İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin ticari satımdan kaynaklanan alacak davasında, sözleşme ihlali ve eksik teslimat iddialarına yönelik istinaf kararı.
Özet: Davacı, davalı ile imzalanan fotoğraf makinesi ve yedek parça ithalat sözleşmesi kapsamında, davalının ürünleri geç ve eksik teslim etmesi, gümrük vergisi ve navlun gibi giderleri ödemeyerek sorumluluğunu ihlal etmesi, iade edilen ürünlerin bedelini ödememesi gibi hususları ileri sürmüştür; ayrıca ödenen ithalat bedeli ve diğer masrafların gerçekliğini sorgulayarak, davalının gerekli belgeleri sunmaması nedeniyle komisyon miktarının belirlenemediğini ve muaccel olmadığını belirtmiş, bu nedenle davalıya ihtarname göndermiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1631
KARAR NO:2026/611
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:31/05/2022
NUMARASI:2018/304 Esas - 2022/383 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 03.04.2017 tarihinde bir takım fotoğraf makinesi, yedek parçaları ve donanımlarının ithal edilerek tesliminin gerçekleştirilmesi hususunda sözleşme imzalandığını, sözleşmeye konu ürünlerin sözleşmenin eki niteliğindeki sipariş formlarında kararlaştırıldığını, sözleşmeye göre alıcıya düşen borcun; ürünlerin Çin pazarından ithal bedellerinin ödenmesi, bu ithal bedelleri üzerinden %5 oranında satıcıya komisyon ödenmesi, malın teslimi anına kadar davalı satıcı tarafından ödenecek vergi, navlun ve diğer giderlerin malın teslimi anında satıcıya ödenmesi olduğunu, sözleşmeye göre satıcıya düşen borcun ise ürünlerin sözleşmede kararlaştırılan nicelik ve nitelikte en geç 03.08.2017 tarihinde alıcıya sözleşmede belirtilen adresinde teslim edilmesi, ürünleri teslim anında alıcıdan almak kaydıyla, teslim anına kadar vergi navlun ve diğer giderlerin ödenmesi, ürünlerin tesliminde kendi kusurundan kaynaklanan gecikmelerde her geçen gün için sözleşme bedelinin %0,3 (Binde 3) oranında alıcıya cezai şart ödenmesi olduğunu, sözleşmeye ek olarak düzenlenen sipariş formlarında, sözleşmeye konu ithal edilecek ürünlerin markası, sipariş adedi, sözleşmenin akdedildiği anda ürünlerin Çin'den ithal bedellerinin toplamda 80.834,00 USD olduğunun belirtildiğini ancak sipariş formundaki adet ve tutarlarda % 10 oranında artışı veya eksilmeyi sözleşmeye aykırılık olarak kabul etmeyeceklerinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin sipariş bedeli olarak 80.834,00 USD nın 03.04.2017 tarihinde davalı satıcının ... Bankası A.Ş. ... Şubesi ...-... numaralı hesabına havale edildiğini, satıcının ise sözleşmeye aykırı davrandığını ve sözleşmeye göre ithal edilecek ürünlerin vergisi, navlun ve diğer giderleri malların alıcıya teslimi bedelleri ödemediğinden ve davacı müvekkilinin sipariş ettiği ürünlerine ticari hayatın gereği olarak bir an önce kavuşmak istediğinden, henüz ürünler kendisine teslim edilmediği halde sözleşmeye konu ürünlerin navlun, gümrük vergileri ve diğer giderleri için davalı ...'in ...Bankası A.Ş. nezdinde bulunan ... İBAN numaralı hesabına 14.08.2017 tarihinde 111.000,00 TL gönderdiğini, sözleşme gereği sipariş listesinde bulunan ürünlerin 03.08.2017 tarihinde davacı müvekkiline davalı tarafından eksiksiz teslim edilmesi gerekirken, ürünler müvekkiline 06.09.2017 tarihinde teslim edildiğini, bunun yanı sıra ürünler teslim edilmediği halde müvekkil tarafından 15.08.2017 tarihli ... İla ... arası sıralı seri numaralı 14 adet fatura düzenlendiğini ancak eksik gönderilen ürünler için müvekkilinin 08.09.2017 tarihli satın alma iade faturasını düzenlendiğini, fakat davalı satın alma iade faturasında gösterilen eksik ürünlerin bedelini de iade etmediğini, tüm bunlar yanında teslimi gerçekleştirilen ürünlerin yurtdışında satın alındığı birim fiyatlarını gösterir fatura, makbuz veya belgeler ile bu ürünlerin vergi, navlun ve her türlü giderlerini gösterir resmi evrak ve makbuzların müvekkiline ibraz edilmediğini, bu nedenle; davalı satıcının ... Bankası A.Ş. ... Şubesi ...-... numaralı hesabına 03.04.2017 tarihinde davacı müvekkili şirket tarafından gönderilen 80.834,00 USD nin ürünlerin Çin piyasasından gerçek ithal bedeli olup olmadığı, davalı satıcının ... Bankası A.