İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin, ticari satış sözleşmesinden doğan cari hesap alacağı davasında verilen ilk derece kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bir ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağı davasında, davacı şirket, spor malzemeleri satışı sonrası davalı şirketin ödeme yapmadığını ve temerrüde düştüğünü iddia ederek alacak talebinde bulunmuş; davalı şirket ise davanın usulden reddi gerektiğini ve kendi kayıtlarına göre davacının borçlu olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi, tarafların ticari defterlerini inceleyerek, davalının tek taraflı kayıtlarını destekleyici belge sunamaması ve davacının sunduğu dekontlarla kayıtlarını ispatlaması üzerine, davacı şirketin davalıdan toplam 1.056.387,21 TL alacaklı olduğuna hükmederek, başlangıçtaki 1.000 TLnin dava tarihinden, ıslah edilen 1.055.387,21 TLnin ise ıslah tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar vermiş, bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2025/20 EsasKARAR NO : 2026/1206 KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : 2021/517 Esas- 2024/69 KararTARİH: 18/01/2024DAVA: Alacak (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklı Cari Hesap )KARAR TARİHİ: 12/06/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında var olan ticari satım sözleşmesinin davacı, şirketçe ifası sonrası davalı şirketin ödeme yapmayarak temerrüte düşmesi sonucu ortaya çıkan bir cari hesap borcunun söz konusu olduğunu, davacının, davalı şirkete sözleşme konusu spor malzemeleri, şemsiye vb. Emtialar sattığını, sözleşme sonrası tarafına düşen kısmı ifa ettiğini ancak dava dilekçeleri ekindeki cari hesap tablosundan da anlaşılacağı üzere, davalı tarafın ödemelerde geciktiğini, davacı şirkete sözleşme kapsamında herhangi bir ödeme yapılmadığını bu durumun resmi cari hesap tablolarından da görülebileceğini, arabuluculuk sonucu anlaşmama tutanağının düzenlendiğini ve imza edildiğini beyanla cari hesap borçlarının, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'lik kısmının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı şirketten alınarak, davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının kanuni koşulların işbu davada mevcut olmadığını, bu nedenle davanın usulden reddini talep ettiklerini, mevcut Yargıtay içtihatlarının bu yönde olduğunu, davacı ile davalı şirket arasında uzun yıllara dayanan ticari bir ilişki olduğunu, aralarında mal alım satımı gerçekleştiğini, davacının müvekkili şirketin ödeme yapmadığı ve borçlu olduğu iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, dilekçeleri ekinde sundukları cari hesap tablosuna göre davalının değil, davacının borçlu olduğunun ortaya çıkacağını, iş bu alacaklarına ilişkin yasal haklarının saklı olduğunu, sundukları kayıtlar incelendiğinde, borçlu değil alacaklı olduklarının ortaya çıkacağını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 18/01/2024 tarih ve 2021/517 Esas- 2024/69 Karar sayılı kararında;"....Somut olayda, taraflara arasında geçmişe dayalı ticari ilişki bulunduğu ve mal alım satımı gerçekleştiği, iş bu ticari ilişki neticesinde tarafların ticari defter ve kayıtlarının incenerek, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında davalıdan 1.056.387,21 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında ise davalının davacıdan 693.241,84 TL alacaklı olduğunun görüldüğü, taraflar arasındaki cari hesap farkının ticari defterlerine yaptıkları tek taraflı kayıtlı işlemler ile virman veya kayıt işlem farklarından kaynaklandığı, davalı tarafından kendi lehine ve davacı lehine yapılan tek taraflı kayıt işlemlerinin ispatı açısından davalı tarafça dosyaya herhangi bir belge sunulmadığı, davalının tek taraflı kayıtlarını destekleyecek somut bir delile dayanmadığı, davacı tarafın ise tek taraflı kayıtları açısından kendi lehine olan 400.000,00 TL tutarlı iki dekont sunduğu, incelenen dekontlar neticesinde tek taraflı kaydını ispat etmiş olduğu, ayrıca davacı kayıtlarında davalı lehine yapılan 110.000,00 TL'lik tek taraflı bir kayıt olduğu, bu kaydın 400.000,00 TL'den düşülmesi sonucu 290.000,00 TL tek taraflı kaydedilmiş alacağının olduğu, tarafların ticari defterlerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde ise dava tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan toplamda 1.056.387,21 TL alacaklı olduğu, davalının iş bu borca ilişkin dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne dair dosya kapsamında herhangi bir somut bilgi belge ve delil sunulu olmadığının anlaşıldığı bu nedenle