Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında Yargıtay, yetersiz bilirkişi raporları nedeniyle yerel mahkeme kararını bozarak ticari defterlerin detaylı incelenmesini talep etmiştir.
Özet: Bu dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkin olup, davacı, davalıdan satış sözleşmesi kapsamında alacaklı olduğunu iddia ederken, davalı zamanaşımı, yetkisizlik ve takas-mahsup itirazlarıyla davacının alacağının olmadığını, hatta kendisinin alacaklı olduğunu savunmuştur; mahkemece verilen kısmen kabul kararının istinaf üzerine Yargıtay tarafından bozulmasıyla, Yargıtay, tarafların ticari defterlerinin ve ticari işlemlerin konusunda uzman bir bilirkişi tarafından detaylı incelenerek, alacak kalemlerinin teslimat ve kayıt durumu, ödemelerin ispatı ve iade faturalarının geçerliliği gibi hususların açıklığa kavuşturulması gerektiğine hükmetmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/648 EsasKARAR NO : 2026/457DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 12/09/2014KARAR TARİHİ : 28/04/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 14/05/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı taraf arasında yapılan salım sözleşmesi gereğince uzun süreli gelen alım satım ilişkisinin bulunduğunu, müvekkili şirketin davalı şirketten 16.01.2012 tarihi itibariyle toplam 202.214,42 TL alacağının bulunduğunu, müvekkilinin yapmış olduğu bu satışların ve ticari işlemleri kayıt altına almış olduğunu, davalı şirketin ise Türkiye çapında isim yapmış bir şirket olduğunu her iki şirketin ticari defterlerinin bu alım satım İlişkisine konu bakiye yönünden ilişkilere ışık tutabileceğini, ifade ederek, davalarının kabulü ile şimdilik 70,000 TL alacaklarının ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu bu sebeple yetki yönünden davanın reddini, davacı tarafın dava dilekçesi ile talep ettiği alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığı, müvekkilinin davacıdan olan alacağının takas ve mahsup edildiğinde dahi, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı, ..... Satmalına Tic,Ltd. Şti( .....) müvekkili şirket nam ve hesabına , davacı şirket ile imzalamış olduğu 2009 tarihli ticari şartlar anlaşması İle taraflar arasında imzalanmış bulunan 2011 tarihli “ticari şartlar anlaşması" ve diğer anlaşmalar çerçevesinde taraflar arasında ticari ilişkilerin devam ettiğini, tarafların karşılıklı faturalar kestiğini, davacının müvekkilinden hiçbir alacağının olmadığım hatta 44,359,92 TL alacaklı olduğunu, taraflar arasındaki imzalanan anlaşmalar çerçevesinde müvekkili tarafından tanzim edilen faturalar ve mal iadeleri nedeniyle davacı şirketten alacaklı olduklarını, bu anlaşmalar çerçevesinde davacı şirkete hizmet pazarlama ve mal iadesi gibi faturalar kesildiğini, müvekkili şirket tarafından imzalanan rican şartlar anlaşmasının 9, maddesindeki düzenleme gereğince yapılmak istenen mal iadelerinin davacı yanca kabul edilmeyerek kargo firmasından teslim alınmadığım, cari hesaplar arasındaki farkların iş bu ma! iadelerinden kaynaklandığının tahmin edildiğini, ayrıca davacı tarafın cari hesap ekstresi ve alacağına dayanak gösterdiği faturaları da davadosyasına sunmadığı taraflarına tebliğ etmediğini, davacının sadece fatura tanzim etmiş olmasının alacak talebinde bulunması İçin yeterli olamayacağını, fatura konusu malları da müvekkili şirkete tebliğ ve teslim etmesi gerektiği ve bunu da ispat etmesi gerektiğini, zamanaşımı deflerinin göz önüne bulundurulmasına, Takas ve mahsup taleplerinin dikkate alınarak davanın reddine, Davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Tarafların ba-bs formları, iş yeri tescil bilgileri, dönem bordroları, iş yeri çalışan bilgileri celp edilmiştir. Mahkememizin 16/06/2016 tarih, .... esas ve ... karar sayılı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Mahkememiz kararının taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 03/04/2019 tarih, .... esas ve ... karar sayılı ilamı ile; "Mahkemece, bilirkişiden 1 asıl ve 4 tane ek rapor alınarak hüküm kurulmuş ise de hem bilirkişi kök raporu hemde ek raporları Yargıtay denetimine ve hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu itibarla bu rapora istinaden hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Mahkemece yapılması gereken iş, dosyanın konusunda uzman bir bilirkişiye tevdi edilerek tarafların ticari defter ve kayıtları titiz bir şekilde incelettirilerek, taraf defterleri arasındaki farkın sebebi buldurularak, bu farkın irdelenerek sonuca gidilmesi gerekir. Bu bağlamda öncelikle davacının davalıya satıp teslim ettiği mal miktarı saptanmalıdır. Bu saptamada davacı mal satım faturalarının davalı defterlerinde kayıtlı olması veya kayıtlı olmayanların irsaliye ile teslim edildiğinin ispatı üzerinde durulmalıdır. Davalı tarafından borcun ödenmesi için davacıya yapılan ödemelerin davacı tarafından benimsenip kendi defterine kaydedilmemiş olanlar için davalının ödeme vasıtaları olarak kıymetli evrakla tahsil veya nakit ödemelerin yazılı belge ile ispatı aranmalıdır. Davalının sözleşme gereği davacıya kestiği hizmet bedeli v.s. faturaların ise davacı defterinde kayıtlı olmaması halinde, bu hizmetlerin davalı tarafından fiilen verildiğinin yazılı delille ispatı gerekir. Davalının mal iade faturalarının davacı defterinde kayıtlı olmayanlar için irsaliye ile teslim aranmalıdır. Davalı tarafından mal iade faturası düzenlenip davacının defterine kaydedildikten sonra, aynı konuda davacının