Ölümlü trafik kazasında zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki destekten yoksun kalma tazminatı talebinin, aktüeryal hesaplama, eksik evrak, SGK indirimi ve müterafik kusur itirazlarıyla temyiz edilmesi.
Özet: Davalı sigorta şirketi, trafik kazasında vefat eden kişinin desteğinden yoksun kalan ailesine Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin kararı temyiz etmiş; temyiz dilekçesinde, tazminat hesaplama yöntemindeki hatalar, başvuru sürecindeki usul eksiklikleri, müteveffanın müterafik kusuru ile Sosyal Güvenlik Kurumu ödemelerinin dikkate alınmaması gibi çeşitli itirazlar ileri sürerken, mahkeme, temyiz edilen miktarın kesinlik sınırı yönünden her bir davacı için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir.
4. Hukuk Dairesi         2024/10774 E.  ,  2026/2035 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2024/1011 D. İş, 2024/1013 K.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın karışmış olduğu 19.09.2023 tarihli trafik kazasında davacıların desteği oğulları ...'ın vefat ettiğini, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapıldığını ancak ödeme olmadığını beyanla, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik baba ... için 100.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve anne ... için 100.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 200.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini 31.05.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 561.767,56 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigorta şirketine yapılan başvuru esnasında zorunlu evraklar sunulmadan tahkim yoluna başvurulduğunu, müteveffanın otobüste muavin olarak çalışması nedeniyle iş kazası ile ilgili Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) müracaat edilip edilmediğinin değerlendirilmesi ve PSD ödemesinin tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, davacıların vefat sebebi ile destekten yoksun kalıp kalmadıkları hususunun öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğini, kusur oranlarının tespiti için bilirkişi raporu alınması gerektiğini, illiyet bağı değerlendirilerek müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, sigorta şirketinin poliçe limiti dahilinde sorumlu olduğunu, dava tarihi esas alınarak yasal faiz işletilmesi gerektiğini, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faiz uygulanarak aktüer siciline kayıtlı bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan ücretin 1/5'i olması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; başvurunun kabulü ile baba ... için 229.022,39 TL ve anne ... için 332.745,17 TL olmak üzere toplam 561.767,56 TL destekten yoksun kalma tazminatının 06.12.2023 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın kısmen kabulü ile vekalet ücretine ilişkin bendin düzeltilmesine, diğer itirazların reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; aktüer bilirkişi hesabında %1,65 teknik faiz uygulanması gerekirken prograsif rant yöntemiyle alınmış bulunan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının kabul edilemez olduğunu, sigorta şirketine yapılan başvuru esnasında zorunlu evraklar sunulmadığından, eksik evraklarla başvuru sebebiyle davanın usulden reddedilmesi gerekirken esasa girilerek hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, müteveffanın otobüste muavin olarak çalışması nedeniyle iş kazası ile ilgili SGK’ya müracaat edilip edilmediğinin değerlendirilmesi ve PSD ödemesinin mahsup edilmesi gerekmekteyken bu hususun dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, müteveffanın otobüste muavin olması ve kaza meydana geldiğinde baş bölgesinden aldığı hasar dikkate alındığında emniyet kemeri takmadığı anlaşıldığından, müterafik kusur şartları oluşmasına rağmen şartların oluşmadığı belirtilerek aksi yönde hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla ve resen dikkate alınacak sebeplerle İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalıya ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın karışmış olduğu 19.09.2023 tarihli trafik kazasında ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
1.Davalı vekilinin, davacı ...'a yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar bakımından temyiz sınırı davalının, her bir davacıya yönelik temyizi bakımından ayrı ayrı belirlenecektir.
