Erzurum Bölge Adliye Mahkemesinin, trafik kazası nedeniyle cismani zarar, iş göremezlik ve manevi tazminat taleplerine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf kararı, 19.11.2020 tarihinde meydana gelen ve motosiklet sürücüsü davacının yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasına ilişkin tazminat davasını ele almaktadır; ilk derece mahkemesi, uzman raporlarına dayanarak hem davacı motosiklet sürücüsünü hem de davalı araç sürücüsünü %50 oranında kusurlu bulmuş, davacının kalıcı iş göremezlik oranını %25, geçici iş göremezliğini dokuz aya kadar, bakıcı ihtiyacını ise bir ay olarak belirlemiş ve davacının daha yüksek gelir iddiasını ispatlayamaması üzerine asgari ücret üzerinden maddi tazminat hesabı yapmıştır; davacı maddi ve manevi tazminat taleplerini ıslahla artırırken, davalı davacının asli kusurlu olduğunu savunarak manevi tazminat taleplerinin reddini veya indirimi talep etmiştir.

T.C.
ERZURUMBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2024/1537 KARAR NO : 2026/367T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 29/04/2024 (Karar)NUMARASI : 2021/318 Esas, 2024/218 KararDAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)KARAR TARİHİ : 06/03/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 06/03/2026Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ...ın 19.11.2020 tarihinde davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile kendi sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikletin çarpışması sonucu meydana gelen kazada yaralandığını, davacının inşaat ustası olarak asgari ücretin üzerinde gelirinin bulunduğunu, müvekkilinin geçici ve sürekli iş göremezliği ile birlikte, bakıcı gideri ve tedavi giderleri zararının bulunduğunu, kazanın meydana gelmesinde kusurlu davalı ... plaka sayılı araç sürücüsünün aynı zamanda işleten olarak sorumlu olduğunu, ayrıca davalı mali sorumluluk sigortacısı olan davalı sigorta şirketinin yapılan başvuruya rağmen ödeme yapmadığını belirterek, davacı kazalı ... ... yönünden 100,00-TL geçici iş göremezlik zararı, 15.000,00-TL sürekli iş göremezlik zararı, 100,00-TL bakıcı gideri ve 100,00-TL sağlık ve tedavi gideri olmak üzere toplam 15.300,00-TL maddi tazminat ile 100.000,00-TL manevi tazminatın, davacı ... ve ... ... için ayrı ayrı 35.000,00-TL ve diğer davacı kardeşler için ayrı ayrı 6.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan (davalı sigorta şirketi yönünden sadece maddi) tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile madde tazminat talebini 1.346.903,78-TL olarak artırmıştır.CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olaya ilişkin olarak, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/... Sor. Numaralı dosyasında soruşturma devam etmekte olduğunu, gerek kusurun tespiti, gerek sorumluluğun belirlenmesi açısından ceza dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, davalının kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, bilhassa davacının gerek ehliyetsiz olması gerekse gece vakti seyir halinde olmasına rağmen motorun farlarını yakmamış olması sebepleriyle asli kusurlu olan taraf olduğunu, davacının koruyucu ekipman kullanmadığını, kusurlu tarafın manevi tazminat talebinin hukuki dayanağı olmadığını beyanla talep edilen manevi tazminat talebinin reddine, mahkeme aksi kanaatte ise talep olunan manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğu hususu da gözönünde bulundurularak hakkaniyete uygun bir tazminat tutarının tespitine ve tarafların kusur oranları, özel indirim halleri ve davalı lehine uygulanabilecek tüm indirimlerin uygulanmasının akabinde manevi tazminat tutarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda 29.04.2024 tarihli hükümle; "...Somut olayda davalılardan ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile davacılardan ... ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araçların 19/11/2020 günü karıştığı trafik kazasında davacı ... ...'ın yaralandığı, davalı Sigorta Şirketinin ise kazaya karışan aracın ZMMS Sigortacısı olduğu anlaşılmaktadır. Meydana gelen eylem nedeniyle araç sürücülerinin kusurlarının tespiti amacıyla ATK trafik İhtisas Daire Başkanlığından rapor alınmış olup; düzenlenen raporda davalı sürücü ...'in ve davacı ... ...'ın ayrı ayrı %50 - %50 oranda kusurlu oldukları belirtilmiştir. Davacıda oluşan maluliyetin belirlenmesi amacıyla dosya Adli Tıp Kurumuna tevdi edilmiş olup, ...Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda davacıda oluşan genel beden özrünün %21 olduğu, geçici iş göremezlik bedelinin 120 gün olduğu ve 60 gün süre ile bakıma muhtaç durumda olduğu belirtilmiştir. Taraflarca maluliyet raporuna itiraz edilmesi üzerine mahkememizce Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kurulundan maluliyete ilişkin rapor aldırılmış olup; düzenlenen raporda davacıda kaza tarihinde yürürlükte olan erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkındaki yönetmelik uyarınca sürekli iş göremezlik oranının %25, geçici iş göremezlik oranının 9 aya kadar kadar uzayabileceği ve 1 ay boyunca başkasının bakımına muhtaç olduğu belirtilmiştir. Mahkememizce davacıda oluşan yaralanmaların değerlendirilmesi yönünde ATK ... İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporun dosya içeriği ile uyumlu olması nedeniyle bu rapor dikkate alınmıştır. Davacı vekili, davacının inşaat ustası olduğunu belirterek asgari ücret üzerinde gelir elde ettiğini iddia etmiş ise de; davacının mesleği ve gelirine yönelik herhangi bir ... veya belge ibraz edememiştir. Bu nedenle davacı ... ...'ın asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği dikkate alınmış ve buna göre hesaplama yapılmıştır. Dosyaya ibraz edilen aktüer hesap bilirkişi raporunda davacı ... ...'ta oluşan maluliyet oranları, kusur durumları dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre geçici iş göremezlik zararının 12.374,07 TL olduğu, sürekli iş göremezlik zararının 1.344.903,78 TL olduğu, bakıcı giderinin ise 1.471,50 TL olduğu belirtilmiştir. Davacı mahkememize sunduğu dava değerini belirleme ve ıslah dilekçesinde alacak tutarlarını bu miktarlara yükseltmiştir. Meydana gelen kazada davacı ... ...'ın motosiklet kullandığı ve kaza sonucunda yaralandığı anlaşılmaktadır. Dosyaya ibraz edilen ATK raporunda davacının diz, göbek ve kafa bölgesinden yaralandığı ve kırıkların oluştuğu belirtilmiştir. Davacıda oluşan bu yaralanmaların oluşumu ve niteliği dikkate alındığında motosiklet sürücüsü olan davacının kask, dizlik ve koruyucu ekipmanlar kullanmadığı sonucuna varılmaktadır. Soruşturma dosyasında motosiklette bulunan diğer yolcunun vermiş olduğu ifadesinde davacının kask kullandığını beyan etmesine rağmen davalının ifadesinde de davacının kask kullanmadığı ifade edilmiştir. Motosiklet sürücüsü olan davacı her ne kadar kask kullandığını iddia etmiş ise de; davacıda oluşan yaralanmaların niteliğine göre kask kullanmadığı anlaşıldığı gibi davacının dizlik veya diğer koruyucu ekipmanları da kullanmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle meydana gelen yaralanmalardan dolayı davacının da mütefarik kusurunun bulunduğu anlaşılmış olup; yapılan hesaplamalar sonucunda belirlenen tutarlardan %20 oranında mütefarik kusur indirimi yapılmıştır. Buna göre davacı ... ...'ın mütefarik kusur indirimi sonucunda 1.075.923,02 TL tutarında sürekli iş göremezlik zararının, 9.899,25 TL sürekli iş göremezlik zararının ve 1.177,20 TL tutarında bakıcı gideri zararının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Davalı sigorta şirketi oluşan bu zarardan poliçe teminat limiti ile sorumlu olup; poliçe teminat limiti 410.000,00 TL'dir. Ancak bakıcı gideri alacağı poliçede tedavi ve sağlık teminatı limitine dahil olduğundan bu alacak kaleminin poliçe teminat limitinden bağımsız olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle davacı ... ...'ta oluşan toplam 1.086.999,47 TL maddi tazminatın 411.170,20 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, bakiyesinin ise davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.Ayrıca davacı dava dilekçesinde rapor ücreti adı altında maddi tazminat talebinde de bulunmuştur. Meydana gelen kaza sonrasında davacının tedavisinin devamı sırasında 2 adet dekontla rapor ücreti adı altında toplam da 2.000,00 TL tutarında ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Meydana gelen kazada davacı %50 oranında kusurlu olduğundan yapmış olduğu bu harcamanın 1.000,00 TL'sini talep edebilecektir. Mahkememizce davacının mütefarik kusurunun bulunduğu değerlendirilerek %20 oranında mütefarik kusur indirimi yapıldığında davacının talep edebileceği rapor ücreti tutarının 800,00 TL olacağı sonucuna varılmaktadır. Davacı her ne kadar bu alacak tutarını maddi tazminat talebi olarak talep etmiş ise de; yapılan bu harcamalar ... tespiti niteliğinde olduğundan yargılama gideri hesabında dikkate alınmıştır. 6098 sayılı TBK 'nın 56.maddesi uyarınca; hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Manevi tazminat zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgür bir nitelik taşır. Manevi tazminat miktarının takdir edilmesinde zarar gören tarafın zenginleşmemesi, zararı giderecek olan sorumlunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Manevi tazminat miktarı zarar görenin duymuş olduğu elem ve ızdırap ile iç dünyasında oluşan huzursuzluğu bir nebze olsun giderebilme amacını taşımalıdır. Zarar miktarının tespit edilmesinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları, meydana gelen haksız fiilin ağırlığı, tarafların kusur oranları dikkate alınarak hakkaniyete uygun şekilde belirlenmelidir. Meydana gelen kazada davacı ... ... ile diğer davalı