İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin ticari ilişkiden kaynaklanan menfi tespit davasında, taşınmaz satışı karşılığı verilen çeklerin bedelsizliği iddiaları üzerine yapılan istinaf incelemesi kararı.
Özet: Davacı, davalı şirkete taşınmaz alımı karşılığında verdiği çeklerin, şirketin vadettiği daireleri teslim etmemesi nedeniyle bedelsiz kaldığını ileri sürerek menfi tespit davası açmış; davalı ise taraflar arasındaki ilişkinin yalnızca satış değil, aynı zamanda davacının borç aldığı bir yapıyı da içerdiğini savunmuş; ilk derece mahkemesi ise davacının, çeklerin bedelsizliğini yazılı delille ispatlama yükümlülüğünü yerine getiremediği gerekçesiyle davayı reddetmiş, davacı vekili bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2024/500 EsasKARAR NO : 2026/1203 KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: Bakırköy 7. Asliye Ticaret MahkemesiNUMARASI : 2022/49 Esas - 2023/1086 KararTARİHİ: 25/10/2023DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: 12/06/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında Küçükçekmece Halkalı Mahallesi ... Mevkii ... Ada .. Parsel 1,4,43,51 nolu bağımsız bölümlerdeki taşınmaz satışı konusunda anlaşma yapıldığını, anlaşmaya istinaden peşinen çeklerin verildiğini, ancak davalı şirketin sadece 4 adet tapuyu teslim ettiğini, satmayı vadettiği diğer daireleri teslim etmediğini, müvekkilinin tapuları alamadığından davalı şirket elinde bulunan bir kısım çekleri ödeyemediğini, davalı şirket tarafından kötü niyetli olarak çeklerin bankaya ibraz edildiğini, karşılıksız işlemi yaptırıldığını, müvekkili aleyhine Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı şirketin daire satmak vadiyle peşinen aldığı diğer çeklerle ilgili borcu bulunmadığını, çekler karşılığında müvekkiline herhangi bir edimde bulunulmadığının tespiti gerektiğini beyanla müvekkiline verilen tapular karşılığı ödenen bedelin tespitini, fazlaca verilen çeklerin tespit edilmesini, bu çeklerin bedelsiz olduğunun tespitini dava ve talep etmiştir. Davalı usulüne uygun meşruhatlı davatiyeye rağmen davaya cevap vermemiştir.Davalı vekili 10/10/2022 tarihli beyan dilekçesinde özetle; ... adına düzenlenen 4 adet Fatura, 4 ayrı tapu kaydı ve cari hesaplarda karşılıksız kalan tüm çeklerin müvekkili tarafından 3. şahıslara ödendiğini gösteren ödeme dekontlarını, bir kısım Tahsilat Makbuzlarını, ... şirketinin yetkilisi ve ortağı ...tarafından 03.04.2019 tarihinde davacı adına ödenen 100.000,00 TL bedelli ... Bankası ödeme dekontunu, ... şirketinin hissedarı ...'ün eşi ... tarafından 10.09.2019 tarihinde davacı adına ödenen 300.000,00 TL bedelli ... ... Ödeme Dekontunu dosyaya sunduklarını, taraflar arasında sadece ev satışı ilişkisi söz konusu olmadığını, sözde satılan ev bedellerinin peşin ödenecek bedeller olduğunu ve fakat ödenmediğini; davacının ve organik bağ içerisinde olduğu şirketlerin nakit ödemede zorlandığı ve buna bağlı olarak hem vade farkı hem de kimi nakit ihtiyaçlarının karşılanması bağlamında müvekkilin kullanılarak kendilerine borç para aktarılmasının sağlandığını, davacının kendisine ödenen 100.000 TL ile 300.000 TL nakit para karşılığında yine çek ile ödeme yapacağını belirterek müvekkilini kandırdığını, borcunu ödemediği gibi süreçteki nakit ihtiyacını iyi niyetli müvekkilinden sağladığını, netice itibarıyla sebepsiz yere zenginleşmiş olduğunu, kendisi adına düzenlenen çeklerden sorumlu olduğunu, davaya konu çeklerin taraflarınca 2019 yılında icra takibine konu edildiğini, dosya