4721 sayılı Kanunun 1007. maddesi uyarınca kesinleşen orman tahdidi nedeniyle tazminat isteminde, temyiz kesinlik sınırının 7550 sayılı Kanun değişiklikleri sonrası uygulaması ve davacı taleplerinin değerlendirilmesi.
Özet: Taşınmazlarının kesinleşen orman tahdidi içinde kalması nedeniyle Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi uyarınca hazineden tazminat talep eden davacıların uyuşmazlığında, ilk derece mahkemesinin kabul kararı Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılarak, asıl dava reddedilip birleştirilen bazı davalar kabul edilmiş; Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararı temyiz edilmiş, Yargıtay ise Hukuk Muhakemeleri Kanununun parasal sınırlarına ilişkin kanun değişiklikleri doğrultusunda, dava tarihindeki kesinlik sınırının altında kalan alacaklar için Hazinenin temyiz talebini reddederken, belirli davacıların üst sınırdaki talepleri için temyiz incelemesini kabul etmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3290 Esas, 2025/1701 KararKARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Çerkezköy 4. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2024/37 Esas, 2024/32 KararTaraflar arasındaki taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde bırakılması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl ve birleştirilen dosya davacıları vekillerinin başvurularının esastan reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, birleştirilen Çerkezköy 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/37 Esas sayılı dosyası yönünden davanın kısmen kabulüne, birleştirilen Çerkezköy 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/265 Esas sayılı dosyası yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.Temyizdeki parasal sınırların uygulanmasına ilişkin 6100 sayılı Kanun'un Ek Madde 1'in 14.11.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 22 inci maddesi ile “İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır." şeklinde üçüncü fıkra eklenmiş, akabinde bu fıkra 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun ile 6100 sayılı Kanun'un EK Madde 1'in ikinci fıkrası "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.Dosya içeriğine göre; Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinin 04.06.2025 olduğu ve 7550 sayılı Kanun'un 20 inci maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un Ek Madde 1'in ikinci fıkrasına getirilen değişikliğin yürürlükte olduğu anlaşıldığından hüküm altına alınan davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... dışındaki davacılara ödenmesine karar verilen tazminat bedeli dava tarihleri itibari ile kesinlik sınırı altında kalmaktadır.Bu nedenle; davalı Hazine vekilinin davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... dışındaki davacılara ödenmesine karar verilen tazminat bedeli yönünden temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı Hazine vekilinin davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ...'a ödenmesine karar verilen tazminat talebi yönünden davacılar vekillerinin tüm davacılar yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA 1.Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kesinleşen orman kadastrosuna göre orman sınırları içinde kaldığını, Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/424 Esas sayılı dosyasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasının kesinleştiğini, müvekkillerinin mülkiyet haklarının ihlal edilerek zarara uğradıklarını ileri sürerek 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı Hazineden alınarak müvekkillerine ödenmesini talep etmiştir.2. Birleştirilen davalarda davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin maliki olduğu Tekirdağ ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 99... parsel sayılı taşınmaz 2007 yılında yapılan orman kadastro çalışmaları sırasında orman vasfı taşıdığından orman tahdit sınırı içine alındığını, taşınmazın orman tahdit sınırının dışına çıkarılması için Çerkezköy Kadastro Mahkemesi nezdinde orman tahdit sınırına itiraz davası ikamet ettiğini, 2010/1 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucunda taşınmazın 1203,29 m²lik kısmının orman tahdit sınırının içinde bırakılmasına, 516,57 m²lik kısmı bakımından ise orman tahdit sınırının dışına çıkarılmasına karar verildiğini, verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2011/71 Esas, 2011/2114 Karar sayılı dosyası ile onandığını, davanın onanmasından sonra Orman Genel Müdürlüğü tarafından taşınmazın orman tahdit sınırının içerisinde bırakılan 1203,29 m²lik kısmı bakımından müvekkillerin tapularının iptali için orman vasfı ile Hazine adına tapuya tescili için Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesine dava açıldığını, yapılan yargılama neticesinde 2014/424 Esas, 2016/127 Karar sayılı dosyası ile taşınmazın 1203,29 m²lik kısmının tapusunun iptali ile orman vasfı ile ... adına tapuya tesciline karar verildiğini, müvekkillerinin maliki olduğu taşınmazın tapusunun iptal edilmesi sebebiyle uğramış oldukları zarar için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza orman şerhinin konulmasında Hazinenin bir tasarrufunun söz konusu olmadığını, müvekkili idarenin bir tasarrufunun söz konusu olmadığından iddia edilen zararın müsebbibinin ... olmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazda tasarruf yetkisi olmayacağından davanın öncelikle husumet nedeniyle reddini talep ettiklerini, iş bu davanın Orman İşletme Şefliğine yöneltilmesi gerektiğini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri1.Davacılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava tarihi itibarıyla hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2.Davacılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu, taşınmazın gerçek değerinin tespit edilmediğini, emsal seçiminin hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı sonrasında farklı bir emsal seçilmesinden dolayı bedelin düşmesi nedeniyle davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürmüştür. 3.Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; faiz başlangıç tarihi olarak asıl dava ve birleştirilen davalar yönünden 25.12.2018 tarihli olarak hükmedildiğini, kararın bu yönü ile usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacıların talebine karşı dava tarihinden önceki bir tarihten itibaren yasal faize hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, taleple bağlılık ilkesi gereği fazlaya hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uygulama imar planı içinde bulunan dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla arsa vasfında olduğu belirlenerek emsal satış yöntemi ile gerçek değerinin tespit edilmesinde, bilirkişi heyetince takdir edilen bedelin taşınmazın konumuna, çevresel faktörlere ve dosya kapsamına uygun olduğu; ancak davacılar ... ve ...'ın dava konusu taşınmazı 2012 yılında beyanlar hanesinde tamamının orman olduğuna ilişkin şerhle birlikte satın aldığını, tapunun beyanlar hanesine şerh işlendikten sonra bu şerhi tapuda görmesine rağmen taşınmazı devir alan davacıların iyi niyetli olduğundan söz edilemeyeceğinden asıl dava dosyasında davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, birleştirilen Çerkezköy 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/37 Esas sayılı dosyası yönünden davanın kısmen kabulüne, birleştirilen Çerkezköy 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/265 Esas sayılı dosyası yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın satış işlemleri yapıldığı esnada beyanlar hanesinde yer alan şerhin tapu memurunca bildirilmediğini, 20 hissedardan sadece müvekkillerinin davasının reddedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür.2.Davacılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.3. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, asıl davanın reddine karar verildiğinden, ıslah edilen bedel üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, birleştirilen davalarda taşınmazlar tapu kaydına ... ilkesi uyarınca bir alım satım işlemi neticesinde iktisap edilmediğinden davanın reddinin gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Davacı idare vekilinin davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... dışındaki davacılara ödenmesine karar verilen tazminat bedeli yönünden temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,2.Davacı idare vekilinin davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... payına düşen tazminat bedeli yönünden ve asıl ve birleştirilen dosya davacıları vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacılardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.