7. Ceza Dairesi, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa muhalefet suçundan verilen mahkumiyet kararını sanığın savunma haklarının kısıtlanması, etkin pişmanlık uyarısı eksikliği ve denetim süresi hatası nedenleriyle bozdu.
Özet: Yargıtay, sanık hakkında kaçakçılıkla mücadele kanununa muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet kararını, eylemin sübutuna yönelik bir isabetsizlik görmemesine rağmen, sanığa ek savunma hakkı verilmemesi, etkin pişmanlık imkanı sunulurken hatalı ihtar yapılması ve mahkumiyet süresinden daha az denetim süresi belirlenerek 5237 sayılı Kanunun 51/3. maddesine aykırılık oluşturulması gibi savunma hakkını kısıtlayıcı ve hukuka aykırı usul hataları nedeniyle bozmuştur.
7. Ceza Dairesi         2022/8940 E.  ,  2026/1927 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/934 E., 2021/878 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi,
nakil aracının iadesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açıldığı halde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226. maddesi uyarınca 6545 sayılı Kanun'la değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18 - son cümlesi yollamasıyla 3/5, 3/10. maddelerinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
2.Suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin "Yedinci fıkrası hariç, 3. maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye
kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinde yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, sanığa hüküm verilinceye kadar eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını yatırması halinde hakkında 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin uygulanabileceği ihtarı yapılması gerektiği gözetilmeksizin sanığa hüküm verilinceye kadar ödeme yapabileceğinin ihtarı yerine duruşma gününe kadar ödeme yapması gerektiği ihtar edilerek savunma hakkının kısıtlanması,
3. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 51/3. maddesinde yer alan "cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz" şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, sanık hakkında belirlenen denetim süresinin mahkûm olunan 1 yıl 3 ay hapis süresinden az olamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 24.02.2026 tarihinde karar verildi.