İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından kısmen kabul edilen akaryakıt satışından kaynaklanan borcun tahsili ve itirazın iptali davasına ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Davacı bir akaryakıt şirketinin, davalıdan motorin satışından kaynaklanan ve icra takibine konu ettiği bakiye alacağının tahsili amacıyla başlattığı itirazın iptali davasında, yerel mahkemenin davanın kısmen kabulüne dair kararını hem davacı hem de davalı vekillerinin istinaf etmesi üzerine yapılan incelemede, bilirkişi raporuyla davacının ticari defter kayıtlarının usulüne uygun olduğu ve iddialarıyla uyumlu bulunduğu, davalının ise defterlerinin ilgili sayfalarının tetkik edildiği tespit edilmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/7
KARAR NO : 2026/836
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/10/2022
NUMARASI : 2022/71 Esas 2022/1330 Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ : 02/04/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/04/2026
Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/71 Esas ve 2022/1330 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekilinin 14/01/2022 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait akaryakıt istasyonundan davalıya 28/02/2021 tarih 130 nolu fatura ile 5.036,37 TL'lik, 15/03/2021 tarih 191 nolu fatura ile 11.635,34 TL'lik, 31/03/2021 tarih 250 nolu fatura ile 26.902,00 TL'lik, 15/04/2021 tarih 318 nolu fatura ile 42.203,42 TL'lik, 29/04/2021 tarih 377 nolu fatura ile 633,92 TL'lik, 30/04/2021 tarih 401 nolu fatura ile 17.000,60 TL'lik, 31/05/2021 tarih 609 nolu fatura ile 44.941,62 TL'lik, 15/06/2021 tarih 659 nolu fatura ile 25.064,66 TL'lik, 30/06/2021 tarih 741 nolu fatura ile 52.662,05 TL'lik, 15/07/2021 tarih 807 nolu fatura ile 19.676,16 TL'lik ve 31/07/2021 tarih 864 nolu fatura ile 3.381,80 TL lik 11 adet fatura ile toplam 249.137,94 TL'lik motorin (mazot) satışı yapıldığı, karşı taraf borçlu ...'in satın aldığı bu motorine karşılık alacaklı davacı şirkete banka havalesi ve kredi kartı ile 09/03/2021 tarihinde 9.000,00 TL, 09,04.2021 tarihinde 6.750,00 TL, 03/05/2021 tarihinde 2.500,00 TL, 11/06/2021 tarihinde 30.000,00 TL, 11/06/2021 tarihinde 30.000,00 TL, 11/06/2021 tarihinde 30.000,00 TL ve 10.000,00 TL, 10/08/2021 tarihinde 25.000,00 TL, 10/08/2021 tarihinde 25.000,00 TL, 09/09/2021 tarihinde 25.000,00 TL ve en son 12/10/2021 tarihinde 12.000,00 TL olmak üzere 11 kalem halinde toplam 205.250,00 TL ödeme yapıldığı, davalının davacıya bakiye 43.887,94 TL borcunun kaldığı, davalı hakkında Gördes İcra Müdürlüğü'nün 2021/293 esas sayılı icra dosyası ile toplam 46.848,58 TL alacak için takip başlatıldığı, davalı tarafın itirazı sonucu takibin durdurulmasına karar verildiği, müvekkilinin davalıdan 43.887,94 TL asıl alacak, 2.960,64 TL takibe kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 46.848,58 TL alacaklı olduğunun tespitine, itirazın iptali ile takibin devamına, %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talep ve dava edilmiştir.
CEVAP
Davalı vekilinin 08/02/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı taraftan dava dilekçesinde ileri sürdüğü miktarda akaryakıt satın almadıkları, aldıkları miktarların da dava dilekçesinde belirtildiği şekli ödediklerini, HMK'nın Md. 200 gereği davacının alacağını senetle ispatlama yükümlülüğü olduğunu, davacının müvekkili hakkında başlattığı Gördes İcra Müdürlüğü'nün 2021/293 Esas sayılı takip dosyasında alacağın sebebinin 52.662,05 TL lik fatura olarak gösterilmişken dava dilekçesinde veresiye fişlerininde kanıt olarak ileri sürüldüğü, davacının alacak sebebini değiştirmesine muvafakati olmadıklarını, faturanın tek başına alacağın varlığının kanıtı olmadığı, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve beyan edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Davalı hakkında tacir araştırması yapılmış, davalı ...'in bilanço esasına göre defter tuttuğu mahkememize bildirilmiştir.
