Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davasında, mirasçılardan mal kaçırma amacı güdülen taşınmaz devrinin sabit görülerek bölge adliye mahkemesi kararının temyizen onanması.
Özet: Dava, mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapılan tapu devrinin muvazaalı olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, murisin taşınmazını fiilen birlikte yaşadığı davalıya mal kaçırmak amacıyla devrettiği, davalının satın alacak maddi gücünün bulunmadığı ve muris muvazaasının önceki yargılamalarla sabit olduğu gerekçesiyle, davacının miras payı oranında tapu iptali ile kendi adına tescil talebinin kabulüne dair bölge adliye mahkemesi kararının, Yargıtay tarafından usul ve yasaya uygun bulunarak onanmasına hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2494 E., 2024/915 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/356 E., 2022/456 K.Dava, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili; davacının murisi ...'ın 2154 parseldeki 1/4 payının tamamını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak fiilen birlikte yaşadığı davalıya devrettiğini, davalının taşınmazı alabilecek maddi gücünün bulunmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının miras payı oranında iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.Davalı vekili; davalının bahçe işleriyle uğraşmayı sevmesinden dolayı dava konusu taşınmazın bedelinin 40.000,00 TL'sini kardeşinden almak, kalan 100.000,00 TL'yi ise çocuklarından almak ve birikimlerini birleştirmek suretiyle satın aldığını, murisin sağlığında çocuklarına mal paylaştırdığını belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesince, murisin dava konusu taşınmazı davalıya mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla verdiğinin Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/485 Esas sayılı dosyası ile sabit olduğu, murisin gerçek iradesinin mal satışı olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; muris muvazaasının varlığı sabit olmakla birlikte infaza elverişli hüküm kurulmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.02.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde, temyiz eden davalı vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 58.840,42 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Temyiz edilen davacı vekili duruşmaya katılmadığından lehine duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.