İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, demir ticareti kaynaklı ödeme anlaşmazlığı ve mülkiyet iddiasıyla açılan satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan elatmanın önlenmesi istinaf başvurusunu değerlendirdi.
Özet: Bir demir alım satım şirketi, sipariş edilen demiri alıcıya teslim etmek üzere gönderdiğinde, alıcının bedeli kendilerine ödemeyip, bilgileri dışında üçüncü bir şirkete yatırması üzerine demirin mülkiyetinin halen kendisinde olduğunu iddia etmiştir. Davacı şirket, alıcının demiri teslim almadan ve mülkiyeti sorgulamadan ödeme yaparak basiretli tacir gibi davranmadığını, bu nedenle demiri geri almak istediğinde alıcı tarafın tırın yolunu keserek buna engel olduğunu belirtmiş ve davalı tarafın haksız zilyetliğinde bulunan demir üzerindeki müdahalenin önlenmesi ile mülkiyetinin tespitini talep etmiştir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2022/2148 KARAR NO : 2026/844T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 06/07/2022NUMARASI : 2021/1443 Esas 2022/706 KararDAVANIN KONUSU : Elatmanın Önlenmesi (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan)BAM KARAR TARİHİ : 02/04/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 02/04/2026Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkili şirketin demir alım satım işi ile iştigal ettiğini, 18.08.2021 tarihinden önce kendisini .... Şti çalışanı olarak tanıtan bir şahsın müvekkili şirket çalışanı olan ...'a demir siparişi verdiğini, siparişin büyük ölçüde whatsaap üzerinden yapılan yazışma ile şekillenerek demir yüklü kamyonun ... firmasına teslim edilmek üzere İzmir ilinden yola çıktığını, görüşmeler dahilinde mutat uygulama gereği teslim edilecek demirin miktarının, demirin nakliyesini yapan tırın plakasının ve şöförün kimlik bilgilerinin muhatap ile paylaşıldığını ancak yine yapılan görüşmelerde müvekkili şirkete ödeme yapılmadan demir tesliminin yapılmayacağının ihtar edildiğini, 17.08.2021 gecesi müvekkili şirket temsilci ve çalışanlarının sevk ve idaresinde yola çıkan müvekkili şirkete ait ... plaka sayılı aracın demir yüklü olarak 18.08.2021 tarihinde ... .Şti ye getirildiğini, mal teslim edilmek üzere davalı yanın adresine gelindiğinde davalı yanın müvekkiline ait demirin parasını başka bir şirkete ödemiş olduğunun öğrenildiğini, oysa müvekkilinin kendisine ait demirin parasının 3. Bir şirkete ödenmesi konusunda ... şirketine bir talimatı yada yönlendirmesinin olmadığını, sonuç olarak sahip olduğu demirin parası ödenmediğinden müvekkili şirketin, halen kendi mülkiyetinde olan demiri yeniden İzmir'e götürmek üzere yola çıkardığını, ancak seyir esnasında .... Ştinin temsilcisi .... ve beraberindeki kişilerin tırın yolunu kestiğini ve uzun bir süre tırın hareket etmesini engellediğini, ... şirketinin müvekkiline ait demirin parasını her ne kadar müvekkiline ödemese de, paranın 3. bir şirkete ödemesinden kaynaklı mülkiyet iddiasında bulunduğunu, esasen müvekkili şirket ile irtibat kuran şahsın davalı yanında çalışan bir şahıs olmadığı; nakliye edilen demir ile ilgili bilgileri toplayıp sanki malın sahibiymiş gibi davalı ile irtibata geçtiği; davalı yanın da malın mülkiyeti ile ilgili olmak üzere fatura yada fiili hakimiyeti sorgulamadan ve henüz malı teslim almadan 3. Bir şirkete ödeme yaptığının anlaşıldığını, henüz daha mallar kendisine teslim edilmeden hatta malları görmeden ödeme yapan ... şirketinin basiretli bir tacir gibi hareket etmeyip gerekli dikkat ve özeni göstermediğini, taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlığın mülkiyet; ticari alım- satım; bedel ödenmeden mal tesliminin yapılıp yapılmayacağı; müvekkiline yapılmayan ödemenin müvekkili şirkete teslim yükümlülüğü getirip getirmeyeceği hususlarının çözüm yerinin Ticaret mahkemesinin