Satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura ve cari hesap alacağına davalının itirazının iptali ile takas definin incelendiği ticari dava.
Özet: Davacının, satım sözleşmesinden kaynaklanan 131.965,14 TL tutarındaki fatura ve cari hesap alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalının borcu olmadığını ileri sürerek itiraz etmesi üzerine açılan bu davada, davacı mal ve hizmet teslimini faturalar, e-irsaliyeler ve imzalı belgelerle ispatlayarak itirazın iptalini isterken, davalı, faturaların tek başına alacak doğurmayacağını, teslimin somut belgelerle kanıtlanmadığını ve davacıda kalan 295.904,44 TL değerinde bir torna aynası alacağı bulunduğunu iddia ederek takas/mahsup definde bulunmuş ve davanın reddini talep etmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/545
KARAR NO : 2026/556
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/06/2025
KARAR TARİHİ : 09/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... aleyhine, ---- İcra Dairesi'nin ------ Esas sayılı dosyasında 131.965,14 TL tutarındaki fatura ve cari hesap alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrine itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, davalı şirketin davacı şirketten mal ve hizmet aldığını, malların teslim edildiğini, hizmetin sunulduğunu, faturaların düzenlenip gönderildiğini, cari hesap ekstresi, e-fatura, e-irsaliye ve imzalı irsaliyelerin bulunduğunu, davacı şirketçe alacağın tahsili amacıyla davalıdan defalarca şifahi olarak talepte bulunulduğu ancak taleplerin karşılanmadığını, davalının icra dosyasına sunduğu itirazda dayanak faturalara itiraz etmediğini, yalnızca borcu olmadığını belirtmek suretiyle borca, faize ve faiz türüne itiraz ettiğini, faturaların e-arşiv fatura ve irsaliyelerin e-irsaliye olarak düzenlenerek portal üzerinden davalıya tebliğ edildiğini, ayrıca irsaliyelere teslim anında imza alındığını, ticari defterlere işlendiği ve bugüne kadar herhangi bir itiraza uğramadığını, --- Arabuluculuk Bürosu'nun ---- büro ve ------ arabuluculuk numaralı dosyasında görüşmeler yapıldığı ve anlaşmama son tutanağı düzenlendiğini, ayrıca haricen edinilen bilgilere göre borçlunun çok sayıda borcunun bulunduğunu, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve ileride verilecek kararın infazının mümkün olmayabileceği ileri sürülerek davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasının talep edildiğini, sonuç olarak davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın en az %20'si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, ihtiyati haciz kararı verilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı --- tarafından ---. İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine karşı süresi içerisinde borca ve faize itiraz edildiğini, davacının alacağını fatura ve ticari evraklara dayandırdığını, ancak faturaların tek başına alacak doğurmayacağını, fatura konusu malların teslim edildiğinin sevk irsaliyesi, teslim tutanağı veya benzeri belgelerle ispatlanması gerektiğini, davacı tarafından teslimi tevsik eden herhangi bir belgenin sunulmadığını, bu nedenle alacağın varlığının somut ve kesin olmadığını, ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı, ayrıca davacı tarafından ileri sürülen alacağın yargılamaya konu ve ihtilaflı olması nedeniyle ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini, davalı şirketin düzenli faaliyet gösteren bir şirket olduğu ve mal kaçırma ihtimaline ilişkin somut bir delil bulunmadığını, öte yandan davalı şirket tarafından davacıya geçici kullanıma bırakılan --- model kepenkli torna aynasının iade edilmediğini, söz konusu ürünün piyasa değerinin 295.904,44 TL olduğu ve davacının talep ettiği alacaktan fazla olduğu, bu nedenle Türk Borçlar Kanunu'nun 139. maddesi uyarınca takas ve mahsup def'in sürüldüğü, ürün mülkiyetinin davalıya ait olduğu ve bu hususun teslim irsaliyesi, fatura ve envanter kayıtları ile sabit olduğunu, davacının kötü niyetli olarak alacak talebinde bulunduğunu, bu sebeplerle davanın reddi ile ihtiyati haciz talebinin reddine, icra inkâr tazminatı talebinin kabul edilmemesine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, fatura ve açık hesaba dayalı alacak sebebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın davacının takip tarihi itibariyle davalıdan muaccel fatura ve açık hesap alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı, davalının takas mahsup definin yerinde olup olmadığı ile bu kapsamda davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan--. İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar tazminatı ile kötüniyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.----İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı icra dosyası UYAP üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş, ----- Vergi Dairesinden tarafların BA-BS kayıtları celp edilmiş, tarafların ticaret sicil kayıtları dosya içerisine alınmış, 02/04/2026 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.
