İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, bankanın genel kredi sözleşmesine aykırı olarak döviz endeksli krediyi tek taraflı TLye çevirip haksız kur farkı ve ek ödeme talep etmesiyle oluşan alacak davasını karara bağlıyor.
Özet: Davacı şirket, davalı bankadan kullandığı döviz endeksli krediyi sözleşmeye uygun şekilde ve zamanında tamamen ödemesine rağmen, bankanın bu krediyi tek taraflı olarak Türk Lirasına çevirmesi sonucu haksız yere kur farkı, KKDF ve BSMV gibi kalemler adı altında ek borç talep ederek, şirketi ihtirazi kayıtla ödeme yapmaya zorladığını ve bu hukuka aykırı işlemin şirketin ticari itibarını ve kredi sicilini olumsuz etkilediğini ileri sürerek, fazladan tahsil edilen bedellerin iadesi ve oluşan zararın tazminini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2127 Esas
KARAR NO : 2026/1101 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2020/533 Esas- 2023/516 Karar
TARİH: 11/07/2023
DAVA: Genel Kredi Sözleşmesine Aykırılıktan Kaynaklanan (Alacak)
KARAR TARİHİ: 04/06/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin Türkiyede kuru temizleme faaliyetlerinde uzun yıllardır faaliyet gösteren ve sektöründe öncü olan firmalardan olup, birçok banka nezdinde kredi vb. finansal işlemlerini hiçbir olumsuz sicil olmaksızın uzun yıllardır yürütmekte olduğunu, uluslararası ticari işlemler ve ithal ettiği ürünler için de dövize endeksli kredi kullandığını, davalı ile de bu işlemleri yürütmek amacı ile 04.04.2018 tarihinde davalının Acıbadem Şubesinde kredi sözleşmesi imzaladığını ve akabinde sözleşmeye uygun olarak, temerrüde düşmeksizin ana para, faiz, BSMV, KKDF ödemeleri de dahil olmak üzere tüm ödeme kalemlerini muntazam olarak ifa ettiğini, ancak, tüm bu duruma rağmen, davalı banka tarafından, aşağıda detaylı izah edeceği üzere sözleşmeye aykırı ve tek taraflı işlemle ilgili kredi TLye çevrilmiş ve müvekkili tarafından tüm ödemelerin zamanında ödenmesine ve kredi borcunun bitirilmesine rağmen Kadıköy 31.Noterliği tarafından gönderilen ... yevmiye numaralı, 03.01.2019 tarihli ihtarname ile Borçlu Cari Hesap ve Ticari Kredili Mevduat kredisine konu borçların 30.12.2018 tarihi itibariyle muaccel hale geldiğinden bahisle anapara, faiz, kur farkı, KKDF, Bsmv ve sözleşme gereğince ödenmesi gereken bir takım kalemler olduğun ihtar edilerek 103.338,28 TL tutarında ödeme talebinde bulunulmuş olup, müvekkili tarafından da 78,500,00 TL tutarında bedel ihtirazi kayıtla ödenmek durumunda kalındığını, ancak davalı bankanın talebi haksız ve hukuka aykırı nitelikte olduğu gibi hukuka aykırı olarak borcun kat edilmesi ve temerrüde düşürülmesi ilgili müvekkilin kredi sicilini, ilgili kurumlar nezdindeki ticari itibarını olumsuz şekilde etkilediğini, tüm ticari yaşantısı boyunca bankalar nezdinde kredisinde olumsuz bir durum bulunmamasına rağmen, davalı bankanın sözleşmeye aykırı hareketleri nedeniyle ticari itibarı zedelendiğini, taraflar arasında 04.04.2018 tarihinde döviz endeksli kredi kullanıldığını, müvekkili tarafından da sözleşmeye ve banka tarafından yapılan bildirimlere uygun olarak kredi ödemeleri ifa edildiğini, ancak buna rağmen döviz endeksli kredinin tek taraflı olarak davalı bankaca TLye çevrilmesinden kaynaklanan kur farkı, BSMV, KKDF vb. tüm masraflar müvekkil şirketten haksız olarak talep edilmiş olup, bu durum gerek mevzuata gerekse de taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiye aykırı nitelikte olduğunu, müvekkili tarafından 04.04.2018 tarihinde 3,60 faiz oranı ile... Acıbadem Şubesinden 94.100,00 Euro bedelli Dövize Endeksli Kredi (DEK ) kullanılmış olup, kredi faiz tutarı ve ana para ödemeleri yasal süresi içinde tamamlanmış ve 28.12.2018 tarihinde toplam 97.500,00-Euro