Kadastro öncesi hukuki sebebe dayalı tapu iptali ve tescil davasında, eski arazi senediyle mülkiyet iddiası ile miras ve zilyetliğin çatışması.
Özet: Davacı tarafından, babasının 1980 yılında harici senetle satın aldığı iddia edilen ve kadastro tespitiyle davalı adına tescil edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile mirasçıları adına tescili talebiyle açılan davada, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, davacının iddia edilen taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunmaması, ileri sürdüğü senedin dava konusu taşınmazla ilgisinin kanıtlanamaması veya zilyetlikle birleşmemesi, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre taşınmazın kök muristen miras yoluyla davalının ailesine intikal etmesi ve uzun süredir davalı tarafça kullanılması gerekçeleriyle davanın reddine karar vermiştir.
1. Hukuk Dairesi         2024/5303 E.  ,  2026/906 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1444 E., 2024/933 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/37 E., 2023/177 K.
Dava, kadastro tespiti öncesi hukuki sebebe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu; Kayseri ili, Talas ilçesi, ... Mahallesi 1 01... parsel sayılı, 7.754,64 metrekare yüz ölçümlü, tarla vasıflı taşınmazın 25.12.2007 tarihinde yapılan kadastro işlemi ile senetsizden davalı ... adına tespit edildiği, kadastro tespit tutanağının itiraza uğramadan 25.03.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacı vekili; 1 01... parselde kayıtlı taşınmazın 06.11.1980 tarihli arazi ve tarla senedi başlıklı belge ile muris babası ... tarafından ... oğlu ... ve ... 'tan satın alındığını, ... köyünde 2007 yılında kadastro çalışması yapıldığında dava konusu yerin amcasının gelini ... adına tescil edildiğini, daha sonra davalı ile harici görüşmelerde davalı dava konusu yeri taraflarına devredeceğini söylemesine rağmen devretmediğini, 06.11.1980 tarihli arazi ve tarla senedi başlık belge ile dava konusu yerin babaları tarafından alındığının anlaşılacağını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile muris ... mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, aşamada terekeye temsilci olarak ... isimli şahıs atanmış, tereke temsilcisi davacı vekiline vekalet vermek suretiyle davaya devam etmiştir.
Davalı vekili; dava dilekçesinde bahsi geçen 1980 tarihli belgenin dava konusu taşınmazla ilgisi olmadığını, ...'ın eşi vefat ettikten sonra kayın validesi ...'ın, ... çocukları bırakıp gitmesin, perişan olmasın diye dava konusu taşınmazı ...'a kadastro çalışmaları sırasında tescilini sağladığını, ... ve ... 'ın, davalı ...'ün kayınpederi olan ... 'ın babası olan ...'ın kardeşleri olduğunu, dava konusu taşınmazın ... tarafından edinilen ve ... 'ın vefatı ile eşi ... tarafından davalı ...' a intikal ettirilen taşınmaz olduğunu, yani dava konusu taşınmaz ile bahsi geçen belgede geçen taşınmazın farklı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve davacı tanıklarının; dava konusu yerin ... ve ...'ın babaları ...'tan kaldığını beyan ettikleri, bu durumda davacının satın aldığı iddiasının çürütüldüğü, aksine başka bir delilin de dosyada bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı ve tereke temsilcisi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; tüm dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın davalıya eşinin babasından yani kayın pederinden intikal ettiği, davacının, davalının kayınpederi ...'ın kardeşi ...'ın oğlu olduğu, beyanlara göre taşınmazın kök muristen ...'a, ondan da davalıya intikal ettiği, taşınmazın intikalen davacı mülkiyetine geçtiğine dair beyan bulunmadığı gibi davacının dayandığı senet hakkında tanıkların bilgisi bulunmadığı, davalı tanıklarından ikisinin senedin, davalı taşınmazın yanındaki 35 parsel sayılı taşınmaza ait olduğunu beyan ettikleri, yine taşınmaza uysa bile senedin zilyetlik ile birleşmesi gerektiği, oysa davacının zilyetliğinin bulunmadığının kendi beyanı ile dahi sabit olduğu, davacının dayandığı 06.11.1980 tarihli satış senedinin tapusuz taşınmazlar yönünden değer ifade etmesi için ancak malik sıfatıyla zilyetlikle birleşmesi gerektiği, mahalli bilirkişi beyanlarına göre taşınmazın davacının babası ... ile davalının kayınpederi ... 'a babalarından intikal ettiği, paylaşım sonunda da ... 'a düştüğü, ondan da gelini davalı ...'e intikal ettiği, tarlanın 20-25 yıldır ...'ün kullanımında olduğu, davacı murisi ... ve haleflerinin bu tarlayı bizzat ya da başka türlü kullandıklarının görülmediği, harici senet hakkında yerel bilirkişilerin ve davacı tanıklarının bilgisinin bulunmadığı, davalı tanıklarının ise senedin komşu 35 parsele ait olduğunu ifade ettikleri, davacı tanığının miras paylaşımı hakkında bilgisi olmadığını ifade ettiği, davalı tanıklarının da taşınmazın kök muris ...'dan davalı murisi ... 'a intikal ettiğini beyan ettikleri, bu nedenlerle söz konusu senede, zilyetlik ile de birleşmediği gözetilerek değer verilemeyeceği ve taşınmazın kök muristen taksimle davalı selefine, ondan da davalıya intikal ettiği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesinin dosya kapsamı ile toplanan delillere uygun olduğundan davacı vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve tereke temsilcisi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 304,40 TL
bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.