Kredi borcunun kapatılması amacıyla inançlı işlemle devredilen taşınmazın tapu iptali ve tescili talepli davada, ilk derece ve istinaf mahkemesi kararlarının Yargıtay tarafından onanması.
Özet: Banka borcunu kapatmak amacıyla davalıya inançlı işlemle devredilen taşınmazın tapu iptali ve tescili davasında, taraflar arasında geçerli bir inanç sözleşmesi olduğu ve davacının edimlerini yerine getirdiği tespit edildiğinden, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin davayı kabul yönündeki kararlarının usul ve yasaya uygun bulunarak Yargıtay tarafından onanmasına karar verilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2024/2519 E.  ,  2026/911 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2377 E., 2024/307 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/201 E., 2022/477 K.
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkilinin denizcilik ve gemi brokerliği alanında faaliyet gösterdiğini ve banka kredisi borcunun bulunduğunu, bunun zamanında ödenmemesi nedeniyle zor duruma düştüğünü, kredi ihtiyacı nedeniyle İstanbul ili, Beşiktaş ilçesi, ... Mahallesi, 1 40... parsel sayılı taşınmazdaki 14 nolu bağımsız bölümünü davalıya devrettiğini, bunun karşılığı davalının bankadan konut kredisi kullanacağının, bununla ilk banka kredi borcunun kapatılacağının, kredi taksitlerinin müvekkili tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, tarafların inanç sözleşmesi yaptığını davalının 3.750.000,00 TL kredi kullanacak yerde 5.000.000,00 TL kredi kullandığını, müvekkilinin toplam 2.781.446,56 TL banka ödemesi yaptığını ancak 2019 yılı Mart, Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz ayı kredi borçlarını ödeyemediğini, banka ile yapılandırma görüşmesi sırasında 5.000.000,00 TL kredi borcunun olduğunu öğrendiğini, davalının taşınmazı iade etmediğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin 5.000.000,00 TL kredi kullandığını davacının bildiğini, inanç sözleşmesinin kredi kullanım işleminden sonra yapıldığını, geçerli olmadığını, açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; davaya konu İstanbul ili, Beşiktaş ilçesi, ... Mahallesi 1 40... parselde kayıtlı bulunan 14 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın tapu kayıtlarına göre davacının 22.12.2017 tarihinde taşınmazı davalıya satış ve ipotek işlemi ile sattığı, davacı vekilinin satışın inançlı işleme dayalı olarak yapıldığını iddia ederek eldeki davayı açtığı, inançlı işlemin varlığının yazılı delille ispat edilmesi gerektiği, bu meyanda davacı vekilinin müvekkili ile davalı arasındaki inanç sözleşmesini dosyaya sunduğundan ve sunulan inanç sözleşmesi dilekçeler aşamasında davalı tarafça inkar edilmediğinden yapılan devrin inanç sözleşmesi gereği olduğu, her ne kadar karar duruşmasında başka bir ifade ile tahkikat aşamasında davalı vekili inanç sözleşmesindeki imzayı inkar etmişse de dilekçeler aşamasında ve ön inceleme duruşmasında bu yönde bir itiraz olmadığından davalının iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, davacının inanç sözleşmesi gereği kredi borcunu da kapattığı, inanç sözleşmesi gereği üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği görülmekle artık davalının sözleşme gereği devraldığı dava konusu taşınmazı davacıya devretmek durumunda olduğundan davacının davasında haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararda bir yanılgı bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.12.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 603.071,79 TL
bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
.