ödenmek suretiyle borç kapatılmış ancak buna rağmen 30.12.2018 tarihi itibariyle anapara, faiz, kur farkı vb. kalemlerden oluşan ve hiçbir surette kaynağı açıklanmaksızın toplam 103,338,28 TL tutarında ödeme talebinde bulunulduğunu, bu kapsamda, müvekkili şirketin bankaların ortak kayıt sisteminde temerrüde düşmüş gözükmesi ve sicilinin olumsuz etkilenmesi sebebi ile ilgili ödeme ihtirazi kayıt ile müvekkil şirket tarafından yapılmış, akabinde de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna şikâyette bulunulmuş ve bankanın tek taraflı, keyfi olarak müvekkil adına kredi sözleşmesinde ve mevzuatta yeri olmayan fazladan çıkarılan borç kalemlerine ilişkin kurumun yerinde denetim/gözetim yetkisini kullanmasının talep edildiğini, Davalı Banka tarafından ise 17.10.2018 tarihli yazı ile 94.100,00 EURO bedelli DEKin tek taraflı ve kanuna aykırı olarak TLye çevrildiğinin bildirildiğini ve devamında bu çevirme işleminin 32 sayılı Karar kapsamında yapıldığı belirtildiğini, ancak , davalı bankanın dava konusu fazladan tahsil etmiş olduğu bedeller sözleşmesel ilişkiye aykırı olduğu gibi, atıf yapmış olduğu ve ilgili karar çerçevesinde kredinin TLye çevrilmiş olduğunu iddia ettiği 32 sayılı karara da aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili ilgili kredi sözleşmesine ilişkin tüm ödemeleri şubenin belirttiği ödeme tutarlarına ve zamanına riayet ederek gerçekleştirdiğini, bu duruma rağmen bankanın keyfi uygulama ile dek kredisini TLye çevirerek ek ödeme talep etmesi kabul edilemeyeceğini, müvekkili tarafından kullanılan Döviz Endeksli Krediye ilişkin olarak, ilgili bankanın yönlendirme ve talimatları ile aşağıdaki tutar ve tarihlerde ödemeler gerçekleştirilmiş olup, bankanın aşağıda belirtilen ödemelerin dışında talep ettiği ve müvekkilin ihtirazi kayıt ile ödemek durumunda kaldığı 78.500,00 TL ile haksız kazanç sağladığının açık olduğunu, 28.09.2018 tarihinde kredi faiz tutarı olarak 16.000 TL
04.10.2018 tarihinde 75.000,00 TL olarak ( 10.000-Euro/Kur 7.10 ) (Garanti Acıbadem )
12.10.2018 tarihinde 29.000,00 TL olarak (4.500-Euro/Kur 6.50)(Teb Altunizade)
19.10.2018 tarihinde 39.000,00 TL olarak (6.000-Euro/Kur 6.45)(... Altunizade)
13.11.2018 tarihinde 93.000,00 TL olarak (15.000-Euro/Kur 6.10)(İş bankası /Acıbadem)
28.12.2018 tarihinde 62.000,00 EURO ile toplamda 97.500 ,00 EURO ödeme yapıldığını, 30.11.2018 tarihinde ise Kredili Mevduat Hesabı adı altında 4.500,00 TL tutarında fazladan bir ödeme daha talep edildiğini ve bu ödeme de müvekkili tarafından ifa edildiğini, yapılan tüm ödemelere rağmen, 03.01.2019 tarih, ... yevmiye no lu ihtarname ile talep edilen bedel, kanuni ve sözleşmesel hiçbir dayanağı olmadan, detaya ilişkin hiçbir açıklama yapılmaksızın, tamamen keyfi olarak talep edildiğini ve müvekkil bu tutarı ödemek zorunda bırakıldığını,
davalı banka tarafından 32 sayılı karara atıf yapılarak sözleşmenin TLye çevrildiği belirtilmiş olsa da, yukarıda detaylı olarak izah edildiği üzere taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin tek taraflı olarak TLye çevrilmesi mümkün olmadığını, bir an için aksi düşünülse dahi türk parası kıymetini koruma hakkında 32 sayılı karara ilişkin 2018-32/52 nolu tebliğde türk parasına çevrilmenin hangi şekilde yapılacağı açıkça belirtilmiş olduğunu, davalı banka tarafından bu usullere de uyulmadığını, davalı bankanın haksız ve hukuka aykırı olarak fazladan tahsil etmiş olduğu bedeller nedeniyle müvekkili şirketin kredi sicili olumsuz etkilendiğini, bu sebeple de maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, uzun yıllardır sektöründe lider olan müvekkil firmanın ticari itibarı şüphesiz bu durum nedeniyle sarsılmış olup, bu nedenle müvekkili lehine