Hazine adına tescilli taşınmazın kadastro öncesi nedene ve zilyetlik iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil davasında, Yargıtayın usuli eksiklikler nedeniyle bozma kararı sonrası davanın kabulüne ilişkin yeniden verilen hüküm.
Özet: Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil talepli davada, Hazine adına tespit edilen büyük bir parselin miras yoluyla intikal ettiğini ve murisin kırk yıl nizasız zilyetliğinde bulunduğunu iddia eden davacının talebi ilk derece mahkemesince kabul edilmiş; ancak Yargıtay, miras belgesinin eksikliği, taşınmazın davacıya intikal şeklinin yeterince araştırılmaması, tek mirasçının aktif dava ehliyeti sorunu, usulüne uygun keşif ve tanık dinlenmemesi, resen dinlenen tespit bilirkişisi ve miktar sınırlamalarının incelenmemesi gibi birçok usul ve esas eksikliği nedeniyle kararı bozmuş, bozmaya uyan mahkeme ise davacının zilyetlikle iktisap iddiasının ispatlandığına hükmetmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/432 E., 2024/218 K.Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Kadastro sonucu, Nevşehir ili, Ürgüp ilçesi, ... Köyü çalışma alanında bulunan 1 69... parsel sayılı 26.567,87 metrekare yüzölçümüne sahip taşınmaz 1 69... parsel maliki ... oğlu ...’in toplam 100 dönümü aşan zilyetliği nedeniyle miktar fazlası olarak tespite itiraz edilmeksizin 04.12.2008 tarihinde Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı vekili 1 69... parsel sayılı taşınmazın davacının murisi ... ’den kaldığını, murisin vefatından sonra mirasçılar arasında yapılan harici taksim sonucu davacıya intikal ettiğini, muris ... 'in taşınmazı yaklaşık kırk yıl kadar nizasız-fasılasız malik sıfatıyla kullandığını, kadastro çalışmaları sırasında davacının Ankara’da bulunması sebebiyle taşınmazın Hazine adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek, davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; “...öncelikle davacının babasına ait veraset belgesini alıp dosyaya sunması için kendisine süre ve imkan tanınması, dava konusu taşınmazın davacının babasından satış, bağış veya terekenin paylaşımı yoluyla davacıya geçip geçmediğinin yeniden yapılacak keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, şayet bu yollardan biri ile davacıya intikal etmiş ise davanın bulunduğu bu haliyle yürütülmesi ve aşağıda belirtilecek eksikliklerin giderilmesinin zorunlu olduğu, dava konusu parselin satış, bağış veya terekenin paylaşımı suretiyle davacıya intikal etmediğinin saptanması halinde ise terekeye dahil bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının üçüncü kişi durumunda bulunan Hazineye karşı tek başına aktif dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmadığından ve davacı sadece kendi adına intikal ve tescil isteğinde bulunduğundan davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerektiği, 18.01.2011 tarihinde verilen keşif ara kararının yöntemine uygun biçimde verilmiş bir ara kararı olarak kabul edilemeyeceği, yerel bilirkişi ve tanıkların keşif mahalline ne şekilde davet edilecekleri hususunda bir açıklama bulunmadığı, 08.06.2010 tarihli tanık listesinde belirtilen tanıklardan ...’nün dinlenmediği, dosyadaki bilgi ve belgelere göre bu tanığın dinlenmesinden vazgeçildiği yolunda tarafların herhangi bir beyanının bulunmadığı, Mahkemenin de bu yönde yani bu tanığın dinlenmemesi yönünde almış olduğu bir ara kararı bulunmadığı, bu durumda gösterilen tanıklardan birinin dinlenmeden hüküm kurulmuş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğu, öte yandan, keşif sırasında tespit bilirkişisi ... ’un Mahkemece res’en dinlendiği, 3402 sayılı Yasa'nın 30. maddesi “kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler. Ancak hakim, kadastro tutanağındaki beyanla duruşma sırasında topladığı deliller arasında çelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri tanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir.” HMK’nın 25/2. maddesi “kanunla belirtilen durumlar dışında, hakim, kendiliğinden delil toplayamaz.” taraflarca tespit bilirkişilerinin dinlenmesi talep edilmediği halde, Genel Mahkemelerden olan Asliye Hukuk Mahkemesince az önce açıklanan Yasa maddelerine aykırı olarak tespit bilirkişisinin res’en dinlenmesi usul ve yasaya aykırı olduğu bundan ayrı, dava konusu yerin davacının babasından intikal, satış, bağış ya da terekenin paylaşımı sonucu davacıya düşmüş ise bu takdirde 3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesi uyarınca davacı ile muris babası ve veraset belgesinde yer alan tüm mirasçılar bakımından miktar araştırılmasının yapılması, belgesizden edinilen taşınmazlar olup-olmadığının kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüğü ile zilyetliğe dayalı tescil davaları açıp açmadıklarının, o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait tapu kayıtlarının ve kadastro tutanağı örneklerinin Tapu Sicil Müdürlüğünden, zilyetliğe dayalı olarak açılan tescil davalarına ilişkin dosyaların ise ait oldukları mahkemelerden getirtilerek miktar sınırlamaları yönünden göz önünde bulundurulması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması” gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının iddiasını ispat ettiği, zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu, her ne kadar davacı tarafça 26.04.2012 tarihli keşifte 1 69... parsel sayılı taşınmazın tamamı ve 1 69... parsel sayılı taşınmazın bir kısmında hak iddia edilmiş ise de dava dilekçesinde sadece 1 69... parsele ilişkin tapu iptali ve tescil talep edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne Ürgüp ilçesi ... köyü 1 69... parsel sayılı taşınmazın harita mühendisinin 22.10.2015 tarihli raporuna ekli krokide "A" harfi ile gösterilen 8023, 06... yüzölçümlü bölümüne ilişkin tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın davalı Hazine temsilcisi tarafından temyizi üzerine bu kez Dairece ; “ bozma sonrası yapılan keşif sonucu düzenlenen ve hükme esas alınan 22.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 8.023,06 metrekarelik kısmının dava konusu olduğu belirtilerek bu kısım hakkında inceleme ve araştırma yapılmış ve bu kısım hakkında hüküm kurulmuştur. Başka bir ifade ile bozma öncesi ve bozma sonrası dava konusu 1 69... parsel sayılı taşınmazın farklı bölümleri üzerinde keşif yapılarak farklı bölümler hakkında hüküm kurulduğu gibi 07.07.2015 tarihli Harita Mühendisi bilirkişi raporunda da bozma öncesi taşınmaz bölümünün değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da hüküm vermek için yeterli bulunmadığı halde, eksik inceleme ile hüküm kurulması da isabetsizdir” gerekçesiyle bozulmuştur.Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı yararına zilyetlikle mülk edinim koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Ürgüp ilçesi ... köyü 1 69... parsel sayılı taşınmazın 08.12.2023 havale tarihli fen ve jeodezi bilirkişileri raporundaki krokide (A) harfi ile gösterilen 8023, 28... yüzölçümlü bölümüne ilişkin tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Karar, davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, özellikle Mahkemenin 25.11.2015 tarihli, 2013/166 Esas, 2015/663 Karar sayılı kararının davacı tarafça temyiz edilmediği, bu nedenle bu hükümde kabul edilen kısım yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmakla, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 304,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Ürgüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.