Hazine adına kayıtlı ham toprak nitelikli taşınmazın zilyetlikle iktisabı talepli tapu iptali ve tescil davasında bilirkişi raporlarındaki çelişkiler nedeniyle yapılan incelemenin yetersizliği.
Özet: Temyiz incelemesi sonucunda, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle taşınmazın bir kısmının tesciline dair kararı, hükme esas alınan bilirkişi raporlarındaki çelişkiler, hava fotoğrafları ile zemindeki ayırıcı unsurlara dair belirsizlikler ve taşınmazın imar-ihya durumunun yeterince açıklığa kavuşturulamaması nedeniyle eksik incelemeye dayalı bulunarak bozulmuştur.
1. Hukuk Dairesi         2025/2405 E.  ,  2026/1011 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/544 E., 2024/1674 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mardin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/254 E., 2021/400 K.
Bölge Adliye Mahkemesi karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, kadastro öncesi hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mardin ili, Yeşilli ilçesi, ... Mahallesi 1 17... parsel sayılı 8.755, 17... miktarlı ham toprak nitelikli taşınmazın senetsizden Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerden olup kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmadığından Hazine adına tespit edildiği, tespitin itiraz edilmediğinden 07.08.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacılar; dava konusu Mardin ili, Yeşilli ilçesi, ... Mahallesi 1 17... parsel sayılı taşınmazın kendileri tarafından uzun yıllardır malik sıfatı ile önce babaları ve dedeleri tarafından kullanıldığını ve sonrasında ortak olarak her birinin 1/5 payını kullandıklarını ileri sürerek yaklaşık 90 yıldan beridir ataları ve kendileri tarafından malik sıfatı ile kullanılan taşınmazın tapu kaydının iptali ile 1/5’er pay oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişler; davacı ...’un ölümü ile mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın 07.08.2009 tarihinde Hazine adına tescil edildiğini, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve özel mülkiyete tabi olmayan bir taşınmaz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile fen bilirkişinin 14.12.2020 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 5.743,4 64... 'lik kısmın taşınmazdan ifrazen davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacıların murisinin 10.10.1975 tarihinde vefat ettiği, uzun süreli kullanımın taksime delil teşkil ettiği, bu haliyle tespit günü itibariyle davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere 4721 sayılı TMK'nın 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerinde, orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici taşınmazlardan imar-ihya edilerek dava tarihine kadar 20 yıl süreyle çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet edilenlerin zilyetleri adına tescil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Terk edilmiş dere yatakları, kayalık, taşlık, yol ve yol boşluğu gibi taşınmazlar ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca iktisap edilebilirken; ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise aynı Yasa'nın 14. maddesi gereğince iktisap edilebilir.
Somut olayda; Mahkemece kadastro tespit günü itibariyle zilyetlikle taşınmaz iktisabına ilişkin yasal koşulların davacılar yararına gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli değildir.
