Vekalet görevinin kötüye kullanılmasıyla miras taksimindeki oransızlık nedeniyle açılan tapu iptali veya bedel davasında vekilin tazminatla sorumlu tutulması kararının onanması.
Özet: Davacı, yurt dışında yaşadığı için miras taksimi konusunda vekil tayin ettiği kardeşinin vekalet görevini kötüye kullanarak kendisine eksik miras payı tescil ettirdiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel talebiyle dava açmış, ilk başta reddedilen dava, temyiz üzerine vekilin sorumluluğunun yeterince araştırılmadığı gerekçesiyle bozulmuş; bozmaya uyularak yapılan yargılamada, vekil olan kardeşin davacının hakkını gözetmemesi nedeniyle sorumlu olduğu kabul edilerek davacıya bedel ödenmesine hükmedilmiş, diğer davalının kötü niyetli olmadığı anlaşıldığından bu yöndeki talep reddedilmiştir. Davacı vekilinin bu kararı temyiz etmesi üzerine, üst mahkeme yerel mahkemenin kararını önceki bozmaya uygun ve usul ile kanuna uygun bularak onamıştır.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/289 E., 2024/574 K.Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir.Davacı; yurt dışında yaşadığı için davalı kardeşi ...’i vekil tayin ettiğini, mirasbırakan babası ... ’ın ölümü sonrasında terekesindeki taşınmazlardan 11 çiftçi dönümü miras hakkı olmasına rağmen tapu müdürlüğündeki miras taksimi sözleşmesine göre 5 çiftçi dönümü verildiğini, aradaki farkın davalı kardeşi ... adına tescil edildiğini, vekil ile harici görüşmelerinde vekilin taksimde hata yapıldığını kabul ettiğini ancak diğer davalı ...’nın anlaşma yoluna gitmediğini, davalı ... adına fazladan tescil edilmek suretiyle oluşan tapu kayıtlarının hile ve vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek 1036 parsel sayılı taşınmazdaki davalı Sıdıka adına olan ½ payın iptali ile adına tescilini, olmazsa faiziyle birlikte bedelini istemiştir. Davalılar, süresinde cevap dilekçesi sunmamışlar; davalı vekil ... duruşmada, mirasçıların aralarında anlaştıklarından farklı şekilde tapuda taksim yapıldığını, davacının 5 dönüm daha miras hakkı olduğunu ancak diğer davalı ...’nın devre yanaşmadığını savunmuşlardır. Mahkemenin 02.07.2015 tarihli ve 2013/405 Esas, 2015/257 Karar sayılı kararı ile; iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 26.05.2021 tarihli ve 2020/327 Esas, 2021/2819 Karar sayılı kararı ile; davalı vekil ...’in vekalet görevini kötüye kullanıp kullanmadığının tespiti açısından Mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığı belirtilip mahallinde keşif icra edilerek taksim sözleşmesine konu taşınmazların akit tarihi itibarıyla değerlerinin bilirkişi marifetiyle saptanması, saptanan bu değerler göz önünde bulundurularak davacının payına isabet kısma ilişkin bir oransızlık bulunup bulunmadığının tespiti, davacı aleyhine oransızlığın varlığı halinde fazlalığın hangi mirasçı adına tescil edildiğinin belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisinin doğru olmadığı belirtilerek karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının, davacının vekaletini almakla onun nam ve hesabına hareket ederken davacının hakkını gözetmesi gerekirken üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirmediğinin diğer mirasçılara isabet eden paylar incelendiğinde açıkça anlaşıldığı, ancak davalı bu yükümlülüğü yerine getirmeyip davalı ...'ya fazla yer devrettiğini iddia etmiş ise de tüm mirasçılara ne kadar pay isabet ettiği konusunda yapılan keşif ve bilirkişi incelemeleri dikkate alındığında, mirasçılardan ...'e devredilen taşınmazın davalı ...'dan fazla olduğu, yine diğer mirasçıların payları incelendiğinde dava dışı mirasçıların da davalı ...'nın payı kadar ya da ona yakın oranlarda pay aldıkları, davacıya ise diğerlerine nazaran az pay devrolduğunun anlaşıldığı, taraflara ve dava dışı mirasçılara aralarındaki taksime göre yaptıkları devirlerde davacının adına orantısız bir devrin olduğu yönündeki iddiasının kabulü ile bunda davalı ...'in vekalet sahibi olup gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek sorumlu olduğu, diğer yandan davalı ...'nın ise kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği, tapuya gidildiğinde kararlaştırılan taksime göre devirlerin gerçekleştiği, davalı ... ile aynı oranda pay alan mirasçıların da bulunduğu göz önünde bulundurulduğunda bundan davalı ...'nın sorumlu tutulamayacağı kanaati ile davanın davalı ... yönünden kabulüne, dava konusu Konya ili, Çumra ilçesi, ... Mahallesi 1036 parsel sayılı taşınmazın dava tarihi itibariyle değeri olan 40.953,75 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, davacının davalı ...'a karşı davasının ise ...'nın kötü niyeti ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 304,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın Çumra 1.Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.