Kadastro Kanunu 22/2-a uyarınca uygulama kadastrosuyla azalan parsel yüzölçümünün, önceki hükmen tescile rağmen teknolojik ölçüm farklarından kaynaklandığı.
Özet: Bir taşınmaz malikinin, uygulama kadastrosu sonucunda mülkünün yüzölçümünün haksız yere azaldığı iddiasıyla başlattığı iptal ve tescil davası, hem ilk derece hem de bölge adliye mahkemelerince reddedilmiştir; mahkemeler, taşınmazın sınırlarının 1960lı yıllardan beri değişmediğini, yüzölçümü farkının ise önceki kadastro çalışmalarındaki planimetre gibi eski ve daha az hassas ölçüm yöntemlerinden kaynaklandığını, mevcut güncelleme kadastrosunun ise zemin sınırlarına ve yönetmeliklere uygun olduğunu tespit etmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2363 E., 2025/1178 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Saray (Tekirdağ) Kadastro MahkemesiSAYISI : 2022/75 E., 2023/46 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1.... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı ve dava dışı müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 1 05... parsel sayılı 3.771,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla ve 3.505,23 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiş ve Kadastro Komisyonuna yapılan itiraz reddedilmiştir.2.Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazda müvekkilinin hissedar olduğunu, uygulama kadastrosu ile taşınmazın 3.771,00 metrekare iken 3.505,13 metrekareye eksildiğini, dava konusu taşınmazın hükmen tescil edildiğini ve bu nedenle uygulama kadastrosu ile yüzölçümünün azaltılamayacağını, bununla birlikte sınır komşusu 1 05... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünde artış olduğunu, eğer dava konusu taşınmazda azalış 705 parselden kaynaklıysa hatalı bir durum olduğunu belirterek, taşınmazın uygulama kadastrosunun iptaliyle hatanın düzeltilerek 3.771,00 metrekare olarak tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; husumetin kendilerine yöneltilemeyeceğini, zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin geçtiğini ve uygulama kadastrosunun usulüne uygun yapıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "Davacı ve davalı vekilinin beyanları, dosyadaki harita, tutanak ve belgeler, mahalli bilirkişi beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar davacı vekili dava konusu taşınmazda hükmen tescil gerçekleştirilmiş olması dolayısıyla yeniden tescil ile yüzölçümünde azalma meydana getirilmesinin mümkün olamayacağı ve komşu taşınmaz sınırının ifraz gördüğüne ilişkin itirazda bulunmuş ise de bu itirazın dava konusu kapsamında Mahkemenin görevli olduğu 22/2-a güncelleme çalışmalarına karşı yapılan itiraz yönünden incelemede hükme esas teşkil edecek şekilde bir hata ve eksikliğe neden olmadığı, dosya arasında bulunan harita ve fen bilirkişisinin raporuna göre de dava konusu taşınmazın 1968, 1972, 1985, 19 92... yıllarına ait hava fotoğraflarında tespit edilen kullanım durumu ve güncelleme sonucu oluşan sınırının birbiri ile uyumlu olduğu, parselin alanında kayda değer bir farklılık olsa da sebebinin ölçü ve hesaplama yöntemleri ile teknolojik farklılıklardan kaynaklandığı, parsel bazında yaygın bir hata bulunmadığı ve bu nedenlerle zemin sınırlarının baz alınarak güncelleme yapılmasının uygulama yönetmeliklerine uygun olduğu" gerekçesiyle davanın reddine, taşınmazın kadastro uygulama tutanağında belirtilen nitelik ve yüzölçümü ile tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "Dava konusu taşınmazın tapulama çalışmalarının 2004 yılında başlandığı ve 13.03.20 06... .04.2006 tarihlerinde askı ilanına çıkarıldığı, davacının hissedar olduğu dava konusu taşınmaza askı ilan süresi içerisinde dava açılması neticesinde, Vize Kadastro Mahkemesi'nin 2006/ 71... /22 Karar sayılı kararı ile davacı Hazine ve Salih Kınalı'nın davasının reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verildiği, söz konusu kararda taşınmazın sınırlarına yönelik bir dava olmadığı, mülkiyete ilişkin olduğu, dava konusu taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarından taşınmazın sınırlarının 1960 yılından beri aynı şekilde kullanıldığı, sınırlarında bir değişiklik olmadığının beyan edildiği, dosyaya sunulan 29.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda yer alan hava fotoğraflarından da taşınmazın 1968 yılından beri aynı sınırlar ile kullanıldığı, raporun 10. sayfasında yer alan krokiye göre 2006 yılında yapılan kadastro çalışması sonucu oluşan pafta sınırı ile 22/2-a sonucu oluşan pafta sınırının üst üste çakıştırılmasında sınırların birebir aynı olduğu, sınırlar arasında uyumsuzluk bulunmadığının rapor edildiği, dava konusu taşınmazda miktar azalmasının sebebinin 2006 yılında yapılan kadastro çalışmalarında alan hesabının planimetre ile yapılması ve hassasiyet payının fazla olmasından kaynaklandığı" gerekçesiyle davacı ... vekilininin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı ... vekili temyiz dilekçesinde: bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmeden karar verildiğini, hükmen tescil ve teknolojik ölçüm ile yakın tarihlerde yapılmış ifraz çalışmalarına ilişkin değerlendirme yapılmadığını, hatalı eksik bilirkişi raporu düzenlendiğini ve sınırlandırma hatasının mevcut olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.