İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde otoyol ve köprü geçiş ihlallerinden kaynaklanan alacağa itirazın iptali davasında uzun süreli kiralanan araçların "işleten" sorumluluğunun değerlendirilmesi.
Özet: Davacı şirket, davalıya ait araçların otoyol ve köprülerden gerçekleştirdiği ücret ödenmeksizin yapılan geçişler ve buna bağlı yasal gecikme cezası alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalının haksız itirazının iptalini ve takibin devamını talep ederken, davalı şirket ise dava konusu araçların ihlal tarihlerinden önce satıldığını ya da uzun süreli kiralama sözleşmeleriyle başkalarına devredildiğini, bu nedenle "işleten" sıfatının ve hukuki sorumluluğun kendisinde değil üçüncü kişilerde olduğunu belirterek husumet itirazıyla davanın reddini savunmaktadır.

T.C.
İSTANBUL7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : 2025/864 EsasKARAR NO : 2026/359DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 19/11/2025KARAR TARİHİ : 20/05/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından işletilmekte olan otoyol ve köprülerden, davalı şirkete ait... plakalı araçlar ile 08/09/2022-23/02/2025 tarihleri arasında ücret ödenmeksizin muhtelif ihlalli geçişler yapıldığını, 6001 sayılı Kanun’un 30/7. maddesinde öngörülen 15 günlük cezasız ödeme süresi içinde de bir ödeme gerçekleştirilmediğini beyan etmiştir. Söz konusu geçiş ücretleri ile kanunun 30/5. maddesi uyarınca tahakkuk ettirilen 4 katı tutarındaki gecikme cezası alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine ... 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin davalıya 14/08/2025 tarihinde tebliğ edildiğini ancak davalının yetkiye, asıl alacağa ve faize haksız olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu belirtmiştir. Davalının, yerleşim yerinin ... olması gerekçesiyle ileri sürdüğü yetki itirazının TBK'nin 89/1. maddesi ve Yargıtay emsal kararları karşısında hukuki mesnetten yoksun olduğunu, para borçlarında alacaklının yerleşim yeri icra dairelerinin de yetkili olduğunu savunmuştur. Ayrıca davalı şirketin basiretli bir tacir olarak HGS/OGS hesaplarında yeterli bakiye bulundurma ve sorgulama yükümlülüğü taşıdığını, yapılan provizyon sorgularında "İptal Ürün/Tanımlı Değil" hatası alındığını, alacağın likit vasıfta olduğunu ve davalının sırf süreci uzatmak amacıyla kötüniyetli itirazda bulunduğunu iddia etmiştir. Davacı vekili; fazlaya ve faize ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili şirketin hak kaybına uğramaması ve zararın tahsilinin tehlikeye girmemesi adına, İİK'nin 257. maddesi ve güncel Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki yaklaşık ispat kuralı uyarınca davalı şirketin menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine takip dosyasının güncel kapak hesabı olan 331.195,25-TL tutarında ihtiyati haciz konulmasını, davalının ... 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına vaki haksız itirazının iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine ... 25. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine yaptıkları itirazın haklı olduğunu belirterek, haksız açılan davanın reddini talep etmiştir. Usule ilişkin olarak; dava dilekçesi ekinde iddiaları destekleyen delillerin tebliğ edilmediğini, bu durumun HMK'nin 121. maddesine aykırılık teşkil ettiğini ve esasa cevap haklarını saklı tuttuklarını beyan etmiştir. Dava dilekçesinin HMK'nin 119/f maddesindeki unsurları taşımadığını, iddia edilen araç mahrumiyet bedeline ilişkin hiçbir somut rapor sunulmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, uyuşmazlığın müvekkilinin ticari iş ve işlemlerinden kaynaklanması sebebiyle Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu ve alacak miktarının belirli olmasına rağmen davanın kısmi dava olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını ileri sürerek davanın usulden reddini savunmuştur. Esasa ilişkin olarak ise; müvekkili şirketin oto kiralama sektöründe geniş bir araç filosuyla faaliyet gösterdiğini, davaya konu ... plaka sayılı araçların bir kısmının ihlal tarihlerinden önce üçüncü kişilere noter satış sözleşmesiyle satıldığını, bir kısmının ise... A.Ş., ... A.Ş., ...A.Ş., ...A.Ş., ...A.Ş., ..., .... A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş. ve ...A.Ş.'ye uzun süreli araç kiralama sözleşmeleriyle kiralandığını, hatta ihlallerin büyük kısmına sebebiyet veren araçların bizzat davacı kurumun uhdesinde kiralık olarak bulunduğunu iddia etmiştir. KTK'nin 3. ve 85. maddeleri ile yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda uzun süreli kiralama halinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma kiracıya geçtiğinden müvekkilinin "işleten" sıfatı ve hukuki sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini beyan etmiştir. Alacağın muaccel ve likit olmadığını, talep edilen faiz, faiz oranı ve gider vergisi taleplerinin usule aykırı olduğunu, müvekkilinin borcu bulunmadığını savunarak; haksız açılan davanın reddine, davacının takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, davanın bahsi geçen kiracı kurumlara ihbar edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, davacının işleteni olduğu otoyollardan davalının maliki olduğu ancak uzun süreli kiraladığını iddia ettiği araçların ihlalli geçiş yaptığı iddiasıyla itirazın iptali ve icra inkar tazminat talebine ilişkindir. Davacı vekili tarafından sunulan 22/04/2026 tarihli dilekçe ile dilekçe ekinde sunulan 22/04/2026 tarihli sulh protokolü gereğince tarafların karşılıklı olarak sulh olduklarının ve ödeme ile borcun sona erdiğinin bildirildiği görülmüştür. Davacı vekili tarafından sunulan 22/04/2026 tarihli dilekçe ile; davaya konu alacaklarının haricen tahsil edildiği bu nedenle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi ve davalılardan vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığı ancak arabuluculuk ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Sulh görülmekte olan bir davanın taraflarının, karşılıklı anlaşma ile, dava konusu uyuşmazlığa son vermeleridir. Sulh, HMK 313. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup; feragat ve kabulde olduğu gibi mahkeme huzurunda sulh ile de dava sona erer. Sulh ile dava kendiliğinden sona ermeyip mahkemenin bir kararla davayı sona erdirmesi gerekir.Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri niteliktedir. HMK 307-315 maddeleri gereğince sulh davaya son veren taraf işlemi olup tarafların talebi doğrultusunda, sulh olmaları nedeni ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama gideri talebi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, arabuluculuk ücretinin anlaşma doğrultusunda davalı üzerinde bırakılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;1-Davanın konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına,2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 732,00 TL maktu karar harcının peşin alınan 5.655,99 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 4.923,99 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,3-İstenilmediğinden davacı yararına vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına,4-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL’nin davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 20/05/2026Katip e-imzalıdır. Hakim e-imzalıdır.