İşçinin rekabet yasağına aykırılık davasında, sözleşmedeki coğrafi sınırlama eksikliği ve işverenin somut zararının oluşmaması sebebiyle davanın reddi temyizi.
Özet: Davacı işveren, eski çalışanının rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ederek rakip firmada çalışıp ticari sırları aktarması sonucu haksız rekabet yaptığını, müşteri ve itibar kaybına yol açtığını ileri sürerek tespit, men ve tazminat talebinde bulunmuş; davalı çalışan ise rekabet yasağının geçersiz olduğunu, işverenin haksız feshi ve sözleşmedeki coğrafi sınırlama eksikliğini, ayrıca asgari ücretli kaynakçı olarak konumunun işverene önemli zarar verme potansiyeli taşımadığını savunarak davanın reddini istemiş, ilk derece mahkemesi de rekabet yasağının coğrafi sınırlama içermemesi ve çalışanın pozisyonunun önemli zarar doğurmayacağı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar vermiştir.

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1044 Esas, 2025/828 KararHÜKÜM : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2023/115 E., 2024/25 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalının 28.01.2020 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesine dayalı olarak "..." unvanı ile müvekkili işverenin bünyesinde çalıştığını, davalının iş sözleşmesi ve iş sözleşmesinde bulunan rekabet yasağına aykırı davranmama taahhüdüne rağmen iş sözleşmesinin sona ermesinin ardından aynı alanda faaliyette bulunan başka bir firmada çalışmaya başladığını ve müvekkiline ait müşteri bilgileri..., 3 ..., şartname, benzeri bilgi ve belgeler ile ticari sır niteliğinde olan çalıştığı süre içerisinde edindiği mesleki sırlarını çalışmaya başladığı firmaya aktardığını, müvekkilinin endüstriyel parça yıkama sistemleri, motor yenileme ve yüzeysel işleme alanlarında faaliyette bulunduğunu, davalının görev tanımı ve görevinin verdiği yetki ve müvekkili şirketin bu konuda verdiği eğitimler dolayısıyla müvekkili şirketin birçok ticari sırrına vakıf olduğunu ve meslek kolunda müvekkili şirketten aldığı eğitimlerle beraber belirtilen alanlarda branşlaştığını, davalının müvekkili şirket nezdinde çalışmış olması ve müvekkili şirketin desteği ile mesleki yeterliliğe ulaşmasının güvenilir ve aranan eleman olmasına sebep olduğunu, bu durumun olağan sonucu olarak da davalı tarafından müvekkili şirketin müşterilerinin de öğrenildiğini, ticari ve iş ilişkilerinin de yakından takip edildiğini, davalının 28.01.2020 tarihli sözleşmenin 10. maddesindeki rekabet yasağı hükmünü açıkça kabul ederek imzaladığını, davalının eyleminin gerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK), gerekse de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, davalının işbu eylemleri nedeniyle müvekkilinin müşteri kaybettiğini, piyasadaki satışlarının önemli ölçüde düştüğünü, ticari itibarının zedelendiğini, müşteri çevresi ve ilişkilerinin ciddi zarar gördüğünü ileri sürerek haksız rekabetin tespit ve men'ine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan rekabet yasağı ve kapsamı başlıklı madde ve içeriğinin kesin hükümsüz olup, geçerlilik şartlarını taşımadığını, somut olayda rekabet yasağının geçerli olabilmesi için gereken şartların oluşmadığını, işverenin haklı bir neden olmaksızın sözleşmeyi feshettiğinden rekabet etmeme yasağının son bulduğunu, taraflar arasında imzalanan 28.01.2020 tarihli sözleşmenin müvekkilinin 19.05.2021 tarihinde işten çıkışının verilmesi ile son bulduğunu, müvekkilinin daha sonra tekrar aynı iş yerinde işe başlamasının eski sözleşme hükümlerinin ayakta olduğu anlamına gelmediğini ve rekabet yasağına dair yeni bir sözleşme yapılması gerektiğini, davacının zarar iddiasının soyut olup, herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından davacı ile aynı işi yapan 10-15 işçi daha olduğu, bu işçilerin başında bir usta bulunduğu, askere gitmesi sebebiyle işten ayrıldığı daha sonra yeniden çalışmaya başladığı ve bir süre çalıştıktan sonra yeniden işten ayrıldığının anlaşıldığı, kaynak işçisi olarak ve aynı işi yapan 10'dan fazla işçinin olduğu bir iş yerinde asgari ücret ile çalışan davalı işçinin yapmış olduğu iş ve konumu sebebiyle davacı şirkete rakip olan dava dışı şirkette yine kaynak işçisi olarak çalışmasının davacının önemli bir zararına sebep olma ihtimalinin olmadığı, taraflar arasında imzalanan 28.01.2020 tarihli iş sözleşmesinin 10. maddesinde " personel, hizmet sözleşmesinin haklı nedenlerle işveren tarafından veya haklı nedenler olmaksızın kendisi tarafından feshedilmesi veya tarafların anlaşması yahut hizmet sözleşmesi belirli süreli ise sürenin geçmesi ile sona ermesi halinde; işverenin faaliyet konusunu oluşturan işleri kendi nam ve hesabına yapmamayı, bu işleri yapan yerlerde çalışmamayı, ortak veya benzeri sıfatlarla bulunmamayı, anılan yerlerde hissedar olmamayı veya sair bir sıfatla görev yapmamayı işbu sözleşme uyarınca kabul ve taahhüt eder." şeklinde rekabet yasağının kararlaştırıldığı, davalının imzaladığı hizmet akdinin rekabet yasağına ilişkin maddesinde bir coğrafi alan sınırlaması bulunmamasının işçinin iktisaden mahvına sebep olacak mahiyette olup, davacı şirketin faaliyet alanına giren tüm işlerde çalışmama şeklinde kararlaştırılan şartın çalışma özgürlüğüne ve akit serbestisine ilişkin yasal düzenlemelere aykırı olduğu, bir başka ifade ile zaman, yer ve işin nevi noktasında sınırlama getirmeyen 28.01.2020 tarihli sözleşmede kararlaştırılan haksız rekabete ilişkin hükmün batıl sayılması gerektiği, davalının ilk iş akdinin muvazzaf askerlik hizmeti nedeniyle sona erdiği, davacı tarafından kıdem tazminatının ödendiği, yine 4857 sayılı Kanun'un 31/son maddesi gereğince askerlikte dönen davalının, davacı tarafından işe alınmak zorunda olması sebebiyle davalının askerlik sebebiyle işten ayrılması dolayısıyla 28.01.2020 tarihli sözleşmenin sona ermediği ve bu sebeple davalının yeni bir iş sözleşmesi yapılmasına ilişkin savunmasının dikkate alınmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TBK'nın 444. ve devamı maddelerinde rekabet yasağına ilişkin hükümlerin yer aldığı, somut olayda rekabet yasağı şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, işçinin rekabet yasağına aykırılığının tespiti, men'i, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 26.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.