Kadastro mahkemesinin, taşlı tarla vasfındaki taşınmazın zilyetlikle kazanım koşullarının sağlanamadığı gerekçesiyle Hazine adına tescil kararının asli müdahil tarafından temyizi.
Özet: Bir kadastro davasında, başlangıçta kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle bir şahıs adına tespit edilen taşınmaz üzerinde Hazine ve iki asli müdahil hak iddia etmiştir; Hazine, taşınmazın devlete ait olduğunu ve zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını savunurken, asli müdahiller de kendi adlarına tescil talep etmiştir. İlk derece mahkemesinin kısmen kabul/red kararı, müdahillerden birinin zilyetlikle kazanımını yeterli görmeyen yüksek mahkemece bozulmuş; bozmaya uyularak verilen son kararda, taşınmazın Hazine adına tesciline, asli müdahillerin tüm taleplerinin reddine hükmedilmiş ve bu karar bir asli müdahil tarafından temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2023/64 E., 2023/151 K. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar asli müdahil ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 1033 parsel sayılı 49.337,99 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla ... adına tespit edilmiş iken, itiraz üzerine kadastro komisyon kararıyla 48.182,31 metrekare yüzölçümlü ve taşlı tarla vasfıyla tespitine karar verilmiştir.2. Davacı .. vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, imar ve ihya edilmediği gibi davalı taraf yararına zilyetlikle kazanım koşullarının da gerçekleşmediğini ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir.3. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; dava konusu taşınmazın bir bölümünün taşınmaza komşu 1036 parsel sayılı taşınmazın devamı niteliğinde olduğunu ileri sürerek, iddiasına konu kısmın adına tescilini talep etmiştir. 4. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kendisine ait olduğunu, başkaca kimsenin hakkının bulunmadığını ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptaliyle adına tapuya tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davanın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın eklemeli olarak 100 yılı aşkın süredir davalı yanın zilyetliğinde olup, zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiğini, taşınmazın terör nedeni ile köylerin boşaltılması sebebi ile 1988 ve sonrasında 15-20 yıl fiili imkansızlık nedeni ile kullanılamadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 23.02.2021 tarihli ve 2020/7 Esas, 2021/51 Karar sayılı kararıyla dava konusu taşınmazın krokide (B) ve (C) harfleriyle gösterilen kısımlarının ziraat bilirkişisinin raporuna göre % 50-60 oranındaki taşlılık, kayalık oranı ve çok sığ toprak derinliği olması dikkate alınarak ekonomik anlamda bir zilyetliğin olmadığı, taşınmazın krokide (B) ve (C) harfleriyle gösterilen kısımlarında kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülkiyet edinme koşullarının oluşmadığı, fotoğraf bilirkişisinin taşınmaz ile ilgili olarak çekilen fotoğraflardaki taşınmazdaki taşlılık oranının ziraat bilirkişisinin raporunu doğruladığı, toprak yapısının oldukça sığ olduğu, %50-60 oranındaki taşlılık ve kayalılık oranı ve 1953 yılındaki hava fotoğrafında da işlenmemiş alan olarak görüldüğü gerekçesiyle davacı Hazinenin açtığı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, asli müdahil ... ... tarafından açılan davanın reddine, asli müdahil ...'in davasının kabulüne karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı .. vekili ve asli müdahil ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2021/6685 Esas, 2023/3128 Karar sayılı ilamıyla ''hükme esas bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölüm yönü ile müdahil davacı ... yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de; varılan sonucun dosya kapsamına uygun düşmediği, mahalli ve tespit bilirkişileri ile tanık beyanlarında davacının taşınmaz üzerinde iktisaba elverişli şekilde zilyetliği bulunduğu yönünde somut olgulara dayalı beyanda bulunulmadığı, zirai bilirkişi raporunda taşınmazın henüz yeni sürülmüş olduğu, %10-15 oranında taşlı yapıya sahip olduğu, taşınmaz üzerinde ekili dikili bitki bulunmadığı ve hali hazırda taşınmaz üzerinde tarım yapıldığını gösterir emareye rastlanılmadığının bildirildiği, taşınmaza ilişkin fotoğraflarda taşınmazın taşlı yapıda olup, yeni sürülü olarak görüldüğü ve taşınmazın diğer kısımları ile arasında ayırıcı unsur da bulunmadığı, müdahil davacının taşınmaz bölümü üzerinde zilyetlikle kazanım koşullarını gerçekleştirdiği ispat edilemediği'' gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak müdahil davacının dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetlikle kazanım koşullarını gerçekleştirdiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle davacı Hazinenin davasının kabulüne, asli müdahillerin davalarının reddine, kadastro tespitinin iptali ile tutanaktaki yüzölçümü ve ham toprak vasfıyla davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriAsli müdahil ... temyiz dilekçesinde; bölgede uzun yıllar süren terör hadisesi nedeniyle arazilerin işlenemediğini, terör ve köy boşaltmaları sonrasında arazinin uzun müddet kullanılamadığını, zorunlu sebeplerden dolayı arazinin belli bir süre kullanılmamasının aleyhe değerlendirilemeyeceğini, araziyi yaşı ve imkanları nispetinde kullandığını, dava konusu taşınmazın dede ve babasından kaldığını, zilyetlik ve tasarrufun 70-80 yıldan beri devam ettiğini, araziyi hiçbir zaman terk etme düşüncesiyle hareket etmediğini, bilirkişi raporlarının 10-20 yıl aralıklarla çekilmiş hava fotoğraflarına dayandırıldığını, askeri amaçlarla çekilmiş ve net görüntü elde etmek için genelde arazilerin biçilmesinden sonraki aylar olan eylül-ekim aylarında çekilmiş hava fotoğraflarının davanın değerlendirilmesinde esas alınmasının büyük yanlışlara ve haksız sonuçlara yol açacağını, zirai bilirkişi raporun en fazla 1 yıl öncesine dair kanaat vermeye elverişli olduğunu, arazi bir yıl ekilmeyip nadasa bırakılmışsa rüzgarla gelip arazide biten yabancı otlar nedeniyle uzun zamandır kullanılmamış görüntüsü verebildiğini, bu durumun yanılgıya sebebiyet verebileceğini, mahalli bilirkişiler ve tanıkların beyanları yerine hava fotoğraflarının hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 19 53... yılları sonrasında arazinin kullanıldığının bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, Kadastro mahkemelerinin resen araştırma görevinin olduğunu, bozma sonrası keşif bile yapılmadan, tanık ve mahalli bilirkişi dinlenmeden yetersiz araştırmayla karar verildiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı, asli müdahiller yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil ...'in aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Ancak; 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca Kadastro Hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorunda olup, dava konusu taşınmazın yüzölçümü ve vasfı komisyon kararı ile değiştiği halde, İlk Derece Mahkemesince hüküm yerinde, davacı Hazinenin davasının kabulüne karar verildikten sonra infazı kabil olmayacak şekilde dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, tutanaktaki yüzölçümü ve ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.Ne var ki, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARYukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle asli müdahil ...'in sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle asli müdahil ...'in temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan "kadastro tespitinin iptaline, tutanaktaki" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine, "kadastro komisyon kararının iptali ile komisyon kararındaki" kelimelerinin yazılması, yine (3) numaralı bentte yer alan "ham toprak" ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine, "taşlı tarla" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.