İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde görülen, araç tedarik sözleşmesi ihlaline dayalı itirazın iptali davasında borç miktarının ticari kayıtlar ışığında tespiti hakkındaki istinaf kararı.
Özet: Davacı, davalının araç tahsilatlı tedarikçi sözleşmesini ihlal etmesi ve fazla yakıt alımı iddialarıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararı üzerine, İstinaf Mahkemesi davalının kendi tuttuğu harici ticari kayıtların ve elektronik yazışmaların HMK 199 kapsamında delil olarak değerlendirilmesi, bu kayıtlar ışığında bilirkişi raporuyla güncel borç miktarının belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı kaldırarak dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermiş; ilk derece mahkemesi de bu talimatlar doğrultusunda davalı kayıtlarındaki borç miktarını tespit edip, davalının kendi aleyhine olan harici kayıtlarını bağlayıcı kabul etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1443
KARAR NO : 2026/923
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/07/2025
NUMARASI : 2024/60 Esas - 2025/529 Karar
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 05/11/2015
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2026
Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; taraflar arasında imzalanan 14.01.2014 tarihli araç tahsilatlı tedarikçi sözleşmesiyle davalının müvekkilinin belirleyeceği adreslerden teslim alacağı ürünleri müvekkili firmanın belirleyeceği adreslere dağıtım ve teslimatını üstlendiğini, müvekkilinin tedarikçisi olan davalı borçluya nakliye hizmetleri karşılığında gerekli ödemelerini eksiksiz olarak yerine getirmesine rağmen davalının sözleşmede yer alan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, çeşitli tarihlerde müvekkilinin müşteri yüklerinin nakliyesi için gerekli araçları tedarik edemediğinden şirketin daha yüksek ücret ödeyerek piyasadan araç tedarik etmek ve bu sebeple ceza faturaları ödemek zorunda kaldığını, davalının tedarikçi sözleşme yükümlülüklerine aykırı olarak fazla miktarda yakıt aldığını, davalının sözleşme aykırı eylemleri nedeniyle müvekkilinin davalı adına fatura düzenleyerek cari hesaba işlediğini ve alacağının tahsili amacı ile İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davanın kabulüne, davalının itirazının iptaline ,davalının %20 oranda icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı; taraflar arasında bir sözleşmenin bulunmadığı gibi, herhangi bir hukuki ilişkinin olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece 10/11/2020 tarihli (2015/1068 E. 2020/666 K.sayılı) kararla davalının kendi defterlerine göre 10.669,23-TL borcunun bulunduğu, davacının ise bu miktar üzerinde kalan takibe konu alacağını ispatlayamadığı, kısa kararda hükmün sehven takibin 359.792,97 TL yönünden devamına yazıldığı gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesi'nin ... Esas takip sayılı dosyasından yaptığı itirazın 10.669,23-TL yönünden iptaline, takibin 359.792,97-TL yönünden devamına, icra inkar tazminatı ve davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, 01/03/2021 tarihli ek karar ile 10/11/2020 tarih ve 2015/1068 E. 2020/666 K. sayılı kararının 1 nolu bendinin "İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesinin ... esas takip sayılı dosyasından yaptığı itirazın 10.669,23-TL yönünden iptaline, takibin 10.669,23-TL yönünden devamına" şeklinde tashih edilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 14/12/2023 tarihli (2021/641 E. 2023/1949 K. Sayılı) ilamı ile; davalı tarafından ibraz edilen kayıtların ispat yönünden değerlendirilmesi gerektiği, davalının kendisinin harici olarak tuttuğu kayıtları kabul etmekte olup bu kayıtlardan dolayı kendisinin alacaklı olduğunu iddia etmesi nedeniyle davalının kendisinin tutmuş olduğu, içerik itibariyle itiraz etmediği, davacı ile aralarında ticari ilişki kapsamında tutulan ve kendisinin aleyhine olan kayıtların davalıyı bağlayacağı, bu durumda davacının alacağını dayandırdığı faturaların davalı tarafından tutulan harici kayıtlarda yer alıp almadığının araştırılması, davacının alacak borç miktarının davalı tarafından liste halinde tutulan harici kayıtlar ile davacı tarafından davalıya gönderilen 08/10/2014 ve 22/10/2014 tarihli e-postalar da incelenmek suretiyle takip tarihi itibariyle güncel borç miktarının belirlenmesi için bilirkişiden ek rapor alınması gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece; her ne kadar davalı aradaki ticari ilişkiyi kabul etmemiş ise de kendi ticari defterlerine göre de davacı ile aralarında ticari ilişkinin bulunduğu, bu aşamada uyuşmazlığın davacının alacağının miktarı hususunda toplandığı, davalı ticari kayıtlarında davacıya 10.669,23-TL borcu bulunduğunun tespit edildiği, bunun dışında davalının davacıdan alacaklı olduğunu iddia ederek, iddiasının dayanağı olarak elektronik ortamda kendisinin tuttuğu anlaşılan harici kayıtları ibraz ettiği, ibraz edilen belgelerin HMK 199. madde kapsamında belge niteliğinde olduğu, davalının kendisinin harici olarak tuttuğu kayıtları kabul etmekte olup bu