Ticari ilişkiye dayalı cari hesaptan alacak davasında, ticari defterler ve BA-BS formlarıyla borcun teyit edildiği istinaf kararı incelemesi.
Özet: Davacı şirketin, iflas erteleme süreci nedeniyle durdurulan icra takibine konu cari hesaptan kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla açtığı davada, ilk derece mahkemesi, taraflar arasında 2014ten beri devam eden ticari ilişkiyi, ticari defterleri, BA-BS formları ve diğer kayıtları inceleyerek davalı şirketin davacıya 536.249,66 TL borçlu olduğunu tespit etmiş ve davalının fatura tebliği ile ihtar eksikliği savunmalarını reddederek alacak talebini kabul etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2023/2177 EsasKARAR NO : 2026/1131 KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : 2018/1329 Esas- 2023/265 KararTARİH: 15/03/2023DAVA: AlacakKARAR TARİHİ: 04/06/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı Borçlu Şirketin Müvekkili Şirkete Cari Hesaptan kaynaklanan borcu nedeniyle İzmir 1.İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasıyla İcra Takibi başlatıldığını, Davalı İstanbul Anadolu 4.ATM 2016/702 E. Sayılı dosyasıyla görülen İflas Erteleme Davası 02.06.2016 tarihli Ara Kararı gereğince şirket hakkında İİK.179/b Md. uyarınca yeni takip ve haciz yapılamayacağından ve ayrıca böyle bir borcunun olmadığından bahisle takibe itiraz ettiğini, işbu haksız itiraz nedeniyle takibin durmuş olduğunu, davalı şirket hakkında verilen tedbir kararının halen devam etmekte olup, bu sebeple davalı hakkında icra işlemi yürütülememekte ve haksız itirazın kaldırılması için İtirazın İptali Davası açılamamakta olduğunu, davalı her ne kadar Müvekkili Şirkete Borcu olmadığını ileri sürerek sırf zaman kazanmak için takibe itiraz etmiş ise de tarafların ticari defter ve dayanakları incelendiğinde müvekkili şirkete olan borcun miktarının netlik kazanacağını iddia ederek, Fazlaya ilişkin Hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000.-TL Alacağın takip tarihi olan 22.10.2018 Tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkili davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.Davacı vekili 14/06/2022 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; alacak talebimini 533.834,65 TL arttırarak 534.834,65 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı Şirketçe müvekkili Davalı Şirket aleyhine İzmir 1.İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasıyla İcra Takibi başlatıldığını, İstanbul Anadolu 4.ATM 2016/702 E. sayılı dosyasıyla görülen İflas Erteleme Davası 02.06.2016 tarihli Ara Kararı gereğince takibe itiraz edilerek takibin durdurulmuş olduğunu, akabinde Davacının var olduğu alacağının tahsili amacıyla huzurdaki davayı ikame etmiş olduğunu, Davacı yanın, Dava Dilekçesi ekinde yer vermiş olduğu... Dökümünde var olduğu iddia edilen Alacak bakiyesine dair bugüne kadar müvekkili şirkete herhangi bir fatura tebliğ edilmemiş olduğunu, bilindiği üzere taraflar arasında mevcut ticari ilişki neticesinde düzenlenecek faturaların ilgili kişilere tebliğinin sağlanması gerektiğini, oysa ki davacı yanın... ilişkin olarak müvekkili şirkete tanzim etmesi gereken faturaların müvekkili şirkete tebliğ edilmemiş olup, müvekkili şirketin itiraz hakkının açıkça elinden alınmış olduğunu, Müvekkili Şirkete alacaklara ilişkin ne fatura tebliğ edilmiş ne de şifahi bir talepte bulunulmuş olduğunu, Müvekkili Şirketin talep edilen borçlardan haberdar bile olmadığını, muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceğinin esas olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla faturalar tebliğ edilmiş olması yeterli olmayıp, alacaklı olduğunu iddia eden davalının ihtarda bulunması gerekmekte olduğunu savunarak, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 15/03/2023 tarih ve 2018/1329 Esas- 2023/265 Karar sayılı kararında;Davanın cari hesaptan kaynaklı alacak davası olduğu, taraflar arasında ticari defter ve kayıtların incelenmesi sonucu 2014 yılından itibaren herhangi bir yazılı sözleşme olmaksızın ticari ilişkinin devam ettiği, davacı şirketin mal satın alan alıcı niteliğinde olduğu, davalı şirketin