Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde kardeşler arası açılan menfi tespit davasında sahte olduğu iddia edilen kambiyo senedinin geçersizliği ve haksız icra tahsilatının iadesi talep edildi.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacının, davalının hakkında başlattığı 310.000 TL bedelli kambiyo senedine dayalı icra takibine karşı borçlu olmadığının tespiti ve tehdit altında ödediği 528.457,50 TLnin iadesi talebiyle açtığı menfi tespit davasını konu almaktadır; davacı söz konusu senedin sahte, geçersiz, zaman aşımına uğramış, tahrif edilmiş, eski bir para birimiyle düzenlenmiş, yanlış adres ve isim içerdiğini ve imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederken, davalı mahkemenin görevsizliğini, harç eksikliğini ve kısmi davanın usule uygun olmadığını savunmaktadır.

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye YetkiliANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2022/866 EsasKARAR NO: 2025/93HAKİM : ... ...KATİP : ... ...DAVACI : ... - ... VEKİLLERİ : Av. ... -.... Av. ....DAVALI : ... - ... ...VEKİLİ : Av. ... - ....DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 15/12/2022KARAR TARİHİ : 13/02/2025YAZIM TARİHİ : 13/03/2025Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; uzun yıllardır yurt dışında yaşayan müvekkilİ ile davalının kardeş olduğunu, davalının geçmiş tarihlerde müvekkilinin avukatlığını ve başkaca işlerde vekilliğini yaptığını, davalının, müvekkiline annelerinden miras kalan varlıkları kendisine vermemesi üzerine müvekkilinin, .... E. sayılı dosyasıyla ortaklığın giderilmesini talep ettiğini, davanın kabul edildiğini, davalının, bu davayı kaybetmesinden sonra, kötü niyetle, müvekkilinin borçlu olmadığını bildiği, 310.000,00 ... bedelli kambiyo senedine dayalı ....D.İş sayılı dosyasıyla ihtiyati haciz işlemi yaptığını, ....E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, müvekkilinin haciz tehdidi altında icra dosyasına toplamda 528.457,50 TL ödediğini, davalının başlattığı takibe konu senedin sahte, geçersiz, hukuki sonuç doğuramaz halde olup icra takibinin hukuka aykırı olduğunu, davaya konu senedin, müvekkilinin bilgisi dahilinde olmadığını, müvekkilinin kardeşi de dahil olmak üzere, hiç kimseye bu büyüklükte bir senet düzenlemediğini, davaya konu senette tanzim tarihinin 17/01/2008 olarak belirtildiğini, davaya konu 310.000,00 ...'lik senedin tanzim tarihinde 261.979,21 .... dolarına karşılık geldiğini, bu bedelin günümüzde yaklaşık 4.846.615,39 TL'ye karşılık geldiğini, davalı ile kardeşi müvekkili arasında hiçbir zaman bu büyüklükte bir ticari veya adi iş/işler gerçekleşmediğini, diğer yandan, bu büyüklükteki bir hukuki işleme ilişkin yazılı sözleşme, fatura gibi ek delillerin de bulunması gerektiğini, şu halde, bu büyüklükteki bir kazandırmanın karşılığında müvekkiline ne tür bir menfaat sağlandığının ispat yükünün davalı olduğunu, senette tahrife dair izler, çelişkili tarihler, geçersiz bir bedel, alacaklı adı ve adres bulunduğunu, senette birbirinden farklı yazı tipleri, birbirinden farklı kişilerce yazılmış yazılar, birbirinden farklı kalemler kullanılarak tamamlanmış kelimeler, çelişkili tarihler, çizikler bulunduğunu, bu kapsamda senedin bilirkişiye tevdi edilmesiyle senette kaç farklı kişinin ve kalemin yazısı olduğu, senetteki yazıların yaklaşık yazılma zamanları, yazılarda tahrif olup olamayacağına ilişkin inceleme yaptırılmasını talep ettiklerini, senet bedelinin ... olarak belirtildiğini, senetteki bedelin "üçyüzonbin Y.T.Lirası" olarak belirtildiğini, senedin, artık tedavülde olmayan bir para birimi uygulamasının geçerli olduğu dönemden kalma, geçersiz bir bedel içerdiğini, davaya konu senette müvekkilinin adresinin yıllar önce ayrılmış olduğu adres olduğunu, müvekkilinin senette belirtilen adresle uzun yıllardır hiçbir bağı bulunmadığını, davaya konu senette alacaklının isminin hatalı yazıldığını, senedin üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığı gibi müvekkili ile davalı arasında vekaletname ilişkisi bulunduğunu, senedin üzerindeki imzanın, silik olduğunu, ayırt edilemediğini, müvekkilin o tarihteki imzasına benzemediğini, senetteki diğer yazıların yazıldığı kalemlerden farklı bir kalemle