sürücünün ayrı ayrı %50 oranda kusurlu oldukları, davacıda %25 oranında sürekli maluliyetin oluştuğu, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği ve 1 ay süre ile bakıcı ihtiyacına maruz kaldığı, davacıda oluşan maluliyetin yaşamı boyunca devam edebileceği ve yaşam fonksiyonlarını olumsuz yönde etkileyeceği, bu haliyle kazada davacının yaralanması nedeniyle iç dünyasında elem ve ızdıraplar yaşadığı, davacının iç dünyasında oluşan bu huzursuzluk, elem ve ızdırabın bir nebze olsun giderilmesi amacıyla manevi tazminat talep etme hakkının bulunduğu..." gerekçesiyle "...Davanın KISMEN KABUL VE KISMEN REDDİ İLE, 1.075.923,02 TL tutarında sürekli iş göremezlik tazminatı, 9.899,25 TL tutarında geçici iş göremezlik tazminatı, 1.177,20 TL tutarında bakıcı gideri olmak üzere toplam 1.086.999,47 TL tutarında maddi tazminatın poliçe teminat limiti olan 411.177,20 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, bakiyesinin davalı ...'den alınarak davacı ... ...'a verilmesine, fazlayla dair talebin reddine, 2-Tazminat tutarlarına davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 13/01/2021 tarihinden, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 19/11/2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 3-40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacı ... ...'a verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, 4-14.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacı ... ...'a verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, 5-14.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacı ... ...'a verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, 6-2.400,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 19/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile her bir davacı yönünden ayrı ayrı olmak üzere ... ..., ... ..., ..., ... ... ve ... ...'a verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, ...." şeklinde karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı ... ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava tarihi olan 2021 yılında talep edilen son derece makul bir rakam olmasına karşın ve özellikle dava tarihinden bugüne meydana gelen parasal değer kaybı ile davacı ... için hükmedilen manevi tazminat tutarının caydırıcılıktan ve bir anlam ifade etmekten uzak olduğunu, motosiklette yolcu olarak bulunan ...'nın bir örneği dosyaya sunulan soruşturma dosyasındaki beyanından açıkça görüleceği üzere davacı müvekkilinin kaza anında kaskının takılı olup gerekli önleyici tedbirleri aldığının sabit olduğunu, aynı şekilde davacının boyunluk maske eldiven ve yasal olarak bulundurulması gerekli diğer tüm koruyucu tertibatları da mevcut olup aksinin ispat yükümlülüğünün davalı tarafa ait olduğunu, mahkemece verilen kararda maddi tazminat davası yönünden vekalet ücretinin eksik belirlendiğini, davada reddedilen toplam manevi tazminat tutarının 120.000,00-TL olup bu tutara karşılık gelen aleyhe vekalet ücretinden daha fazla vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın müvekkil yönünden kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:Dava; davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi ile teminat altına alınan, diğer davalının işleten ve sürücüsü konumunda olduğu ... plaka sayılı kamyonet ile davacı ... ...'ın kullanmakta olduğu ... plaka sayılı motosikletin çarpışması suretiyle meydana gelen 19.11.2020 tarihli trafik kazasında, davacı ...'in uğradığı cismani zarara bağlı TBK 54 ve 56-(1) maddeleri kapsamında maddi manevi tazminat, davacı anne, baba ve kardeşler yönünden ise TBK 56-(2) maddesince uğranılan yansıma zarara dayalı manevi tazminat davasıdır.İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden davanın kısmen kabulü/kısmen reddine karar verilmiş, davacılar vekili tarafından kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355.addesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda; 1-) Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78 inci maddesinde "Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... Kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir." düzenlemesi yapılmıştır. Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesinde "Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları mecburidir.