mal satan satıcı konumunda olduğu, mermer üretimi ve satışı konusunda geçmişe dayalı bir ticari ilişki olduğu, davacı şirketin davalı şirketten satın alacağı mermer ürünler için davalı şirkete USD bedelle düzenlenmiş çekler keşide ederek avans niteliğinde ödemeler gerçekleştirildiği, bunun karşılığı olarak da satıcı konumunda ki davalı şirketin alıcı konumunda ki davacı şirkete değişik tarihlerde mermer üretimi teslim ederek faturaların düzenlendiğinin tespit edildiği, her iki tarafın değişik tarihli fatura kayıtlarının Vergi Dairelerinden celbi sonucu BA-BS formlarının birbiri ile tamamen mutabakat halinde olduğu, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu, dava tarihi itibariyle 536.249,66 TL (97.586,88 USD) alacaklı olduğu tespit edildiği, her iki tarafında ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olması, dosya içerisine celp edilen BA-BS formlarının tam bir uyum içerisinde olması, tarafların 2014 tarihinden itibaren geçmişe dayalı bir mermer alım satımı konusunda cari hesap ilişkilerinin olduğu tespit edilmekle açılan davanın dosya içerisine sunulan 14.06.2022 tarihli ıslah dilekçesi uyarınca 534.834,65 TL bedel üzerinden kabulüne, temerrüt tarihinin İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası uyarınca davalı borçlu hakkında temerrüt tarihi oluştuğu tespit edilerek takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının hatalı olduğunu, ıslah tarihi dikkate alınmadan, temerrüt oluşmamasına rağmen 22.10.2018 tarihinden itibaren faiz işletilmesi sebebiyle kararın hatalı olduğunu, davacı tarafça davalıya yönelik cari hesap alacağından kaynaklı alacakların tahsili için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik demek suretiyle kısmi dava açıldığını, Mahkemece kısmi dava olarak açılan davalarda ıslah yapılmış ise; dava dilekçesinde talep edilen alacak miktarı dava tarihinden, ıslah ile arttırılan kısım ise ıslah tarihinden itibaren faiz hükmü vermesi gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen kısım içinde icra takip tarihinden itibaren faiz işletilmesinin doğru olmadığını, davalının temerrüte düşürülmediğini, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi kapsamında TTK 101 maddesi gereğince; zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, davacının dava dilekçesindeki talepleri ve ıslah ile arttırılan miktar itibariyle alacağının zamanaşımına uğradığını, Mahkemenin davalı şirket tarafından iflas ertelemeye ilişkin İstanbul Anadolu 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/702 esas sayılı dosyasını incelemeden ve sonucunu dikate almadan hüküm verdiğini, davacı tarafın alacaklı olduğunu iddia ettiği cari hesap ilişkisi kapsamında faturaların davalıya tebliğ edilmediğini, alacağın ispat edilmediğini, yargılama sırasında birçok kez tarafların 2019-2020 yıllarına ilişkin ticari defter ve kayıtların da incelenmesi yönünde talepleri olduğunu, ancak mahkemece ısrarla bu husustaki itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişiler tarafların sadece 2018'e kadar olan defterlerini incelemek suretiyle iki raporda da eksik inceleme yapıldığını, 2018 sonrası defterlerin incelenmesi sonucunda cari ilişki kapsamında davalı şirketin de alacakları olduğu tespit edileceği ve ortada bir borç olmadığı anlaşılacağını, 28.04.2021 tarihli bilirkişi raporuna beyanlarında belirtildiği üzere davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre, 2018 yılı hesap dönemi itibariyle davalı şirketin, davacı şirkete avans borcu olmadığı gibi, 2019 ve 2020 yıllarında taraflar arasında devam eden ticari ilişki kapsamında, davacı şirkete satışı yapılarak teslimi yapılan mallara ilişkin fatura kesildiğini, kesilen fatura bedelleri ile davacının avans alacağı da zaten ortadan kalktığını, ısrarlı taleplerine rağmen bilirkişiler tarafından sadece 31.03.2014-28.04.2016 tarihleri arasındaki hesap dönemini incelediği yine taraflar arasındaki hesap döneminin tamamına dair bir inceleme yapılmadığının da görüldüğünü, davanın itirazın iptali davası değil cari hesaba dayalı alacak davası olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin tamamının