İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, otel için sağlanan dijital pazarlama, web sitesi ve kurumsal kimlik hizmetlerine ilişkin alacak davasında ilk derece mahkemesinin ret kararına karşı davacı vekilinin başvurusunu inceleyen istinaf kararı.
Özet: Davacı vekili, davalının turizm yatırımına yönelik olarak müvekkilinin yatırım danışmanlığı, otel işletmeciliği eğitimi, satış kanalı entegrasyonu, dijital pazarlama, reklam hizmetleri, otel internet sitesi kurulumu, kurumsal kimlik tasarımı ve sosyal medya yönetimi gibi geniş kapsamlı ve uzun süreli hizmetler verdiğini; davalının bu hizmetler karşılığında kısmi ödeme yaptığını, sözleşme imzalamaktan kaçındığını ve kalan ödemeleri aksattığını ileri sürerek alacak davası açmış, ilk derece mahkemesinin davanın reddi kararını ise istinaf yoluna başvurarak hukuka aykırı bulduğunu belirtmiştir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİESAS NO : 2023/15 KARAR NO : 2026/839T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 20/10/2022NUMARASI : 2021/608 Esas 2022/693 KararDAVA : ALACAKKARAR TARİHİ : 02/04/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 02/04/2026Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/608 Esas ve 2022/693 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili tarafından mahkememize verilen dava dilekçesinde, müvekkilinin ... adı altında müşterilerine yatırım danışmanlığı, otel işletmeciliği eğitimi, satış kanallarına entegrasyon, dijital pazarlama ve reklam hizmetleri verdiğini, davalının müvekkili ile iletişime geçerek kurmak ve işletmek istediği .... isimli işletmenin turizm yatırımı için dijital reklam, eğitim, danışmanlık ve bakanlık turizm belgelendirme süreçleri ile alakalı hizmet ve destek almak istediğini, otelin isminin daha sonra .... olarak değiştirildiğini, işlerin davalının vekaletname verdiği dava dışı oğlu ... tarafından yürütüldüğünü, müvekkilinin 21/06/2019 tarihinde 6 aylık sunacağı hizmetleri ve bedellerini gösterir ön teklifini sunduğunu, anlaşma gereği davalının müvekkiline 10/07/2019 tarihinde 35.000,00-TL ödeme yaptığını, müvekkilinin davalıya, verilecek hizmetlerin bedellerinin çok daha yüksek olduğunu ve hizmetin detaylarını içerir sözleşme imzalamaları gerektiğini beyan ettiğini ancak davalının sözleşme imzalamaktan sürekli kaçındığını, ısrar üzerine sözleşme kapsamında hizmetlerin tamamlanmasından sonra sözleşmeyi imzalayacağını ve faturayı da hizmet bitiminde istediğini beyan ettiğini, müvekkilinin vereceği hizmetin aciliyeti nedeniyle davalı ile sözlü olarak anlaştığını, müvekkili olarak bildirilen rakamın davalı tarafından kabul edildiğini, davalının ödemelerini aksattığını bu nedenle hizmetlerde de aksamalar meydana geldiğini, müvekkilinin 6 aylık ön hizmet sözleşmesi hazırlamasına rağmen otel yapımının ve inşaatının uzaması nedeni ile davalının da onayı ile 12 aydan fazla reklam eğitimi ve danışmanlık hizmeti verdiğini, davalının ödeme yapmadığını, taraflar arasındaki anlaşmaya göre müvekkilinin verdiği hizmetlerin ; davalıya ait otelin internet sitesinin kurulumunu (kurulum nedeni ile 8.000,00-TL harcandığı) müvekkilinin yaptığını, 1 yıl boyunca sitenin işleyişini takip ettiğini, siteye ilişkin şifre ve işlem yapma yetkisinin müvekkilinde olduğunu, Yapmış olduğu hizmetlerin devamının sağlanması amacı ile dava dışı ...’a sürekli bilgi verdiğini, 24/12/2020 tarihli whatssup yazışmasında hosting ve alan adı ödemelerinin son günü olduğunu, ödemelerin yapılmaması halinde oluşacak sorunları ayrıntılı şekilde dava dışı ...a anlattığını, bu hususta ...’dan destek aldığını ve ödeme yaptığını ayrıca tanık olarak dinlenmesini talep ettiğini, davalıya kurumsal kimlik tasarımı hizmeti verildiğini, verilen kurumsal kimlik tasarımı hizmeti içinde amblem (logo) den ofis dizaynına, kapaklı dosya, kalem tasarımı, bardak tasarımı, mailin altında kullanılacak tasarımlar, el broşürü tasarımı, antetli kâğıt tasarımı, davetiye tasarımı, tabela tasarımı, web sitesindeki vefat ilanları, ambalaj dizaynından faaliyet raporuna kadar bir çok hizmetin yer aldığını, tasarımların baskıya uygun halinin ölçeklendirilip hazırlanmasının da davalının otel işletmesine ait kartvizit, zarf, konaklama belgesi, bayrak-flama, antetli kağıt, rollup, logo tasarımının da müvekkili tarafından yapıldığını, davalının onayladığı antetli kağıt, zarf, kalem, kartvizit tasarımlarının müvekkili aracılığı ile basıldığını, bu hizmetin 12 ay boyunca verildiğini ve hizmet bedelinin yaklaşık ve tek seferlik 1.500,00-TL olduğunu, buna ilişkin müvekkili çalışanı .... (....) ....’