Ş. nezdinde bulunan ... numaralı hesabına 14.08.2017 tarihinde davacı müvekkili şirket tarafından gönderilen 111.000,00 TL nin ürünlerin navlun, gümrük vergisi ve diğer giderlerinin gerçek bedeli olup olmadığının, ürünlerin gerçek ithal bedeli bilinmediğinden dolayı sözleşmeye konu ürünlerin ithal bedeli üzerinden davalı satıcıya ödenecek % 5 oranındaki komisyon değerinin ne kadar olduğunun tespit edilemediğini, davacı müvekkili şirkete hali hazırda teslim edilmeyen ürünler bulunduğunu ve bu ürünler için de iade faturası düzenlendiğini, dolayısıyla davalı satıcının komisyon bedelinin daha önce belirtilen hususlar çerçevesinde likit olmadığını ve muaccel hale gelmediğini, izah edilen hususların netliğe kavuşması amacıyla müvekkili şirket tarafından davalı satıcıya İskenderun ... Noterliği'nin 11.09.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini ve davalıya 3 gün içerisinde sözleşmeye uygun davranarak, sipariş listesinde bulunan malların yurtdışı satın alma birim fiyatlarını gösterir evraklar ile malların vergi, navlun ve her türlü giderlerini gösterir resmi evrak ve belgeleri ibraz etmesi, teslim edilmeyen ürünlerinin teslimi istenildiğini ve bu belge ve bilgiler ibraz edilmediğinde komisyon bedelinin likide olmayacağı ve muaccel hale gelmeyeceğinin ihtar edildiğini, ancak bugüne değin ihtara rağmen davalı satıcı tarafından sözleşme gereğinin yerine getirilmediği iddia ederek, sözleşmeye konu malların sözleşmeye aykırı bir şekilde geç teslim edilmesi, sözleşmeye konu ürünlerin eksik teslim edilmesi, müvekkili şirket tarafından teslim alınan ürünlerin vergi, navlun ve her türlü diğer giderlerine karşılık davalıya fazladan ödediği tutarlar nedeniyle davalının davacı müvekkili şirketten elde ettiği haksız kazançlar için fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla HMK 109 gereği şimdilik 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 15/03/2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile; her ne kadar taraflar arasında keşide ve imza edilen sözleşme çerçevesinde sözleşmeye konu malların sözleşmeye aykırı bir şekilde davacı müvekkil şirkete eksik teslim edilmesinden mütevellit şimdilik 250,00 TL talep edilmiş ise de; bilirkişi raporunda eksik teslim edilen ürün bedeli olarak 15.910,47 TL olarak tespit edildiğinden bakiye 15.660,47 TL yönüyle bedel artırımı yapmak suretiyle toplam 15.910,47 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte ödenmesini, her ne kadar taraflar arasında keşide ve imza edilen sözleşme çerçevesinde sözleşmeye konu malların sözleşmeye aykırı bir şekilde davacı müvekkil şirkete geç teslim edilmesinden mütevellit şimdilik 4.500,00 TL talep edilmiş ise de; bilirkişi heyeti raporunda 14 gün geç teslim edilen ürünlerin gecikme bedeli olarak günlük 3.301,51 TL üzerinden 14 günlük toplam 46.221,14 TL tespit edildiğinden; bakiye 41.721,14 TL yönüyle bedel artırımı yapmak suretiyle toplam 46.221,14 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte ödenmesini, talep etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; taraflar arasında 03.04.2017 tarihli sözleşme imzalandığını ve bu sözleşme uyarınca müvekkilinin Çin’den fotoğraf makinesi, yedek parça ve donanımların ithal ederek davacıya teslim edeceği hususlarının ve yine davacının sözleşme gereği ödemesi gereken tutarlardan dava dilekçesinde belirttiği 80.834.USD ile 111.000. TL tutarı davalıya ödediğinin gerçek olduğunu, ancak bir başka gerçekliğinde, dava konusu sözleşmenin ticari mal satım sözleşmesi olduğu, davacı şirkete malların zamanında ve tam olarak teslim edildiği, yine davalının ithalat yapan şahıs şirketi olduğunu, yani davacının çalışanı yada satın alma müdürü vs. olmadığı olduğunu, davacının, davalıya keşide ettiği ihtarname ile davalının ticari kazancını/kârını öğrenmek istediğini ve bu talebini dava ile de yinelediğini, müvekkilinin, sözleşme konusu ürünleri eksiksiz olarak, 15.08.2017 tarihli ...-... arası sıralı seri numaralı toplam tutarı 449.000.-TL olan, irsaliyeli fatura ile davacı şirkete teslim ettiğini ve davacı şirket tarafından itiraz edilmediğini, davalının vergi vs. ödeme tarihleri, ürünlerin teslim edildiği 15.08.2017 tarihinden önce olmasının dahi, davacının geç teslim iddiasını çürüteceğini, dolayısıyla davacının ürünleri teslim aldıktan yaklaşık 1 ay sonra, ürünlerin eksik olduğu iddiası ile iade faturası düzenlemesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu hususun davacı tarafça somut deliller ile ispatlanması gerektiğini, müvekkili tarafından Çin firmasına ödenecek olan hizmet bedeli faturasının, davacının davalıya ödemesi gereken “...” kapsamında olduğunu, tüm bu bedeller üzerinden davalıya ödenmesi gereken %5 oranında komisyon bedeli olduğunu, dolayısıyla, sözleşme gereği davacının ödemesi gereken vergi, navlun, %5 satıcı komisyonu ve diğer giderlerin 111.000.TL ‘nin çok daha üzerinde bir tutar olduğunu