Bakırköy Ticaret Mahkemesinde görülen ticari satıştan kaynaklı itirazın iptali davasında, bilirkişi raporuyla e-faturalar ve imzalı e-irsaliyelerle davacı kimya şirketinin alacağının ve teslimatın kanıtlandığı.
Özet: Davacı şirket, ticari satışlardan kaynaklanan alacağını tahsil etmek amacıyla başlattığı icra takibine davalı şirketin haksız itirazının iptali için dava açmış; davalı, malların teslim edilmediğini ve borcunun olmadığını savunurken, bilirkişi incelemesi sonucunda davacı defterlerinin usulüne uygun olduğu, davalıya kesilen e-faturalar ile bu faturalara ilişkin davalı tarafça teslim alındığına dair isim ve imzaların bulunduğu e-irsaliyelerin mevcut olduğu, davalı tarafından faturalara yasal yollarla itiraz edilmediği ve icra takibine konu alacak tutarının davacı defterlerinde tespit edildiği belirlenmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/561 EsasKARAR NO : 2026/485DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 20/06/2025KARAR TARİHİ : 30/04/2026YAZIM TARİHİ : 25/05/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Taraflar arasında ticari ilişki bulunmakta olup davacı müvekkili ..... Kimya şirketinin davalı şirket ...... İlaç ve Kozmetik Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'nden 747.672,78 TL fatura ve cari hesap kaynaklı alacağı bulunmakta olup işbu alacağına ilişkin 21.04.2025 tarihinde Küçükçekmece İcra Müdürlüğü ..... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış, yapılan bu takibe davalı/borçlu tarafından haksız olarak itiraz edilmiş olduğunu ve takibin durdurulmuş olduğunu, davalı icra takibinin dayanağı olan faturaları teslim almış, yasal süresi içinde herhangi bir itirazda bulunmayarak içeriklerini ve tutarlarını kabul etmiş olduğunu, bu nedenlerle ve Mahkemece re’ sen dikkate alınacak tüm nedenlerle; davalarının kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafça iddia edilen 747.672,78 TL tutarında bir mal alımı olmadığı gibi, müvekkilinin davacıya böyle bir borcu bulunmamakta olduğu, Davacı tarafça işbu alacağa dayanak olarak gösterilen faturaya konu malların müvekkilerine hiçbir zaman teslim edilmemiş olduğu, bu nedenle müvekkilinden teslim edilmeyen malların bedellerinin istenmesi haksız ve hukuka aykırı olup, davacı tarafın alacağa konu malları müvekkil şirkete teslim ettiğini somut delillerle ispatlamakla yükümlü olduğunu, bu doğrultuda davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkili şirketin faturalara itiraz etmediği bu nedenle de iş bu davaya konu icra takibine itiraz edilmesinin haksız ve kötü niyetli olduğu iddiaları gerçeği yansıtmamakta olduğunu, zira davalının faturaya itiraz etmemiş olması, fatura alıcısının fatura kapsamındaki mal veya hizmetleri teslim ettiği/yaptığı anlamına gelmemekte olduğunu, Faturaya itiraz edilmese bile, fatura alacaklısı malları teslim ettiğini veya işi yaptığını ispatlamak zorunda olduğunu, bu nedenlerle ve Sayın Mahkeme tarafından re'sen göz önünde bulundurulacak nedenlerle; müvekkili şirketin davacıya borcu bulunmadığından, huzurdaki haksız ve kötü niyetli davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. ARAŞTIRMA;1-Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı icra takip dosyası UYAP aracılığıyla dosya arasına alınmıştır.2-Halkalı Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 24/06/2025 Tarih, ..... Sayılı yazısı ile; davalı şirkete ait karşılaştırmalı alış-satış analiz formları getirtilmiştir. 3-Küçükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 25/06/2025 Tarih, ...... Sayılı yazısı.4-Güneşli Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 22/07/2025 Tarih, ..... Sayılı yazısı ile; davacı şirkete ait karşılaştırmalı alış-satış analiz formları getirtilmiştir. 18/02/2026 Tarihli Bilirkişi Raporunda;1-) Davacının 2024 ve 2025 yıllarına ait Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, Ticari defterlerinin HMK 222 mad. gereğince davacı lehine delil niteliğinin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu, 2-) Davalı yana ait ticari defterlerin inceleme için sunulmamış olduğu, 3-) Davacı yanın incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan 28/02/2025 tarihi itibariyle, davacının davalıdan 637.696,36 TL Alacaklı oldukları, 4-) Davacı tarafından Davalı yana 2024 ve 2025 yılında KDV Dahil toplam tutarı 1.277.796,17 TL olan 23 Adet E-Fatura düzenlenmiş olduğu, Davalı tarafından davacı yana toplam tutarı 624.175,35 TL olan çek ödemesi ve 15.924,46 TL Banka Ödemesi olmak üzere kümülatif olarak (624.175,35 TL+15.924,46 TL) 640.099,81 TL Ödeme yapılmış olduğu, Davacının kalan alacak tutarının (1.277.796,17 TL-640.099,81 TL) 637.696,36 TL olduğu tespit edilmiş olduğu, 5-) Davacı alacağının icra takibine konu edilen 2024 ve 2025 yıllarında davalı yana düzenlenmiş toplam tutarı 637.696,36 TL olan 13 Adet Temel E-Faturanın davalı tarafından ödenmemiş olmasından kaynaklanmış olduğu, İşbu Faturaların dayanağı olarak E-İrsaliyelerin incelemeye sunulduğu, E-İrsaliyeler üzerinde davalı yanda Teslim alanların isim ve imzalarının olduğu tespit edilmiş olduğu, E-İrsaliyelerin EK.1 olarak sunulmuş olduğu, Davacı tarafından Davalı yana düzenlenmiş Faturaların Temel E-Faturaları olduğu, Temel E-Faturalarına karşı tarafa iade faturası düzenlenerek veya Noter Kanalı ile veya KEP Üzerinden İtiraz edilebileceği, ancak, dosya içeriğinde itiraz belgesine rastlanmamış olduğu, 6-) Davalı yanın bağlı olduğu Halkalı Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından Sayın Mahkemeye 24.06.2025 tarihinde gönderilmiş cevap yazı ekleri olan 2024 yılı 8.9.10.11.12.aylar ve 2025 yılı 1.ve 2.aylara karşılaştırmalı BA BS Bildirimlerinde tarafların BA BS Bildirimlerinde fark olmadığı, BA BS Bildirimlerinde, davalı tarafından davacı yana düzenlenmiş iade faturası satış faturası olmadığı tespit edilmiş