Gördes İcra Dairesi'nin 2021/293 esas sayılı takip dosyası uyap üzerinden dosyaya celbedilmiştir.
Mahkememizce mali müşavir bilirkişi .... aracılığı ile aldırılan 27/06/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; incelemeye sunulan dava konusu 2021 yılına ait davacı ticari defterlerinin açılış/kapanış tasdiklerine ait işlemlerin 6100 Sy.lı HMK.'nun 222/2. maddesinde belirtili şekilde usulüne uygun olarak tasdik ve kayıt altına alındığı, mahallinde incelemeye sunulan bu ticari defter kayıtlarının muhasebe usul ve esasları dahilinde tutulduğu, defterlerin açılış ve kapanışlarının E-defter şeklinde oluşturulan berat bilgileriyle Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) onayı ile imzalandığı, bu durumun davacıya ait somut defter kayıtları ile sabit olduğu gibi davacı tarafın dava konusu iddialarıyla da örtüştüğü, yine taraflar arasındaki bu dava konusu uyuşmazlığa ilişkin davalı tarafın dosya içerisinde yer alan ilgili döneme ait ticari defter kayıtlarının karşıt incelenmesinde ise, davalı ... adına tasdikli ve kayıtlı yevmiye defterinin 01/01/2021-31/12/2021 dönemini kapsayan ve yevmiye defterinin 9.,13.,14., 18., 19., 24., 28., 30., 33. ve 34. sayfalarında yer aldığı şekliyle tekdüzen hesap planınında yer alan 320 hesap kodlu satıcılar hesabının alt hesap koduna 320.03 kodlu hesap açılarak bu hesaba alacak kaydı yapıldığı ve bu aynı hesabın davalıya ait Defter-i Kebir'in 8. sayfasına bu şekliyle kayıt edildiğinin tespit edildiği, bu haliyle tespiti yapılan hususlara göre ise davacı ile davalı taraflar arasında dava konusu olan bu olaya dair ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı şirket tarafından 2021 yılı içerisinde davalıya mal teslimi yapıldığına ilişkin davacı taraf ticari defterlerinde bu durumun usulünce kayıt altına alındığı ve taraflar arasındaki hesap ilişkisi kapsamında davacının davalıdan takibe ve eldeki bu davaya konu 43.887,94 TL asıl alacak miktarında alacaklı olduğuna dair tespitlerin dosyaya sunulduğu görülmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE
Dava, Gördes İcra Dairesi'nin 2021/293 esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222.maddesinde;
“(1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5)Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” şeklindedir.