ve davacının halihazırda müvekkiline borçlu olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı ile davalı arasında 03/04/2017 tarihinde bir takım fotoğraf makinesi, yedek parçaları ve donanımlarının ithal edilerek tesliminin gerçekleştirilmesi konusunda sözleşme imzalandığı, sözleşme kapsamında davalının davacının siparişleri doğrultusunda Çin Pazarından davacının istediği ürünleri temin etme işini üstlendiği, davacının ise ürün bedeli yanında davalıya % 5 komisyon ile vergi, navlun ve diğer giderleri ödemeyi kabul ettiği; davacının davasında, ürün bedeli ve komisyon alacağının davalıya ödenmiş olmasına karşılık ürünlerin eksik ve taahhüt edilen süreden sonra geldiği iddiası ile binde 3 gecikme cezasının ve eksik teslim edilen ürünler nedeniyle fazladan ödenen bedellerin davalıdan tahsilini talep etmiş; davalı taraf ürünlerin eksiksiz ve süresinde teslim edildiğini, bu nedenle davacıya herhangi bir borçlarının bulunmadığından bahisle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.Taraflar arasında sözleşmesel ticari ilişkinin varlığı, davalının davacı için ürün tedarik ettiği, davacının karşılığında ürün bedeli ve komisyon ödemesi yaptığı hususlarında bir ihtilaf olmayıp; uyuşmazlık, davalı tarafın ürünleri süresinde teslim edip etmediği, ürünlerin sipariş formunda belirtilenden eksik olup olmadığı, dolayısı davacının gecikme cezası alacağının doğup doğmadığı ve davalıya fazladan ödemesinin olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır.Taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinde sözleşme bedeli, ödeme ve komisyon, navlun ve vergilerin şekli ve kime ait olduğu düzenlenmiş olup, sözleşmenin 5. maddesinde de gecikmeden dolayı uygulanacak cezai şart hükme bağlanmıştır. Dosyadaki fatura ve kayıtlar ve aldırılan bilirkişi raporlarından; davalının sunduğu gümrük beyanında 29.996,80 USD değerinde beyanda bulunduğu, bu beyan üzerinden davacının sözmeşmenin 3. maddesine göre ödemesi gereken navlun, vergi ve masraf tutarının 118.206,25 TL olduğu tespit edilmiş olduğundan, davacının vergi, navlun ve masraf olarak yapmış olduğu fazla ödeme bulunmadığından ve bu kalem masraflar davacıya ait olduğundan bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiş; sözleşmeye konu malları kararlaştırılan tarihten 14 gün geç teslim ettiği, teslim edilen mal değeri ve dava tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına yapılan çeviri neticesinde davacının talep edebileceği cezai şart miktarının 5.251,76 TL olduğu, bu miktara ancak ıslah edilen miktar yönünden faiz talep edildiğinden kısmen kabulüne karar verilmiş; davacı sözleşmeye konu malın tesliminden itibaren, süresinde teslime, irsaliyeli faturaya ilişkin bir itirazı ve iadesi bulunmadığından eksik teslime ilişkin zarar talebinin kabul edilemeyeceği..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 5.251,76 TL'nin (4.500,00 TL'ye ıslah tarihi olan 15/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi uygulanarak) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dilekçesi ve yargılama aşamasındaki beyanlarında ayrıntılı şekilde arz edildiği üzere mahkemece davalı tarafından teslim edilen mallar üzerinden fazla alınan bir bedelin ve buna ilişkin tahsilatın olup olmadığına dair inceleme yapılması istenildiği halde buna ilişkin bir araştırmaya gidilmediği gibi dosyaya sunulan hiçbir bilirkişi raporunda da taleplerinin karşılar şekilde tespit yapılmadığını, sözleşmeye konu teslimi gerçekleştirilen ürünlerin yurt dışında satın alındığı birim fiyatlarını gösterir fatura, makbuz ve belgeler ile bu ürünlerin vergi, navlun ve herli türlü giderlerini gösterir resmi evrak ve makbuzların sözleşmeye aykırı şekilde davalı taraftan müvekkili şirkete ibraz edilmediğinden davalının teslim edilen mallar üzerinden fazladan alınan bedellere ilişkin bir hesaplama yapılmadığını, ayrıca sözleşmeye aykırı şekilde davalı satıcıya fazladan ödenmek zorunda kalınan navlun, gümrük vergisi ve diğer giderlerden fazladan ödenen tutarların hesabı ve iadesinin göz önünde bulundurulmadığını, sipariş bedeli olarak 80.824,00 USD'nin sözleşmede belirtildiği üzere 03.04.2017 tarihinde davalı satıcının banka hesabına havale edildiği gibi sözleşmeyle ithal edilecek ürünlerin vergisi, navlun ve diğer giderlerinin davalı satıcı tarafından daha önceden ödenmesi ve sonrasında da davalı satıcının %5 komisyonu başta olmak üzere ithal edilecek ürünleri vergisi ve diğer giderlerin malların alıcıya teslimi anında davacı satıcıya ödeneceği, ürünlerin yurt dışından alındığını