(Değişik ikinci fıkra:RG-19/2/2014...) Sürücü ve yolcular için, nicelik ve nitelikleri bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde ve Karayolları Trafik Kanununa göre çıkarılan diğer yönetmeliklerde gösterilen koruyucu tertibatlardan;a) Üç tekerlekli yük motosikletleri hariç, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı,” şeklinde düzenlenme bulunmaktadır.Bu açıklamalar ışığında somut olayda; ilk derece mahkemesince verilen kararda davacıda oluşan yaralanmaların niteliğine göre davacı ...'in kask takmadığı ve davacının dizlik veya diğer koruyucu ekipmanları kullanmadığı gerekçesine atfen belirlenen tazminat tutarından %20 oranında indirime gidildiği görülmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/9940 E. 2023/72 K. Sayılı ve 2024/4955 E. 2025/12104 K. sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere davacının, kaza sırasında koruyucu ekipman olarak dizlik kullanmadığı ifade edilmiş ise de mevzuatta motosiklet sürücülerinde bu bölgeler için koruyucu ekipman kullanımı zorunlu tutulmamıştır. Bir diğeri davacının yaralanmasının mahiyetine göre olay esnasında kask takmadığı görüşü bildirilmiş ise de dosyadaki belge ve delillerden davacının özellikle kafa bölgesinden yaralandığına dair bir bulguya rastlanılmamakla iş bu neticeye hangi sebep dahilinde varıldığı dosya içeriğinden anlaşılmamaktadır. Kaza tespit tutanağında ilgili bölüm davacının kask takıp takmadığına yönelik "belirsiz" şeklinde işaretlenmiş, soruşturma dosyasında davacının kullandığı motosiklette yolcu konumunda olduğu anlaşılan dava dışı ...'nın davacının kaza esnasında kaskının takılı olduğu yönünde beyanda bulunduğu görülmüştür. Hal böyleyken mevcut çelişkinin giderilmesi için davacının yaralanmasının mahiyetine göre kaskın takılı olup olmamasının yaralanma üzerinde etkisi bulunup bulunmadığının tespit edilerek hasıl olacak sonuç dairesinde karar verilmelidir. 2-) Kabule göre ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinin 2 nci fıkrası "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmünü haizdir. Bu düzenlemeye göre hüküm sonucu kısmında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak nitelikte belirtilmesi gerekir ve bu yön, kamu düzenine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup kazada yaralanan kişi, maluliyetinin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik zararlarını bedensel zararlar klozundan, sürekli bakıcı gideri, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderlerini ise tedavi giderleri klozundan karşılanmak üzere sigorta şirketinden talep edebilir. (bknz. Yargıtay 4. H.D.2024/9144 E. 2025/15296 K. Sayılı ilamı)Yapılan açıklama ışığında istinaf incelemesine konu mahkeme gerekçeli kararının hüküm kısmının "1.075.923,02 TL tutarında sürekli iş göremezlik tazminatı, 9.899,25 TL tutarında geçici iş göremezlik tazminatı, 1.177,20 TL tutarında bakıcı gideri olmak üzere toplam 1.086.999,47 TL tutarında maddi tazminatın poliçe teminat limiti olan 411.177,20 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, bakiyesinin davalı ...'den alınarak davacı ... ...'a verilmesine, fazlayla dair talebin reddine," denilmek suretiyle toplanarak hesaplanan netice miktarın ilgili zarar kalemleri yönünde hangi klozdan karşılanması gerektiğine ilişkin tereddüt oluşturulduğundan anılan hüküm fıkrasının 6100 sayılı HMK 297. maddesine aykırılık oluşturduğu anlaşılmıştır. Hükmün, kabul edilen tazminat kalemleri yönünden ayrı ayrı belirtilmek ve davalı sigorta şirketinin poliçe dahilinde ilgili teminat klozundaki sorumluluk limiti kararda açıkça gösterilmek suretiyle (sigorta limitiyle sorumluluk esası dahilinde yargılama giderleri açısından da) usuli kazanılmış hak dengesi gözetilerek HMK 297. maddesine uygun tesis edilmesi gereklidir. 3-) Davacı vekilince reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davalı taraf lehine verilmesi gereken vekalet ücreti yönünden istinaf itirazı ileri sürülmüş olmakla; ilk derece mahkemesi karar tarihindeki AAÜT hükümlerince belirlenen tutarın maktu vekalet ücret tutarının altında kaldığı görülmekle birlikte Anayasa Mahkemesi'nin 2024/29 Esas-2024/226 Karar sayılı ve 25/12/2024 tarihli kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinden sorumluluk" kenar başlıklı 326. maddesinin (2) numaralı fıkrasının "manevi tazminat davaları" yönünden Anayasa'ya aykırı bulunduğundan iptaline hükmedilmiş ve iptal hükmünün kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak (14/03/2025) dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olduğundan anılan değişikliğin mahkemece yeniden tesis edilecek karar tarihindeki mevzuat hükümlerince yeniden değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. 4-) Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davacılar vekilinin istinaf başvurusunun (1.), (2.) ve (3.) bent dahilinde yapılan açıklamalar kapsamında kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, kaldırma neden ve şekline göre (1.), (2.) ve (3.) numaralı bentlerde karşılanan istinaf itirazları dışındaki sair istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı ... ... vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran taraflara iadesine, 4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,5-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 362-(1)/g maddesi gereğince kesin olmak üzere 06/03/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.