Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçundan istinaf sonrası verilen hükmün, sanık müdafiinin delil ve akıl sağlığı itirazlarına rağmen hukuka uygun olduğuna karar verdi.
Özet: Temyiz incelemesi neticesinde, sanık müdafiinin hırsızlık suçlamasına ilişkin olarak sanığın eylemi kendisinin gerçekleştirmediği, aleyhindeki delillerin yetersiz olduğu, gerekçede kesin delillerin tartışılmadığı ve suç tarihinde fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin önemli ölçüde azaldığına dair raporun göz ardı edildiği iddialarıyla sunduğu itirazlar değerlendirilmiş; ancak bölge adliye mahkemesinin sanık hakkındaki hırsızlık mahkumiyeti kararında herhangi bir hukuka aykırılık veya isabetsizlik bulunmadığı tespit edilerek, hüküm tebliğnameye uygun olarak onanmıştır.
2. Ceza Dairesi         2023/29163 E.  ,  2026/4391 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/1968 E., 2023/1619 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin "sanığın her aşamada suça konu eylemi kendisinin gerçekleştirmediğini beyan ettiğine, sanığın üzerine atılı suçun soyut bir beyandan ibaret kaldığına, sanığın cezalandırılmasına yeter derecede şüphenin oluşmadığına, yine gerekçede sanığın üzerine atılı suçun oluştuğunu gösterir kesin deliller üzerinde tartışılmadığına, sanık hakkında sanığın suç tarihinde işlediği iddia edilen hırsızlık suçuna ilişkin işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olduğu raporunun gerekçe gösterilerek temyize konu kararın verildiğine, kararın bozularak sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında katılana yönelik eylemi sebebiyle hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Karasu 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.