gösterir fatura, bu ürünlerin vergi ve navlun ve her türlü giderlerini gösterir belgenin müvekkiline ibraz edilmediğini bu şekilde davalı tarafça teslim edilen mallar üzerinden fazladan para alındığını, sözleşmeye göre müvekkili alıcıya düşen borcun ürünlerin Çin pazarından ithal bedellerinin ödenmesi bu bedeller üzerinde %5 oranında satıcıya komisyon ödenmesi, malın teslimi ile birlikte davalı satıcı tarafından ödenecek vergi, navlun ve diğer giderlerin satıcıya ödenmesi olduğunu, davalı satıcıya düşen borcun ise ürünlerin sözleşmedeki nicelik ve nitelikte en geç 08.03.2017 tarihinde alıcıya teslimi, teslim anına kadar vergi, diğer giderlerin ödenmesi ürünlerin tesliminde kendi kusurundan kaynaklanan gecikmelerde geciken her gün için sözleşme bedelinin %0,3 (binde üç) oranında alıcıya cezai şart ödenmesi olduğunu, davacıya ödenecek komisyon bedelinin ne kadar olduğununda belirlenmediğini, davalının 80.834,00 USD'lik tutardan sadece 29.996,80 USD'lik kısmının Çin fiyatlarını ve gümrük beyanını ibraz edebildiğini, kalan 50.837,20 USD tutarındaki ürünün Çin fiyatlarını ve gümrük beyanlarını ibraz edemediğini, dosyanın defalarca bilirkişiye gönderilmiş olmasına rağmen bilirkişi raporlarında somut, hukuki mesnet içeren ve hükme esas alınacak bir tespitin yapılmadığını, mahkeme tarafından elverişli bir rapor alınmadan taleplerinin usul ve yasaya aykırı olarak reddedildiğini, 14 gün sonra teslim edilen ürünlerin geç teslim edilmesi nedeniyle ortaya çıkan gecikme bedeli taleplerinin usul ve yasaya aykırı şekilde eksik hesaplandığını, ürün tutarının 1.100.503,45 TL olduğu bu rakamın %0,03 ve bunun 3.301,51 TL'ye tekabül ettiğini bu tutarın bir günlük gecikme bedeli olduğunu, 14 günlük gecikme bedelinin 46.221,14 TL olduğunun net olarak ortada bulunduğunu, mahkeme tarafından gecikme bedeli olarak bu miktara hükmedilmesi gerekir iken haksız bir şekilde 5.251,76 TL olarak belirtildiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini, davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesinin mümkün olmaması durumunda ise hükmün kaldırılmasını, dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, satım sözleşmede belirlenen ürünlerin eksik teslim edilmesinden kaynaklanan alacağın, geç tesliminden dolayı cezai şart bedelinin tahsili ile fazladan ödenen vergi, navlun ve diğer giderlerin istirdadı istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, sözleşmenin varlığı, sözleşmede davacı şirketin alıcı, davalının ise satıcı olarak yer aldığı hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Dosya kapsamından, taraflar arasında 03.04.2017 tarihli sözleşme (protokol) başlıklı sözlemenin imzalandığı, sözleşmenin 8 maddeden oluştuğu; 1.maddesinde; tarafların tanımlandığı, sözleşmenin konusunun 2.maddede yer aldığı, söz konusu maddede; sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olan sipariş formunda belirtilen nitelik ve nicelikte malın alıcıya satıcı tarafından en geç 03.08.2017 tarihinde teslim edileceği ve diğer özel şartları içerdiği , sözleşme bedeli ve ödemenin 3.maddede düzenlendiği, maddede; sözleşme bedelinin USD para cinsinden 8.834,00 ABD Doları tutarında olduğu, sipariş formundaki adet ve tutarlarda % 10 oranında artış ve eksilmede tarafların mutabık olduğu, sipariş formundaki birim fiyatların malların Çin fiyatları olduğu, %5 komisyon, vergi ve navlun, diğer her türlü giderlerinin tamamının malın tesliminde alıcı tarafından satıcıya ayrıca ödeneceği, sipariş formu tutarı olan bedelin 03.04.2017 tarihinde satıcının banka hesabına havale edeceği, 4.maddede; sözleşmenin eklerine yer verildiği ve sipariş formlarının sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olduğu hususları ifade edildiği, 5.maddede; teslimat ve gecikme başlığı ile sipariş formunda belirtilen ürünlerin teslim yerinin 1.maddede belirtildiği üzere iş yeri adresi olduğu, teslim tarihinin ise sözleşme tarihinden itibaren 120 gün olduğu, mücbir sebepler dışında gecikmeler olması durumunda her geçen gün için sözleşme bedelinin %0,3 (binde üç) oranında gecikme bedelinin satıcıdan tebligata gerek olmadan teslimden sonra ödenecek tutardan kesileceğinin ifade edildiği, davacı şirket tarafından sözleşme bedeli olan 80.834,00 USD'nin davalının banka hesabına 03.04.2017 tarihinde ödendiği ayrıca sözleşmede rakam belirtilmemekle beraber davacı tarafça 14.08.2017 tarihinde davalı hesabına 110.000,00 TL ödemede bulunulduğu, açıklama kısmına 11.08.2017 tarihli gümrük beyan vergileri ifadesine yer verildiği, davalının ürünleri 14.08.2017 