ın tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini, müvekkilinin davalıya ait sosyal medya yönetimi ve dijital pazarlama takibi hizmeti de verdiğini, verilen hizmet karşılığında ....’in tüm sosyal medya hesaplarının bilinip tanınmasını sağladığını, ....e ait paylaşımlar, tanıtıcı yazılar, hikaye ve reklam kodlamaları hastagler ve tanıtım metaryalleri dijital öne çıkarma çalışmalarının tamamının müvekkili tarafından yapıldığını, ...in kurumsal kimlik çalışması tamamlandıktan sonra onaylanan kimlik tasarımı ile dijital dünyadaki Facebook, İnstagram, Google ve Youtube hesaplarını açtığını, davalının facebook sayfasının görüntüleme sayısının bildirim olarak müvekkiline geldiğini ve halen daha sayfanın yöneticisi konumunda olduğunu, Otele ait sosyal medya hesaplarının bildirimlerinin müvekkilinin kullandığı .... hesabına geldiğini otelin mail adresinin müvekkili tarafından oluşturulduğunu, bu hizmeti 12 aydan uzun bir süre verdiğini, tüm bu hususlarda müvekkilinin çalışanı ....’nın ve ...’ın tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini, bu hizmetler için başlangıçta 6 ay için anlaştıklarını ancak 12 aydan fazla hizmet vermesi nedeni ile 18.000,00TL hizmet bedeli ödenmesi gerektiğini, taraflar arasında sorun yaşanması üzerine davalının İnstagram ve Gmail şifrelerini değiştirdiğini ancak facebook sayfasının şifresini değiştirmeyi unuttuğunu, sayfanın yöneticisinin halen müvekkilinin olduğunu, davalının otelinin iç ve dış foto çekimi ve tanıtım filmi hizmeti verdiğini, bu hizmet için müvekkilinin profesyonel destek aldığını ve Fotoğrafçı ....ve ... ile seslendirme için bu alanda uzman TRT Sanatçısı .... ile çalıştığını, alınan destek için müvekkilinin ....in birlikte iş yaptığı ....ın ... TR.... nolu hesabına 08/06/2020 tarihinde şirket personeli ....ın .... Şubesi TR... nolu hesabından 2 parça halinde ödeme yaptığını, çekilen tanımım filminin davalının youtube hesabına müvekkili tarafından yüklendiğini ve halen yayında olduğunu, ....’in tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini, bu hizmetin bedelinin 5.500,00-TL olduğunu, davalının markasının tescili için gerekli başvuruları alarak sorunsuz bir şekilde tescilini sağladığını, bu işlemi davalıdan alınan vekaletname ile müvekkili tarafından yapıldığını, bu hususta verdiği hizmet bedelinin yaklaşık 1.250,00-TL olduğunu ve ayrıca 600,00-TL harç masrafının bulunduğunu ve bu harcın müvekkili tarafından yatırıldığını, bu hususta ....'den destek alındığını ve tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini, müvekkilinin davalıya Turizm Danışmanlık Hizmet Ve İşlem Takibi Asistanlığı yaptığını, bu hizmetin ön teklif formunda 2 aylık olarak hesaplandığını ve 20.000,00-TL teklif verildiğini ancak bu hizmetin yaklaşık olarak 12 ay verildiğini, ve bu hizmetin bedelinin yaklaşık olarak 120.000,00-TL olduğunu, hizmetinin içeriğinin; otel adına Turizm Bakanlığına turizm işletme belgesi başvurusu yapmayı, Foça Belediyesine, Kozbeyli itfaiyesine gerekli teknik donanımın alınmasını ve bu donanımların alındığının bildirilmesini, turizm sektöründe faaliyet gösteren İzmir’deki kırka yakın seyahat acentasına ve tur firmasına telefon ile arama yapılarak ve ya mail atılarak otelin açıldığının bildirilmesini, kendi web sitelerinde....e de yer verilmesini kapsadığını, bu başvurulardan ....dan olumlu geri dönüş olduğunu ve otelin bu firmaların sistemlerine entegre edildiğini, 18/06/2020 tarihinde otelin açılışının yapıldığını ve açılış öncesi ve sonrasında müvekkilinin turizm danışmanı olarak orada yer aldığını, 02/06/2020 tarihinde müvekkilinin kendi kişisel sosyal medya hesabından otelin açılış duyurusunu yaptığı videoyu paylaştığını, Turizm Bakanlığına verilmek üzere davalıdan talep edilen o tarihte otel personeli olan ... ve ....ın resmi can kurtaran belgeleri ve sigorta evraklarının müvekkilinin turizm danışmanı olması sebebiyle müvekkili tarafından bakanlığa teslim edildiğini, Davalı adına müvekkilindeki vekaletname ile 18/03/2020 tarihinde turizm işletme belgesi başvurusunda bulunulduğunu ve bu başvurunun E-Devlet üzerinden yapıldığını, 14/08/2020 tarihinde Turizm Bakanlığından uygunluk ve gereklilikler resmi yazısının müvekkiline tebliğ edildiğini, bu başvurular nedeni ile Turizm bakanlığına ödenmesi gereken tutarın 21.500,00-TL olduğunu, davalıdan talep edildiğini ancak davalının ödememesi nedeni ile ilk etapta işlemlerin devam etmesi için müvekkili tarafından davalı adına 2.500,00-TL ödeme yapıldığını, devam eden ödemelerin