Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin trafik kazası kaynaklı ölüm ve cismani zarar tazminatı davasında ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesiyle maddi tazminatın kabulüne ilişkin değerlendirmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, 05.11.2021 tarihli bir trafik kazasında ağır yaralanan davacının tedavi giderleri, geçici ve sürekli iş göremezlik zararları ile manevi tazminat talebiyle açtığı davanın istinaf incelemesini sunmaktadır; ilk derece mahkemesi, davalı sürücüyü %100 kusurlu bularak davacının maddi tazminat taleplerini (geçici iş göremezlik için 10.713,79 TL, sürekli iş göremezlik için 122.927,50 TL) kabul etmiş, manevi tazminat talebini ise reddetmiş olup, bu karara karşı hem davacı hem de bazı davalılarca istinaf yoluna başvurulmuştur.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1376 - 2026/947
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1376
KARAR NO : 2026/947
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15.05.2024
NUMARASI : 2023/160 Esas 2024/265 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 21.05.2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 04.06.2026
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... ile davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 05.11.2021 tarihinde davalıların sürücüsü, araç maliki, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olup davalı kargo şirketi tarafından kiralanmış olan ... plakalı aracının davacının idaresindeki iş makinesine çarparak davacının ağır şekilde yaralanmasına neden olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam ve asli kusurlu olup davacının kusuru bulunmadığını, Büyükşehir Belediyesinde kepçe operatörü olarak çalışan davacının 3 ay boyunca çalışamadığını, kazanç kaybına uğradığını, tedavi gideri yapıldığını, efor kaybı meydana geldiğini, ayrıca manevi olarak zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.000,00 TL tedavi gideri, 500,00 TL kazanç kaybı, 1.000,00 TL iş göremezlik zararı ve 500,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olmak üzere toplam 3.000,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden başvuru, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...’dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında geçici iş göremezlik tazminatı talebini 10.713,79 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 122.927,50 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının kalıcı engel oluşturacak sakatlığının bulunmadığını, tedavi gideri, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderlerinin davalının sorumluluğunda bulunmadığını, başvuruda eksik belgelerin tamamlanmaması nedeniyle dava tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... AŞ vekili, davacının taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davalı şirketin kaza nedeniyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, kargo şirketinin devrinin 13.09.2021 tarihi itibariyle gerçekleştiğini, devir tarihinden öncesine ilişkin taleplerin muhatabı olmayacağını, ihale şartnamesi uyarınca anılan tarihten önce doğan alacaklardan davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, aracın iktisadi bütünlük kapsamında bulunmadığını, davacının iddialarının ispatı gerektiğini, kusur oranı ve maluliyete ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., davada davalıya husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını, davalı ile kargo şirketi arasında araçla şehirler arası kargo taşıma sözleşmesi imzalanmış olup işletenlik sıfatı ve fiili hakimiyetin davalıda olmadığını, kazaya karışan aracın sigortalı olup davanın sigorta şirketine ihbarını talep ettiklerini, kusura ilişkin bilirkişi raporu alınmasını talep ettiklerini, emniyet kemeri takmayan davacının kusurlu olduğunu, manevi tazminat talebinin zenginleşmeye sebebiyet vermemesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan tazminat talebine ilişkin olduğu, 16.02.2024 tarihli bilirkişi raporunda kusur yönünden yapılan değerlendirmede kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu, davacının kusursuz olduğunun belirtildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 30.10.2023 tarihli raporda davacının engel oranının % 1 olduğu, iyileşme süresinin 3 ay olduğu ve 1 ay bakıcı ihtiyacının bulunduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 16.02.2024 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın maddi tazminat yönünden kabulüne, 10.713,79 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 122.927,50 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden 15.02.2022 tarihinden, diğer davalılar yönünden 04.