tarihli fatura ve sevk irsaliyeleri ile teslim ettiği, davacı şirket tarafından sipariş formlarında yer alan ancak teslim edilmeyen ürünlerle ilgili olarak 08.09.2017 tarihinde iade faturası düzenlendiği, toplam tutarın 15.910,47 TL olduğu, sözleşmenin ayrılmaz parçası olan sipariş formlarının alınacak ürünlerin miktarı, markası ve niteliklerinin yazılı olduğu, ayrı ayrı sayfalardan oluştuğu, sayfa altlarında ürünlerin toplam bedeli olarak USD tutarlarına yer verildiği, davacı şirket tarafından 11.09.2017 tarihinde davalıya İskenderun ... Noterliğinde düzenlenen ihtarnamenin keşide edildiği, söz konusu ihtarname içeriğinde sözleşmeye konu olan ve sipariş listesinde bulunan ihtarname ekinde tebliğ yapmış oldukları 08.09.2017 tarihli satın alma iade faturasında bulunan ürünler hariç teslim edildiği halde teslim edilen bu malların hem yurt dışında satın alındığı birim fiyatlarını gösterir fatura ve yahut belgelerin hem de bu malların vergi, navlun ve her türlü giderleri gösterir evrak ve makbuzların taraflarına ibraz edilmeden taraflarınca şirkete teslimatı yapılmamış ürünlerinde muhteviyatında olduğu, 15.08.2017 tarihli sıra numaralı 14 adet TL tutarlı fatura kesilip gönderildiği, sözleşmeye konu olan ve sipariş listesinde bulunan bu malların yurt dışından satın alındığı, birim fiyatlarını gösterir faturalar ile bu malların vergi, navlun ve her türlü giderlerini gösterir resmi evrak ve makbuzların taraflarına ibraz edilmesinden önce ayrıca teslim edilmeyen ürünler için 08.09.2017 tarihli satın alma iade faturasına itiraz edilmesi durumunda ürünlerin teslimatı yapılmadan ödenecek komisyon tutarı, malların birim fiyatları hem de malların vergi, navlun ve her türlü giderlerini içerir tutarın likit ve muaccel hale gelmediği belirtilerek, üç gün içerisinde malların yurt dışından satın alındığı birim fiyatlarını gösterir faturalar ile vergi, navlun ve her türlü giderlerin şirkete ibrazı, 08.09.2017 tarihli satın alma iade faturasının kabulü ile teslim edilmeyen ürünlerin üç gün içerisinde teslimi, karşılıklı hesaplaşmanın yapılması hususlarına yer verildiği ve iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki 03.04.2017 tarihli sözleşme uyarınca müvekkilinin Çin'den fotoğraf makinesi, yedek parça ve donanımlarını ithal ederek davacıya teslim edeceği hususlarının vakıa olduğunu ve sözleşme gereğince ödenmesi gereken 80.834,00 USD ile 111.000,00 TL tutarın davalıya ödendiğinin gerçek olduğunu beyan etmiştir.Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi raporları alınmıştır. 07.02.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacı şirketin davalı ile ticari ilişkisi neticesinde davalı şirket tarafından 2017 döneminde 40 adet fatura düzenlendiği, düzenlenen bu faturalara karşı ödemeler yapıldığı ve iade faturalarının düzenlendiği, hesabın alacak bakiyesi vermesinin davacı şirketin davalı şirkete borcu olduğu anlamına geldiği, davacı şirket defter ve belgelerine göre 2017 dönem sonu itibariyle davalı şirkete 18.068,55 TL borçlu olduğu, dosyaya sunulan sözleşmenin ekinde yer alan ürünlerin tamamının fatura içeriğinde yer almasına rağmen faturalarda yer alan bazı ürünlerin ek listelerde yer almadığı, bu ürünlerin toplam tutarının 9.455,41 TL olduğu, davacı şirketin, Türk Ticaret Kanunu'na göre tutulması gereken ticari defterlerini yasal süreleri içerisinde tasdik ettirdiği, yevmiye defterinin kapanış tasdikini ise yasal süresi içerisinde yaptırmadığının görüldüğü, davacı şirket defter ve belgelerine göre, 2017 dönem sonu itibariyle davacı şirketin davalı şirkete 18.068,55 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, dava dosyasına sunulan taraflar arasında akdedilen sözleşmenin ek listesinde yer alan ürünlerin tamamının fatura içeriklerinde yer almasına rağmen, faturalarda yer alan bazı ürünlerin ek listelerde yer almadığının anlaşıldığı, davalı tarafından davacıya düzenlenen faturaların tamamının “İrsaliyeli Fatura” olduğu ve hiç birinde teslim eden ve teslim alan isim ve imzalarının olmadığının görüldüğü, davalı tarafından düzenlenen ve dava konusunu oluşturan faturaların düzenlenme tarihlerinin 15.08.2017 olduğu, davacı tarafından bu faturalara istinaden düzenlenen iade faturasının tarihinin 08.09.2017 olduğu, ihtar tarihinin ise 11.09.2017 olduğunun tespit edildiği, taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen teslim tarihi ile fatura tarihleri arasında fark dolayısıyla sözleşme hükümlerine göre hesaplanan gecikme bedelinin 3.395,02 USD olduğunun hesaplandığı, eşyaların ithalat