görev ve yetkisinde olduğu açık olmasına karşın davalı yanın mülkiyet iddiasına nazaran cumhuriyet savcılığının tasarrufu ile davalı yanın, müvekkiline ait malı zilyedi olduğunu, kasti yada ihmali davranışlarla teslim almayı umduğu malın gerçek sahibine değil ve fakat 3. Bir kişiye ödeme yapan davalı tarafın, mülkiyet iddiası ile müvekkili şirketin mağduriyetine neden olduğunu belirterek davalı yan zilyetliğinde bulunan 08 MM NERV. 5960KG; 12 MM NERV. 11860KG; 14 MM NERV. 10000KG İNŞAAT DEMİRİNİN TMK 683 gereği mülkiyetinin müvekkil şirkete ait olduğunun TESPİTİNE; davalı taraf zilyetliğinde olan mala dönük haksız müdahalenin önlenmesine ;mümkün olmadığı takdirde mal bedelinin ödenmesine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına" karar verilmesini talep etmiş, 10.01.2021 tarihli dilekçe ile malın bedelinin ödenmesi yönünde bir taleplerinin bulunmadığını beyan etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Müvekkili şirket ile davacı arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, davacının iddialarının tamamen gerçek dışı ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin Milas ilçesinde inşaat alanında faaliyet gösteren sağlam, güvenilir firma olduğunu, müvekkili şirketin inşaat alanında malzeme tedariki ve satışı yapması nedeniyle 17.08.2021 tarihinde saat 15:00 da (demir satışlarında demir fiyatı günlük olarak saat 15:00 fiyat belirlendiğinden) demir birim fiyatlarının belirlenmesi ile müvekkilinin ... Şti nin yetkilisi olarak .... isimli kişi ile irtibata geçtiğini 27.800 Kg nervülü inşaat demiri alımı hususunda anlaştıklarını, 18.08.2021 tarihinde müvekkili şirket tarafından sipariş edilen demirlerin bedeline ilişkin e-faturanın müvekkili şirkete sistemden düşmesi sonrasında, demiri taşıyan tırın müvekkili şirketin deposuna geldiğini, gelen tırdaki demirin nevi ve tartısı yapılması ile fatura ve siparişin birbirini teyit etmesi ile müvekkil şirketin, e-fatura bedelini faturada belirtilen hesaba .... Şubesinden 184.850,54.-TL olarak havale ettiğini, fatura edilen demir bedelinin ödenmesi ve depo görevlisine demirin tırdan indirilmesinin söylenmesi ve tır şoförünün havalenin yapıldığını öğrenmesi ile demir yüklü tır ile müvekkilinin deposundan kaçtığını, müvekkilinin parayı hangi şirkete yaptığı hususunun hiçbir zaman çalışanları tarafından bilinmediğini,"demir ödemesi yapıldı, demiri araçtan indirin" talimatı verilerek demirin araçtan indirildiğini, tırın sadece şoför tarafından getirilmiş olduğunu, davacı şirket çalışanlarının tırın kaçması ve sonrasında Milas/Selimiye beldesinde Jandarma tarafından durdurulmasından çok sonra doğrudan Selimiye Jandarma Karakoluna geldiklerini, karakolda, davacının, paranın müvekkili şirket tarafından sipariş verilen ve satış işlemini gerçekleştirilen .... Şti ödendiğini o zaman öğrendiğini, satış işlemini tamamen çarpıtarak ve haksız kazanç elde etme amacını saklamak kaydıyla olayları çarpıtarak anlatma suretiyle dava ikame edildiğini, demir satışında, nakliyesini yapan tırdan hariç 2 araç ve 8-10 kişi ile mal teslim edilmesinin ticari anlayışa aykırı olduğunu, davacının bu hususları dile getirmemesinin basiretli bir tüccar gibi davranmadığını açıkça ortaya koyduğunu, müvekkilinin sipariş ettiği demirin deposuna getirilerek tartılması, muayene edilmesi ve mutabık kalınması sonrasında, müvekkiline gönderilen fatura bedelinin ödenmesi ile tır şoförünün demir ile birlikte depodan kaçtığını, demir bedelinin fatura karşılığı ödenmesi ile demirin mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu, davacının taleplerinin tamamen yersiz ve hukuka aykırı olduğunu, davacının demir piyasasındaki dengesiz ortamdan faydalanarak haksız kazanç elde etmeyi amaçladığını, tır şoförünün demir bedelinin ödenmediğinden