olduğu, 7-) Davacı yan’ın 21/04/2025 tarihli icra takibinde 637.696,36 TL Alacağına 109.976,42 TL işlemiş Faiz talep etmiş olduğu, ancak taraflar arasında imzalanmış bir sözleşmeye ve davalı tarafı temerrüde düşürecek ihtarnameye dosya içeriğinde rastlanmamış olduğundan tekrar işlemiş faiz hesabı yapılmamış olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, 8-) Davacı yan lehine karar alınması durumunda, Davacı yan’ın, icra takip tarihi olan 21/04/2025 tarihinden itibaren asıl alacağına işleyecek değişen oranlarda Reeskont Avans Faizi talep edebileceğine ilişkin Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile davacının icra inkar tazminatı, davalının kötü niyet tazminatı istemlerine ilişkindir.Tarafların üzerinde anlaşamadıkları konuların; davacının icra takibindeki tutar kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine itirazının haksız olup olmadığı, haksız ise icra inkar tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı, davacının davalıya karşı icra takibi başlatmasında kötü niyetli olup olmadığı, kötü niyet tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 637.696,36-TL asıl alacak, 109.976,42-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 747.672,78-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "fatura alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında fatura borcunun ödenmediği hususlarına dayanmaktadır. Bu kapsamda davacı tarafın sözleşme ve ticari ilişki kapsamında faturaya konu ürünlerin davalı yana eksiksiz ve ayıpsız teslim edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır.Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir. (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. (6102 Sayılı TTK 21/2).Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları incelenerek SMMM bilirkişiden rapor aldırılmasına karar verilmiş, bilirkişi yukarıda özetine yer verilen18/02/2026 tarihli raporunu dosyaya sunmuştur.Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür.Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.Ancak, Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir. Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen fatura alacağının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, Davacının incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan 28/02/2025 tarihi itibariyle, davacının davalıdan 637.696,36-TL alacaklı olduğu, davacı tarafından davalıya 2024 ve 2025 yılında KDV Dahil toplam tutarı 1.277.796,17-TL olan 23 adet E-Fatura düzenlenmiş olduğu, davalı tarafından davacıya toplam tutarı 624.175,35-TL olan çek ödemesi ve 15.924,46-TL banka ödemesi olmak üzere kümülatif olarak (624.175,35 TL+15.924,46 TL) 640.099,81-TL ödeme yapılmış olduğu, davacının kalan alacak tutarının (1.277.796,17 TL-640.099,81 TL) 637.696,36-TL olduğu, davacı alacağının icra takibine konu edilen 2024 ve 2025 yıllarında davalıya düzenlenmiş toplam tutarı 637.696,36-TL olan 13 Adet Temel E-Faturanın davalı tarafından ödenmemiş olmasından kaynaklandığı, tarafların karşılaştırmalı BA BS Bildirimlerinde tarafların BA BS Bildirimlerinde fark olmadığı, davacı tarafça takip konusu edilen faturaların BA-BS bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması nazara alındığında fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.)Buna göre, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davacının davalıdan 637.696,36-TL alacaklı olduğu hususlarının; davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edildiğinin kabulü gerekmiştir. Davalı takibe konu fatura borcunu ödediğini yazılı olarak ispat edemediğinden, davanın kısmen kabulü ile takibin 637.696,36-TL üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir. Davacının 109.976,42-TL işlemiş faiz alacağı talebi yönünden ise, davacının TBK'nın 117. maddesi gereğince, takip öncesinde davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair herhangi bir delil veya belge ibraz etmemesi nedeniyle, takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, takip öncesi işlemiş faiz talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.Buna göre, davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.Davalı kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de, mahkememizce davanın reddine karar verilen kısmın, takip öncesi işlemiş faiz alacağına ilişkin olduğu, davacının bu kısım yönünden kötü niyetle takip başlattığı hususunda delil bulunmadığı anlaşıldığından, reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;1-Davanın KISMEN KABULÜNE,Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 637.696,36-TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Kabul edilen asıl alacağın %20'si tutarında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Şartları oluşmadığından reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, 4-Alınması gereken 43.561,03-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 9.030,03-TL peşin harcın indirilmesi ile geriye kalan 34.531,00-TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,5-Davacı tarafından yatırılan 9.030,03-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 9.645,43-TL'nin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından yapılan 8.135,00-TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre 6.938,34-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,8-Arabuluculuk ücreti 4.600,00-TL'nin kabul ret oranına göre 676,66-TL'sinin davacıdan, geriye kalan 3.923,34-TL'sinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 101.654,45-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,10-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesineDair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili (e-duruşma) ve davalı vekilinin (e-duruşma) yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/04/2026Katip .... Hakim ..... e-imzalıdır