İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde ticari satımdan kaynaklanan açık hesap alacağına ilişkin icra takibi itirazının iptali davasında davacı talebinin incelenmesi ve kararı.
Özet: Ticari ilişkiden doğan açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali davasında, davacı, davalı adına düzenlenip yasal süresinde itiraz edilmeyen e-faturalara ve kendi usulüne uygun ticari defter kayıtlarına göre davalının 99.674,30 TL bakiye borcunun bulunduğunu ileri sürmüş; davalının davaya cevap vermemesi ve kendi defterlerini sunmaması üzerine, alınan bilirkişi raporu da davacının kayıtlarını destekleyerek takibe konu alacağın varlığını ve miktarını teyit etmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/904
KARAR NO : 2026/555
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/10/2025
KARAR TARİHİ : 09/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu kapsamda davacı tarafından davalı adına çeşitli tarihlerde e-faturalar düzenlendiğini ve söz konusu faturaların davacının ticari defterlerinde açık hesap şeklinde kayıt altına alındığını, davalı tarafından bu faturalara yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davacı ticari defter ve hesap hareketlerine göre davalının 99.674,30 TL tutarında bakiye borcunun bulunduğunu, bu alacağın tahsili amacıyla --- İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından söz konusu takibe itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu ve işbu itirazın iptali davasının açıldığını, davalı tarafça dosyaya sunulmuş herhangi bir cevap dilekçesinin bulunmadığını, davacı tarafça itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalıya usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen davaya cevap sunmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, açık hesaba dayalı alacak sebebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın davacının takip tarihi itibariyle davalıdan açık hesap alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı ile bu kapsamda davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ----. İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. ---. İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı icra dosyası UYAP üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş, ----- Vergi Dairesinden tarafların BA-BS kayıtları celp edilmiş, tarafların ticaret sicil kayıtları dosya içerisine alınmış, 04/04/2026 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.İtirazın iptali istemine konu, ----. İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 19/08/2025 tarihinde başlatılan takibin alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı, borçlunun davalı olduğu; takibin 99.674,30 TL asıl alacak ve 45.766,21 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 145.440,51 TL alacağın tahsiline yönelik yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçluya 25/08/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 25/08/2025 tarihli borca ve fer'ilerine yönelik itiraz dilekçesi sunduğu, dilekçenin davacı tarafa tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın 02/10/2025 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 145.440,51 TL alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Takip dayanağı borcun sebebinin, taraflar açık hesap olduğu, 04/04/2025 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre; davacı tarafından ibraz edilen 2024 ve 2025 yılına ilişkin ticari defterlerin; açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, ticari defterlerinin Kayıt nizamı bakımından uygun olduğu, davacı şirketin davalı---- ile ilgili ticari münasebet kayıtlarını ----- nolu Alıcılar hesabında açık hesap şeklinde takip ettiği, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre; incelenen yıllarda, davalının davacıya açılış bakiyesinden 19.120,30-TL borçlu olduğu, davacının davalıya toplam 127.830,00.-TL fatura düzenlediği işbu faturalar karşılığında davalının davacıya 47.276,00.-TL ödeme yaptığı, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 99.674,30 TL tutarında alacaklı olduğu, takibe konu olan faturaların incelenmesinde; söz konusu faturaların e-fatura olarak düzenlendiği ve Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi üzerinden davalıya elektronik ortamda iletildiği, bu suretle faturaların davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından söz konusu faturalara ilişkin herhangi bir iade ve yasal süresi içerisinde itiraz edildiğine veya ayıp ihbarında bulunulduğuna ilişkin belge sunulmadığı, davalı şirketin ticari defter ve muhasebe kayıtlarını dosyaya ibraz etmemesi nedeniyle davalı defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı, bu nedenle davacı kayıtlarının davalı kayıtları ile karşılaştırılması ve mutabakat sağlanmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.Eldeki dosyada davacı takip konusu faturalardan ve açık hesaptan kaynaklı davalıdan alacaklı olduğunu, usulüne uygun olarak tutmuş olduğu ticari defter ve kayıtlarla ispat etmiş olup, davalı ise yapılan ihtara rağmen defterlerini ibraz etmemiştir. Bu haliyle yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı defterlerinden çıkan sonuca itibar edilerek davacının takipteki asıl alacak miktarınca davalıdan alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır.---.İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra takip dosyasında davacı tarafından 45.766,21 TL işlemiş faiz talep edilmiş ancak davalının takip öncesinde temerrüte düşürüldüğünü gösterir ihtarname veya benzeri bir belge bulunmamaktadır. Bu nedenle davalıdan işlemiş faiz talep edilmeyeceği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü ile; davalının davalının ----.İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibe 99.674,30-TL asıl alacak üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına, işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine karar verilmiştir.İcra inkar tazminatı yönünden; İİK’nın 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez.Eldeki davada alacak taraflar arasındaki açık hesaba dayandığından likittir. Bu nedenle davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 99.674,30-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın Kısmen Kabulü ile;
1-Davalının ----.İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibe 99.674,30-TL asıl alacak üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına, işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine,
2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 99.674,30-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekin karar harcı 6.808,75-TL'den davacı tarafça yatırılan 2.483,75-TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 727,20-TL peşin harç olmak üzere toplam 3.210,95-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.597,80-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irat kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 2.483,75-TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 727,20-TL peşin harç olmak üzere toplam 3.597,80-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvuru harcı, 87,50-TL vekalet harcı, 538,90-TL tebligat ve müzekkere gideri ve 10.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.241,80-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 7.704,31-TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Gerekçeli karar yazım tarihi itibariyle UYAP üzerinden yapılan kontrollerde arabuluculuk faaliyeti yönünden düzenlenmiş sarf kararı bulunmadığı anlaşılmakla arabuluculuk sarf kararının düzenlenmesi halinde TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca arabuluculuk ücretinin (sarf kararı ile belirlenecek tutarın) davanın haklılık oranına göre davacıdan ve davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Davanın kabul edilen kısmı için davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair karar, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.