İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde araç kiralama sözleşmesinden kaynaklı ödenmemiş borç ve mal kaçırma riski nedeniyle ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince reddi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrakta, araç kiralama sözleşmesinden doğan 15.355.961,04 TL alacağın tahsili amacıyla ihtiyati haciz talep eden şirketin, borçlu şirketin edimini yerine getirmediğini, alacağın likit ve muaccel olduğunu, borçlunun temerrüde düştüğünü ve mal kaçırma hazırlığında olduğu duyumları nedeniyle ilamın icrasız kalma riskinin bulunduğunu belirterek yaptığı başvurusunun ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine, "yaklaşık ispat" koşullarının yerine geldiği gerekçesiyle kararın kaldırılarak ihtiyati haciz talebinin kabulü istenmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
36. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/2457
KARAR NO : 2026/1938
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/03/2026
NUMARASI : 2026/72 E. - 2026/71 K.
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ: 21/05/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İhtiyati Haciz Talep Eden vekili özetle; Müvekkili şirket ile borçlu şirket arasında 15/05/2025 tarihli araç kiralama sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, araç teslim tutanakları ile sözleşme konusu araçları borçluya teslim ettiğini, ancak borçlu şirketin cari hesap dökümleri ve faturalardan da anlaşılacağı üzere müvekkiline olan 15.355.961,04 TL borcunu ödemediğini, sözleşmenin 4. Maddesi uyarınca ödemelerin fatura tarihinden itibaren 7 gün içinde yapılması gerektiğini, sözleşmenin 4. Maddesi uyarınca fatura tarihinden itibaren 7 gün içinde ödenmeyen bedeller için borçlunun herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit olduğunu, sözleşmenin 16. Maddesi uyarınca müvekkilinin kayıtlarının HMK 193. Anlamında kesin delil niteliğinde olduğunu, alacağın likit ve muaccel olduğu, borçluya keşide edilen ihtarnameye haksız cevap verildiğini, borcu ödeme niyetinin olmadığını, borçlunun mal kaçırma eğiliminde olduğunu öğrendiklerini, ihtiyati haciz kararı verilmemesi halinde, ilamın icrasız kalmasının muhtemel olduğunu, her ne kadar ihtarname ile borçludan 20.073.700,05 TL alacak talep olunmuş ise de; borçlunun süreç içerisinde bir kısım aracı iade ettiği, bu nedenle 15.355.961,04 TL alacakları için için borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile 3.şahıslardaki hak ve alacaklarına haciz konulmasını talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi 06.03.2026 tarihli 2026/72 D.İş 2026/71 kararı ile, ihtiyati Haciz talebinin reddine karar vermiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sayın yüksek mahkemenizce de bilindiği üzere, hukuk yargılamasında yaklaşık ispat, bir iddianın doğruluğu konusunda mahkemede tam bir kanaat (kesinlik) yerine, o iddianın kuvvetle muhtemel olduğu yönünde bir kanaat oluşturulmasıdır. özellikle ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir gibi geçici hukuki koruma süreçlerinde, zamanın kısıtlı olması ve hakkın tehlikeye girmemesi amacıyla "tam ispat" şartı aranmadığını, müvekkil şirket ile borçlu şirket arasında akdedilen 15/05/2025 tarihli araç kiralama sözleşmesi (ek-1) kapsamında müvekkilimiz edimlerini eksiksiz yerine getirmiş, araç teslim tutanakları (ek-2) ile sözleşme konusu araçları borçluya teslim edildiğini, ancak borçlu şirket, cari hesap dökümlerinden ve faturalardan (ek-3) da anlaşılacağı üzere, müvekkile olan 15.355.961,04 TL tutarındaki borcunu ödemediğini, Sözleşmenin 4. maddesi uyarınca ödemeler fatura tarihinden itibaren 7 gün içinde yapılması gerektiğini, sözleşmenin 4. maddesi uyarınca fatura tarihinden itibaren 7 gün içinde ödenmeyen bedeller için borçlu, herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit olduğunu, ayrıca sözleşmenin 16. maddesi uyarınca müvekkil şirketin kayıtları HMK 193 anlamında kesin delil niteliğinde olduğunu, yine alacağın likit (belirli) ve muaccel olduğunu, bu sebeple yaklaşık ispatın yerine getirildiğini, ilk derece mahkemesince haciz kararı verilmesi gerektiğini, müvekkil tarafından haricen edinilen bilgiler ve piyasa duyumlarına göre; borçlu şirketin içinde bulunduğu mali darboğaz nedeniyle taşınır/taşınmaz mallarını devretme hazırlığı içerisinde olduğu, banka hesaplarındaki nakit varlıkları başka mecralara aktarma gayretinde olduğunu, tahkim şartı ihtiyati haciz talebine engel olmadığını, sözleşmede istac tahkim şartı bulunması, mahkemeden geçici hukuki koruma talep edilmesine engel teşkil etmediğini, borçlunun mal kaçırma hazırlığı ve kötüniyetinin mevcut olduğunu, borçlu şirketin mali darboğazda olduğu, taşınır ve taşınmaz mallarını devretme hazırlığı içinde olduğu yönünde ciddi duyumların mevcut olduğunu, ihtiyati haciz kararı verilmemesi halinde, ileride tesis edilecek tahkim kararının icrasız kalmasının kuvvetle muhtemel olduğunu belirterek kararın kaldırılarak ihtiyati haciz talebimin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; Araç kira sözleşmesinden kaynaklı davalının borcu nedeniyle ihtiyati haciz isteminden ibarettir.
İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için, mahkeme kararı ile borçlunun mallarına geçici şekilde el konulması olarak tanımlanabilir. İİK'nın 257/1. maddesi gereğince kural olarak, vadesi gelmiş ve rehinle teminat altına alınmamış bir alacak için mahkemeden ihtiyati haciz talebinde bulunulabilir. Vadesi henüz gelmemiş alacaklar için ancak 1) Borçlunun belirli bir yerleşim yeri yoksa; 2) Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz talep edilebilir. Bu istisnai haller dışında vadesi gelmemiş alacaklar için ihtiyati haciz talep edilemez.
Somut davada, taraflar arasındaki yapıldığı iddia olunan kira sözleşmesine istinaden kiralananın kullanılmasından kaynaklı kira alacağı, servis ücreti ve trafik cezalarından meydana gelen cari alacaktan kaynaklı ihtiyati haciz isteminin söz konusu olduğu dava dosyası incelendiğinde alacağın kaynağının faturalar ve cari dökümün olduğu ibraz edilen bilgi ve belgeler göz önüne alındığında İİK 257. Maddesi gereğince yasal şartların oluşmadığı, cari hesap faturaya dayalı alacak hususunda yaklaşık ispat ölçüsüne varan delil değerlendirmesi yapılmasına yeterli bulunmadığı, ayrıca alacağın varlığı noktasında bilirkişi raporu alınması gerektiği, özetle haciz talebine konu alacak yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla şartları oluşmayan haciz talebinin reddi gerektiği anlaşılmakla; ilk derece mahkemesince haciz talebinin reddi kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İlk derece mahkemesinin kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf maktu karar harcının peşin olarak alındığı anlaşılmakla başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının iadesine,
4-Karar tebliği, harç takibi ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21/05/2026