bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
İstanbul 32. Sulh Hukuk Mahkemesi 2024/778 esas sayılı dosyasında davacının HDI Sigorta Anonim Şirketi, davalının iş bu dava davalısı olduğu, dava konusunun 12/05/2023 tarihinde sigortalı işyeri üst katında bulunan davalıya ait bağımsız bölümde tadilat işlemleri yapılırken aletli kazı çalışmaları esnasında atık su tesisatının kırılması ve tadilatının yapılmaması sonucu alt kat sigortalı işyerine sirayet eden atık sular sebebiyle meydana gelen zararın sigortacı tarafından ödenmesi sonucu açılan rucuen tazminat davası olduğu, 28/11/2024 tarihli duruşma zaptında taraf vekillerinin karşılıklı olarak davadan feragat ettiklerinin vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığı görülerek davanın feragat sebebiyle reddine, karar verildiği, eldeki dava ile feragat ile sonuçlanan davanın tarafları ve konusunun aynı olmadığı anlaşılmakla bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
6098 sayılı yasanın 50. maddesine göre; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.
Dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporunun bu kapsamda olayların olağan akışına uygun olduğu, davacıya atfı kabil kusur bulunmadığı tespit olunan zarar miktarının hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmakla bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/529 Esas 2025/627 Karar sayılı 30/09/2025 günlü kararına yönelik davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.318,41 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 615,40 TL'nin mahsubuyla bakiye 1.703,01 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,
5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/06/2026