İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, genel kredi sözleşmesine dayalı banka alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında kefilin sorumluluğunu inceleyen istinaf kararını verdi.
Özet: Bir bankanın genel kredi sözleşmesinden doğan ödenmeyen krediler nedeniyle borçlu şirket ve kefillerine karşı başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi borçlu şirket ve bir kefil hakkında bilirkişi raporu doğrultusunda alacağın ve icra inkar tazminatının kabulüne karar verirken, diğer kefil ...ın sorumluluğunu, kefaletinin dava konusu kredileri kapsamadığı gerekçesiyle reddetmiştir; banka ise bu kararı, adı geçen kefilin 2012 tarihli genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı ve el yazısıyla kefaletin hem önceki hem sonraki tüm borçları kapsayacağını beyan ettiği, bu nedenle kredilerden sorumlu olduğu iddiasıyla istinaf etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2231 Esas
KARAR NO : 2026/1099 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2018/1036 Esas- 2022/69 Karar
TARİH: 10/02/2022
DAVA: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 04/06/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı ...Limited Şirketi arasında imzalanan 03.08.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi gereği davalıya Devre Faizli Nakdi Krediler, Ticari Kredili Mevduat Hesabı ve Taksitli Ticari Kredi kullandırıldığını, itiraz eden diğer davalılar ... VE ... Genel Kredi Sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, banka ile imzalanan kredi sözleşmeleri hükümlerinin ihlal edilmesi ve bakiye borcun ödenmemesi üzerine, 01.10.2018 tarihi itibarı ile hesap kat edilerek davalı borçlulara Kahramanmaraş 2. Noterliğinden 02.10.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı borcun ödenmesi ihtarını ve kullanılan krediye ilişkin hesap özetini içeren ihtarname keşide edilerek gönderildiğini, talep edilen muaccel borcun ihtara rağmen ödenmemesi üzerine ise borçlular aleyhinde İstanbul 22. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, ödeme emrini tebliğ alan borçlular 30.10.2018 tarihinde borcun tamamına, faize ve takibin tüm fer ilerine itiraz ettiklerini, haksız itirazın kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili bankanın, sözleşme gereği kendi edimlerini yerine getirdiğini, borçlular ise kullandıkları parayı sözleşmeye aykırı bir şekilde geri ödemediklerini, müvekkili banka ile borçlu şirket arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmeleri gereği davalıya Devre Faizli Nakdi Krediler, Ticari Kredili Mevduat Hesabı ve Taksitli Ticari Kredi kullandırıldığını, ancak kredinin geri ödemesi zamanında yapılmadığını, dolayısı ile davalıların borçlu sıfatına haiz olduğunun açıkça ortada olduğunu, müvekkilinin alacağının dayanağı olan 02.10.2018 tarihli ihtarname hesap özeti de eklenmek suretiyle davalı borçluların banka kayıtlarında mevcut olan adresine gönderildiğini, takibe konu alacak miktarı bu ihtarname ve hesap özetinde açıkça belirtilmiş olduğunu, bu ihtarname ile davalı borçlulara tebliğ edildiği ancak davalı tarafça ödeme yapılmadığını, böylece alacağın muaccel hale geldiği ve borçluların temerrüdünün gerçekleştiğini, açıklanan nedenlerle, davalıların İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazın iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla aynen devamını, kötü niyetli davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, vekalet ücreti ve dava giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; alacak miktarının gerçeği yansıtmadığını, söz konusu kredilerin Kredi Garanti Fonu tarafından teminat altına alındığını, bu nedenle bankanın riskli bir durumu olmadığını, davalı ... bakımından ise, 2012 tarihinde.... Ltd. Şti'de olan hisselerini ...'a devrettiğini, bu tarihten itibaren şirketle herhangi bir doğrudan veya dolaylı bağı da kalmadığını, icra takibine ve davaya konu edilen krediler ise son1 yılda kullanılan krediler olduğunu, yeni tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri kapsamında kullanılmış krediler olduğunu, taraf sıfatı ve kefaleti bulunmadığını, yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 10/02/2022 Tarih ve 2018/1036 Esas- 2022/69 Karar sayılı kararında;