İtirazın iptali istemine konu, ---. İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 06/11/2024 tarihinde başlatılan takibin alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı, borçlunun davalı olduğu; takibin 131.965,14 TL asıl alacağın tahsiline yönelik yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçluya 14/11/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 03/03/2025 tarihli borca ve fer'ilerine yönelik itiraz dilekçesi sunduğu, dilekçenin davacı tarafa tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın 21/11/2024 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 131.965,14 TL alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Takip dayanağı borcun sebebinin, taraflar arasındaki açık hesap olduğu, 02/04/2026 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere, Davacı tarafından ibraz edilen 2023-2024-2025 yılına ilişkin ticari defterlerin; açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, ticari defterlerinin kayıt nizamı bakımından uygun olduğu, davacı şirketin ticari defter ve muhasebe kayıtlarına göre; davacı şirketin davalı ile olan ticari münasebet kayıtlarını ----- nolu ... isimli alıcılar hesabında takip ettiği, davalı tarafça ticari defter ve muhasebe kayıtlarının ibraz edilemediği, bu nedenle davalıya ait ticari defterler üzerinde inceleme yapılamadığı, tarafların tacir olduğu ve aralarında ticari ilişkinin bulunduğu, taraflar arasında ticari satış ve buna bağlı hizmet ilişkisine dayalı işlemlerin gerçekleştiği, takibe konu alacağı oluşturan ----- numaralı faturaların incelenmesinde; söz konusu faturaların davacı tarafından düzenlendiği ve davacının ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, söz konusu faturaların Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi üzerinden davalıya elektronik ortamda iletildiği, bu suretle faturaların davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından söz konusu faturalara karşı herhangi bir iade faturası düzenlenmediği, yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği ve ayıp ihbarında bulunulmadığı, ayrıca Gelir İdaresi Başkanlığı BA-BS kayıtları ile davacı ticari defter ve muhasebe kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde fatura konusu mal ve hizmetlerin davalıya teslim edildiği ve ticari ilişkinin teyit edildiği, davacı şirketin ticari defter ve muhasebe kayıtlarına göre; takip tarihi itibariyle davacının davalıdan kaydi olarak 131.965,14 TL tutarında alacaklı olduğu, söz konusu alacağın davacı ticari defter ve kayıtları ile açık, denetlenebilir ve belirlenebilir nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.Eldeki dosyada davacı takip konusu faturalardan kaynaklı davalıdan alacaklı olduğunu, usulüne uygun olarak tutmuş olduğu ticari defter ve kayıtlarla ispat etmiş olup, davalı ise yapılan ihtara rağmen defterlerini ibraz etmemiş, her ne kadar takas, mahsup definde bulunmuş ise de buna ilişkin herhangi bir delil sunmamıştır. Bu haliyle yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı defterlerinden çıkan sonuca itibar edilerek davacının takipteki asıl alacak miktarınca davalıdan alacaklı olduğu kanaatine varılarak davanın kabulü ile; davalının--- .İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına, karar verilmiştir.İcra inkar tazminatı yönünden; İİK’nın 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez.
Eldeki davada alacak taraflar arasındaki açık hesaptan kaynaklandığından likittir. Bu nedenle davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 131.965,14-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın Kabulü ile;
1-Davalının ---- .İcra Müdürlüğünün --- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına,
2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 131.965,14-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekin karar harcı 9.014,53-TL'den davacı tarafça yatırılan 2.253,64-TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 659,83-TL peşin harç olmak üzere toplam 2.913,47-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.101,06-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irat kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 2.253,64-TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 659,83-TL peşin harç olmak üzere toplam 2.913,47-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvuru harcı, 87,50-TL vekalet harcı, 316,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 10.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.018,90-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Gerekçeli karar yazım tarihi itibariyle UYAP üzerinden yapılan kontrollerde arabuluculuk faaliyeti yönünden düzenlenmiş sarf kararı bulunmadığı anlaşılmakla arabuluculuk sarf kararının düzenlenmesi halinde TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca arabuluculuk ücretinin (sarf kararı ile belirlenecek tutarın) davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair karar, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.