işlemlerinde dosyada bir gümrük giriş beyannamesi kapsamında, 29.196.80 USD.lik eşya görüldüğü, kalan eşyanın nasıl temin edildiği konusunda dosya münderecatında bir bilgi bulunmadığı belirtilmiştir. Davalı vekili; müvekkilinin sözleşme konusu ürünleri eksiksiz olarak 15.08.2017 tarihli seri numaralı toplam tutarı 449.000,00 TL olan irsaliyeli fatura ile davacı şirkete teslim ettiğini, davacı şirket tarafından itiraz edilmediğini, vergi ve sair ödemelerinin teslim edildiği, 15.08.2017 tarihinden önce olmasının dahi geç teslim iddiasını çürüttüğünü, ürünleri teslim aldıktan yaklaşık bir ay sonra eksik olduğu iddiası ile iade faturası düzenlemesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, eksik teslimin yazılı delille kanıtlamak zorunda olduğunu, davacının davalıya borçlu olduğunu, ithalat bedeli transferi başlıklı davalının hesabından yapılan ödemeleri gösterir dekontlardan sabit olduğu üzere davalının 29.06.2017 tarihinde 2.5550,00 USD ve 04.04.2017 tarihinde 70.000,00 USD, 07.08.2017 tarihinde 5.000,00 USD olmak üzere 77.550,00 USD ürün bedellerini Çin firmalarına ödediğini, yine Çin firması tarafından davacının ürünler üzerinde kendi markası olan ... markasının logosunu ve isminin ürünlerde kutu ve paketlerde yer alması hizmetine karşılık hizmet bedelinin talep edildiğini, davacının sözleşmeye konu olan ve Çin'den ithal edilen ürünleri yurt içinde ... markası ve logosu ile sattığını, dolayısıyla sözleşme gereği davacının ödemesi gereken vergi, navlun, %5 satıcı komisyonu ve diğer giderlerin 111.000,00 TL'nin çok daha üzerinde olduğunu, iddialarının belge, dekont ve sair belge ile sabit olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dilekçe ekinde ithalat bedeli transferi adı altında dava dışı Çin firmalarına ödenen dekont örnekleri ibraz edilmiştir.11.02.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; kök rapor tekrar edildikten sonra, eşyanın Çin fiyatındaki karşılaştırılması hususunda serbest piyasa ekonomisi kurallarına göre sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği görülen eşyanın Çin piyasa koşullarına göre temin edilmesinin tarafları bağlamayacağını, davacının eşyanın maliyetini araştırması, ucuza alınıp pahalı satılması, serbest piyasa koşullarında normal ticaret kuralı olarak ele alınması gerektiği, kök raporda herhangi bir değişiklik bulunmadığı belirtilmiştir.Davacı vekili ek rapora karşı beyan ve itirazlarında; müvekkilinin davacı satıcıya ödemek zorunda kaldığı 111.000,00 TL navlun, gümrük vergisi ve diğer giderlerden davalıya fazladan ödenen tutarların hesabı ve iadesinin dikkate alınmadığını, ayrıca davalının birim fiyatları gösterir fatura, makbuz veya belgeleri resmi evrakları ibraz etmediğini belirterek teslim edilen mallar üzerinden fazladan alınan bedellerin hesaplanmasının yapılmasını ve davalıya ödenen 111.000,00 TL tutarındaki navlun, gümrük vergisi ve diğer giderlerin fazladan ödenen kısmının iadesi amacıyla hesaplama yapılmasını talep etmiştir.Davalı vekili rapora karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; sözleşme ekinde yer alan ürünlerin tamamının davalının düzenlendiği ve davacı tarafın tebliğ alıp defterlerine işlediği fatura içeriğinde yer aldığının tespit edildiğini, davacının kestiği iade faturasının davacı defter ve belgelerinde rastlanılmadığını, faturada yer aldığı halde ek listede yer almayan ürünlerin olduğunun da isabetli olarak tespit edildiğini, davacının teslim tarihinden 24 gün sonra iade faturası düzenlediğini, TTK 21.maddesi gereğince 8 gün içerisinde faturaya itiraz edilmediğinden kabul edilmiş sayılacağını belirterek, ek raporun iddialarını kanıtladığını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.18.05.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davalı tarafın defter ve belgeleri ibraz etmediği, taraflar arasında 03.04.2017 tarihinde yapılan sözleşme ile ürünün cinsi ,nevi,tipi markası ,miktarı, birim fiyatı ve tutarı dolar olarak yarı İngilizce yarı Türkçe olarak belirtildiği, ayrıntılı olarak belirtilen ürünün tamamı 15-08-2017 tarihinde irsaliyeli fatura ile teslim edildiği, sözleşmede belirtilen ürünler sözleşmeden 120 gün sonra değil de 15 .08.2017 tarihinde yani 14 gün geç teslim edildiği, bu geç teslim nedeniyle davacının alacağı gecikme bedelinin.3.395,02 USD olduğu, sözleşmede belirtilen ürün bedelinin dolar olarak hesaplandığı ve aynı rakamın davalı tarafından alındığı, taraflar arasında öteden beri yapıları bir ticaretin var olduğu, davacının TTK. madde.21/2 de belirtilen iade faturası süresini çok aşan bir iade faturası kesmişse de bedelini almadığı, 03-04-2017 tarihinde yapılan sözleşme için mal bedeli 80.834.USD ve masraf karşılığı için 111.000.TL alındığı belirtilmiştir.Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; satıcının sözleşmeye aykırı davranışlarının hiçbirisinin göz önünde tutulmadığını, raporlarda ürünlerin tamamının teslim edildiği belirtilerek hataya düşüldüğünü, müvekkili tarafından iade faturası düzenlendiğini, teslim edilmeyen ürünlerin KDV dahil tüm tutarlarının 9.455,41 TL olduğunun kabulüne, davalıya fazladan ödenen tutarların iadesinin göz önünde bulundurulmasını talep etmiştir.Davalı vekili rapora karşı itiraz dilekçesinde; ürünlerin tamamının davacıya irsaliyeli fatura ile teslim edildiğini, aleyhe olan hususları kabul etmediklerini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 20.12.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; davalının gümrük beyanı olarak 29.996,80 USD değerinde beyanını eklediği, bu miktarın navlun, vergi ve masraflarının 118.206,29 TL olduğu, 50.837,20 USD değerindeki malın giriş beyanının ibraz edilmediği bu nedenle bu bedel için navlun, vergi, masraf bedelinin hesaplanmadığı, bu bedeldeki malların daha önceden ithal edilmiş depoda duran mal ya da başka ithalatçılardan temin edilmiş olabileceği, sözleşmenin 3.maddesine göre davacının ödemesi gereken %0,3 komisyonun ise gümrüğe beyan edilen 29.996,80 USD üzerinden hesaplandığında 1.499,84 USD tutacağı, gümrük beyanı ibraz edilmeyen tutar üzerinden yapılan hesaplamanın ise 2.541,86 USD yapacağı, bu komisyonun iade faturası, mal bedeli düşülerek ve düşülmeden iki seçenekli olarak hesaplama yapıldığı, davalı tarafından davacıya teslim edilen mal bedelinin KDV dahil 1.116.413,92 TL, davacı tarafından davalıya kesilen iade faturası bedelinin KDV dahil 15.910,47 TL, davalı tarafından davacıya teslim edilen ve iade faturası düşülerek bedelin KDV dahi l.100,503,45 TL %5 komisyon bedelinin iade düşülmeden 55.820,69 TL iade düşüldükten sonra 55.025,17 TL eksik mal bedelinin 15.910,47 TL olduğu, binde üç geç teslim bedelinin iadesi faturası mal bedeli düşülerek teslim edilenin belirlenmesi durumunda teslimin 06.09.2017 tarihinde yapıldığının kabulü halinde teslim edilen mal bedelinin 1.116.413,92 TL iade fatura bedelinin 15.910,47 TL, teslim edilen net tutarın 1.100.503,45 TL bu rakamın binde üçünün 3.301,51 TL olduğu belirtilmiştir.Davacı vekili tarafından 15.03.2022 tarihli bedel artırımına dair dilekçe ile sözleşmeye konu ürünlerin müvekkiline eksik tesliminden dolayı bakiye 15.910,47 TL bedelin ticari faizi ile birlikte ödenmesini, geç teslim nedeniyle 14 gün geç teslim edilen ürünlerin günlük 3.301,51 TL üzerinden toplam 46.222,14 TL'nin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacının bedel artımına dair dilekçenin sonuç bölümünde, dava dilekçesinin 2.bendinin son bölümünde yer alan şirket tarafından teslim edilen ürünlerin vergi, navlun ve her türlü diğer giderleri karşılık davalıya fazladan ödendiği tutarlara ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir.Dava dilekçesinde; toplam dava değeri olarak 5.000,00 TL gösterilmiştir. Bedel artırım dilekçesinde ise açıklama kısmında eksik teslim nedeniyle dava dilekçesinde 250,00 TL talep edildiği, geç teslimden dolayısıyla ile 4.500,00 TL talep edildiği belirtilmiştir. Açıklama bölümünde de yine fazla ödendiği iddia edilen vergi navlun ve her türlü diğer giderlere ilişkin olarak alacak miktarına yer verilmemiştir.Mahkemece, davanın geç teslimle ilgili bölümünün kısmen kabulüne dair yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden hüküm tesis edilmiştir.Gerekçede ayrıca davacının sözleşme kapsamında ödemesi gereken navlun, vergi ve masraf tutarının 118.206,25 TL olduğu, fazla ödemenin bulunmadığı ifade edilerek bu yöndeki talebinin reddedildiği belirtilmiştir. Sözleşmeye konu malların 14 gün geç teslim edilmesinden dolayı mal değeri ve dava tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk lirasına yapılan çeviri neticesinde davacının talep edebileceği ceza miktarı belirlenerek karar verilmiştir.Taraflar arasındaki sözleşme, iki tarafa edimler yükleyen sözleşmedir. Sözleşme kurulurken bedel belirlenmiştir. Sözleşmede davalı satıcı, Çin firmalarından temin ettiği malları satarak komisyon almaktadır.Sözleşmenin hiçbir maddesinde, davalı satıcının ürünleri temin ettiği şirketlerce düzenlenen fatura, makbuz vb. bilgileri davacı alıcıya ibrazına dair bir düzenleme mevcut değildir.Zaten sözleşme bedeli sözleşme kurulurken tespit edilmiştir. Bu nedenle davacı tarafın buna dair talebi yerinde görülmemiştir.Davalı sözleşmede yer almayan bir edimi gerçekleştirme mükellefiyetinde değildir. Sözleşmeye aykırılık bu anlamda mevcut değildir. Davacı aralarındaki ticari ilişkide böyle bir teamül oluştuğuna dair bir iddiada da bulunmamıştır.