incelenmesi gerektiğini, takas-mahsup talepleri hakkında değerlendirme yapılmadığını, davalı şirket ile davacı arasındaki ticari ilişkinin dosya kapsamında defter incelemesi yoluyla bilirkişilerce incelenmiş son yıl olan 2018'den sonra da devam ettiğini, davalı şirketin, davacıya mallar sattığını ve söz konusu malların bedellerinin ödenmediğini, davacının da davalıya borçlu olduğunu, buna ilişkin faturaların dosyaya sunulduğunu, bilirkişi raporlarının eksik inceleme dayalı olduğunu ve hükme esas alınmasının mümkün olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; açık hesap alacağının tahsili talebine ilişkin olup, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında mermer alım satım sözleşmesi olduğu, davacı tarafından davalıya verilen avans çekleri karşılığında davalının davacıya mermer teslim ettiği, davacı tarafından verilen avans çeklerinden davalı tarafından düzenlenen faturaların mahsup edilerek ticari ilişkinin 2014 yılından itibaren açık hesap ilişkisi şeklinde sürdüğü ve yargılama sırasında da devam ettiği anlaşılmıştır. Davacı vekili iş bu davada, davacı tarafından davalıya verilen avans çekleri karşılığı ürünlerin teslim edilmediğini iddia edilerek açık hesapta görünen bakiye alacağın tahsilini talep etmiştir. Gerçekten de tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede her iki tarafın ticari defterine göre davacının davalıdan dava tarihi itibariyle 97.586,88 USD alacaklı olduğu sabittir. Ancak davalı vekili tarafından tüm yargılama boyunca taraflar arasındaki ticari ilişkinin davadan sonra da devam ettiği, davacı tarafından verilen avans çekleri karşılığı ürünlerin davacıya teslim edildiği, hatta davalının alacaklı konuma geçtiği, bu durumda davanın konusuz kaldığı ileri sürülerek ve buna ilişkin faturalar ve hesap ekstresi sunularak bu hususun tespiti için tarafların 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin ticari defterlerin incelenmesi talep edilmesine rağmen Mahkemece bu talebe hangi gerekçe ile itibar edilmediğinin açıklanmadığı, davalı tarafça ıslah dilekçesine karşı sunulan zamanaşımı def'i hakkında olumlu/ olumsuz bir karar verilmediği, davanın alacak davası olduğu gözetildiğinde hangi gerekçe ile dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde talep edilen miktara icra takip tarihinden itibaren faiz işletildiği hususunun açıklanmadığı, davalının savunmalarının her biri hakkında gerekçeli değerlendirme yapılmadığı ve eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, davalının savunması hakkında davacının beyanları alındıktan sonra taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıcından itibaren tüm yıllara ilişkin tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle dava tarihinden sonra taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam edip etmediği, davacı tarafından verilen avans çekleri karşılığı davalı tarafından ürünlerin teslim edilip edilmediği ve tarafların açık hesabından mahsup edilip edilmediği tespit edilerek davalının savunmasının denetlenmesi, davalının savunmasının haklı olduğuna karar verilmesi halinde davanın konusuz kalacağı gözetilerek konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek dava tarihindeki haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında karar verilmesi, davalının savunmasının teyit edilmemesi halinde mevcut delil durumuna göre karar verilmesi, davalının zamanaşımı def'i, tarafların tüm iddia ve savunmaları hakkında değerlendirme yapılarak sonucuna göre gerekçeli olarak karar verilmesinden ibarettir. Sonuç itibariyle, davalının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçelerle kabulü ile; ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 maddesi gereğince kaldırılmasına dosyanın yargılamaya devam edilerek yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılmak ve oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere mahkemesine iadesine, davalının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/03/2023 tarih ve 2018/1329 Esas- 2023/265 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/06/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.