7251 sayılı Kanun’un 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir;
“Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticarî defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticarî defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafın uyuşmazlık konusu Gördes İcra Dairesi'nin 2021/293 Esas sayılı dosyasında takibe itiraz ederek takibe konu borcu kabul etmediği, mahkememizce uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiği, taraflarca ticari defterlerin dosyaya sunulduğu, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde hazırlanan 27/06/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, davacının ticari defter kayıtlarının muhasebe usul ve esasları dahilinde tutulduğu, defterlerin açılış ve kapanışlarının E-defter şeklinde oluşturulan berat bilgileriyle Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) onayı ile imzalandığı, bu durumun davacıya ait somut defter kayıtları ile sabit olduğu gibi davacı tarafın dava konusu iddialarıyla da örtüştüğü, davalı ... adına tasdikli ve kayıtlı yevmiye defterinin 01/01/2021-31/12/2021 dönemini kapsayan ve yevmiye defterinin 9.,13.,14., 18., 19., 24., 28., 30., 33. ve 34. sayfalarında yer aldığı şekliyle tekdüzen hesap planınında yer alan 320 hesap kodlu satıcılar hesabının alt hesap koduna 320.03 kodlu hesap açılarak bu hesaba alacak kaydı yapıldığı ve bu aynı hesabın davalıya ait Defter-i Kebir'in 8. sayfasına bu şekliyle kayıt edildiğinin tespit edildiği, davalının davacıdan mal aldığı, davalı ile aralarında ticari ilişkinin bulunduğu, davalının davacıya 43.887,94 TL borcunun bulunduğunun tespit olunduğu, bu durumda HMK'nun 222/3 maddesi uyarınca tarafların ticari defterlerinin birbirini doğrulaması neticesinde davacının defterlerinin ve kayıtlarının lehine delil niteliği taşıdığı, tüm dosya kapsamındaki deliller nazara alındığında davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 43.887,94 TL alacaklı bulunduğu, takipten önce davalının temerrüte uğratıldığına ilişkin ise dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı..." gerekçesi ile, DAVANIN KISMEN KABULÜNE, davalının, Gördes İcra Müdürlüğü'nün 2021/293 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE, takibin 43.887,94.TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, koşulları oluştuğundan kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanacak % 20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kısmen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihtar şartının yerine getirilmemesi nedeniyle takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine ve red edilen miktar yönünden davacı alacaklı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin yersiz olduğunu, dava değeri olarak takip konusu asıl alacağın gösterildiğini, takip tarihine kadar işlemiş faizin asıl alacağın feri niteliğinde olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kısmen red yönündeki bölümünün kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kısmen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı müvekkilinin davacıdan dava dilekçesinde ileri sürülen akaryakıtı satın almadığını, aldıklarını da dava dilekçesinde belirtildiği şekli ile ödediğini, taraflar arasında böyle bir alışverişin davacının iddia ettiği kadarı ile gerçekleşmediğini, müvekkili davalının davacıya bakiye borcunun kalmadığını, bilirkişi raporunun hükme esas alınmaya uygun olmadığını, davacının alacağını senetle ispat etmek zorunda olduğunu, faturanın tek başına alacağın varlığını göstermediğini, malın davalıya teslim edildiğini de ispat etmesi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, fatura bakiye alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
''...İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura, faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır.
Dava konusu faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”.şeklindedir
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir;“Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”...'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.06.2021 tarih ve 2017/(19)11-2742 Esas 2021/853 Karar sayılı Kararı)
İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusu yönünden;
02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 Sayılı Yasa ile değişik HMK 341/2. maddesinde öngörülen istinaf sınırı, yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında dava tarihi olan 2022 yılı için 8.000.00.TL'dir.
Yerel mahkemece, davalının Gördes İcra Müdürlüğü'nün 2021/293 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE, takibin 43.887,94.TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin (2.960.64.TL işlemiş faiz) talebin reddine, karar verilmiş olmakla, davacı şirket tarafından istinafa konu edilen kısmen reddedilen 2.960.64.TL yönünden 18.10.2022 tarihli karar, dava tarihi olan 14.01.2022 tarihi dikkate alınarak istinaf edenin sıfatına göre miktar yönünden kesin niteliktedir.
Kesin olan kararların istinaf istemleri hakkında HMK 346/1. madde uyarınca mahkemece bir karar verilebileceği gibi, Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebilir.
Bu itibarla, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun, kısmen red kararının, miktar itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
2-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusu yönünden;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, ticari defterlerinde kayıtlı borç miktarının ödendiğini ispatla yükümlü davalının savunmalarını kesin delillerle ispatlayamamasına, alacağın likit ve belirlenebilir olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenle;
1-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341/2. maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun, kısmen red kararının istinaf edenin sıfatına göre miktar itibariyle kesin olması nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/10/2022 tarih ve 2022/71 Esas 2022/1330 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
3-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı şirketten alınan peşin harcın istinaf kanun yoluna başvuran davacı şirkete iadesine,
4-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 2.997,98.TL nisbi karar harcından peşin olarak alınan 749,50.TL harcın mahsubu ile bakiye 2.248,48.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı ve davalı şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali/iadesi ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 02/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.