ZMSS Kapsamında Yaya Yaralanması Tazminatı Davasında, Görevdeki Jandarma Personeline 2330 Sayılı Yasa Ödemelerinin Araştırılmaması Bozma Sebebi Sayılmıştır.
Özet: Bu hukuki evrak, trafik kazası sonucu yaralanan davacının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında talep ettiği tazminata ilişkin itiraz hakem heyeti kararının temyiz incelemesini konu almaktadır; incelemede, hakem heyetinin maluliyet raporu ve hesaplama yöntemleri genel olarak uygun bulunsa da, davacının jandarma kıdemli başçavuş olarak görevi sırasında kaza geçirmesi nedeniyle 2330 sayılı kanun kapsamında nakdi tazminat ödenip ödenmediği ve bu ödemenin mevcut tazminata etkisinin araştırılmamış olması eksik inceleme olarak değerlendirilerek itiraz hakem heyeti kararının bozulmasına hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2024/1033 E., 2024/1033 K.İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın 22.10.2022 tarihinde davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 20,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslahla toplam talebini 375.296,50 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; eksik ve geçersiz evrakla başvuru nedeniyle usulden red kararı verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, kusur raporu alınması gerektiğini, faiz talebinin yersiz olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere ancak dava tarihinden itibaren ve yasal faize hükmedilebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARIUyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından sunulan 09.05.2023 tarihli maluliyet raporuna (%5) davalının itirazı olduğu, bu nedenle hakemce sağlık raporu alındığı, 15.04.2024 tarihli maluliyet raporuna göre davacıda davaya konu kazadan kaynaklı sürekli iş göremezlik oranının %2 olduğu, hesaplamanın %100 kusur ve %2 maluliyet üzerinden yapıldığı, davalıya ödenen iş göremezlik ödeneği olduğu gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulüne, 357.091,53 TL tazminatın yasal faizi ile davalıdan tahsiline, geçici iş göremezlik tazminatı ile 1.500,00 TL tedavi gideri talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZUyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin itiraz başvurusunda bulunması üzerine, İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; eksik ve geçersiz evrakla başvuru nedeniyle usulden red kararı verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, maluliyet oranlarındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, hesap raporunda gelirin hatalı belirlendiğini, davacının mesleğinin bakiye yaşam süresindeki aktif-pasif dönemleri belirlenirken göz önünde tutulması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davalı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın davacı yayaya çarpması sonucu yaralanan davacının tazminat talebine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmış olmasına, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin kullanılması suretiyle hesap yapılan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik olmamasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;a. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un “Nakdi tazminat ve aylığın etkisi” başlıklı 6. maddesinde “Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığıdır. Yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıklar göz önünde tutulur.” hükmü bulunmaktadır.Davacının jandarma kıdemli başçavuş olduğu ve trafik kazasının görevi sırasında gerçekleştiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. İtiraz Hakem Heyetince, uyuşmazlık konusu kaza nedeniyle davacıya 2330 sayılı Yasa kapsamında nakdi tazminat ödenip ödenmediği hususunda herhangi bir araştırma yapılmadan hüküm kurulmuştur. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun dahilinde davacıya bir ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmışsa ödenen bedelin neye ilişkin olduğu (maddi-manevi tazminat miktarlarının ayrı ayrı belirtilmesi) araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma sonucu karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.b.Sürekli iş gücü kaybı tazminatının belirlenmesinde, davacının son gelir durumu ile birlikte muhtemel yaşam süresinin ve bu sürenin ne kadarında aktif çalışma hayatının devam edeceği, ne kadarında pasif dönemde bulunacağının tespiti önem arz etmektedir. Çalışma hayatının, aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş (asker, polis vb. gibi) kişiler yönünden 60 yaşın aktif çalışma devresini, bakiye yaşam süresi varsa kalan sürenin de pasif çalışma dönemini oluşturduğu; sürekli iş gücü kaybı nedeniyle tazminatın hesabında, pasif devrede de zararın oluşacağı ve bu zararın asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulü gerektiği Dairemizin yerleşmiş içtihatlarındandır. Özel yasaları gereği çalışma süreleri ayrık olarak düzenlenenler dışında kalan kişiler yönünden, aktif-pasif devre ayrımı belirtilen şekilde yapılmakla birlikte; asker, polis gibi özel yasaları ile çalışma süreleri farklı belirlenen kişiler için sürelerin bu yasalardaki düzenlemelere göre belirlenmesi gerekmektedir. Somut olayda; davacı kaza tarihinde jandarma kıdemli başçavuş olarak görev yaparken maruz kaldığı kazadaki yaralanması sonucu iş gücü kaybına uğramıştır. Hakem Heyetlerince hükme esas alınan aktüer raporunda, davacının 60 yaşına kadar çalışacağı ve aktif devresinin devam edeceği; 60 yaşı ile muhtemel bakiye ömür süresi sonu arasındaki dönem için de pasif devrede olacağı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Oysa, yukarıda açıklandığı üzere, kendi özel yasaları gereği daha erken emekli olma (aktif devresi sona erme) imkanı bulunan meslek gruplarından birinde yer alan davacı için, herhangi bir araştırma yapılmadan, 60 yaş sonunun aktif devre sonu olarak kabulü mümkün değildir.Açıklanan nedenlerle; 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun 40. maddesi de gözetilerek jandarma kıdemli başçavuş olan ve 60 yaşından önce emekli olma ihtimali bulunan davacının çalıştığı kuruma ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne yazı yazılarak davacının yaşı ile mesleki kıdemine göre muhtemel emeklilik yaşının kaç olduğunun sorulması; yazı cevabının gelmesinden sonra, bildirilen muhtemel emeklilik yaşı da dikkate alınarak, bildirilen yaşa kadar aktif devre ve bu yaş ile muhtemel ömür sonu arası süre için asgari ücret üzerinden pasif devre hesabının yapılması için ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre (davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek) karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.VI. KARAR1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,2. Yukarıda (2-a) ve (2-b) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.