Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle davanın reddi kararı onandı.
Özet: Tapu iptali ve tescil talebiyle Hazine tarafından belediye aleyhine açılan kadastro öncesi nedene dayalı davada, belediye adına tescilli taşınmazın tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescili istemi, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi gereğince, kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle ilk derece mahkemesince reddedilmiş; bölge adliye mahkemesi bu red kararını onarken, Hazine aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiğini belirterek vekalet ücreti yönünden kararı düzeltmiş; Yargıtay ise, bölge adliye mahkemesinin kararını usul ve yasaya uygun bularak onamıştır.
1. Hukuk Dairesi         2024/2564 E.  ,  2026/916 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1054 E., 2023/1495 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/275 E., 2021/539 K.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dava konusu 73... parsel sayılı 4.215,27 metrekare yüz ölçümlü, arsa vasıflı taşınmazın davalı ... Belediyesi adına kayıtlı olduğu, 73... parselin zemindeki yerinin 73... parsel sayılı taşınmazdan geldiği 73... parselin ise 10.12.1968 yılında kesinleşen kadastro çalışmalarında evvelce çay yatağı iken 25-30 yıl önce Belediye tarafından yapılan ıslah çalışmaları neticesinde Belediyeye intikal eden yerlerden olduğu açıklanarak davalı ... Belediyesi adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı vekili; 28.07.2020 tarihli dava dilekçesi ile; Isparta ili, merkez ilçesi, ... Mahallesi 73... parsel sayılı taşınmaz ile ilgili olarak Maliye Uzmanı tarafından verilen raporda özetle, ihdas 7, 8, 9, 10... numarası verilen ve çay yatağında kalması nedeni ile Hazine adına tescil edilmesi gerekirken yoldan ihdas gösterilerek 73... , 5, 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar olarak toplam 8280, 86... yüz ölçümü ile davalı ... Belediyesi adına tescil edildiğini, yolsuz tescilin söz konusu olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili 13.08.2020 tarihli cevap dilekçesi ile; dava konusu tescil üzerinden 29 yıl geçtiğini, davanın zamanaşımına uğradığını davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 73... parsel sayılı taşınmazın 10.12.1968 tarihinde kesinleşen kadastro tespit işlemi ile davalı ... adına arsa olarak tespit ve tescil edildiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi gereğince ise, kadastro öncesi sebeplere dayalı olarak açılacak davaların, tutanağın kesinleşme tarihinden başlamak üzere 10 yıllık hak düşümü süresine tabii olduğu ve bu nedenle davanın hak düşümü süresine uğradığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; kadastronun kesinleştiği 10.12.1968 tarihi ile davanın açıldığı 28.07.2020 günü itibariyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücreti yönünden yapılan incelemede, davacının davasının ret sebebine göre AAÜT'nin 7/2. maddesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davacı aleyhine fazla vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu belirtilip davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu nedenle kabulü ile hükmün HMK'nın 353/b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile vekalet ücretine hasren davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Aşağıda yazılı 304,40 TL
bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.