çizildiğini, ayırt edici özellikleri taşımadığını, senedin tanzim tarihi ile icra takibi tarihi arasında tam 14 yıl 5 ay 21 gün bulunduğunu, senedin ödeme tarihinin 23/05/2015 olduğu kabul edildiğinde, senet zaman aşımına uğradıktan sonra icra takibi başlatıldığını, davalarının kabulü ile, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ....E. sayılı dosyasındaki haciz tehdidiyle ödemek zorunda kaldığı haksız bedelin şimdilik 1.000,00 TL'sinin, ödeme tarihinden itibaren işletilecek ... kısa vadeli avanslar için uyguladığı oranda faiziyle birlikte, davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede ikame edildiğini, iş bu davada tarafların tacir olmadığı gibi dava konusu ticari işletme ile ilgili de olmadığını, görevli ve yetkili mahkemenin .... olduğunu, harcın eksik ikmal edildiğini, dava dilekçesinde ayrıntılı olarak izah edildiği üzere davacı davaya konu senet için ödediği 528.457,50 TL'nin istirdadı yönünde talepte bulunduğunu, ancak davanın 1.000,00 TL üzerinden ikame edildiğini, iş bu davada kısmi olarak talepte bulunulamayacağı gibi miktarında davacı tarafından kesin ve net olarak bilindiği de dikkate alındığından belirsiz alacak davası olarak da açılmasının mümkün olmadığını, mahkemenin davacıya 528.457,50 TL miktar üzerinden eksik harcı tamamlaması için süre vermesi, aksi halde davayı reddetmesi gerektiğini, istirdat davasının ikame edilebilmesi için, takip hukuku açısından paranın cebri icra tehdidi altında ödenmiş olması gerektiğini, takip başlatılmış olmasına rağmen henüz kesinleşmeden yapılan ödemenin ise cebri icra tehdidi içerisinde yapılmış ödeme olarak sayılmayacağını, davacının, tebligat yapılmadan, herhangi bir tehdit olmadan dosya borcunu ödediğini, davacının ihtiyati haciz kararına da herhangi bir itirazı olmadığını, davacının dava dilekçesinde ödeme emri henüz kendisine ulaşmadan, ödeme yaptığını kabul ve ikrar ettiğini, ....Esas sayılı dosyasından başlatılan takibin dayanağının, .... D. İş sayılı dosyasından, kambiyo senedine dayalı olarak verilen ihtiyati haciz kararı olduğunu, davacı borçluya, henüz icra ödeme emri tebliği edilmeden, icra takibi kesinleşmeden, herhangi bir ihtirazi kayıt düşülmeden borcun ödenmesi karşısında, davacının icra tehdidi altında ödeme yaptığı beyanın kabulünün mümkün olmadığını, senedin ... ibaresini taşımasının senedin geçerliliğine bir etkisi bulunmadığını, kaldı ki senet tanzim edildiği tarihte ... uygulamasının hala geçerli olduğunu, ileriye dönük uzun vadeli senet tanziminin önünde de herhangi bir kısıtlama olmadığı gibi yerleşik içtihatların da bu şekilde senet tanzim edilebileceğini ve senedin geçerliliğine bir helal getirmeyeceğini kabul ettiğini, davacının, senet üzerindeki adresin yıllar önce ayrıldığı adres olduğunu beyan ettiğini, oysa davacının bu adreste ikamet ettiğini, hala da eşi ve çocuklarının bir kısmının bu adreste ikamet ettiklerini, kaldı ki davacının ayrıldığını iddia ettiği adresi vekaletnamede ve ....E sayılı dosyasında tebligat adresi olarak gösterdiğini, davacının senet üzerinde davalı isminin hatalı olduğunu bildirdiğini, bu beyanın da gerçekleri yansıtmadığını, davalı isminin daha sonra birleşik hale geldiğini, iki ismin birleşik olarak yazılmasının halen kabul görmediğini ve ayrı yazıldığını, davalı için düzenlenen 2000 yılında tanzim edilen pasaporttan da anlaşılacağı üzere bu tarihlerde davalı isminin resmi kayıtlarda ayrı olarak yazıldığını, davacının haksız ve kötü niyetli olarak borcu ödemeden hemen önce davalı ile yaptığı yazışmalarda iş bu davaya dayanak olması için senedi inkar etmişse de devamında çabalarının faydalı olmayacağını anladığından davalardan karşılıklı vazgeçmek istediğini, parası olmadığından yine tarafların aynı olduğu ortaklığın giderilmesinden gelecek parayla borcu ödemek istediğini beyan ettiğini, davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER:-Bilirkişi raporu:20/12/2024 tarihli .... raporunda özetle; adli imza incelemesini etkileyen faktörlerin, çevresel ve içsel olmak üzere iki ana grupta toplanabildiği, bir imzanın karakteristik şeklini almasının; bu çevresel ve içsel faktörlerden olan kişinin yaptığı mesleğe, kişinin kişisel ve kültürel yetenek ve becerisine bağlı olup çok çeşitli fiziksel ve ruhsal farklılık ve etkenlerle (yazı materyalleri, yazıldığı yüzey, çeşitli hastalıklar, bazı ilaçlar veya alkol uyuşturucu kullanılması, yaşlılık, el veya koldaki ortopedik özürler vb.) değişebileceği gibi zamana bağlı olarak da farklılıklar gösterebildiği, bu sebeple; imzalardaki muhtemel değişiklikler ile doğal değişim aralığının ya da doğal sapmaların görülebilmesi amacıyla, kişilerin mümkün olduğu kadar farklı tarihli ve farklı amaçlar için atmış oldukları mukayese imzalarına ihtiyaç duyulduğu, inceleme konusu senedin ödeyecek hanesinde “...” adına atfen atılı bulunan imzalar ile ...'