alacaklarının tahsil edilmediğini, davacının hem ... Şirketinde hem ... Şirketinde Şirket Yetkilisi ve Şirket Ortağı olduğunu, müvekkilinin sadece davacıdan değil, bahsi edilen iki şirketten de alacaklı olduğunu, yapılan kötü niyetli tasarrufların alacaklıdan mal kaçırma kastıyla yapıldığının anlaşıldığını, taraflarınca 4 ayrı tasarrufun İptali davası açıldığını, müvekkilinin davacıya 4 adet taşınmaz sattığı davacının da kabulünde olduğunu, sıralı çeklerle sözde yerine getirilmeyen edimin açık biçimde ne olduğu davacı tarafça belirtilmediğini, davacının ve organik bağ içerisinde bulunan şirketlerin kambiyo çeki kapsamında müvekkiline borçlu olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 25/10/2023 tarih ve 2022/49 Esas - 2023/1086 Karar sayılı kararında;".......Kambiyo senedinin bedelsizliğine ilişkin açılan menfi tespit davasında ispat yükünün davacı borçluda olduğu, çekin ödeme aracı niteliğinde olması da dikkate alındığında; dava ve takip konusu edilen çeklerin gerçekleşmeyen taşınmaz satışına ilişkin düzenlendiği yolundaki iddianın yazılı delille ispatlanması gerektiği, davacının iddiasını ispatlayamadığı ve hatırlatılmasına rağmen yemin deliline dayanmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile, ''Davanın reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin davalı şirket ile arasında gerçekleşen alım satımdan kaynaklı olarak bir kısım çekleri ödediğini, ancak davalı şirketin daire satmak vadiyle peşinen aldığı diğer çeklerle ilgili borcu bulunmadığını, bilirkişi raporu ile de tespit edilen tapu bedellerinden fazlaca verilen çeklerin bedelsizliğine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin elinde bulundurduğu çekler karşılığında bir ticaret gerçekleşmediğinden bu çeklerin bedelsiz olduğunun, çekler karşılığında müvekkilime herhangi bir edimde bulunulmadığının tespitinin gerektiğini, Davalının yerel mahkeme dosyasında yasal süreler içerisinde cevaplarını ve delillerini bildirmediğini, davanın tahkikat aşamasında açıkça muvafakatleri olmadığını bildirmelerine rağmen deliller sunduğunu ve yerel mahkeme tarafından bu delillere dayanılarak davanın reddine karar verildiğini, bu kararın usule ve yasaya aykırı olduğunu, Müvekkil tarafından davalı tarafa verilen çekler karşılığında herhangi bir ticaret olmadığının sadece taşınmaz satışına ilişkin bir ticaret olduğunun davalının ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde ortaya çıktığını, davalı tarafından çeklerin talil edildiğini, 4 adet taşınmaz alım satımı dışında da müvekkilin borçlu olduğunun iddia edildiğini, ancak bu hususun ispatlanamadığını, davalı tarafından çeklerin talil edilmesi sebebiyle ispat yükünün davalı tarafa geçtiğini, Davalı vekilinin dosyaya delil olarak çeşitli dekontlar sunduğunu, bu dekontlardaki paraların müvekkile gelmediğini, sanki müvekkile gönderilmiş gibi anlatıldığını, müvekkil ile davalı şirket arasında davaya konu ettiğimiz taşınmazlar dışında başka bir ticaret bulunmadığını, bu durumun araştırılarak esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, çeke dayalı İİK. 72 Madde uyarınca açılan menfi tespit davasıdır.