Kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptal ve tescil davasında, Hazine lehine kısmen hüküm kurulmasına rağmen infazı kabil olmayan bilirkişi raporu eksikliği.
Özet: Hazinenin devlete ait olduğunu iddia ettiği bir taşınmazın tapu kaydının iptali ve kendi adına tescili talebiyle açtığı davada, davalının zilyetlik iddiasıyla karşı çıktığı ve daha önce eksik inceleme nedeniyle bozulan davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen, mahkemece iptaline karar verilen kısmın ifrazının mümkün olup olmadığı ile taşınmaz üzerindeki yapıların nitelik ve miktarı gibi infazı kabil bir karar için gerekli detayların araştırılmaması nedeniyle kararın hukuka uygun bulunmadığı anlaşılmıştır.
1. Hukuk Dairesi         2025/2105 E.  ,  2026/1012 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/175 E., 2024/172 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, kadastro öncesi hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı Hazine vekili, Afyonkarahisar ili, Şuhut ilçesi, ... köyünde bulunan 1 05... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit görmesi gerekirken davalı adına tespit gördüğünü, taşınmazın işgaline ilk olarak 1992 yılında ahır yapılarak başlandığı ve Kaymakamlığın 24.04.1992 tarihi yazısı ile köy boşluğu olduğundan men kararı verildiğini, davalının işgale genişletmek suretiyle devam ettiğini, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ileri sürerek taşınmazın evin haricinde kalan 723m²’lik kısmının tapu kaydının iptali ile Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; taşınmazı 20 yılı aşkın bir süredir zilyetlik hükümlerine göre nizasız-fasılasız malik sıfatıyla kullandığını, kadastro çalışmaları sırasında da adına tescil gördüğünü, taşınmazın köy boşluğu veya mera olmadığını, taşınmazın köy yerleşim yeri sınırları dışında, evveliyatı Hazine’ye ait hali arazi vasfında eğimli bir arazi olduğunu, daha önce Şuhut Kaymakamlığı tarafından verilen men kararlarının yürürlükteki Kadastro Kanunu'na ve Medeni Kanun'a aykırı olduğunu, idare mahkemesinde dava açılmadığını, açılsa köy boşluğu olmadığının anlaşılacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin 04.12.2014 tarihli 2012/278 Esas, 2014/246 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, 1 05... parselde 855, 10... 'lik üzerinde ahşap ev ve ahır bulunan taşınmazın ... adına tapu kaydının iptaline, dava konusu taşınmazın arsa vasfı ile Maliye Hazinesi adına tesciline, üzerinde bulunan ahşap ev ve ahırın ... oğlu ...'a ait olduğunun tapu kaydında beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 19.04.2021 tarihli 2021/296 Esas, 2021/3782 Karar sayılı ilamı ile; eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulmasının doğru olmadığı, kabule göre de davacı Hazine, taşınmazın 7 23... ’lik kısmının tapu kaydının iptali istemi ile dava açtığı halde davacının talebi aşılarak taşınmazın tamamının Hazine adına tesciline karar verilmesinin de isabetsiz olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın tapu kaydına göre alanının 885,10 m² olduğu, üzerindeki binalar dışında kalan boş alanın ise 643,46 m² olduğu, men kararına ve ceza dosyasına konu tecavüzlü alanın ise 66,50 m² olduğu, böylece ev dışında kalan ( 643,46 m² + 66,50m²= 709,96 m²) 709,96 m²’lik alan yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi hükümlerinin davalı lehine gerçekleşmediği, taşınmazın ziraat yapılmasına elverişli olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1 05... parselde kayıtlı 885,10 metrekare alanlı taşınmazın 709,96 metrekarelik kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine.
Ancak, kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297/2. maddesine göre, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Somut olayda; Mahkemece taşınmazdan iptaline karar verilen bölümün ifrazının mümkün olup olmadığı araştırılmamış, dosya arasına alınan 05.02.2024 tarihli Harita Yüksek Mühendisi ...'ın raporu ekinde yer alan krokide taşınmaz üzerindeki yapılar görülmekle birlikte yapıların ayrı ayrı nelerden ibaret olduğu (ev, samanlık, ahır vs) belirtilmediği gibi miktarlarına da yer verilmediği, yalnızca yapılar dışında kalan (A) harfi ile gösterilen kısmın 643,0 76... olduğunun tespit edildiği, he ne kadar 30.07.2023 tarihli ek rapor ile men kararı verilen yer ile dava konusu yerin aynı olduğu bildirilmiş ise de men kararı verilen yerin taşınmazın hangi bölümü olduğuna ilişkin rapor tanzim edilmediği, Mahkemece bilirkişi raporunda tespit edilen yapısız alana (643,0 76... ) Şuhut Sulh Ceza Mahkemesinin 10.09.1992 tarihli 1992/22 Esas, 1992/44 Karar sayılı kararı ve Şuhut Kaymakamlığı’nın 24.04.1992 tarihli 1992/4 Karar sayılı men kararına konu 66,5 m2 kısım da eklenerek 709, 96... kısmın iptaline karar verildiği, ancak taşınmazdan iptaline karar verilen kısmı da gösterecek şekilde bilirkişinden rapor temin edilmediği, hükme her hangi bir raporun eklenmediği yalnızca yüz ölçümü belirtilmek suretiyle hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca; ceza dosyasında müdahale edilen (A) harfi ile gösterilen 66,5 m2 ağıla ilişkin 17.07.1992 tarihli rapordaki kroki de uygulanarak tapu iptali ve tescile karar verilen kısımları gösterir şekilde teknik bilirkişiye denetime ve infaza elverişli kroki çizdirilmesi, iptaline karar verilen bölümünün ifrazının mümkün olup olmadığının Belediye Başkanlığından sorulup saptanması suretiyle tapu iptali ve tescile hükmedilen taşınmazın alanın ve hükmün infaza elverişli hale getirilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin temyizi üzerine kamu düzeni gereğince hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Davacı Hazine vekilinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın Şuhut Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 12.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.