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilde tekerrür olmamak üzere müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ile davalı ... vekili ile davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, trafik kazası sonucunda davacına meydana gelen yaralanma nedeniyle tedavi gideri, kazanç kaybı, iş göremezlik, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar ve manevi tazminat talepleriyle açılan davada manevi tazminat talebinin reddine ilişkin hükmün hukuka aykırı olduğunu, davacının kazada hayati tehlike geçirecek derecede yaralandığını ve uzun süre tedavi gördüğünü, kaza nedeniyle iki ameliyat geçirdiğini, işitme kaybı yaşadığını, bedeninde kalıcı izlerin kaldığını ve davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... AŞ vekili, davalı şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, kazaya karışan aracın kaza tarihinde ... Kargo AŞ tarafından kiralandığı ve sonrasında davalı şirket himayesine geçtiği iddia edilmiş ise de iddiaların maddi gerçeğe aykırı olduğunu, TMSF cevabi yazısı uyarınca sözleşmenin bitiş tarihinin TMSF satışından önceki bir tarih olduğunu ve davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, kusur oranlarının tespiti ve tazminat hesaplaması bakımından hükme esas alınan raporun hatalı olduğunu, davalı sürücünün tam kusurlu olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davacı lehine hükmedilen geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat tutarlarının fahiş olup kabul etmediklerini, davalı şirketin 04.07.2021 tarihinden itibaren avans faizinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, kaza tarihinin 05.11.2021 olup davacının dava dilekçesinde yasal faiz talep ettiğini, kararın 6100 sayılı HMK’nın 26. Maddesine aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... vekili, dava konusu olayda kaza tarihinin 04.07.2021 tarihi değil 05.11.2021 olup faiz başlangıç tarihinin hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde maddi tazminat için yasal faiz talep edilmiş olup taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak avans faizine hükmedildiğini, manevi tazminat talebinin reddine karar verildiğini ancak davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, davalıya husumet yöneltilmesinin doğru olmayıp davalının kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, davalı ile kargo şirketi arasında araçla şehirler arası kargo taşıma sözleşmesi imzalanmış olup işletenlik sıfatı ve fiili hakimiyetin davalıda olmadığını, hükme esas alınan maluliyete ilişkin raporda davacının % 1 oranında maluliyet belirlenmiş ise da davacının herhangi bir şekilde malul kalmadığını, maluliyete ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, olay günü emniyet kemeri takmayan davacının kusurunun bulunduğunun aşikar olmasına rağmen kusursuz olduğu yönündeki tespiti kabulünün mümkün olmadığını, hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunun 9. Sayfasında davacının bakiye ömrünün tespiti başlığında kaza tarihinin 04.07.2021 olarak belirtilmesine karşın kaza tarihinin 05.11.2021 olduğunu, hesaplamada bu hususun nazara alınması gerektiğini, hesaplamanın asgari ücretin 2.569 katı kabul edilmiş olmasının da kabulünün mümkün olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, 05.11.2021 tarihinde davalıların sürücüsü, araç maliki, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olup davalı kargo şirketi tarafından kiralanmış olan aracın davacı idaresindeki iş makinesine çarpması sonucunda meydana gelen kazada davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek dava dilekçesinde tedavi gideri, kazanç kaybı, iş göremezlik tazminatı, ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan zararlar ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuş, mahkemece davanın maddi tazminat istemi yönünden kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine ilişkin olarak verilen hükme karşı davacı vekili ile davalı ... vekili ile davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf başvurunda bulunmuştur.
1-6100 Sayılı HMK'nın 297. maddesinde hükmün kapsamı ve hükümde bulunması gereken hususlar maddeler halinde açıkça düzenlenmiştir. 297/c bendinde “tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan hukuki sonuç ve hukuki sebeplerin” hükmün kapsamı içinde bulunması gereken hususlar olduğu belirtilmiştir. Yine aynı kanunun 297/2 maddesinde "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" düzenlemesine yer verilmiştir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir.Anılan yasal düzenlemenin de gereği olarak mahkemece verilen hükmün,gerekçeli olması, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında uygunluk ve illiyet bulunması, gerekçenin dosya kapsamına ve uyuşmazlığa ilişkin olması, taleplerin hangi nedenle kabul, hangi nedenle reddedildiğinin gerekçeden anlaşılması ve hükmün infazda tereddüt yaratmayacak mahiyette olması gerekmektedir.