kayıtlardan dolayı kendisinin alacaklı olduğunu iddia etmesi nedeniyle davalının kendisinin tutmuş olduğu, içerik itibariyle itiraz etmediği, davacı ile aralarında ticari ilişki kapsamında tutulan ve kendisinin aleyhine olan kayıtların davalıyı bağlayacağının kabul edildiği, davalı tarafından ibraz edilen bu kayıtların 27/01/2015 tarihine kadar tutulmuş olup bilirkişi tarafından da yerinde olarak bu kayıtların davalı lehine değil, davacı lehine 345.379,53-TL alacak bakiyesi verdiğinin tespit edildiği, 08/10/2014 ve 22/10/2014 tarihli e-posta içerikleri, davacı kayıtları ve davalının sunduğu kayıtlar gözetildiğinden takip tarihi itibariyle davacının 345.379,53-TL alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasındaki itirazının 345.379,53-TL yönünden iptaline, takibin bu miktar alacak yönünden aynı koşullarda devamına, aşan istemin reddine,hükmolunan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : 1-Davacı vekili; davanın kısmen reddinin doğru olmadığını,davalının vekillerinin duruşmaya iştirak etmediği halde vekalet ücreti takdirinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2-Davalı vekili; Gölcük icra dairesinin yetkili olduğunu, mahkemenin yetkisiz olduğunu, davacının delil olarak müvekkilinin kayıtlarına dayanmadığından müvekkilinin kayıtlarına dayalı olarak iddiasını ispat etmesinin mümkün olmadığını, davacının müvekkiline ait olmayan imza ihtiva eden sözleşmeye dayalı olarak alacak talep ettiğini, tam tersine müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE :Dava, taşıma sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Her ne kadar davalı tarafça icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de İİK’nın 50/1, HMK’nın 10, TBK'nın 89/1. maddelerine göre aksine bir anlaşma bulunmadığından davacının yerleşim yeri itibariyle takibin başlatıldığı İstanbul Anadolu icra daireleri yetkili olup, davalı borçlunun icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı yerinde görülmemiştir. Mahkemenin yetkisine yönelik istinaf nedeni ileri sürülmüş ise de mahkemenin yetkisine yönelik ilk itiraz cevap süresi içinde sunulmadığından davalının aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde yerinde değildir.
Kural olarak, fatura konusu mal ya da hizmet teslimini ispat külfeti alacaklıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği, karşı tarafın defterleri ile doğrulanmadığı sürece fatura ve defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla fatura ve defter kayıtları ile lehine hak iddia eden taraf bu iddiasını uyuşmazlığın miktarına göre yazılı delille kanıtlamak zorundadır. Diğer taraftan taraflar arasındaki sözleşmedeki münhasır delil hükmü, HMK'nın 193/2. maddesi uyarınca karşı tarafın yasal delillerini sunma olanağını ortadan kaldırmamaktadır.
Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 370.462,20-TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinde ise davacının davalıdan 10.669,23-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Bunun dışında davalı, davacıdan alacaklı olduğunu iddia ederek, iddiasının dayanağı olarak elektronik ortamda kendisinin tuttuğu anlaşılan harici kayıtları ibraz etmiştir. Dairemizin kaldırma kararında da işaret edildiği üzere davalının kendisi tarafından tutulan harici kayıtlar HMK'nın 199. maddesi kapsamında belge niteliğine sahiptir. Davalı kendisi tarafından tutulan kayıtlara dayalı olarak alacaklı olduğunu iddia etmekle davacı ile aralarında ticari ilişki kapsamında tutulan ve kendisinin aleyhine olan kayıtların davalıyı bağlayacağının kabulü yerindedir. Davalı tarafından ibraz edilen bu kayıtlar 27/01/2015 tarihine kadar tutulmuş olup bilirkişi tarafından da yerinde olarak bu kayıtların davalı lehine değil, davacı lehine 345.379,53-TL alacak bakiyesi verdiği tespit edilmiştir. Bunun dışında davalı, davacı tarafça kendilerine gönderilen 08/10/2014 ve 22/10/2014 tarihli e-postaları ibraz etmiştir. Bahsi geçen e-postaların içeriklerinde o dönemle ilgili cari hesap bakiyelerine yer verilmiştir. Ancak mahkemece davalı tarafından sunulan kayıtlarda davacı lehine yer alan 345.379,53-TL borç kaydına istinaden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de davacının defterleri ve davalı tarafından ibraz edilen kayıtların karşılaştırılarak tarafların kayıtları arasındaki farklılıklar irdelenmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davacının defterleri ve davalı tarafından ibraz edilen kayıtların karşılaştırılmasında tarafların kayıtları arasındaki farkın; davalı tarafından düzenlenen 01/11/2014 tarihli 10.620-TL bedelli faturanın davacının kayıtlarında yer almamasından, davalının düzenlediği 21/11/2014 tarihli 3.127-TL faturanın kendi kayıtlarında 2.127-TL olarak kayıtlı olmasından, davacının defterlerinde 05/01/2015 tarihinden itibaren davalıyı borçlandırıcı şekilde yer verilen "ödeme entegrasyonu" ve "YDiğer - Yansıtma Geliri" açıklamalı davalıyı borçlandırıcı kayıtlar ile 15/01/2015 tarihli 2.309,60-TL tutarlı ve 27/01/2015 tarihli 2.000-TL tutarlı ödeme kayıtlarının davalının kayıtlarında bulunmamasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Davacı, davalının defterlerinde ve harici olarak tuttuğu kayıtlarda yer almayan "ödeme entegrasyonu" ve "YDiğer - Yansıtma Geliri" açıklamalı kayıtlar nedeniyle haklılığını gösteren bir delil ibraz etmemiştir. Dolayısıyla kendi defterlerinde yer alıp da davalı kayıtlarında yer almayan ve muhteviyatı somut olgularla ispatlanamayan bu kayıtların davacının lehine değerlendirilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte 15/01/2015 tarihli 2.309,60-TL tutarlı ve 27/01/2015 tarihli 2.000-TL tutarlı ödemelerle ilgili davalının imzasını havi ödeme makbuzları dosyada mübrez olduğundan toplam 4.309,60-TL ödemenin hesaplamada davacı lehine değerlendirilmesi gerekir. Davacı tarafından düzenlenen ve davalının harici olarak tuttuğu kayıtlarda da yer alan, 08/01/2015 tarihli 12.982,03-TL bedelli ve 08/01/2015 tarihli 39.369,54-TL bedelli faturaların 31/12/2015 tarihinde davacının defterlerinde "müşteri iade faturası" açıklaması ile iptal edildiği, davacının takip talebine eklediği bu faturaları kendi ticari defterlerinden çıkardığı görülmektedir. Bu durumda davacının kendi aleyhine olacak şekilde 08/01/2015 tarihli 12.982,03-TL bedelli ve 08/01/2015 tarihli 39.369,54-TL bedelli faturaları defterlerinden çıkarması nedeniyle bahsi geçen fatura tutarların alacak hesabında dışlanması gerekir. Bunun dışında davacının defterlerinde 27/01/2015 tarihinden sonra davalı tarafından düzenlenen 24/02/2015 tarihli 3.304-TL bedelli fatura kaydedilmiş olup bu faturanın da davalı lehine değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davalı ise davacının kayıtlarında yer almayan 01/11/2014 tarihli 10.620-TL bedelli fatura hususunda haklılığını doğrulayan bir delil sunmamıştır. Buna karşılık davalının düzenlediği ve kendi defterlerinde sehven 2.127-TL olarak kayıtlı olan 21/11/2014 tarihli 3.127-TL tutarlı faturanın davacının defterlerine uygun olarak 3.127-TL olarak dikkate alınması gerekir.
Bu durumda davalının ispatlayamadığı 10.620-TL fatura bedeli, davacının ispatlı 4.309,60-TL ödemesi, davalının defterlerine eksik kaydedilen 1.000-TL fatura bedeli, davacının kayıtlarında yer alan 3.304-TL tutarlı davalı faturası, 08/01/2015 tarihli 12.982,03-TL tutarlı ve 08/01/2015 tarihli 39.369,54-TL tutarlı faturaların sonradan iptal edildiği dikkate alınarak davalının harici kayıtları üzerinden yapılan değerlendirmede; davacının [345.379,53 (+) 10.620 (-) 1.000 (+) 2.309,60 (+) 2.000 (-)3.304=] 356.005,13-TL olarak tespit edilen alacağından iptal edilen fatura bedellerinin düşmesi ile (12.982,03+39.369,54) davacının davalıdan takip tarihi itibariyle (356.005,13-52.351,57=) 303.653,56-TL alacaklı olduğu anlaşıldığından davalının itirazının bu miktar üzerinden iptaline karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın 345.379,53 TL üzerinden kabulü doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; taraflarca ibraz edilen kayıtlar arasındaki farklılıklar irdelenmeksizin karar verilmesi doğru olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına,yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 303.653,56-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin 303.653,56-TL yönünden aynı koşullarda devamına, aşan istemin reddine, hükmolunan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/07/2025 Tarih 2024/60 Esas - 2025/529 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;
"Davanın kısmen kabulü ile; davalının İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasındaki itirazının 303.653,56-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin 303.653,56-TL yönünden takip talebindeki koşullarla devamına, aşan istemin reddine,
Hükmolunan alacağın %20 si oranında 60.730,71-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine"
İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;
"Alınması gereken 20.742,57-TL nispi karar ve ilam harcından mahkeme veznesine yatırılan 4.474,26-TL, icra veznesine yatırılan 1.852,31-TL olmak üzere toplam 6.326,57-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 14.416-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,
Davacı tarafından yatırılan 6.354,27-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 5.100-TL bilirkişi ücreti ve 576,75-TL posta masrafı olmak üzere toplam 5.676,75-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 4.653,01-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davacı lehine takdir olunan 48.584,57-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı lehine takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine"
İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 5.899-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile kalan 116,60-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yapılan 433,25-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 355-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan 11,75-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü gözetilerek üzerinde bırakılmasına
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2026