bahisle müvekkili şirketin deposundan malı götürdüğü iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, tır şoförünün demir bedelinin havale edilmesini öğrenmesi ile müvekkilinin deposundaki çalışanların hayatını tehlikeye düşürecek şekilde araca manevra yaptırarak süratli bir şekilde depodan kaçtığını, depoda, herhangi bir konuşma dahi geçmemesine rağmen demirin müvekkili şirketin deposundan kaçırılmak istenmesinin davacının kötüniyetli olarak hareket ettiğini de ispatlamakta olduğunu, depoya getirilen demirin öncelikle gözle muayene edilerek sipariş edilen ürünler olup olmadığı anlaşıldıktan sonra tırın tartılarak gelen ürünün talep edilen miktarda olup olmadığı talep edilen miktar ise bu durumda şirketi merkezine onay verilmesi sonrasında fatura bedelinin ödenmekte olduğunu, 18.08.2021 tarihinde de depoya getirilen demirin cinsi ve miktarı sipariş edilen ürün ile birbirini teyit etmesi sonucu fatura bedelinin ödenmiş olduğunu, bedelin ödendiğinin depoya bildirilmesi sonrasında demirin indirilmesi gerekirken tır şoförü tarafından aracın hareket ettirilerek kaçırılmaya kalkışıldığını, tırın, Milas Selimiye mahallesinde durdurulması sonrasında, Adli Soruşturma başlatıldığını ve demirin müvekkilinin deposuna indirilerek yedi emin olarak müvekkili şirket ortağı ...' ya teslim edildiğini, demirin müvekkilinin deposunda yeddiemin olarak muhafaza edildiğini, sipariş edilen demirin, müvekkilinin deposuna getirildiğini, bedelinin ödendiğini ve mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu, davacının dava dilekçesinde demirin .... isimli üretici firmadan alındığını beyan ettiğini, bu firma ile ilgili internet te yaptıkları araştırmada " ... Mh. ... Sokak No:..." adresinde faaliyet gösteren bir firma olduğunun ve "...." sitesinde üretici bir firma olduğuna dair şirketin bir açıklamasının bulunduğunu, davacının üretici şirketten demiri satın aldığını beyan etmesinin davacının kötüniyetini açıkça ortaya koyduğunu, keza davacının satın aldığını iddia ettiği demirlerin müvekkilinin deposuna getirilen ve bedeli ödenen demirler olmadığının açık ve net olduğu, tır şoförü tarafından ibraz edilen ve müvekkili şirketin deposuna getirilerek sonradan kaçırılmaya çalışılan demirlerin kantar fişlerinde ... Şti den (....) firmasından alındığı belirtilen 17.08.2021 tarihinde giriş saat 16:00 çıkış saat 16:12 net 10.000.-Kg 14 mm... .. Şti (....) firmasından alındığı belirtilen 17.08.2021 tarihinde giriş saat 17:13 çıkış saat 17:23 net 11.860.-Kg 12 mm giriş saat 17:23 çıkış saat 17:26 net 5.960.-Kg 08 mm demir alındığının görülmekte olduğunu, davacının kantar fişleri ile demiri satın aldığını iddia ettiği ... firmalarının örtüşmediğini, davacının aldığını iddia ettiği demire ilişkin faturasının sonradan düzenlenmiş olabileceğini de göstermekte olduğunu, demir piyasasında, veresiye satış olmadığı gibi mal teslimi ile bedelinin ödenmesinin gerektiğini, davacının demiri satın aldığını iddia ettiği .... in.... da bulunduğunu, kantar fişlerinde demirlerin alındığı belirtilen firmaların ise İzmir Aliağa' da olduğunu, Buca - Aliağa arasının 85 Km olduğunu, davacının iddialarının doğru olmadığının açık olduğunu, davacının üretici olmayıp aracı firma olduğunu keza diğer bahsi geçen firmalarında aracı şirketler olması karşısında davacının daha yüksek bedelle demir almasının doğal olduğunu, müvekkilini karalamasının davacının haksız kazanç sağlamak amacıyla kötüniyetli olarak hareket ettiğini ispatlamakta olduğu, müvekkilinin basiretli bir tüccar gibi hareket ederek sipariş ettiği demiri muayene ederek ve bedelini ödemek suretiyle mülkiyeti müvekkiline ait olan demiri, haksız ve kötüniyetli olarak sahiplenmeye çalışan davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı ve davalı tarafça dosyaya ibraz