Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteminde, Kadastro Kanunu 12/3. maddesi gereği 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmasıyla davanın reddi kararı.
Özet: Bitliste Maliye Hazinesi adına tescilli bir taşınmazın, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve uzun süreli zilyetlik iddiasıyla tescili talepli davada, davacı ile asli müdahillerin iddiaları Bölge Adliye Mahkemesince incelenmiş; mahkeme, taşınmazın 1965te kesinleşen kadastro tespitine karşı açılan davanın, Kadastro Kanununun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra, 2020 yılında açıldığını belirterek, ilk derece mahkemesinin farklı gerekçeyle verdiği ret kararını kaldırarak, davacı ve asli müdahillerin taleplerinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine hükmetmiştir.

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/523 E., 2025/1126 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bitlis 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/179 E., 2021/525 K.Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kadastro sonucu, Bitlis ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi 7 20... parsel sayılı 1.530.62 metrekare yüz ölçümlü, yol vasıflı taşınmazın kök 35 parselin ifrazından geldiği, 35 parsel sayılı 12.605.97 metrekare yüz ölçümlü, tarla vasıflı taşınmazın 1957 yılında yapılan kadastro çalışmalarında Hazine adına tespit edildiği, taşınmazın tespitinin komisyon kararı ile 23.03.1965 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 17.07.2020 tarihinde açıldığı, asli müdahillerin ise 12.02.2021 tarihli dilekçe ile talepte bulundukları anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tescil harici alan iken 2014 yılında Maliye Hazinesi adına tescil edilen Bitlis ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi 7 20... numaralı parselde kain bulunan taşınmazda, öncesinde müvekkilinin babasının yaklaşık 30-40 yıl, son 20-25 yıllık süreden bu yana da müvekkili davacının tarımsal faaliyette bulunduğunu, taşınmazın emek, mesai ve para harcanarak tarımsal yapıya sahip bir hale getirildiğini, imar ve ihyasının tamamlandığını, davasız ve fasılasız olarak da dava konusu taşınmazda 20 yılı aşkın süredir zilyetliğin devam ettiğini ileri sürerek 7 20... parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile müvekkili davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Asli Müdahil talebinde bulunan vekili dilekçesinde özetle; davacının, müvekkillerine ait olan bir yer için dava açtığını, oysa davacının asla söz konusu yerin maliki, malik sıfatı ile zilyedi olmadığını, hatta müvekkillerinin bunun için ecrimisil bedeli dahi ödediğini, bu aşamada asli müdahil sıfatı ile davaya katılmak istediklerini, ilerleyen aşamalarda dava konusu taşınmazın kendi adlarına yapılması için başvuruda bulunacaklarını belirterek davacının davasının reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kadastro öncesi nedene dayanan tescil davalarının 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, dava konusu taşınmazın iddia edildiği gibi imar-ihya edilerek kültür arazisi haline getirilmediğini, ayrıca kadastro tutanağında da imar-ihyadan söz edilmediğini, davacının dava konusu taşınmazı ekip imar-ihya ve kültür arazisi haline getirdiğinin tespiti için ilgili kurumdan kadastro çalışmalarının tamamlandığı tarihten sonraki ve dava tarihinden geriye 20-25 yıl öncesine ait taşınmaza ait çift bindirmeli stereoskopik hava fotoğraflarının celp edilmesi gerektiğini belirterek davanın redddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu Bitlis ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 7 20... parsel sayılı taşınmazın kullanıma elverişli duruma getirildiği 2018 yılı itibariyle kadastro tespiti öncesinde imar ve ihyanın tamamlanmadığı gerekçesiyle davacının davasının reddine, yine aynı gerekçeden ve asli müdahilin dava konusu yer için ecrimisil ödemiş olması sebebiyle de malik sıfatıyla zilyetliği olmadığı anlaşıldığından asli müdahil yönünden de davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili ve asli müdahiller vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 1957 yılında yapıldığı, dava konusu parsel ile bir kısım parselin aynı yer 35 numaralı parselden ifrazen geldiği ve güncel parsel numarasını aldığı, bu tespite 1958 yılında ... isimli şahıs tarafından itiraz edildiği, taşınmazın tapu kaydının komisyon kararı ile 23.03.1965 tarihinde kesinleştiği, Mahkemece her ne kadar tespit tarihinin 2014 olduğu, bu tarihten geriye doğru 20 yıl önce imar-ihyanın tamamlanmış olması gerektiği belirtilse de 2014 yılında yapılan tespitin uygulama kadastro çerçevesinde yapıldığı, bu halde eldeki taşınmazın tesis kadastrosu 1965 yılında kesinleştiğinden taleplerin de buna göre değerlendirilmesi gerektiği, Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesine göre tespitten önceki nedenlere dayalı olarak tespit tarihinden itibaren ancak 10 yıl içinde dava açılabileceği, bu sürenin bir hak düşürücü süre olduğu, bu haliyle davacı ... asli müdahillerin taleplerinin hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddi gerekirken hatalı gerekçe ile ret kararı verilmiş olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle davacı ... asli müdahiller vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60'ar TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan ve asli müdahillerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.