davalı tarafından yapılmaması üzerine bu işlemlerin müvekkili tarafından askıya alındığını, müvekkilinin aynı zamanda davalıya Müşteri İlişkileri CRM sistemi ve Otel Yönetim Programı Kurulumu satın alma işleminde de aracılık yaptığını, müvekkilinin bu aracılık hizmetinde yaklaşık olarak 1.750,00 TL ödeme yaptığını, ayrıca davalıya CRM Modül hizmeti verdiğini, bu hizmetin bedeli olarak davalının müvekkiline 2.000,00 TL ödeme yapması gerektiğini, davalının müvekkilinin katkıları ile HMS Otel Programı Hizmet Sözleşmesini imzaladığını, müvekkilinin tüm bu hizmetlerinin bedelini almak üzere davalıya ait otele gittiğini ancak davalı tarafından müvekkilinin hiçbir hizmet vermediği iddiası ile ödeme yapılmadığını ve hakarete uğradığını, arabuluculuk başvurusunun sonuçsuz kaldığını beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren hesaplanacak aylık ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi ve tensip zaptının davalıya usulünce tebliğ edildiği, ancak herhangi bir cevap dilekçesi sunulmadığı, davanın reddi talebi mahiyetinde kabul edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, verilen reklam ve danışmanlık hizmeti çerçevesince açılmış alacak talebine ilişkindir. Davacı vekili delil olarak, 10/07/2019 tarihli 35.000,00 TL lik ödeme dekontu, davalının davacıya vermiş olduğu Foça Noterliğinin 03/07/2019 tarihli 02917 yevmiye numaralı vekaletnamesi, davalının oteli için iç-dış foto çekimi ve tanıtım filmi hizmetinin alındığının ispatı amacıyla toplanmış olan deliller, davacı tarafından yapılmış olan logo tasarımları kartvizit, zarf, konaklama belgesi, bayrak-flama, antetli kağıt, rollup tasarımları, davacı tarafından davalıya ait otelin internet sitesinin kurulumunun ve ödemelerinin yapıldığının ispatı amacıyla deliller, davacının davalıya vermiş olduğu kurumsal kimlik hizmetine ilişkin deliller, davacının davalıya sosyal medya yönetimi ve dijital pazarlama takibi hizmeti verdiğine ilişkin deliller, davacının davalının oteli için iç-dış foto çekimi ve tanıtım filmi hizmeti verdiğine ilişkin deliller, davacının davalının markasının tescili için de gerekli hizmeti verdiğine ilişkin deliller, davacı tarafından alınmış olan davalıya ait marka tescil belgesi sureti, davacının davalıya Turizm Danışmanlık Hizmet Ve İşlem Takibi Asistanlığı hizmeti verdiğine ilişkin deliller, davacının davalıya Müşteri İlişkileri CRM sistemi ve Otel Yönetim Programı Kurulumu ve satın alma işleminde hizmet verdiğine ilişkin deliller, tanık, bilirkişi, keşif, Türk Patent Enstitüsüne başvuru evrakları, davacının 02/06/2020 tarihinde kendi kişisel sosyal medyasında otelin açılış duyurusunu yaptığı video, Turizm Bakanlığından istenecek ... e ait başvuru evrakları, banka kayıtları, tarafların ticari defter ve kayıtları, Yargıtay İçtihatları, yemin, 2021/94418 Arabuluculuk numaralı anlaşamama tutanağına dayanmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığınca ...e ait başvuru evrakları gönderilmiş, Türk Patent ve Marka Kurumu'nca ... adına “varıa” ibareli 2019 67440 sayıyla tescilli markaya ilişkin onaylı renkli sicil kaydı ile marka tescil başvuru formu gönderilmiştir. Tarafların anlaşamadıkları ve çözülmesi gereken hususların davacı tarafından davalıya dava dilekçesinde belirtilen 12 aydan fazla reklam eğitimi ve danışmanlık hizmeti verilip verilmediği bu kapsamda Davalıya ait otelin internet sitesinin kurulumunun davacı tarafından yapılıp yapılmadığı, davalıya kurumsal kimlik tasarım hizmeti verilip verilmediği, davalıya ait sosyal medya yönetimi ve dijital pazarlama takibi hizmeti verilip verilmediği, Davalının otelinin iç ve dış foto çekimi ve tanıtım filmi hizmeti verilip verilmediği, Davalının markasının tescili için gerekli başvuruların davalı adına davacı tarafından yapılıp yapılmadığı, Turizm Danışmanlık Hizmet Ve İşlem Takibi Asistanlığı, Müşteri İlişkileri CRM sistemi ve Otel Yönetim Programı Kurulumu satın alma işleminde de aracılık hizmeti verilip verilmediği ve verildiği iddia edilen bu hizmetler kapsamında davalı tarafından ödenmesi gereken bir kısım giderlerin davacı tarafından davalı adına ödenip ödenmediği, bu ödemeler nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığı, davacının verildiğini ileri sürdüğü hizmetler kapsamında davacının davalıdan talep edebileceği hizmet bedellerinin ne olduğu ve bu bedellerin davalı tarafından davacıya ödenip ödenmediği noktalarında olduğu tespit edilmiştir. Mahkememizin 23/12/2021 tarihli duruşmasında dosyanın 1 SMMM uzmanı, 1 reklam, ve 1 bilişim uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdii ile uyuşulamayan noktalar çerçevesinde davacı tarafından dava dilekçesinde ayrıntılı olarak belirtilen hizmetlerin davacı tarafından davalıya verilip verilmediği, verilmiş ise bu hizmetlerin piyasa rayiç değerleri kapsamında davacının davalıdan talep edebileceği hizmet bedelinin ne olduğunun ve bu hizmet bedelleri ile davacı tarafından davalı adına yapıldığı iddia edilen masraf bedellerinin davalı tarafça davacıya ödenip ödenmediği hususlarında rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişiler ..., .... ve .... . 