İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, trafik kazası sonrası araç hasarı, değer kaybı ve manevi tazminat taleplerinin, kusur ve sorumluluk tartışmalarıyla incelendiği dava özeti.
Özet: Bu dava, trafik kazası sonucu aracının hurdaya ayrıldığını ve psikolojik yıpranma yaşadığını iddia eden davacının, kazadan sorumlu tuttuğu sürücüden maddi ve manevi tazminat, sigorta şirketinden ise maddi hasar bedelini talep ettiği bir uyuşmazlıktır; davacı, aracının kaza sonrası ekspertiz raporuyla belirlenen hasar bedelinin ödenmediğini, sigorta şirketi ise kazada kusurun belirsizliğini ve ödenecekse iskonto oranlarının uygulanması gerektiğini savunurken, diğer davalı sürücü ise kazayla hiçbir ilgisinin olmadığını beyan ederek davanın reddini istemiş, mahkeme ise kusur tespiti için uzman bilirkişi incelemesine karar vermiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/580 KARAR NO : 2026/516DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)DAVA TARİHİ : 18/08/2023KARAR TARİHİ : 21/05/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23/03/2023 tarihinde müvekkili davacının sevk ve idaresindeki---- plakalı araca davalıların sürücüsü ve sigortacısı olduğu ----- plakalı aracın çarpması sonucu müvekkilinin aracının hasarlandığını, davalı sigorta şirketine başvurduklarını ancak sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını davacının aracının kaza sonrası hurdaya ayrıldığı, kaza sonrası alınan ekspertiz raporuna göre hasar miktarının 81.585,20 TL tespit edildiğini, araç hurdaya ayrıldığından bu meblağ dışında araçda oluşan değer kaybı nedeni ile hurdaya ayrılmadan satılmış olsa idi de yaşanan kaza nedeni ile ederinin oldukça altına satılmasının gerekeceğini, davalı sürücünün kazanın oluşumunda kusurlu olmasına rağmen kazanın üzerinden 4 ay geçmiş olmasına rağmen müvekkil ile hiç şekilde irtibat kurmadıklarını, davacının psikolojik olarak zor günler yaşadığı bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri de müvekkilin bu psikolojik ve manevi buhranından dolayı etkilendiğini, kaza sonrasında davacının aracı kullanılamaz hale geldiğinden araç hurdaya verilmiş ve karşılığında çok cüzi bir miktar olan 60.000,00 TL alındığını, davacının maddi manevi olarak yıprandığını, ihtiyati tedbir taleplerinin bulunduğunu belirterek belirsiz alacak olarak şimdilik; olay tarihinden itibaren 3.000,00 TL maddi tazminatının her iki davalıdan ancak davalı --- Şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla müştereken ve müteselsilen tahsiline, 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren davalı araç sürücüsü ---- tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ----- Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerine neden olan kazada davacının tek taraflı beyanıyla Kaza Tespit Tutanağı tanzim edilerek kusur tespiti yapılmadığını kazada davacının tek taraflı olarak reaüje çarpmış olduğunu sigortalı sürücünün ifade tutanaklarında kazaya karışmamış olduğunu beyan etmiş olduğunu; sigortalı sürücünün davacının aracına çarpmadığını sollayarak yoluna devam ettiğini, sigortalı araç sürücünün beyanları ile birlikte dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine sevk edilerek kusur durumunun tespitinin yapılması gerektiğini, sigortalı sürücünün kusurlu olması halinde davacının aracının hasarının eş değer parça üzerinden tespit edilmesinin gerektiğini; sigortacının %45 iskonto oranlı parça tedarik anlaşması olup hasarlı parçaların tespitinde iskonto oranının uygulanması gerektiğini; müvekkil şirketin anlaşmalı olduğu onarım merkezinde onarılsaydı uygulanacak parça, tedarik, işçilik ve diğer hususlara göre belirlenecek bedele göre hasar onarım miktarına en az %45 iskonto uygulanması gerektiğini; davalı Şirketinin başvuru tarihinden itibaren ve ancak yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ---- cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerine neden olan kazaya kendisinin karışmadığını, davacının kazada kendisine sarı bir kamyonun çarptığını beyan etmesi ve kendisinin de o yoldan geçmiş olması nedeni ile emniyete çağrıldığını ifadesinde kazaya karışmadığını beyan ettiği ancak daha sonra kolluk görevlilerinin davacının aracının sigortadan hasar tazminatı alabilesi için kendisinin çaptığını söylemesi hususunda yönlendirdiklerini kendisinin kamyonunun eski model olduğu hızının 75-80 km geçmediği, otomobili geçerek sürüklemesinin mümkün olmadığı, kamyonunda kazaya ait bir iz bulunmadığını, kazaya hızlı seyir etmesi durumunda kazada kendisinin de yoldan çıkmasının gerektiği kazaya kendisinin sebebiyet vermediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle; trafik kazası nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Dava basit yargılama usulüne tabi olup, yöntemine uygun olarak oluşturulan tensip zabtı uyarınca yargılamaya başlanmış, ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık noktaları kapsamında tahkikata geçilerek deliler toplanmak suretiyle tahkikat bitirilmiş ve yargılama sonuçlandırılmıştır.Taraflarca delil olarak dayanılan hasar dosyası ve poliçe kayıtları, tramer kayıtları, hastane kayıtları, --- Cumhuriyet Başsavcılığının --- soruşturma nolu dosyası celp edilmiş ve sunulan diğer deliller ile birlikte incelenmiştir. Davacının göstermiş olduğu tanıklar talimat yazılmak suretiyle talimat mahkemesince dinlenmek suretiyle beyanları dosyaya kazandırılmıştır.Belirlenen uyuşmazlık noktalarının teknik değerlendirme gerektirmesi sebebiyle dosya trafik konusunda uzman bilirkişi --- ile makina mühendisi bilirkişi ---- tevdi edilmiş, anılan bilirkişi heyeti tarafından sunulan 24/11/2025 tarihli rapor içeriği denetime elverişli görülerek hükme esas alınmıştır. Davacı vekilince verilen 17/03/2026 tarihli ıslah dilekçesinde; 3.000,00 olarak talep edilen maddi tazminat taleplerini 36.475,56 TL arttırmak suretiyle 39.475,56 TL olarak ıslah ettiğini ve manevi tazminat olarak da 25.000,00 TL olarak talep ettiklerini belirtmiş ve ıslah harcını yatırdığı görülmüş olup söz konusu dilekçe HMK m.27 hükmü kapsamında davalıya tebliğ edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta hasar ve değer kaybı oluşup oluşmadığı, hasar ve değer kaybı miktarı, tarafların kusur durumu ve manevi tazminat talebinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.Tüm dosya kapsamına göre; 23/03/2023 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki ve aynı zamanda işleteni olduğu ---- plakalı araç ile davalıların sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu---- plakalı aracın çarpışması sonucu trafik kazası meydana geldiği, kaza tespit tutanağı, dinlenen tanık anlatımları ve toplanan diğer deliller birlikte incelendiğinde davacı malik sürücü ---- sevk ve idaresinde bulunan ---- plakalı otomobili ile karışmış olduğu trafik kazasında davalının malik ve sürücüsü olduğu ----- plakalı kamyonun kendisini solladığını sollama esnasında sıkıştırdığını, sol şerit ile orta refüj arasında sürüklediğini beyan ettiği, kaza öncesinde ve sonrasında her iki aracında kaza mahallinden geçtiği kolluk ---- kayıtlarından anlaşılmakta olduğu, davalının kamyonunda davacının otomobiline çarptığına ve özellikle sol bariyerlere sıkıştırıp sürüklediğine ve davacının aracında meydana gelen hasarın oluşmasına veya artmasına işaret edecek uyumlu bir hasar bulunmadığı, sollama esnasında davacının aracı davalının kamyonuna göre sağda olduğu, soldaki kamyonun sağdaki otomobili sıkıştırması için sağa manevra yapıp otomobilin sol yan kısımlarına çarpması, sol yan dan darbe alan otomobilin ise sağa yönelmesi gerektiği, oysa somut kazada otomobil sağ bariyerlere değil sol bariyerlere çarptığı, sağdaki otomobilin soldaki bariyerlere çarpması, için solundaki kamyonun önüne katılarak sürüklenmesi gerektiği, davalının kamyonunu otomobili önüne katıp sürüklemesi durumunda önünde hasar oluşabileceği, oysa davalının kamyonunun önünde plakasının yıpranmış olmasının dışında bir hasar bulunmadığı, davalının kamyonunun bakalit olan alt tampon eteğinde sol kısmındaki kopma şeklinde meydana gelen hasarda davacının otomobilinin sürüklenmesi sonucu oluşabilecek hasarla uyumsuz ve yüzeysel olarak da küçük bir hasar olduğu, tamponun kendisinde ise bir hasar bulunmadığı, kaza mahallinde davalının kamyonunun parça kopması şeklinde meydana gelen hasarına dair herhangi bir parça da bulunmadığı, davalının kamyonunun çevresinde bir otomobili sıkıştırıp sürükleyecek derecede bir sürtünme izi veya hasar bulunmadığı, bu tespitler muvacehesinde davalının kamyonu ile davacının otomobili arasında zararlı sonucu doğuracak derecede bir temasın bulunmadığının anlaşıldığı, kazanın oluş şeklinde davalının kamyonunun davacının otomobilini sol şeridi kullanarak geçtiği anlaşıldığından sorumluluk hükümleri kapsamında davacının eyleminin KTK m.54 ve 55 hükümlerine aykırılık taşıdığı ve kazanın meydana gelmesinde asli ve % 70 oranında kusurlu olduğu, davalı işleten ve sürücü ---- ise sevk ve idaresinde bulunan ---- plakalı kamyonu ile kaza mahalli olan üç şeritli yolda seyir ederken, dosyaya mübrez olup adli soruşturma dosyasında bulunan ---- kayıtlarına göre kaza öncesinde davacının otomobilinin arkasında orta şeritte seyir etmekte olup kazanın yakın öncesinde de orta şeritte bulunan davacının otomobilini sol şeridi kullanarak geçtiği, KTK m.46 hükmüne göre kamyon sürücülerinin