iade faturası kesmesinin davalı tarafca benimsenmemesi halinde davacının borcunu eksiltmeyeceği üzerinde durulması gerektiği, yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasına " gerekçesi ile bozulmuş, dosya mahkememize tevdi edilerek yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda Mahkememizin 14/03/2023 tarih, ... esas ve ... karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Mahkememiz ilamının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin 14/05/2024 tarih, ... esas ve .... karar sayılı ilamı ile; "....Dava dosyasının incelemesinden; İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası üzerinden görülen yargılama neticesinde, davalı şirketin 27.07.2017 tarihinden itibaren iflasına karar verildiği, kararın, birtakım müdahiller tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin 28.02.2018 gün, ... E. ... K. sayılı ilamıyla, mahkeme kararının kesin olarak kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararına istinaden yapılan yargılama sonucunda ise davalı şirketin 16.10.2020 tarihi itibariyle yeniden iflasına karar verildiği anlaşılmaktadır. 2004 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla, iflasın açılması ile hukuk davalarının ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına kadar duracağı öngörülmüş olup, müflisin davalı olduğu hukuk davaları bakımından iflas idaresi, alacaklıları incelerken, bu alacağı davalı (çekişmeli) alacak olarak sıra cetveline geçirir. Dava konusu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki karar, ikinci alacaklılar toplantısında verilmektedir. Bir hukuk davasının kayıt kabul davasına dönüşmesi, davalının iflas etmesine ve iflas idaresinin de davaya konu alacağı iflas masasına kabul etmemesine bağlıdır. İkinci alacaklılar toplantısında, alacak iflas masasına kesin olarak kayıt ve kabul edilmiş ise dava konusuz kalacak, alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilecektir. Bu itibarla, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde eldeki dava bakımından bir değerlendirme yapılarak (kayıt kabul davasına dönüşüp dönüşmediği değerlendirilip dönüşmesi halinde o yönde yargılama yapılarak) varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere Mahkeme kararının resen bozulması gerekmiştir. Açıklanan sebeplerle; Mahkeme kararının re'sen bozulmasına, bozma sebebine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,.." gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir. Mahkememizce bozma ilamından sonra yargılamaya devam olunmuştur. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... İflas sayılı dosyasında 16.10.2020 günü iflasına karar verilen ... Marketler Zinciri Anonim Şirketi (eski Unvanı ...Marketler Zinciri A.Ş.) hakkında verilen iflas kararının kesinleştiği, Müflis masasında İİK.'nun 218. Maddesi uyarınca tasfiyenin basit tasfiye olarak yapılmasına karar verilmiş olup, ikinci alacaklılar toplanması adi tasfiyede yapılmakta olup, basit tasfiyede alacaklılar toplanması söz konusu olmadığı, sıra cetveli tanzim edildiği ve henüz kesinleşmediği, Davacı tarafın iflas masasına bir başvurusunun olmadığı, sıra cetvelinde yer almadığı tespit edilmiştir. Davacı vekiline 20/05/2025 tarihli celsede iflas masasına başvuru yapması için süre verildiği ve gerekli ihtaratların yapılmasına rağmen başvuru yapılmadığı, Mahkememizin 18.11.2025 tarihli celsesinde " kendisine verilen süreye rağmen iflas masasına başvuruda bulunmadığı için iş bu kayıt kabul davasında davacı tarafın alacaklarının iflas tarihine kadar tüm ferileriyle birlikte hesaplanarak rapor düzenlenebilmesi" için bilirkişi incelemesi yönünde ara karar kurulduğu fakat tüm ihtaratlara ve kesin süreye rağmen bilirkişi ücretlerinin yatırılmadığı, 24.03.2026 tarihli celsede "Taraf vekillerine esas hakkında beyanda bulunmak ve ayrıca davacı vekiline bilirkişi incelenmesinden ücret yatırmayarak vazgeçilmiş olduğundan ve ayrıca kayıt kabul davasında iflas masasına başvuru da yapılmamış olmadığından taleplerinin ne olacağına dair beyanda bulunmak üzere 2 haftalık süre verilmesine" şeklinde ara karar kurulduğu ve taraflara tebliğ edildiği halde Davacı vekilinin beyanda bulunmadığı, Davacı vekilinin ayrıca 18.11.2025, 24.03.2026 ve 28.04.2026 tarihli duruşmalarda sürekli olarak mazeret dilekçesi sunarak davayı takip etmediği, tüm bu nedenler ve davanın kayıt kabul davasına dönüşmesine rağmen Davacı tarafın iflas masasına başvuruda bulunmaması, iflas tarihine kadar tüm ferileriyle birlikte alacağın hesaplanmasına ilişkin bilirkişi incelemesini de yaptırmamış olması sebebiyle kayıt kabul davasına yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle açılan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın kayıt kabul davası olması dikkate alındığında dava şartı yokluğu nedeniyle açılan davanın USULDEN REDDİNE,2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar harcının peşin alınan 1.195,46-TL harç ile 2.257,90-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.453,36-TL'nin mahsubu ile 2.721,36-TL bakiye harcın talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 1.412,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AAÜT uyarınca dava değeri üzerinden hesaplanan 45.000,00- TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine, 6-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile yargıtay yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/04/2026Katip ... ☪ e-imzalıdır. ☪ Hakim ... ☪ e-imzalıdır. ☪