Davacı ... yönünden 229.022,39 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda; adı geçen davacı yönünden davalı aleyhine hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatı miktarı gözetildiğinde davalının, bu davacıya yönelik temyiz istemi İtiraz Hakem Heyetinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL'nin altında kalmaktadır. O halde İtiraz Hakem Heyeti kararının davalının anılan davacıya yönelik istemleri bakımından temyiz kabiliyeti olmadığından temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davalı vekilinin davacı ...'a yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
a) Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b) Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21/4. maddesinde, “İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; davacılar desteğinin kazaya karışan dava dışı otobüste muavin olduğu ve fiilen görev başında iken kazanın meydana geldiği ve davacılar desteğinin vefat ettiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla dava konusu olay aynı zamanda iş kazası niteliğindedir. Davalı tarafça davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması talep edilmiş ise de İtiraz Hakem Heyetince somut delilin dosya kapsamında bulunmadığı ve davalı tarafından da herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesiyle bu hususta bir araştırma yapılmamıştır.
Bu durumda, davaya konu kazada davacılar desteğinin ölümü nedeniyle iş kazasına dayalı herhangi bir inceleme yapılıp yapılmadığı, olayın iş kazası olarak kabul edilmiş olması hâlinde davacılara ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılan ödemenin miktarı ve niteliği (iş kazası sigorta kolundan olup olmadığı) ile ilk peşin sermaye değeri tutarının ne olduğu, rücuya tabi olup olmadığı hususlarının SGK’dan sorulması, dayanak ödeme belgelerinin temin edilmesi, rücuya tabi ödeme bulunması hâlinde ilk peşin sermaye değeri tutarlarının indirilmesiyle tazminatın hesaplanması için ek rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi doğru değildir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
c) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 177/3 maddesinde " Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir. " hükmü yer almakta olup, bu düzenleme gereği ıslah talebinin karşı tarafa bildirilmesi zorunludur. Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı kapsamında bulunan savunma hakkının etkin biçimde kullanılmasını teminen konulmuş olup hassasiyetle üzerinde durulmalıdır. Bu yasal düzenlemede, davada taraf olanların haklarının korunması amaçlanmış olup tarafların yargılama süreçlerine etkin bir şekilde katılımı ise yapılan tüm bildirimlerin usulüne uygun olması ile sağlanabilecektir.
Somut olayda; davacılar vekili tahkime başvuru dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla toplam 200.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının tahsilini talep etmiş, ancak açıkça 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesine dayalı olarak belirsiz alacak davası açtığını açıklamamıştır. Buna göre başvuru dilekçesinin kısmi dava kapsamında olduğu, belirsiz alacak davası olarak tanımlanamayacağı açıktır. Davacılar vekili, 31.05.2024 tarihli talep artırım dilekçesi sunarak talebini toplam 561.767,56 TL'ye yükselttiğini belirtmiştir. Bu durumda 31.05.2024 tarihli dilekçe ıslah dilekçesi niteliğinde olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ıslahı düzenleyen hükümlerine tabidir. Somut olayda ise Dairemizin dosya eksiklik talep yazısı üzerine Sigorta Tahkim Komisyonunca verilen cevapla tahkim yargılaması sırasında davacının sunduğu ıslah dilekçesinin davalı vekiline bildirimine dair herhangi bir belgenin dosyada bulunmadığının bildirildiği; ıslah dilekçesinin tebliğine ilişkin eksikliğin de tamamlanmadığı; davalının, ıslaha karşı cevap verme, savunmalarını yapma imkanından yoksun bırakıldığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereği, davacı tarafın ıslah dilekçesinin davalı ... şirketine bildirilmesi gerekirken usulünce yapılmış bildirim olmadan ve davalının savunma hakkı kısıtlanarak yargılamaya devam edilip ıslahı da kapsar şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve İtiraz Hakem Heyeti kararının açıklanan nedenle de bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, davalının davacı ...'a yönelik temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,
2. Yukarıda (2/a) numaralı bentte açıklanan nedenle, davalının davacı ...'a yönelik diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
3.Yukarıda (2/b ve 2/c) numaralı benttlerde açıklanan nedenle, davalının davacı ...'a yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.