manevi tazminat ile uğradığı zararlar nedeniyle hükmedilmesi gerektiğinin açık olduğunu bildirip, belirsiz alacak davası olarak açtığı huzurdaki davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; 78.500,00 Türk Lirası tutarında sözleşmeye aykırı olarak tahsil edilen bedelin ödendiği tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile iadesine, haksız ve hukuka aykırı olarak tahsil edilen tutar nedeniyle müvekkilinin kredi sicili olumsuz etkilendiğinden müvekkilin bu nedenle uğradığı diğer tüm zarar ve ziyan kalemlerinin hesaplanmasını, bu kapsamda belirsiz alacak davası olarak açtığımız huzurdaki davada fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1000,00-TL tutarında maddi tazminatın müvekkilinin hukuka aykırı olarak temerrüde düşürüldüğü tarihten bu yana işletilecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini, haksız ve hukuka aykırı işlem nedeniyle müvekkilinin ticari itibari zedelendiğinden 50.000,00 TL tutarında manevi tazminatın davalıdan tahsiline, karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı firma Banka Acıbadem Şubesinden 94.100,00 EUR. Karşılığı 01.10.2018 vadeli DEK (Dövize Endeksli Kredi) kullandığını, Dövize Endeksli TL Kredi; limiti Türk Lirası olarak tahsis edilen, kredi tutarı firmalara ilk ödeme tarihinde geçerli olan Banka Döviz Alış Kuru veya serbest kur ile Türk Parası üzerinden hesaplanarak kullandırılan; geri ödemesi ve faizi, endekslenen döviz cinsine göre Banka Döviz Satış Kuru veya serbest kur karşılığı Türk Lirası olarak tahsil edilen krediler olduğunu, anapara geri ödemesi sırasında geçerli olan kurların kredinin kullandırıldığı tarihteki kurun üzerinde olması durumunda oluşan tutarlar faiz geliri gibi düşünülmekte ve muhasebe kayıtları buna göre tesis edildiğini, TCMB Genelgelerine göre kur farkı geliri faiz geliri niteliğinde olduğunu, dövize endeksli kredilerde anapara kur farkı anapara geri ödeme tarihlerinde alındığını, Hesaplama ; Anapara kur farkı = geri ödenen anapara tutarı X (anapara geri ödeme tarihi kuru – anapara kullandırım kuru) yöntemi kullanılarak yapıldığını, anapara geri ödemelerinde anapara kur farkı geri ödenen tutara tekabül eden oranda kısmen alındığını, faiz ve anapara kur farkının faiz gelirlerimize intikal ettiği tarihte söz konusu tutarlar üzerinden BSMV kesintisi yapıldığını, davacı firmanın vadesinde söz konusu kredinin geri ödemesini yapmadığını, davacı firmanın ödeme yapamaması üzerine, firmaya vadesi gelen söz konusu Dövize Endeksli Kredinin kapatılmasını teminen Türk Lirası üzerinden 6 ay vadeli Borçlu Cari Hesap kredisi teklif edildiğini, firma bu teklifi de kabul etmediğini, vadesinde kullanmış olduğu kredinin kapaması yapmayan davacı firma kredi borcuna mahsuben vadeden sonra ödediği tutarlar ile kendi talebi doğrultusunda ara ödemeler yaptığını, ancak kredi borcunun tamamen kapanmaması nedeni ile kalan bakiye 90. gün sonunda takibe intikal ettiğini, davacı firmaya Kadıköy 31. Noterliği'nin 03.01.2019 tarih ... yevmiye sayılı hesap kat ihtarnamesi keşide edilerek muaccel hale gelen anapara, faiz, kur farkı, KKDF, BSMV ve sözleşme gereği ödenmesi gereken diğer kalemlerden oluşan toplam 103.338,28 TL'nin ihtarname masrafı ile 7 gün içerisinde ödenmesi ihtar edildiğini, ihtarname tebliği ile de firma tarafından muaccel hale gelen kredi borçları ödenmediğini, akabinde davacı firma ile yapılan görüşmeler sonucu, bir kısım faiz alacaklarından sarfı nazar edilerek, 11.02.2019 tarihinde 75.000-TL tahsilat yapılarak faiz imha ile kredi borçları tasfiye edildiğini, davacı firmanın dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıttığını, kredi ödemelerinin muntazam yapıldığını iddia etmekte ise de, dava konusu kredi