İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasında, kendi görevini ve ticari dava kavramını Türk Ticaret Kanunu uyarınca değerlendirdiği gerekçe.
Özet: Bu hukuki evrak, cari hesaba dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında mahkemenin görevli olup olmadığını değerlendirmektedir; bu bağlamda Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Türk Ticaret Kanununun ilgili maddeleri çerçevesinde ticari davaların tanımı, mutlak ve nispi ticari davalar arasındaki farklar, bir davanın ticari sayılması için her iki tarafın tacir olması ve ticari işletmelerini ilgilendirmesi gerektiği kriterleri ayrıntılı olarak incelenmekte, görev kurallarının kamu düzenine ilişkin bir dava şartı olduğu vurgulanarak mahkemenin görevli olup olmadığına dair yasal dayanaklar açıklanmaktadır.

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/956 KARAR NO : 2026/589DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 17/10/2025KARAR TARİHİ : 16/06/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkiden doğan cari hesap alacağının davalı tarafından vadesinde ödenmemesi sebebiyle ---. İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın işbu takibe haksız ve hukuka aykırı olarak itirazda bulunduğunu, takibin durmasına karar verildiğini, yetki itirazının haksız olduğunu ----- İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu, davalı tarafın icra dosyasına itirazda bulunduğunu, herhangi bir borcunun bulunmadığını beyanla icra takibine, takip konusu alacağa, faize, masraf ve ferilerine, faiz oranına, vekalet ücretine, borca, yetkiye itiraz ettiğini, davalı şirketin yapmış olduğu itiraz, haksız ve kötü niyetli olduğunu, işbu sebeplerle, borçlunun itirazının iptalini, takibin devamını, alacağa ve borçlunun haksız itirazı sonucu alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra-inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, cari hesaba dayalı alacağın tahsili içi başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup (HMK m. 1) dava şartı olarak da kabul edildiğinden (HMK m.114/1-c) mahkemelerce re’sen nazara alınır (HMK m. 115).Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (HMK m.115/1).Mahkeme, gerek re’sen yapacağı inceleme sonucunda gerek tarafların (mahkemenin görevli olmadığı yönündeki) dava şartı noksanlığını ileri sürmesi üzerine, görevsiz olduğu kanaatine varırsa, görevsizlik kararı verir (HMK m.1; m.114/1-c; m. 115/1; m. 20).Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nın 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.Bu genel kuralın yanında TTK'nın 4. maddesinin son cümlesindeki düzenleme nedeniyle yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale ve vedia gibi sözleşmelerden doğan davalarla fikri ve sınai haklara ilişkin davalar da ticari davadır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken, burada sayılan davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması yeterli görülmüştür.Eldeki dosyada dava taraflar arasındaki cari hesaptan kaynaklanmaktadır. Bu tür sözleşmelerden kaynaklanan davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine dair yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü için uyuşmazlık konusunun her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olması ve her iki tarafın da tacir olması gerekmektedir. Davalının gerçek kişi ticari işletme veya tacir kaydı bulunmamakta olup, esnaf kaydı mevcuttur. Ayrıca ---- Defterdarlığı'ndan gelen yazı cevabından davalının 28/05/2013 tarihi itibariyle ---Faaliyetinden dolayı Basit Usulde mükellef olduğu anlaşılmıştır. Bu haliyle davalının tacir olmadığı esnaf olduğu, davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkememsi'ne ait olduğu kanaatine varılarak mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,2-Davaya konu uyuşmazlığı inceleme görevi ---- Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğundan MAHKEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,3-Karara karşı 2 hafta süresi içinde kanun yoluna başvurulmaz ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulur ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye talep edenin başvurup talepte bulunması halinde dosyanın görevli ----- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine; süresi içerisinde talepte bulunulmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin talep edene ihtarına (ihtar edildi)4-Kararın taraflara tebliğinin masrafının davacı tarafından yatırılan gider avansından karşılanmasına,5-6100 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu m.331/2 uyarınca yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verileceğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,6-Davaya görevli mahkemece devam edilmezse ve talepte bulunulursa yargılama giderleri ile ilgili karar verileceği hususunun talep edene ihtarına (ihtar edildi)7-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.