Somut olayda trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepleriyle açılan davada, davacı vekilinin dava dilekçesinde maddi tazminat talepleri yönünden tedavi gideri, kazanç kaybı, iş göremezlik zararı ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar nedeniyle tazminat taleplerinde bulunmuş, mahkemece hükmün 1 numaralı bendinde davanın maddi tazminat yönünden kabulüne karar verildiği belirtildikten sonra 10.713,79 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 122.927,50 TL sürekli iş göremezlik tazminatının hüküm altına alındığı, maddi tazminata ilişkin diğer tazminat kalemleri yönünden olumlu ya da olumsuz hüküm oluşturulmadığı, hükmün 6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesine aykırı olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda gerektiğinde 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesi hükmü uyarınca davacı tarafa maddi tazminata ilişkin tazminat kalemlerini açıklamak üzere imkan verilmesi, daha sonra dava dilekçesindeki maddi tazminata ilişkin tüm tazminat kalemleri yönünden ayrı ayrı açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde hüküm oluşturulmak üzere kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
2-Mahkemece hükme esas alınan 16.02.2024 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, davacının geliri yönünden yapılan değerlendirmede, dava dilekçesinde davacının ... Belediyesinde kepçe operatörü olarak çalışmakta olup aylık maaşının kaza tarihi itibariyle 7.000,00 TL olduğunun belirtildiği, sosyal ve ekonomik durum araştırması neticesinde davacının iş makinesi operatörü olduğu, Kasım 2021'de 6.797,00 TL, Şubat 2023'de 13.093,00 TL geliri olduğunun belirtildiği, SGK iş göremezlik belgelerinin incelenmesinde davacıya 306,34 günlük brüt kazanç üzerinden ödeme yapıldığı, kaza tarihi itibariyle brüt kazancının 9.190,20 TL olduğunun tespit edildiği belirtilerek gelirinin asgari ücretin 2.569 katı olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır.
Somut olayda SGK Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 15.03.2023 tarihli cevabi yazısı ekleri ile davacıya 313.223,68 TL rücuya tabi ödeme yapıldığı belirtilmiş olup öncelikle davacıya geçici iş göremezlik nedeniyle yapılan ödeme miktarının netleştirilmesi, rücuya tabi sürekli iş göremezlik ödemesi yapılıp yapılmadığının sorulması ve dosya kapsamına göre Aski'de 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında çalıştığı anlaşılan davacının zararının hesaplanmasında hesaplamaya esas alınacak gelirinin net olarak belirlenmesi mümkün olduğundan çalıştığı iş yerinden kaza tarihinden 6 ay öncesinden itibaren rapor tarihine kadar olan maaş bordroları ve ek ödemelere ilişkin tüm belgeler getirtilerek rapor tarihine kadar olan tüm geliri belirlenerek bilinen dönem hesabında her ay için belirlenen gelire göre, işleyecek aktif dönem gelirinin ise bilinen son ücrete göre hesaplama yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davacının geliri asgari ücrete oranlanarak tespit edilmiş olması isabetli değildir.
3-6098 sayılı TBK'nın 56. maddesi hükmüne göre, hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, yaralanma halinde yaralanmanın kaza sonucu meydana gelmiş olması, maluliyet varsa oranı, iyileşme süresi, tedavi süresi ve tedavi süresince yapılan işlemler, varsa ameliyatlar, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacı için zenginleşme, davalı için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir.
Somut olayda 05.11.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı belirtilerek manevi tazminat talep edildiği, yargılama sırasında düzenlenen ve mahkemece maddi tazminata ilişkin hükme esas alınan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 30.10.2023 tarihli raporda davacının engel oranının % 1 olduğu, iyileşme süresinin 3 ay olduğu ve 1 ay bakıcı ihtiyacının bulunduğunun belirlendiği, bu durumda davacının kaza nedeniyle yaralandığı ve maluliyet oluştuğu nazara alınarak toplanan tüm deliller yukarıda açıklanan ilkelere göre değerlendirilerek manevi tazminatın takdiri gerekirken yazılı gerekçelerle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş olması hukuka aykırıdır.
4-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinde, "(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır." denilerek, mahkemece kural olarak, dava dilekçesindeki talep çerçevesinde karar verileceği kabul edilmiştir.
Kabule göre de talep edilen maddi tazminata dava ve 28.03.2024 tarihli bedel artırım dilekçesinde yasal faiz uygulanması talep edildiği halde 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesine düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak avans faizine hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili ve davalı ... vekili ile davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 21.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.