yukarıda izah edildiği üzere 6 ay vadeli bir kredi olup vade tarihinde kredinin, belirlenen esaslar doğrultusunda kapatılmasının gerektiğini, ara ödemesi veya taksit ödemesi bulunmadığını, davacı firmanın ise kullanmış olduğu krediyi 6 aylık vade bitim tarihi olan 01.10.2018 kapatması gerekirken kapatmadığını, krediye ilişkin tek bir vade bulunmamakta olup vadesinde kapatılmasının gerektiğini, davacı firmanın kredinin haksız olarak 32 sayılı karar kapsamında TL çevrilerek muaccel hale getirildiği iddiasının da geçerliliği bulunmamakta olup, davacı firmanın vadesinde kredi borcunu kapatmaması akabinde 90 günlük sürede de kredi borcunu ödememesi nedeni ile kredi takibe intikal ettiğini bildirip, davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 11/07/2023 tarih ve 2020/533 Esas- 2023/516 Karar sayılı kararında;
Davacının davalı bankadan 04/04/2018 tarihli 94.100 Euro bedelli 01/10/2018 vade tarihli dövize endeksli kredi kullandığı, kredi sözleşmesi ve davaya konu krediye ilişkin hesap hareketlerinin dosyamız içerisine alındığı, dövize endeksli kredi; kredi kullananın döviz olarak borçlandırıldığı ancak kredinin kullanana verilme tarihindeki döviz kuru üzerinden hesaplanan TL karşılığının verildiği, kredinin geri ödenirken döviz üzerinden takip edildiği, belirlenen vade tarihindeki döviz kuru üzerinden, yapılan ödemelerin dövize çevrilerek borçtan mahsup edildiği, kredi kullanma tarihindeki döviz kuru ile vade tarihindeki döviz kuru arasındaki kur farkının da eklenmiş olduğu kredi türü olduğu, davacı tarafından davalı bankaya kullanılan kredi kapsamında 04/10/2018 tarihinde 75.000 TL, 12/10/2018 tarihinde 29.000 TL, 19/10/2018 tarihinde 39.000 TL, 13/11/2018 tarihinde 93.000 TL, 28/12/2018 tarihinde 62.000 Euro ödeme yapıldığı, davalı banka tarafından davacıya gönderilen Kadıköy 24. Noterliği'nin 03/01/2019 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamede kullanılan krediler nedeniyle davacının 30/12/2018 tarihi itibariyle ana para, faiz, kur farkı, kkdf ve bsmv olmak üzere toplamda 103.338,28 TL borcunun bulunduğunun belirtilerek borcun ödenmesinin talep edildiği, davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde davacının kullanılan kredi nedeniyle tüm borçlarının ödendiğinin, borcunun kalmadığının davalı banka tarafından Kadıköy 24. Noterliği'nin 03/01/2019 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderilerek hukuka aykırı ve haksız olarak alacak talep edildiğinin, davacı tarafça ihtirazi kayıt konulmak suretiyle ödeme yapmak zorunda kaldığının, bu bedeli ödeyince banka tarafından borcun kalmadığının bildirildiğinin, banka tarafından haksız olarak 78.500 TL tahsil edildiğinin, davacı şirketin ticari itibarının zedelendiğinin beyan edilerek fazla tahsil edildiği iddia edilen 78.500 TL'nin davacıya iadesi, 1.000,00 TL maddi tazminat ve 50.000 TL manevi tazminat talepli bu davanın açıldığı, davalı tarafından davacıya gönderilen ihtarnameden sonra 11/02/2019 tarihinde davacı tarafından davalıya 75.000 TL ödeme yapıldığı, mahkememizce bilirkişilerden rapor alınmasına karar verildiği, iki farklı bilirkişi heyetinden raporlar alındığı, ikinci bilirkişi heyetinden alınan 05/09/2022 tarihli raporda kullanılan kredi kapsamında davacı tarafından davalıya yapılan ödemelerin tespit edilerek dövize endeksli kredilere ilişkin yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda hesaplama yapıldığı, yapılan hesaplamada davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnamede belirtilen 30/12/2018 tarihi itibariyle kullanılan kredi nedeniyle ana para, faiz, kur farkı, bsmv olmak üzerinden toplam bakiye borcun 97.314,48 TL olduğunun ayrıca davacının kredili mevduat hesap bakiyesinin 3.343,21 TL