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında Küçükçekmece Halkalı Mahallesi ... Mevkii ... Ada 8 Parsel sayılı taşınmazdaki bağımsız bölümlerin satışı konusunda anlaşma yapıldığını, anlaşmaya istinaden peşinen çeklerin verildiğini, ancak davalı şirketin sadece 1,4,43,51 nolu 4 adet bağımsız bölümün tapuda teslim edildiğini, satmayı vadettiği diğer daireleri teslim etmediğini, müvekkilinin tapuları alamadığından davalı şirket elinde bulunan bir kısım çekleri ödeyemediğini belirterek tapular karşılığı ödenen bedelin tespitini, fazlaca verilen çeklerin tespit edilmesini, bu çeklerin bedelsiz olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 22/06/2022 tarihli beyan dilekçesi ile; Teslim edilen gayrimenkuller ve devamında teslimi için anlaşılan diğer gayrimenkullerin tamamının ... ada 8 parselde bulunan binada olduğunu, müvekkili tarafından verilen çeklerin tamamı sıralı olarak toplu olarak verilen çekler olduğunu, 4 adet taşınmazın toplam değeri tespit edildiğinde fazlaca ödenmiş olan çeklerin hangileri olduğu ortaya çıkacağını, dava dilekçesinde belirttiği sıralı çeklerden 1 ve 15 nolu sıralı çeklerin bedelleri davalı şirkete ödenmiş olup kalan 16,17,18,19,20 ve 21 no'lu çekler taraflar arasında anlaşılan diğer dairelerin teslim edilmemesinden dolayı ödenmediğini beyan etmiştir.Davacı vekili mahkemece yapılan ön inceleme duruşmasında; Müvekkili ile davalı taraf arasında gayrimenkul alım satımına ilişkin sözlü bir anlaşma yapıldığını, bu kapsamda sıralı çekler verildiğini ancak davalı taraf taahhüt ettiği taşınmazların hepsini müvekkiline teslim etmediğini, bu nedenle de dava konusu ettiği çekler yönünden bedelsizlik iddiasında bulunduklarını, müvekkilinin gerçek kişi olduğunu, bu nedenle ticari defter tutmadığını beyan etmiştir.Davalı tarafın süresi içerisinde davaya cevap vermediği ve münkir sayıldığı anlaşılmıştır.Çek, TTK'nın 780/1-b maddesine göre kayıtsız şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi içerdiğinden sebepten mücerret bir borç ödeme aracı olduğuna ilişkin karine bulunmaktadır.Bu karinenin aksinin iddia eden tarafından ispatlanması gerekir. Dava konusu çek kambiyo senedi niteliğinde olup sebepten mücerrettir.Kural olarak çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Davacı çekin bir ödeme vasıtası olduğu hususuna ilişkin kuralın aksini iddia ederek taraflar arasındaki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine karşılık olarak davalı şirkete verdiğini, ancak davalının gayrimenkullerin devrini yapmadığını iddia etmiştir. Dava konusu edilen çekler karşılığı gayrimenkul satışının yapılmadığını iddia eden davacının, bu iddialarını yazılı delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Bu durumda ispat külfeti davacıda olup bu yöndeki iddianın HMK 200 maddesi uyarınca usulüne uygun delillerle kanıtlanması gerekmektedir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/2473 Esas - 2019/5340 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 19 HD.nin 2014/17834 Esas- 2015/4830 Karar sayılı kararıda benzer mahiyettedir.)Dosya kapsamından, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından; taraflar arasında kaç adet taşınmazın satışına ilişkin gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapıldığı, dava konusu çeklerin bu sözleşme uyarınca verildiği, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine konu hangi taşınmazların devrinin yapılmadığı ve bu nedenle çeklerin bedelsiz kaldığı yönündeki iddianın HMK 200 maddesi uyarınca usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı, mahkemece davacı tarafa yemin delili hatırlatılmasına rağmen davacı tarafın yemin deliline dayanmadığı tesbit edilmiş olup mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre, ispat yükü doğru belirlenerek davanın reddine yönelik verilen karar ve gerekçesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.