23/05/2022 tarihli raporda, yapılan işlerin bir işletme için önemli olan info adresindeki baskı hatasından dolayı kullanılamaz durumda olduğu, davacı tarafından davalıya internet sitesi kurulumu hizmeti verildiği bu hizmetin rayiç bedelinin 1000 TL olabileceği, davacı tarafından davalıya ait firmaya sosyal medya yönetimi konusunda hizmet verdiği bu hizmetin rayiç bedelinin 500TL olabileceği, Müşteri İlişkileri CRM sistemi ve Otel Yönetim Programı Kurulumu satın alma işleminde de aracılık hizmeti verildiğinin bu hizmetin rayiç bedelinin 250 TL olabileceğinin değerlendirildiği, davacı tarafından sunulan; 2019 yılı Yevmiye Defterinin kanuni süresi içinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı; 2020 yılı Yevmiye Defteri, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin kanuni süresi içinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı; 2021 yılı Yevmiye Defteri, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin kanuni süresi içinde açılış tasdiklerinin yapıldığı, Ancak 2021 yılı yevmiye defterinin en son kapanış tasdik tarihinin 30.06.2022 tarihi olması sebebiyle henüz kapatılmadığı, Davacı resmi defter kayıtlarında; 08.10.2021 t.itibariyle davalının davacıya 0,00.-TL hiç borcunun olmadığı, hesabın sıfırlandığının görüldüğü, davalı tarafından, mahkemece 2 haftalık kesin süre içerisinde defterlerini sunmadığı gibi yerini de bildirmediğinden, davalıya ait Resmi Defterlerin incelenemediği bildirilmiştir. 26/05/2022 tarihli celsede dinlenen davacı Tanığı .... :"Davalı tarafa ait sosyal medya hesapları benim tarafımdan hazırlanmıştır, ben eşim ile birlikte çalışmaktayım, benim görevim sosyal medya uzmanlığı olarak geçer, firmaların sosyal medya hesaplarını yönetirim, dizayn işlerini grafiker arkadaşlar yapar, davalı tarafın sosyal medya hesapları da bizim grafikerimiz olan .... Hanım tarafından dizayn edilmiştir, yaklaşık bir sene boyunca Facebook ve Instagram hesaplarını ben yönettim, ayrıca davalı tarafın bir çok işlerini de ben ve eşim birlikte yaptık, davalı tarafın vekaletnamesi olduğu için Aliağa'da itfaiye uygunluk belgesi için .... Bey ve eşim birlikte sınava girdiler, uygunluk belgesi alınmasına ilişkin gerekli fotoğraflar tarafımca temin edilerek davalıların telefonlarına gönderildi, taraflar arasında ödemede problem olması üzerine tartışmanın yaşandığı ve karşı tarafın eşime hakaretlerde bulunduğunu duydum, ben esas itibariyle sosyal medya hesaplarının yönetimiyle ilgilendim yaklaşık bir sene boyunca da her iki hesabı ben yönettim, benim bilgim görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuş, Davacı Tanığı....: "Ben web sitesi ve yazılım tasarlama işi ile uğraşırım, davacı tarafa almış olduğu işlerde ücret karşılığı haricen iş yaparım, davacı tarafça davalı ile anlaşma yapılması sonrasında benim ile iletişime geçerek otel ile ilgili web sitesi tasarlamamı talep etti, ilgili görseller bana ... bey tarafından iletildi, ben de web sitesini tasarladım, devamında ... bey tarafından bazı düzeltmeler talep edildi, söz konusu düzeltmeleri de yaptım, biz aynı zamanda sunucu hizmeti de vermekteyiz, tasarlamış olduğum web sitesi sunucuya bağlı olarak halen daha aktif bir şekilde açıktır, benimle iletişime geçen ve web sitesi tasarlamamı talep eden.... beydir, ben kendisiyle muhatap oldum, sadece sitenin tasarlanmasından sonra şikayetlerle düzeltilmesi talep edilen hususlarda ... bey ile muhatap oldum, ücretimi ... beyden aldım, net hatırlamamakla beraber yaklaşık 1.000,00 TL civarı bir ücret aldım, benim bilgim görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuş, Davacı Tanığı ....: "Ben marka patent işlemleri ile uğraşırım, davacı taraf buna benzer işler aldığında benim ile iletişime geçer, ben tescili talep edilen marka ya da patentin uygun olup olmadığı konusunda sorgulama yaparak bilgi veririm, davacı taraf işi aldığı takdirde bana bilgi verir, gerekli evrakları bana teslim eder, ben de ücreti karşılığında marka patent tescil