eksi bakiyede olduğunun belirtildiği bilirkişilerin bu raporunda yapmış oldukları hesaplamanın, sunulan kök ve ek raporun mahkememizce denetime elverişli ve uygun bulunduğu, ihtarname tarihinden sonra da davacı tarafça 75.000 TL ödeme yapıldığı, alınan raporlar doğrultusunda davacı tarafça fazladan yapılmış ödemenin bulunmadığı, davalı banka tarafından gönderilen ihtarnamede bakiye alacağın talep edildiği, bankanın hukuka aykırı ve haksız davranışının bulunmadığı anlaşıldığından, davacının alacak, maddi tazminat ve manevi tazminata ilişkin taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda alınan ödemelerin yasal olup olmadığına ilişkin değerlendirmelerin hukuka uygun bir şekilde değerlendirilmediğini, raporların bir kısmında ise söz konusu değerlendirmelerin hatalı bir şekilde yapıldığını ve devamında tarafınca sunulan ödemeye ilişkin dekontlar irdelenmeden rapor tanzim edildiğini ve eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan bilirkişi ek ve kök raporu incelendiğinde görüleceği üzere, dava konusu DEK kredisine ilişkin olarak, kredinin hukuki ve finansal özellikleri de esas alınarak banka tarafından alınan ödemelerin yasal olup olmadığına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, yapılan ödemelerin toplamının 94.100,00 EURO olup olmadığı da yanlış kurlar esas alınarak hesaplandığını, sonuç olarak ise müvekkil şirketin dönem sonu itibariyle temerrüdde olduğu yönünde tespitlerde bulunulduğunu, dosya kapsamında belirttiği açıklamalarda, bilirkişiler tarafından yapılan tespitlerde kurların farklı olduğu, bu kurların neye göre tespit edildiğinin de banka tarafından kayıt gelmemesi sebebiyle incelenemediği belirtilmiş olmakla birlikte, bilirkişi raporunda söz konusu ödemelerin hukuka uygun olarak talep edildiğinin belirtildiğini, banka tarafından 32 sayılı kararın hatalı bir şekilde uygulandığı hiçbir şekilde irdelenmediğini, banka tarafından söz konusu yazıya ilişkin olarak hiçbir evrak sunulmadığını, tarafınca sunulan evraka ilişkin ise hiçbir değerlendirme yapılmadan banka lehine değerlendirme yapıldığını, banka tarafından verilen cevapta ise, kredi sözleşmesinin vade tarihi olan 01.10.2018'de kurun 7,1 olması sebebi ile tüm ödemelerde bu kurun esas alındığının belirtildiğini, bilirkişiler tarafından ise bu uygulamanın ve bu uygulama doğrultusunda tüm ödemelerin TL'ye çevrilmesinin yasal dayanağı olup olmadığı hiçbir şekilde sorgulanmaksızın hatalı değerlendirme ile müvekkilin fazladan ödeme yapmadığı tespit edildiğini, bilirkişi raporunda her ne kadar 32 sayılı Kanun çerçevesinde sözleşmenin çevrilemeyeceğinin belirtildiğini, bizzat banka tarafından gönderilen yazılar çerçevesinde TL'ye çevirme işlemleri yapıldığını bu hususun işbu bilirkişiler tarafından da hiçbir surette dikkate alınmadığını, devamında ise ödeme yapılan gün içerisindeki kur farkı da dahil olmak üzere hem ödeme günü hem de 01.10.2018'deki kur farklarını mükerrer olarak hesapladıkları, 32 sayılı Kanuna göre uygun bir çevirme işlemi yapılıp yapılmadığı da hukuka uygun bir şekilde denetlenmeksizin hüküm kurulduğunu, 19.10.2018 tarihinde 39.000,00 TL olarak (6.000-Euro/Kur 6.45)(... Altunizade) olarak yapılan ödeme itiraz konusu raporda 5300 Euro olarak yer aldığını, 13.11.2018 tarihinde yapılan 15.000,00 Euro tutarındaki ödeme ise itiraz konusu işbu raporda da 13.000,00 Euro olarak yer aldığını mükerrer kur farkı ve işlemi uygulandığının hiçbir surette dikkate alınmadığını, 28.12.2018 tarihinde 62.000,00 EURO olarak yapılan ödeme ise 48.500,00 EURO olarak itiraz konusu raporda yer aldığını, 28.12.2018 tarihinde müvekkil şirket tarafından "dek kredisi ana kapama bedeli" olarak 62.000,00 EURO tutarında para hesaba yatırıldığını