geçme ve sollama halleri dışında en sağ şeridi kullanmalarının zorunlu olduğu, kaza mahallinin üç şeritli devlet yolu olduğu vaktin gece yolun boş olduğu dikkate alındığında kamyon sürücüsünün orta şeritte veya sol şeritte seyir etmemesi gerektiği, oysa kamyonun bu kurala aykırı olarak önceden beri orta şeritte seyir ettiği ve önündeki davacının otomobilini geçmek için sol şeride geçtiği sol şeritten tekrar orta şeride döndüğü anlaşılmakta olup, kamyonun sağ şeritte seyir etmesinde ve orta şeritte seyir eden davacının otomobili kendisinden çok yavaş olsa bile yine KTK m.54 hükmünün “bölünmüş yollarda şerit değiştirmemek kaydı ile sağdaki araçların diğer araçlardan daha hızlı gitmesi geçme (sollama) sayılmaz hükmü gereğince; kamyonun sağ şeridi muhafaza etmesinde ve hakka sağ şeritte iken orta şeritte yavaş seyir eden bir otomobilin sağından yoluna devam etmesi de mümkün ve yasal iken gereksiz ve yasaklı olduğu halde orta şeritte ve sol şeritte seyir etmesi, kazada doğrudan bir ana etken olmamış olmakla birlikte geçilmekte olan davacının gereksiz panik veya herhangi bir nedenle geçilen araçlara dair kurallara uymaması ile birleşerek kazada ikinci dereceden müessir fiil olduğundan davalının eyleminin KTK m. 46 hükmünün ihlali niteliğinde olup kazanın meydana gelmesinde % 30 oranında kusurlu olduğu, denetime elverişli görülerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı aracında meydana gelen hasarın işçilik, parça bedeli ve KDV dahil 81.585,20 TL olduğu ve kaza öncesi ve sonrası piyasa rayiç değerleri doğrultusunda değer kaybı zararının da 50.000,00 TL olduğu, davalı sürücü-işletenin söz konusu zarardan kusuru oranında ve KTK m.85 ile TBK m.49 hükümleri kapsamında kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle, davalı sigorta şirketinin ise KTK m.91 hükmü kapsamında ve poliçe limiti doğrultusunda ve yine KTK m.99 hükmüne istinaden kendisine yapılan başvuru tarihinden 8 iş günü sonrasından itibaren avans faizi ile sorumlu olduğu, davacının dava dilekçesindeki talebini bu doğrultuda artırdığı anlaşılmakla maddi tazminat talebine ilişkin olarak dava ve talep artırım dilekçeleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Bunun yanında kaza sebebiyle yaşanan yaralanmanın davacı uhdesinde oluşturduğu üzüntü ve elem TBK m.58/I hükmünce değerlendirilmiş, manevi tazminatın da zenginleşme aracı olmayacağına dair ilkeler kapsamında, söz konusu kazanın davacı uhdesinde manevi zarara da sebebiyet verdiği kanaatine varılarak hakkaniyet ilkesi (TMK m.4), tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve olayın oluş şekli ile kusur oranları da dikkate alınarak talep edilen tazminatın kısmen kabulüne kısmen reddine karar karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının maddi tazminat davasının KABULÜ ile, 24.475,56 TL hasar bedeli ve 15.000,00 TL değer kaybı bedeli olmak üzere toplam 39.475,56 TL'nin davalılar ---- 23/03/2023, davalı ---- ise 01/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,2-Davacının manevi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ ile, 10.000,00 TL'nin 23/03/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ---- tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,3-Alınması gereken 3.379,68 TL karar ve ilam harcından peşin ödenen 95,63 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.284,05 TL harcın davalılardan (davalı ---- 580,29 TL'sinden müteselsilen sorumlu olmak üzere) müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,4-Davacı tarafça yapılmış, 269,85 TL başvurma harcı, 95,63 TL peşin harç olarak toplam 365,48 TL harç giderinin davalılardan (davalı---- 64,58 TL'sinden müteselsilen sorumlu olmak üzere) müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılmış, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücreti olarak 16.650,25 TL yargılama giderinden kabul edilen kısma isabet eden 12.777,40 TL'sinin davalılardan (davalı ---- 2.257,76 TL'sinden müteselsilen sorumlu olmak üzere) müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,6-Maddi tazminat talebi yönünden avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 39.475,56 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,7-Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ---- alınarak davacıya verilmesine,8-Taraflarca yatırılmış gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,9-Davadan önce gidilen arabuluculukta devletçe karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.394,28 TL'sinin davalılardan (davalı ---- 2.257,76 423,06 TL'sinden müteselsilen sorumlu olmak üzere) müteselsilen, 725,72 TL'sinin de davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.