İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, diş ürünleri sektöründe faaliyet gösteren bir dünya markasının Türkiye şubesinin marka tecavüzü ve haksız rekabet iddialarına ilişkin aktif husumet tartışmasını inceledi.
Özet: Davacı tarafın diş ürünleri sektöründeki tescilli markalarının taklit edildiği ve haksız rekabet teşkil ettiği iddiasıyla davalı aleyhine açtığı maddi ve manevi tazminat istemli dava, ilk derece mahkemesince aktif husumet yokluğu gerekçesiyle usulden reddedilmiş; davacı, istinaf başvurusunda sunduğu yetki belgeleri ve marka kullanım hakkı sözleşmeleriyle yabancı sermayeli global bir markanın Türkiye şubesi olarak markayı koruma ve hukuki işlem yapma yetkisinin bulunduğunu, bilirkişi raporlarının da haklılığını ispatladığını belirterek marka tecavüzünün tespiti, önlenmesi, durdurulması ile belirsiz alacak davası kapsamında maddi ve itibar tazminatı ile manevi tazminat taleplerinin kabulünü isterken, davalı ise davacının dava açma ehliyetine sahip olmadığını yineleyerek ilk derece mahkemesi kararının onanmasını talep etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/332
KARAR NO: 2026/618
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 25/11/2025
NUMARASI: 2024/22 E. - 2025/287 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/04/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA:Dava Dilekçesi: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili olan şirketin diş ürünleri hizmetleri sektöründe bir dünya markası olduğunu, ... ve TPMK nezdinde tescilli markalarının bulunduğunu, müvekkilinin en çok kullanılan ve satılan ürünlerinin ... ve ...isimli ürünler olduğunu, bu markaların da TPMK nezdinde tescilli olduğunu, davalı yanın taklit ürünlerini Çin’den ithal ettikleri dişçi koltukları ile beraber müşterilerine sattıklarının tespit edildiğini, müvekkilinin ürünlerin tek satıcısı olduğunu, davalı yana hiçbir ürün satışının yapılmadığını, dosya münderecatında yer alan bilirkişi raporu ile tespit edilen ürünlerin taklit ürün olduğunun tespit edildiğini, davalı yan eylemleri neticesinde müvekkilinin gelir kaybı yaşadığını, bunun yanı sıra manevi zararının ve itibar kaybının giderilmesi gerektiği hususlarını beyanla huzurda açılan davanın kabulüne dair karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin dava konusu ürünleri hiçbir surette satışa sunmadığını, haksız kazanç elde etmediğini, müvekkilinin yalnızca hekim koltuğu için Çin menşeli bir firma ile anlaştığıni, dava konusu ürünlerin işbu firma tarafından satışa konu ürünler ile birlikte bila bedel aksesuar olarak gönderildiğini, müvekkilinin koltuklar ile birlikte paket halinde dava konusu ürünlerin satışını gerçekleştirdiğini, bilişim incelemesi neticesinde tespit edilen satışa konu ürünlerin 2020 yılında orijinal olarak satın alındığını, somut olay ile ilişkilendirilemeyeceğini, müvekkilinin adresinde tespit edilen ürünlerin marka ihtiva etmediğini, müvekkilinin kusuru bulunmadığından haksız fiil ve tazminat şartlarının oluşmadığını, talep edilen tazminat tutarlarının fahiş olduğu hususlarını iddia ve beyanla açılan davanın reddini talep etmiştir.
Cevaba cevap dilekçesi: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İkinci cevap dilekçesi: Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle: cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "1-Davanın aktif husumet nedeniyle usulden REDDİNE, karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin diş ürünleri sektöründe lider konumda olan %100 yabancı sermayeli bir dünya markası olduğunu, tescilli markaların asıl sahibi olan ....... merkezli şirket ile müvekkili şirket arasındaki organik bağı ve Türkiye şubesi olma vasfını vurguladığını, yerel mahkemenin aktif husumet yokluğu gerekçesiyle verdiği ret kararının haksız olduğunu, dava dosyasına sunulan yetki belgeleri ile marka kullanım hakkı sözleşmelerinin müvekkiline markayı koruma ve hukuki işlem yürütme yetkisi verdiğini, bu belgelerin mahkemenin ret gerekçesini çürüttüğünü, dosyadaki bilirkişi raporlarının da haklılıklarını ispatladığını belirtirek, marka tecavüzü ve haksız rekabetin tespitini, önlenmesini ve durdurulmasını, belirsiz alacak davası kapsamında maddi tazminatın ve itibar kaybı nedeniyle tazminatın en yüksek faiziyle tahsilini, ayrıca müşteri çevresinde oluşan kötü izlenim sebebiyle manevi tazminata hükmedilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı'nın belirtilen sınırlı yetkilere sahip olduğu, bu yetkiler arasında dava ikame etme yetkisinin bulunmadığı dolayısıyla da Davacı'nın dava açma ehliyetine sahip olmadığı Bilirkişi Raporu ile belirlendiğini, buna ek olarak, söz konusu ürünlerin müvekkili tarafından hiçbir suretle satışa sunulmadığı ve piyasaya sürülmediği açıkça görülmekte olup Davacı'nın bu gerekçeye dayanarak talep ettiği maddi, manevi tazminat ve itibar tazminatı talepleri hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dolayısıyla işbu iddia ve taleplerin dikkate alınması mümkün olmadığını ileri sürerek davacı tarafın dava açma ehliyetine sahip olmaması ve dava şartı eksikliği sebebiyle ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın onanmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi ile tazminat taleplerine ilişkindir.
Mahkemece davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, davacı vekili istinaf talep etmiştir.
Davacının davasına mesnet yaptığı ... tescil numaralı "...", ... tescil numaralı "..." ve ...tescil numaralı "..." ibareli markaların TPMK nezdinde dava dışı "... ..." adına tescilli olduğu, davacı adına marka tescili bulunmadığı gibi lisan kaydının bulunmadığı , marka sahibi ile davacı şirketin farklı tüzel kişiler oldukları görülmektedir. Dava 23.01.2024 tarihinde ikame edilmiş olup dava dilekçesindeki anlatıma göre dava marka hakkına dayalı olarak açılmış ve herhangi bir lisans ilişkisine atıf yapılmamıştır. Yetki belgesi olarak dosyaya ibraz edilen marka sahibi dava dışı şirket tarafından düzenlenen belgede; davacı şirketin Türkiye'de yetkili servis yedek parça hizmeti gördüğü belirtilmiştir. Bu belgenin marka sahibinden alınan ve kendi adına 3. Kişilere karşı bu markalara dayalı ihlal davası açılmasına imkan veren geçerli bir kullanım belgesi olmadığı görülmektedir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde marka sahibi ile düzenlenen ve dava açma yetkisi içeren 02.02.2026 tarihli lisans sözleşmesi sunmuş ise de bu belgelerin davanın açıldığı tarihten sonra düzenlendiği, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının dava şartı olan aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, sonradan sunulan belgenin başlangıçta var olmayan dava şartı eksikliğini gidermeyeceği gibi HMK 357. Maddesi uyarınca da dikkate alınamayacağı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle mahkemece davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine dair kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf talebinin reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul ....... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...../11/2025 tarih ve 2024/.... E. 2025/.. K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/04/2026