işlemlerini resmi kurumlardan hallederim, davalı tarafa ait hatırladığım kadarıyla "...." isimli markanın tescili konusunda davacı benimle irtibata geçti, ben de gerekli sorgulamaları yaptıktan sonra sorun olmadığını bildirdim, devamında davcının talebi üzerine söz konusu markanın tescil işlemlerini tamamladım, yaptığım işlemler karşılığında yapmış olduğum masraf ve ücretimi .....'dan aldım, davalı taraf ile hiçbir görüşmem ya da muhataplığım olmadı, işleri tamamen davacı ile hallettik, marka tescil belgesinin bir örneği halen daha bende bulunmaktadır, benim bilgim görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuş, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan talimat gereği dinlenen tanık ...: "Ben davacı .... ..'a ait olay yeri reklam ajansı firmasında grafiker olarak 2020-2021 yıllarında çalıştım, çalıştığım süre içerisinde müşteri olarak gelen davalı için hatırladığım kadarıyla, logo, kurumsal kimlik, fotoğraf çekimi, video çekimleri, sosyal medya yönetimi işlerini yaptık, yaptığımız işlerin ne kadar tutarda olduğu ve ücretlerinin ödenip ödenmediğini bilmiyorum, bu konularda benim bilgim bulunmamaktadır, davalı için yaptığımız işler çalıştığım iş yerindeki bilgisayarların incelenmesi halinde de görülebilir." şeklinde beyanda bulunmuştur. Taraf vekillerince sunulan bilirkişi raporuna karşı beyan/itiraz dilekçeleri üzerine dosya ek rapor düzenlenmesi için tekrar bilirkişi heyetine verilmiş, bilirkişiler 13/09/2022 tarihli ek raporda, Bilirkişi Heyeti Kök raporunda Davacı taraf resmi defterlerinin incelendiği ve davacı tarafın defterlerinde, davalıya ilişkin kayıtların incelenmesi neticesinde; taraflar arasında 2021 inceleme döneminde ticari bir ilişkinin var olduğu; 08.10.2021 tarihi itibariyle davalının davacıya 0,00.-TL hiç borcunun olmadığının kaydedildiğinin görüldüğü, teknik bilirkişilerce itirazların değerlendirildiği, kök raporla aynı sonuç ve kanaate varıldığı, reklamcı bilirkişi tarafından ise; "Kök rapordaki tespitlere ek olarak, Tanıtım filminin Davacı tarafından yapıldığının Bilişim Uzmanı tespiti neticesinde yapılan inceleme sonucunda Tanıtım Filmi hazırlanmasının rayiç bedelinin 5.500,00-TL olabileceği" değerlendirilmesi hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı, mahkememiz arasına alınan bilirkişi incelemeleri ve sunulan raporlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalıya bir çok işlemi kapsayan reklam hizmeti verdiğinin sabit olduğu, esasen bu hususların tarafların da kabulünde olduğu sabittir. Mahkememizce verildiği iddia edilen hizmetler hususunda alanında uzman bilirkişilerden raporlar alınmış, tanıklar dinlenmiştir. Davalı taraf verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerini mahkememize ibraz etmediği gibi ticari defterlerinin bulunduğu adresi de bildirmemiştir. Davacı taraf ise defterlerinin bulunduğu adresi mahkememize bildirmiş, mahkememiz tarafından davacının ticari defterleri ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifeti ile inceleme yapılmıştır. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur. Yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, davacı tarafından davalıya verilen tüm hizmetlerin bedelinin davalı tarafından ödendiği, davacının faturasını kestiği ve ticari defterlerine işlediği tüm alacaklarını davalıdan tahsil ettiği, davacı tarafından ticari defter ve belgelerine işlenmiş ancak bedeli tahsil edilememiş herhangi bir alacağının bulunmadığı, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalı tarafından davacıya 35.000,00-TL hizmet bedelinin ödendiği, buna ilişkin faturanın ve ödemenin davacının ticari defterlerine usulüne uygun işlendiği ancak söz konusu fatura içeriğinde hangi hizmetlerin bedellerine karşılık olduğunun detaylandırılamadığı, dolayısı ile davacının bedelinin ödenmediğini iddia ettiği hizmetleri söz konusu faturanın kapsayıp kapsamadığının anlaşılamadığı ve davacı tarafından da söz konusu fatura miktarına dahil olmayan hizmet ve bedellerinin olmadığını ispat edemediği, teknik bilirkişiler tarafından da tespit edilen hizmet bedellerinin tahsil edilmiş olduğu..." gerekçesi ile,davanın REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı müvekkilinin davalıya yatırım danışmanlığı, otel işletmeciliği eğitimi, satış kanallarına entegrasyon, dijital pazarlama ve reklam hizmetleri verdiğini, davacı müvekkilinin taraflar arasındaki anlaşmaya istinaden davalıya vermiş olduğu tüm hizmetlerin ayrıntılı dökümünün dava dilekçesinde belirtildiğini ve buna ilişkin tüm somut delillerinin dava dosyasına sunulduğunu ancak ilk derece mahkemesinin eksik ve hatalı yargılama yaparak hatalı karar verdiğini, davalı .... . ve ....'in müdürü olan oğlu dava dışı ....'