ın mukayese imzaları arasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada; mevcut mukayese imzaların tamamının huzurda alınmış olması, huzurda alınan mukayese imzaların değiştirme gayreti içerisinde atılmış olabileceği değerlendirildiğinden ve belirtilen sebeplerden dolayı inceleme konusu senedin ödeyecek hanesinde atılı bulunan söz konusu imzaların ...'ın eli ürünü olup olmadığı hususunda müspet ya da menfi bir kanaat bildirmenin mümkün olamadığı belirtilmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:Dava, .... sayılı takip dosyasına dayanak senet nedeniyle davalı yana borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “ispat yükü” başlıklı 190. maddesinin 1. fıkrasında yukarıdaki düzenlemeye paralel olarak ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağı belirtilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davalarında ispat yükü, davacının iddiasının dayandığı nedenlerin niteliğine göre değişkenlik gösterir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (....). Somut olayda; davacı, davalı ile kardeş olduğunu, aralarında hiçbir zaman bu miktar senet düzenleyecek bir alışverişin olmadığını, dava konusu senedi imzalamadığını, böyle bir borcu bulunmadığını ileri sürerek, senet altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, tahrifatlar bulunduğunu, bu nedenle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Bu halde, hukuki ilişkinin varlığını, senet üzerindeki borçlu imzasının davacıya ait olduğunu ispat etmek davalı alacaklıya düşmektedir.Mahkememizce takip dayanağı senet üzerindeki keşideci borçlu adına atfen atılı imzaların, davacı ait olup olmadığına yönelik bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve alınan Kriminoloji uzmanı bilirkişi raporu ve .... raporunda bonodaki imzanın davacıya ait olup olmadığının mevcut mukayese imzalar ile tespit edilemediğinin bildirildiği, senet tanzim tarihinin dava tarihinden 14 yıl önce olması ve davacının uzun süre yurt dışında yaşamış olması sebebiyle toplanabilecek senet tanzim tarihine yakın samimi imza yerlerinin sınırlı olduğu, dosya kapsamında tamamına müzekkere yazılarak imzaların celp edilmeye çalışıldığı, toplanabilecek başka bir imza örneğinin bulunmadığı anlaşılmakla, mevcut dosya kapsamındaki deliller incelenmek suretiyle hüküm tesisi yoluna gidilmekle, davalı tarafça imzanın davacı elinin ürünü olduğu ispatlanamadığının kabulü ile .... esas sayılı icra takibine dayanak düzenleyeni ..., lehtarı ... olan, 310.000,000 TL bedelli, 17/01/2008 tanzim, 23/05/2015 vade tarihli senet nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davanın KABULÜNE,.... esas sayılı icra takibine dayanak düzenleyeni ..., lehtarı ... olan, 310.000,000 TL bedelli, 17/01/2008 tanzim, 23/05/2015 vade tarihli senet nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, İcra dosyasına ödenen 528.457,50 TL'nin 29/08/2022 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Bu karar nedeniyle alınması gerekli 36.098,93 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harç ile 9.008,00 TL harç olmak üzere toplam 9.088,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 27.010,23 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 3.120,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,Davacı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 83.268,63 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 10.504,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair, Davacı Vekili Av. ....'ın (e-duruşma) yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/02/2025Katip ... ¸e-imzalıdır. Hakim ... ¸e-imzalıdır.