Davanın, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak kullandırılan kredilerin kat'ı sonrası açılan icra takibine itirazın iptali davası olduğu, davalı ... yönünden kredinin bu kefilin imzaladığı genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanıldığının sabit olmaması sebebiyle reddine, diğer davalıların ise hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda tespit edilen miktarda alacaktan sorumlu olduklarından bu miktarlar üzerinden hüküm kurulmasına, alacağın likit olması sebebiyle davacı lehine icra inkar tazminatına ve kötü niyet tazminat şartları oluşmadığından davalıların kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı ...'ın da borçtan sorumlu olduğunu, kefil ...'ın, 03.08.2012 tarihinde akdedilen GKS'nin kefil olarak imzaladığını kefaletin TBK 583. Maddesi gereğince geçerli olduğunu, kefilin kredi sözleşmesinin kefalete ilişkin bölümünde, "kefalet, kefalet tarihinden sonraki borçlarla birlikte önceki kredileri de kapsayacak mı ?" sorusunu kendi el yazısı ile "EVET" olarak yazdığını ve imzaladığını, TBK md. 589/3’e göre: “Sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur.” ancak madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere TBK md. 589/3’de yer alan hüküm emredici nitelikte bir hüküm olmadığını, bu hükme göre kural olarak kefil, asıl borçlunun kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumlu olduğunu, bununla birlikte kefil ile alacaklı arasında, kefaletin kapsamı bakımından bir anlaşma yapılabilmesi mümkün olduğunu, takip talebine bakıldığında, kefil ...'ın, kredi limiti olan 250.000 TL ile sorumlu tutulduğu görüleceğini, dolayısıyla, kefil olan davalı kefalet limiti dahilinde ödenmeyen borçtan ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğunu, borcun dayanağı olan genel kredi sözleşmesi çerçeve sözleşme olup bu sözleşmelere verilen kefaletler yeniden kullanılan krediler için teminat teşkil ettiğinden davacının kefaleti geçerli olduğunu ve borçtan sorumlu olduğunu, kefil olan ortağın, ortaklıktan ayrılsa bile, ortak olduğu zamanda yüklendiği kefaletlerden dolayı sorumluluğunun aynı şekilde devam ettiğini, temerrüt faizi hesaplamasında taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca faiz döneminin 360 gün olarak esas alınması gerektiğini, bilirkişi raporunda sözleşmenin aksine 365 günlük dönem olarak esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, temerrüt faizinin hatalı hesaplanması nedeni ile temerrüt faizi üzerinden hesaplanan BSMV de eksik hesaplandığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; davacı banka ile davalı asıl borçlu şirket arasında akdedilen diğer davalıların müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı şirket ve davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
29906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41. maddesi ile değişik HMK'nın 341/2madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu Yerel mahkeme hükmünün verildiği 2022 yılı için HMK'nın 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 8.000,00 TL olmuştur. Somut uyuşmazlıkta; davalı şirket ve davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiği, reddedilen ve istinaf incelemesine konu edilen dava değerinin 1.417,01-TL olduğu anlaşılmış olup, istinafa konu edilen miktar itibariyle İlk derece mahkemesi kararı kesin niteliktedir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak Yerel Mahkemece karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin de sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacının davalı şirket ve davalı ... yönünden verilen karara karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacının davalı ... aleyhine verilen karara karşı istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede ise, davacı banka ile davalı şirket arasında 03/08/20212 tarihli 250.000,00 TL limitli, 26/02/2014 tarihli 400.000,00 TL limitli ve 11/06/2018 tarihli 2.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmelerinin akdedildiği, davalı ... ...'ın sadece 03/08/20212 tarihli 250.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil olarak imzaladığı, dava konusu kredilerin 2017-2018 yılları arasında kullanıldırıldığı, davalı ...'ın kefili olduğu genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan tüm krediler yönünden limiti dahilinde sorumluluğunun bulunduğu hususunda tereddüt olmamakla birlikte kefili olmadığı genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırılan kredilerden sorumluluğunun bulunmadığı, davacı banka tarafından dava konusu kredilerin davalının kefili olduğu genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığının ispat edilemediği ve kredi kullandırım tarihleri dikkate alındığında davalının kefili olmadığı 26/02/2014 tarihli ve 11/06/2018 tarihli genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırıldığının kabulünün gerektiği anlaşılmakla davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, davacının davalı şirket ve davalı ... yönünden verilen karara karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine, davacının davalı ... yönünden verilen karar karşı istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davalı şirket ve davalı ... yönünden verilen karara karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Davacının davalı ... yönünden verilen karar karşı istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.