edilen belgeler, Milas Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/6253 soruşturma sayılı dosyası, davacı ve davalı şirket ile dava dışı ... .... Ltd Şirketine ait ticaret sicil kayıtları, davalı tarafça demir bedeli olarak para gönderilen banka hesap kayıtları incelenmiş, davacı şirket tarafından ibraz edilen faturaya istinaden davacı şirketin ticari defter ve kayıtları ile davacı şirketin demiri aldığını belirttiği dava dışı .... şirketinin ticari defter ve kayıtları üzerinde davacı tarafından ibraz edilen faturaların değerlendirilmesi amacı ile mali müşavir bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırılarak bilirkişi raporu alınmış ayrıca dava konusu demirlerin dava tarihi itibarı ile değerinin tespiti yönünde de bilirkişi raporu alınmıştır.Davacı tarafından açılan dava taraflar arasındaki alım satım sözleşmesinden kaynaklanan mülkiyetin tespitine ilişkin tespit ve müdahalenin önlenmesi davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık taraflar arasında gerçekleştiği iddia edilen alım satım sözleşmesinden dolayı davalı şirkete teslim edilmesi gereken demirlerin davacıya mı davalıya mı ait olduğuna ilişkindir. Taraflar arasında davalı tarafça dava dışı .... isimli şahıs aracılığı ile .... Şti ne demir siparişi verildiği ve yine davacı tarafça da yine dava dışı ....isimli şahıs aracılığı ile davalı şirkete demir satışı yapılması konusunda anlaşıldığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. .... isimli şahıs tarafından davalı şirketle .... Şti adına, davacı şirketle ise davalı adına ticari alım satım ilişkisine girişilmiştir. Dava dışı .... isimli şahsın aracılığı ile davacı şirket tarafından demirlerin davalı şirkete gönderildiği, davalı şirket tarafından demir bedelinin dava dışı .... Şti. hesabına gönderildiği, davacı şirket çalışanı tarafından paranın davacı şirkete gönderilmediğinin kendisine bildirilmesi ile davalı şirkete getirmiş olduğu demirleri davalı şirkete teslim etmeyerek davalı şirkete ait işletmeden ayrıldığı ve yapılan şikayet üzerine dava konusu demirlerin Milas Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile davalı şirket temsilcisine yediemin olarak teslim edildiği de dosya kapsamı ile sabittir.Dava konusu demirleri davalı şirkete ait işyerine getiren .... davacı şirketin çalışanı ve demirleri getirdiği .... plaka sayılı aracında davacı şirkete ait olduğu davacı tarafından dosyaya ibraz edilen sgk kaydı ve araç ruhsatı ile sabittir.6098 Sayılı Yasanın 207 vd maddelerinde satış sözleşmeleri düzenlenmiş olup, 6098 Sayılı Yasanın 207. Maddesine göre "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler..."Yasal bu düzenleme dikkate alındığında öncelikle taraflar arasında üçüncü bir şahıs aracılığı ile de olsa bir alım satım ilişkisinin gerçekleşmesi yönünde irade birliğinin olması gerekmektedir. Davacı tarafça üçüncü şahıs aracılığı ile davalı şirkete demir satılması yönünde bir irade oluşmasına rağmen esasen davalı tarafın davacı şirketten demir alma iradesi yoktur. Davalı siparişi dava dışı ... isimli firmaya vermiştir. Bununla birlikte davacı tarafından gönderilen demirlerin dava dışı .... isimli firma tarafından gönderildiği düşüncesi ile davalı tarafça bu firma adına fatura düzenlenerek demirlerin bedeli de yine bu firmaya ait hesaba havale edilerek davacı tarafından gönderilen demirler davalı tarafça satın alınmak istenmiştir. Mahkememizce davacı şirket kayıtları ile dava dışı ... Şti kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi aracılığı ile yaptırılan incelemede her iki şirketin de dava dışı .... Şti. İsimli firma ile bir ilgilerinin bulunmadığı, davacı tarafından ibraz edilen faturadaki demirlerin davacı tarafından alındığı tespit edilmiştir.Demirlerin davalı şirkete davacı şirket tarafından gönderildiği sabit olmasına göre davalı tarafça demir bedelinin de davacı şirkete ödenmesi gerekmektedir. 