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile özellikle davacı ticari defterlerine dair incelemeyi içeren bilirkişi raporları neticesinde, davacı şirketin davalı tarafa borçlu olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca faturada belirtilen ve davacıya teslim edilen ürünlerin listedekilerden fazla olduğu tespit edilmiştir.Davacının, sözleşme konusu ürün bedelleri ve sözleşmenin üçüncü maddesinde yer verilen vergi, navlun ve diğer bedeller olarak 111.000,00 TL ödemiş olduğu tartışmasızdır. İnceleme kapsamında; sözleşme konusu ürünlerin davacıya davalı tarafça sevk irsaliyesi ile teslim edildiği davacının ise ürünleri kabul ederek 15.08.2017 tarihinde irsaliyeli fatura ile teslim aldığı görülmüştür. Davacı teslim alınan ürünlerin eksik olduğu iddiası ile 08.09.2017 tarihinde iade faturası düzenlemiştir. TTK'nın 21/2. maddede, faturayı alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı ifade edilmiştir. Davacı alıcı tarafça ürünler teslim alınıp kabul edildikten yirmi üç gün sonra iade faturası düzenlenmiştir. Diğer yandan, iade faturası davacının ticari defter ve kayıtlarında da yer almamaktadır. Davacı geçerli ve kabul edilebilir delille malların eksik teslim edildiğine dair iddiasını ispat edememiştir. Bilindiği üzere fatura düzenlenmesi tek başına fatura konusu alacağın varlığını ispata yeterli değildir.Yasal süreden sonra düzenlenen iade faturasındaki ürünlerin eksik olduğu ispat edilememiştir.Diğer taraftan, sözleşme kapsamında sözleşme konusu ürünlerin 03.04.2017 tarihli sözleşme tarihinden itibaren en geç 120 gün içerisinde teslim edileceği, edilmemesi durumunda her geçen gün için sözleşme bedelinin binde üçü oranında gecikme bedelinin satıcıdan teslimden sonra ödenecek tutardan kesileceği ifade edilmiştir. Söz konusu ürünler 15.08.2017 tarihinde yani 14 gün geç teslim edilmiştir. Bu konuda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.TBK'nın 179. maddesinde ceza koşulu düzenlenmiştir. Maddenin ilk fıkrasında, bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklının ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebileceği belirilmiştir. Maddenin 2. fıkrasında ise somut olayda uygulanması gereken düzenlemeye yer verilmiştir. Söz konusu fıkrada; “Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Anılan yasa hükmünden anlaşılacağı üzere, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. Yasa, borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi hâli için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde TBK'nın 179/2. madde değil, 179/1. madde hükmü uygulanacaktır. Zira, Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hâllerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nın 179/2. madde hükmü emredici yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hâl dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hâllerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler.Somut olayda, davalı alıcı tarafça ticari defter ve kayıtlara göre satım konusu ürünlerin herhangi bir çekince konulmaksızın kabul etmiş olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili her ne kadar eksik ifa ve iade faturası ile ilgili iddia ve talepte bulunmuş ise de yukarıda yer verildiği üzere, iddiasını ispat edememiştir.Bu durumda davacının cezai şarta dair talebinin yerinde olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.Ancak talep kısmen kabul edildiğinden ve HMK'nın 26. maddesi gereğince mahkeme talep sonucu ile bağlı olduğundan ve ayrıca istinaf talebinde bulunan davacı aleyhine karar verilemeyeceğinden, istinaf başvurusunun reddine karar vermekle yetinilmiştir.Davacı, vergi, navlun vb. giderler için 111.000,00 TL yapılan ödemenin teslim edilen ürünler kapsamında fazladan olduğunu iddia etmiş ise de mahkeme gerekçesinde yer verildiği üzere, davalı gümrüğe 29.996,80 USD değerinde eşyayı beyan etmiştir. Beyan edilen eşyanın karşılığı olarak navlun, vergi ve masraf tutarı 118.206,25 TL tespit edilmiştir. İbraz edilen eşya için gerekli olan navlun, vergi vb. giderler davacının ödeği bedelden daha fazladır ve talebin reddinde isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 02.04.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.