ın davacı müvekkiliyle iletişime geçerek kurmak ve işletmek istedikleri ... (...) .. isimli işletmenin turizm yatırımı için dijital reklam, eğitim, danışmanlık ve bakanlık turizm belgelendirme süreçleri ile alakalı hizmet ve destek almak istediklerini, davacı müvekkilinin 21/06/2019 tarihinde davalıya 6 aylık sunacağı hizmetleri ve bu hizmetlerin bedellerini gösteren ön teklifini excel listesi olarak hazırlayıp kaşe ve imzasını da kullanarak davalıya teslim ettiğini, davalının, taraflar arasındaki anlaşma gereğince davacı müvekkiline 10/07/2019 tarihinde 35.000,00.TL ödeme yaptığını ancak bu ödemenin tek başına davacı müvekkilinin alacağı olarak ödenmediğini, davalı tarafından müvekkilinden talep edilen işlemlerin bir kısım masrafı olarak gönderildiğini, davacı müvekkilinin davalıya verecek olduğu hizmetlerin bedelinin çok daha fazla olduğunu, verilecek olan hizmetin detaylarını içeren bir sözleşme imzalamaları gerektiğini belirttiğini ancak davalının bu işlemleri gerçekleştirmekten sürekli kaçındığını ve otelin sezona yetişmesini bahane ederek sözleşme imzalamayı sürekli ertelediğini, müvekkilinin daha fazla ısrarı üzerine davalının, müvekkilinin vereceği hizmetlerin hepsinin tamamlanmasından sonra sözleşmeyi imzalayacağını ve faturayı da hizmet bitiminde istediğini beyan ettiğini, davacı müvekkilinin işin başında davalıyla ortak tanıdıklarının olması, bu kişiler sebebiyle davalıya teklif vermesi ve vereceği hizmetin aciliyeti nedeniyle davalı ile sözlü olarak anlaştığını, davacı müvekkilinin vereceği hizmetin karşılığı olarak davalıya bildirdiği tam miktarı davalının sözlü olarak kabul ettiğini, davacı müvekkilinin hizmetin tamamlanması için ödemelerin yapılması gerektiğini davalıya hizmet verdiği süre içerisinde defalarca bildirmesine rağmen hizmet süresi içerisinde ödemelerin davalı tarafından yapılmadığı için aksamaların meydana geldiğini, davacı müvekkilinin, davalıya altı aylık ön hizmet sözleşmesi hazırlamasına rağmen otel yapımının ve inşaatının uzaması sebebiyle davalının da sözlü onayını alarak davalıya 12 aydan fazla reklam eğitimi ve danışmanlık hizmeti verdiğini, ilk derece mahkemesince davacı müvekkilinin davalıya vermiş olduğu turizm danışmanlık hizmet ve işlem takibi asistanlığı hizmetinin incelenmesinin dava dosyasında hiç bir şekilde yapılmadığını, davacı müvekkilinin davalıya Turizm Danışmanlık Hizmet Ve İşlem Takibi Asistanlığı yaptığını, bu hizmetinin bedelinin davalıya vermiş olduğu ön teklif formunda 2 aylık olarak hesaplanmış ve 20.000,00.TL teklif verildiğini ancak dava dosyasına sunulmuş olan belge ve videolarda da görüleceği üzere müvekkilinin bu hizmeti davalıya yaklaşık olarak 12 ay verdiğini ve bu hizmetin yaklaşık bedelinin 120.000,00.TL olduğunu ayrıca davacı müvekkilinin Turizm Bakanlığı'na davalı adına 2.500.00.TL ödeme yaptığını, davalıya ait otelin internet sitesinin davacı müvekkili tarafından kurulduğunu ve bu kurulum karşılığında 8.000,00.TL harcandığını, davalıya kurumsal kimlik tasarımı hizmeti verildiğini, müvekkilinin davalının ticari işletmesinin markalaşması amacıyla kurumsal kimlik tasarım işi ile yaklaşık olarak 12 ay ilgilendiğini ve bu hizmetinin bedelinin yaklaşık ve tek seferlik 1.500,00.TL tuttuğunu, bilirkişi raporunda davalıya ait olan otelin web sitesinin incelendiği aynı içerikli web site tasarımlarını yapan firmaların fiyatlandırmaları dikkate alınarak iş bu fiyat belirlemesinin yapıldığı belirtilmesine rağmen bilirkişi tarafından emsal kabul edilen firmaların bilgileri ve talep ettikleri fiyat bilgilerinin paylaşılmadığını, ek raporda....'ın beyanlarının esas alındığı her ne kadar belirtilmiş ise de taraflar arasında yapılan sözleşmenin sözleşme serbestliği gereğince düzenlendiği, tarafların emredici hukuk kurallarına aykırı olmayacak şekilde sözleşme düzenleyebileceği izahtan vareste iken sadece tanıklarının beyanları ile bağlı kalınmasının hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, ayrıca tanığın bir nevi taşeronluk işi yaptığı izahtan vareste iken sanki tüm işin davalı ile anlaşıldığı ücretin kendisine yapılan 1.000,00.TL'lik ödeme olduğunun kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yaptıkları itirazların mahkemece dikkate alınmadığını, davacı müvekkilinin davalının markasının tescili için de gerekli başvuruları almış; alanında uzman kişilerle marka tescili konusunda iletişim