6098 Sayılı Yasanın 207/2. Maddesine göre sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü bulunduklarından ve davacı tarafça demirler davalı şirkete getirilmiş olduğundan davalı şirketinde aynı anda demir bedelini ödeme yükümlülüğü altında olduğu ve ödeme gerçekleştirilmeden davacının demirleri teslim etme yükümlülüğü bulunmamaktadır.Getirilen demirler davacıya ait araçta bulunduğundan ve davacı adına davacı şirket çalışanı yedinde bulunduğundan demirlerin zilyetliği ve mülkiyeti henüz davalıya intikal etmemiştir. Her ne kadar davalı tarafça dosyada mevcut kantar fişlerine göre dava konusu demirlerin... Şti. Den ve .... Şti.den alındığının belirtilmiş olması sebebi ile dava dışı ... .. isimli firma tarafından düzenlenen irsaliye fişinin sonradan düzenlenmiş olabileceği belirtilmiş ise de; dava dışı ... .... Şti tarafından düzenlenen faturanın ... plaka sayılı araç ile ilgili .... ve .... yüklemeli olarak düzenlenmiş olduğu, düzenlenen faturaların davacı şirket ile dava dışı .... Şti.nin kayıtlarında usulüne uygun olarak kayıtlarının bulunduğu anlaşıldığından davacı tarafın bu yöndeki savunmalarına da itibar edilmemiş dolayısıyla davacı tarafından gönderilen demirlerin parasının davalı şirket tarafından davacı şirkete ödenmemiş olması ve demirlerin zilyetliğinin ve mülkiyetinin de henüz davacıdan davalıya intikal etmemiş olması sebebi ile demirlerin davacıya ait olduğunun kabul edilmesi gerektiğinden davacı tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "Davacı tarafından açılan davanın KABULÜ İLE halen yediemin olarak davalıda bulunan 08 MM nerv 5960 KG, 12 MM nerv 11.860 KG, 14 MM nerv 10.000 KG inşaat demirinin mülkiyetinin davacı şirkete ait olduğunun TESPİTİNE ve davalı tarafın bu mallara yönelik müdahalesinin ÖNLENMESİNE," şeklinde karar verilmiştir.Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı taraftan 27.800 KG nervülü inşaat demiri alımı hususunda anlaştıklarını, müvekkili şirketçe sipariş edilen demirlerin e-faturasının müvekkili şirkete sistemden düştüğünü, ancak gelen tırdaki demirlerin tartısı yapıldığında fatura ve siparişin birbirini teyit etmediğini, bunun üzerine müvekkili şirketin e-fatura bedelini faturada belirtilen hesaba .... Şubesinden 184.850,54 TL olarak havale edilmek suretiyle demir bedelini ödediğini, getirilen ve fatura edilen demir bedelinin ödenmesi ile depo görevlisine demirin tırdan indirilmesinin söylenmesi üzerine, tır şoförünün havalenin yapıldığını öğrenmesi ile demir yüklü tır ile müvekkilinin deposundan kaçtığını, davacının satış işlemini tamamen çarpıtarak ve haksız kazanç elde etme amacını saklamak kaydıyla olayları çarpıtarak anlatma suretiyle davanın ikame edildiğini, müvekkilinin, sipariş ettiği demirin deposuna getirilerek tartılması, muayene edilmesi ve mutabık kalınması sonrasında kendisine gönderilen fatura bedelini ödenmesi ile tır şoförünün demir ile birlikte depodan kaçtığını, müvekkili tarafından sipariş edilen demirin müvekkilinin deposuna getirildiğini, bedelinin ödendiğini ve mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu, davacının sözde demirlerin bedelinin ödenmesi ile ilgili olarak müvekkilinin bir evrak göndermediğinin açık ve net olduğunu, ayrıca sevk irsaliyesi incelendiğinde irsaliye tarihi ile demirin müvekkiline teslim tarihi arasında farklılık olduğunun açık ve net olduğunu istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, menkil mülkiyetinin tespiti ve müdahalenin önlenmesi istemine ilişkindir.İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2024/584 esas, 2025/606 karar sayılı emsal ilamında;"..Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “bekletici sorun” ve “ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesi için bağlayıcı olup olmadığı” hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Bekletici sorun” başlıklı 165. maddesinde; “ (1) Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.Bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka bir davanın veya idari makamın çözümüne bağlı ise mahkeme, ilgili tarafa görevli mahkemeye veya idari makama başvurması için uygun bir süre verir. Bu süre içinde görevli mahkemeye veya idari makama başvurulmadığı takdirde, ilgili taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir” düzenlemesine yer verilmiştir.Bu düzenleme gereğince bir davada hüküm verilmesi, başka bir davada incelenmekte ve kesin olarak karara bağlanacak olan bir hukukî ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise, o davanın sonuçlanması beklenmek üzere yargılama ertelenebilir. Hâkim, o davanın sonuçlanmasını kendi bakmakta olduğu dava için bekletici sorun yapabilir. Bilindiği üzere ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesinde görülmekte olan davaya etkisi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde düzenlenmiş olup; hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır.Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. Maddesinde; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz şeklinde yer almaktadır.Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesinin, zarar tutarının, temyiz gücü ve yükletilme yeterliğinin ve illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.Hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusunda kesinleşmiş kabul bulunması hâlinde, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir.." şeklinde gerekçeye yer verilmiştir.Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının 17/06/2022 tarih ve 2022/2854 esas sayılı iddianamesi sanıklar dava dışı .... Şti yetkilisi ...., davacı şirketin çalışanı .... ve davacı şirketin yetkilisi ... hakkında demir satacakları vaadiyle müşteki davalı şirket yetkilisi ....'ya karşı tacir ve şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan Bodrum 1.Ağır Ceza Mahkemesi 2022/491 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı, sanıkların aynı fikir ve eylem birlikteliği içerisinde iştirak iradesiyle hareket ettikleri, müştekinin şirket tarafından e-fatura gelmesi üzerine demir miktarı ile tutarının açık bir şekilde tutması nedeniyle belirtilen tutarı ödediği, böylece sanıkların müşteki üzerinde güven tesis ettikleri, bu şekilde sanıkların hileli davranışlarla maddi menfaat elde etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia olunduğu görülmüştür.Dava konusu olay hakkında henüz kesinleşmemiş bir ceza yargılaması bulunduğu görülmekte ceza davasının sonuçları hukuk davasını etkileyebilecek nitelikte olduğundan, 6100 sayılı HMK’nın 165. maddesi hükmü gereğince ceza davası bekletici sorun yapılarak, ceza davası sonuçlandıktan sonra ceza yargılamasında sübuta eren maddi olaylar ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak uygun sonuç dairesinde hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda yapılan açıklamalara göre, delillerin toplanarak sonuca varılması için yargılamaya devam edilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf taleplerinin kabulüne, HMK'nın 355 ve 353/1-a-6 maddeleri gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,2-Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/07/2022 Tarih, 2021/1443 Esas ve 2022/706 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davalı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran davalı taraftan alınan 3.952,40 TL TL'nin istinaf karar harcının istek halinde İADESİNE,6-İstinaf yoluna başvuran davalı taraftan alınan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 02/04/2026