ancak bundan toplamda 12.500,00 EURO kesinti yapılarak tutar TL'ye çevrildiğini ve sonrasında tekrar EURO'ya çevrilerek 48.000,00 EURO olarak kayıtlara girdiğini, bu işlemlerin hangi gerekçe ile birden fazla kez kur bozma / çevirme şeklinde yapıldığına ilişkin bilirkişilerce hiçbir değerlendirme raporların hiçbirisinde dikkate alınmadığını ve bu hali ile eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğunu, bu noktada, yatırılan Euro ve TL'lerin saat ve gün bazında tek tek dekontlarla irdelenmesi gerektiği açık olduğunu, bu iredelemelerin hiçbirisi yapılmaksızın hukuka aykırı olarak hüküm kurulduğunu, söz konusu banka işlemin mevzuatsal kaynağının ne olduğu tarafınca anlaşılamadığı gibi, bilirkişiler tarafından da söz konusu inceleme yapılmadan, adeta bankanın keyfi olarak seçmiş olduğu en yüksek kur 7.1 TL hukuka uygunmuş gibi hesaplama yapılarak, fazla bir ödeme olmadığı tespit edildiğini, kurun hatalı ve yüksek tutardan hesaplanmasından fazla bir ödeme tespit edilemeyeceğini, burada esas sorun hesaplamalara esas alınan euro kurunun mevzuata, bankacılık kanunlara uygun olup olmadığı, olduğunu, görüleceği üzere, bankanın keyfi kur seçimine dayalı olarak tahakkuk ettirilen kredi ödemelerine ilişkin olarak yeterli bir inceleme yapılamadığını, davalının hatalı uygulaması sebebiyle davacının kredi notunun olumsuz etkilendiğini, Mahkemece hükme elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmeleri kapsamında davacıya kullandırılan dövize endeksli kredi kapsamında fazla tahsil edildiği iddia edilen paranın iadesine ve hesabın haksız olarak kat edildiği ve davacının ticari itibarının ve kredi notunun olumsuz etkilendiği iddiasıyla davacı lehine manevi tazminat takdirine karar verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen ve ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında dava dilekçesinde, beyan dilekçelerinde ve bilirkişi kök ve ek raporlarına itiraz dilekçelerinde ileri sürülmüş, bilirkişi kök ve ek raporları ile Mahkemece gerekçeli kararda değerlendirilmiştir. Davalı banka tarafından davacıya aralarında akdedilen genel kredi sözleşmeleri kapsamında dövize endeksli kredi kullandırıldığı, döviz kredisi kullandırılmadığı, ikisinin farklı krediler olduğu, dövize endeksli kredilerde borçlunun döviz olarak borçlandığı, ancak kredinin TL olarak ödendiği, kredi ödemelerinin döviz riski ve kur farkı üzerinden hesaplandığı, KKDF ve BSMV vergisine tabi olduğu, davacı vekilinin iddiasının aksine kredi borcunun vadesinde ödenmediği, vadesinden sonra ödenmeye başladığı, vadesinde ödenmemesi sebebiyle davalı bankaca kur farkı, faiz, kur farkının BSMV'si ve faizin BSMV'si üzerinden hesabın kat edildiği, kur farkının hesabın kapanma tarihi ve kullandırım tarihi arasındaki fark olarak hesapladığı, genel kredi sözleşmesinin 3.3.2 maddesindeki düzenlemeye uygun olarak vade tarihindeki bankaca ilan edilen kurun dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin aksine dosyada bulunan tüm bilirkişi kök ve ek raporlarında davalı bankanın hesaplamalarının incelendiği ve taraflar arasındaki sözleşme, mevzuata ve ilan edilen kur oranlarına uygun olduğunun tespit edildiği, davalının 32 Sayılı Karar uyarınca TL çevirme işlemi yaptığına dair dosyada bilgi bulunmadığı gibi somut uyuşmazlıkta uygulama yerinin bulunmadığı, kredi ödemeleri yapıldığında ödemelerin TL üzerinden kur farkı hesaplanarak yapılmasının dövize endeksli kredinin niteliği gereği olduğu, bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere bankaca yapılan işlemlerde usul ve yasaya ve taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık ve davacıdan fazla tahsil edilen bir bedelin bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.