kurarak davalının markasının sorunsuz bir şekilde tescilini sağladığını, davacı müvekkilinin bu hususta verdiği hizmetin bedelinin yaklaşık 1.250,00.TL olup ayrıca 600,00.TL harç masrafının davacı müvekkili tarafından yatırıldığını, davacı müvekkilinin kendisine ait bir işyeri olup davalının tüm dijital platform işlerini kendisine ait bilgisayarlardan yaptığını bu sebeple davacı müvekkilinin bilgisayarlarının ve serverının incelenmesi gerektiğini ancak bilirkişi rapor ve ek raporunu hazırlayan elektrik elektronik mühendisi tarafından davacı müvekkilinin işyerine ait bilgisayarlarda inceleme yapılmadığını, davacı müvekkilinin davalıya marka tescil ve patent işlemlerinde de aracılık etmiş olmasına rağmen bu yönde de bir inceleme ve irdeleme yapılmadığını, bilirkişiler tarafından hizmet bedeli tespiti yapılırken emsal reklam ajanslarından fiyat teklifinin alınmadığını, bilirkişi raporlarındaki fiyat tespitlerinin neye göre yapıldığının belirsiz olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, reklam ve danışmanlık hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır."...Uyuşmazlık konusu itibari ile öncelikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) düzenlenen bilirkişi incelemesi hakkında açıklamalarda bulunmakta fayda vardır. 13. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller” başlıklı 266/1. maddesi; “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.” düzenlemesini içermektedir. Bilirkişi incelemesinin esası; uyuşmazlığın çözümünde gerekli olan özel veya teknik bilgiyi dava dosyasına temin etmektir. Bu bağlamda hâkim, hukuk bilgisi dışında kalan ve niteliği gereği özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususları, alanında uzman kişi veya kişiler aracılığıyla inceleyecek ve elde edilen bilgi ile yapılacak değerlendirme sonucu karar tesisi için gereken kanaate ulaşabilecektir. 14. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 282. maddesi ile hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği belirtilmiştir. Buradan hareketle bilirkişi incelemesi, HMK’da yer alan “kesin delil” ve “takdiri delil” şeklindeki tasnifte, takdiri deliller içerisinde yer almaktadır. Bir vakıanın doğruluğunun belirlenmesi için ileri sürülen takdiri delilin ispat gücü, hâkimin bu konuda vicdani kanaatiyle yapacağı değerlendirme ile belirlenir. Bu çerçevede takdiri deliller içerisinde yer alan bilirkişi incelemesinin dosyaya sağlamış olduğu özel veya teknik bilgi ya da tespit vasıtasıyla, inceleme konusu olan vakıalara dayalı iddiaların ispatı hususunda hâkimde oluşan kanaat neticesinde bir karar verilir. Bu aşamada hâkim, uyuşmazlık konusuyla ilgili kanun tarafından tanınan takdir yetkisi çerçevesinde, olumlu ya da olumsuz bir karar vermek için gerekli olan kanaatin oluşumunda, bilirkişi raporunu dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirerek bir karar tesis edecektir.15. Bilirkişi raporunun serbestçe değerlendirilmesinde kastedilen; raporda ulaşılan sonuç hakkında taraflarca ileri sürülen iddiaların ispatına dair Kanun’da aranan düzeyde bir kanaatin oluşumu için hâkim tarafından yapılan muhakemedir. Ancak ayrıca belirtilmelidir ki; hâkim tarafından hukuka ve hakkaniyete uygun karar tesisinde gerekli olan kanaatin oluşumu için HMK’nın 282. maddesi çerçevesinde bilirkişi raporuna ilişkin olarak yapılacak değerlendirmenin, hukukî sınırlar içerisinde ve uyuşmazlık konusu somut vakıaya uygun niteliği haiz olması gerekir. Başka bir anlatımla; hâkim bilirkişi raporunu değerlendirirken dava konusu vakıaya ilişkin tutarlı, mantıki ve hukukî gerekçeler ortaya koyması gerekmektedir. Bu kapsamda bilirkişinin uzmanlık alanı ve bilgisi, raporun mahkemece tanımlanan görev çerçevesinde düzenlenip raporda varılan sonucun somut olaya uygun ve anlaşılır olup olmadığı gibi hususlar, bilirkişi raporunun değerlendirmesinde hâkim tarafından nazara alınması gerekmektedir (Erdoğan, E./ Üçüncü, S.H.: Bilirkişilik Kurumu ve Bilirkişi Raporunun Delil Değerine İlişkin Bazı Sorunlar, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2010, C. 10, S. 1, s. 372 vd.). Sözü edilen bu takdir hakkının kapsamı, hâkimin hukukî olmayan özel ve teknik bilgiye ilişkin konularda, doğrudan doğruya kendi yorumuna ve anlayışına göre hüküm verebileceği anlamına da gelmemektedir. Zira eksik inceleme ve araştırma ile hukukî olmayan yoruma dayalı olarak hatalı değerlendirme sonucu hüküm kurulamayacağı açıktır.16. Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Anılan bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için HMK’da belirtilen yolu izlemelidir.17. Bu aşamada hâkimin izleyeceği yöntem, HMK’nın 281. maddesinde; “(1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir. (3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.” şeklinde gösterilmiştir. Ayrıca aynı hususla alakalı olarak 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 3/7. maddesi de; “Aynı konuda bir kez rapor alınması esastır; ancak rapordaki eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için ek rapor istenebilir” hükmünü haizdir. Bu bağlamda çözümü hukuk bilgisi dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektirdiği için bilirkişiye başvurulduğu hâllerde mahkeme, bilirkişi raporunda noksan veya müphem gördüğü hususların tamamlanması veya açıklanması için kendiliğinden veya tarafların itirazı üzerine bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Ayrıca bilirkişi raporları arasında çelişki varsa, çelişki giderilmeden karar verilemez. Ancak, bilirkişi raporunun noksan ve müphem bulunmadığı (tam ve açık bulduğu), itirazların daha önce incelenmiş veya dava dosyasındaki bilgilerle karşılanmasının mümkün olduğunun belirlendiği hâllerde mahkeme, ek rapor almadan veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmadan bilirkişi raporuna karşı yapılmış olan itirazları kendisi de inceleyebilecektir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. III, İstanbul 2001, s. 2761). Bu aşamada ayrıca belirtilmelidir ki; bilirkişilerin inceleme konusunda uzman olmadıklarının tespiti nedeniyle var olan eksikliğin, belirsizliğin veya çelişkinin ek rapor ile giderilmesi mümkün değilse, mahkemece yeniden belirlenecek bir bilirkişi veya bilirkişi heyeti vasıtasıyla yapılacak inceleme sonucunda bir karar verilmesi gerekmektedir. Eş söyleyişle çözümü için özel veya teknik bilgi gereken bir hususta hazırlanan bilirkişi raporunun, düzenleyen bilirkişilerin gerekli özel veya teknik bilgiden yoksun olmaları nedeniyle hükme esas alınacak niteliği haiz olmaması durumunda mahkemece, yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmaksızın karar verilemez..." (Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.06.2021 tarih ve 2017/11-2480 Esas 2021/657 Karar sayılı Kararı) Somut uyuşmazlıkta, hükme esas alınan bilirkişi heyet ek raporunda davacının turizm danışmanlık hizmeti ve işlem takibi asistanlığı hizmeti yönündeki talepleri ile ilgili uzmanlık alanları olmadığından değerlendirme yapılmadığının açıkça belirtilmesi, bilirkişi rapor ve ek raporunda davacının marka tescil ve patent işlemlerine aracılık hizmeti talebi yönünden herhangi bir değerlendirmenin yapılmaması ve davacının bilirkişi heyet rapor ve ek raporuna yönelik itirazları da gözönünde bulundurularak davacının tüm talepleri yönünden alanlarında uzman yeni bilirkişi heyetinden gerekirse mahallinde inceleme yetkisi de verilerek dosya kapsamındaki tüm belgeler ve deliller üzerinde inceleme ve daha önce dosya kapsamında alınan bilirkişi heyet rapor ve ek raporu ile tarafların itirazları ile ilgili değerlendirme yaptırılarak davacı tarafından kesilen ve davalı tarafından ödenen 35.000.00.TL fatura miktarına dahil olmayan hizmet/hizmetlerin ve bedellerin olup olmadığı hususunda taraf ve yargı denetimine elverişli olacak şekilde ayrıntılı ve gerekçeli olarak bilirkişi heyet raporu alınarak hasıl olacak sonuca göre ve öncelikle iddiasını ispat ile yükümlü davacının alacak ve miktarı yönünden davacı vekilinin dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığı da dikkate alınarak davacı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak bir karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ile yukarıda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiştir. Bu itibarla; davacı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen hükmün 6100 sayılı HMK'nın 355. ve 353/(1)-a-6. maddeleri uyarınca kaldırılmasına, kararın kaldırma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;1--Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/10/2022 tarih ve 2021/608 Esas 2022/693 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 355. ve 353/(1)-a-6. maddeleri gereğince KALDIRILMASINA,2-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,3-Kararın kaldırılma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 4-Kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahibi davacıya iadesine,5-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahibi davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme ve harç iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.