Dosya arasında yer alan 14.12.2020 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfli 5.743,4 64... ve (B) harfli 3.011,7 06... miktarlı alanlara ilişkin olarak 31.01.2021 tarihli jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporunda (A) ve (B) alanı dışında taşınmazın isimlendirilmeyen kısmının (C) harfi ile belirtildiği, bu kısımlara ilişkin ise davacıların kullanım iddiasında olduğu (A) harfi ile gösterilen 5.743, 46... kısmın 19 84... tarihli hava fotoğraflarında komşu arazilerden belirgin sınırlar ile ayrıldığı, yapılaşma olduğu, tamamında tarımsal çalışma olduğu ve imar-ihya edildiği, (B) harfi ile gösterilen kısımda tarımsal çalışma olmadığı, kayalık olduğu, imar-ihya edilmediği ve (C) harfli kısımda ise tarımsal çalışma olduğu ve imar-ihya edildiği bildirildiği, ekinde yer alan hava fotoğraflarına ilişkin suretler incelendiğinde, hakkında davanın kabulüne hükmedilen taşınmaz bölümü ile komşu parseller kıyaslandığında zeminde ayırıcı unsurlarının tam olarak görülmediği, buna rağmen rapor içeriğinde taşınmazın tarım yapılan yerlerden olduğuna dair kanaat belirtildiği ve bu suretle çelişkiye sebebiyet verildiği anlaşılmaktadır. Ziraat mühendisi bilirkişi raporu içeriği incelendiğinde ise temyize konu taşınmaz bölümünde 2 tane yıkık kargir ev, 3 adet kuyu, yaklaşık 30-35 yaşlarında 40 adet badem ağacı, 10 tane nar, 5 adet incir ağacı, yaklaşık 20-25 yaşlarında 10 adet asma ağacı bulunduğu, imar-ihya edildiği, taşların toplanmış olduğunun belirtildiği, ayrıca 3083 sayılı Kanun kapsamında uygulama alanı ilan edilen yerlerden olmayıp 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında kalan bölgeler içinde yer aldığı bildirilmiş, ancak rapor ekine taşınmazın (A) harfli kısmını içeren 1 adet fotoğraf eklenmek suretiyle yeterli denetim imkanı sağlanmamış, davacılar yönünden yapılan senetsiz araştırmasında ise Mahkemenin 2019/578 Esas, 579 Esas, 580 Esas sayılı dosyaları olduğu bildirildiği halde incelenmemiş, davacılar adına senetsizden tescil edilen taşınmaz olup olmadığı sorulmadan sonuca gidilmiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait en az üç ayrı zaman dilimine ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğünden tarihleri açıkça yazılmak suretiyle getirtilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra; yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle taraf tanıkları, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişinden oluşacak bilirkişi heyeti aracılığıyla yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmaz bölümlerinin geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, taşınmazın kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, taşınmazın imar-ihyaya konu edilip edilmediği, usulünce imar-ihya edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp tamamlandığı, imar-ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar ne şekilde kullanıldığı ve kullanımın 20 yıla ulaşıp ulaşılmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı; fen bilirkişisine keşfi takibe ve denetlemeye elverişli, dava konusu taşınmazı komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor düzenlettirilmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan taşınmaz bölümlerinin toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, üzerindeki bitki örtüsünü, imar-ihyaya konu edilmişse imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir ve komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş renkli panoramik fotoğraflarını da içerir, önceki zirai raporun da irdelendiği, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden dosya kapsamında yer alan hava fotoğraflarının ve eski tarihli uydu fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde hava fotoğrafları ile Kadastral parsellerin ölçeklerini eşitleyerek çekişmeli taşınmaz bölümünün sınırlarını ve niteliğini, imar-ihyaları tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlemesi istenilmeli, özellikle davacılar taşınmazın atalarından gelip kendilerine kaldığını beyan ettiğinden taşınmazın öncesinde kime ait olduğu, hangi nedenle kime intikal ettiği, kimin hangi sıfatla zilyet olduğu hususları sorulup murisin sağlığında paylaşım yapıp yapmadığı ya da mirasçılar arasında murisin ölümünden sonra taksim yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise çekişmeli taşınmazın kime kaldığı, kim tarafından ne zamandan beri hangi sıfatla zilyet olundukları hususları tespit edilmeli, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek davacılar adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden (gelen cevap yazısı da gözetilerek) titizlikle sorularak incelenmesi tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Öte yandan, davalı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin istinaf isteği bulunmadığı gözetildiğinde istinaf edilmeyen bir hususun temyiz konusu yapılamayacağı da açıktır.
Kabule göre de, HMK 297. maddesi gereğince kararın infazına yönelik olarak bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 5403 sayılı Kanun kapsamında kalan taşınmazın ifraz edilip edilmeyeceğinin de belirlenmesi gerekirken bu yönde araştırma yapılmaması da doğru değildir.
Açıklanan sebeplerle; davalı Hazine vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.