davanın kabulü ile; 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi birlikte, 1.055.387,21 TL'nin ıslah tarihi olan 22/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek, davacı tarafından talep edildiği şekliyle, yasal faizi ile birlikte, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''Davanın KABULÜ İLE;1-1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi birlikte, 1.055.387,21 TL'nin ıslah tarihi olan 22/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.01.2024 tarih ve 2021/517 E. 2024/69K. sayılı kararıyla taraflar arasındaki cari hesap uyuşmazlığında 1.056.387,21 TL'nin müvekkil davalıdan tahsiline hükmedildiği, oysa bilirkişi kök ve ek raporlarının eksikincelemeye dayalı olup hüküm kurmaya elverişli nitelik taşımadığı; bilirkişinin müvekkile ait tek taraflı işlemler olarak nitelendirdiği kayıtların 2010-2012 tarih aralığına ait olduğu, VUK 253. maddesi uyarınca beş yıllık ve TTK uyarınca on yıllık saklama yükümlülüğü süresinin dolması nedeniyle bu dönemlere ilişkin belgelerin ne müvekkil tarafından temin edilebildiği ne de ilgili bankalardan elde edilebildiği, buna rağmen söz konusu işlemlerin ispatlanamamış tek taraflı kayıt sayılarak davacı lehine değerlendirme yapılmasının hukuka aykırı olduğu; müvekkilin kök rapora itiraz dilekçesinde takas merkezi aracılığıyla ödenen çeklere ilişkin bilgilerin ilgili bankalardan müzekkereyle istenmesi gerektiğini açıkça bildirdiği, mahkemece bu yönde müzekkere yazılarak banka cevabının alındığı ancak takas merkezi aracılığıyla ibraz edilen çeklere ilişkin bilgilerin temin edilmeksizin dosyanın ek rapora gönderildiği ve bu eksikliğin hükmü başlı başına kaldırma sebebi oluşturduğu; bilirkişi raporlarında davacıya ait cari hesap ekstresinin hangibelgeye dayanılarak mukayese edildiğinin gösterilmediği, müvekkile ait hesap ekstresinde borç, alacak, fiş madde numarası ve işlem türü gibi ayrıntılara ulaşılabilirken davacı tarafın hesap ekstresi detaylarının rapora yansıtılmadığı ve bu dengesizliğin tarafların belgelerini karşılaştırma imkânını ortadan kaldırdığı; müvekkil tarafından itiraz dilekçesi ekinde sunulan işlem dekont belgelerinin bilirkişilerce hiç değerlendirilmediği, yalnızca çek bilgileri yönünden inceleme yapıldığı ve bu eksikliğe rağmen rapora itirazların reddedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu; müvekkilin kendi defter kayıtlarına göre borçlu değil alacaklı konumunda bulunduğu hâlde eksik ve hatalı bilirkişi raporları esas alınarak verilen kararın kaldırılarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğan bakiye açık hesap (cari hesap ) alacağının tahsili talebine ilişkin alacak davasıdır.Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece, tarafların ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden kök ve ek rapor alındığı, bilirkişi raporunda; Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 28.05.2012 tarihli 173,08 TL (B) tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, davacı tarafın davalı taraftan 1.056.387,21TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre; davacı taraf ile cari hesap ilişkisinin 29.09.2010 tarihli 211,17 TL (A) tutarlı kayıt işlemi ile başladığı,31.03.2021 tarihinde davalı tarafın davacı taraftan 693.241,84 TL alacaklı olduğu, Taraflar arasında 1.749.629,05 TL cari hesap farkının olduğu, iş bu farkın tarafların ticari defterlerine yaptığı tek taraflı kayıt işlemler ile virman veya kayıt işlem farklarından kaynaklandığı, davacı tarafın 290.000,00 TL, davalı tarafın 1457.710,55 TL tutarlı tek taraflı kayıt işlemi yaptığı, 1.018,50 TL tutarın ise virman veya kayıt işlem farklarından oluştuğu belirtilmiştir.Davalı vekili bilirkişi ek raporuna karşı itirazlarını içerir verdiği beyan dilekçesinde; kök rapora itiraz dilekçesi ekinde gösterilen çek sureti ve çek çıkış bordrolarında belirtilen çekler yönünden müzekkere yazıldığını, yazılan bu müzekkereler neticesinde ise , raporda da belirtildiği gibi takas merkez aracılığı ile ödenen çeklere ilişkin bilgilerin ilgili bankadan talep edilmesi yönünde cevap yazısı gönderildiğini ancak mahkemece, ilgili cevap yazısı doğrultusunda takas merkez aracılığı ile ödenen bankalara yönelik müzekkere yazılarak , talep edilen bilgi ve belgelerin cevaben gönderilmesi ile birlikte dosyanın bilirkişi tevdii edilerek ek rapor temin edilmesi gerekirken , banka cevap yazısına rağmen takas merkez aracılığı ile ibraz edilen çeklere ilişkin bilgilerin temin edilmeksizin rapor talebinin uygun olmadığını, kök rapora karşı itiraz dilekçesinde sunulan evraklarda yalnızca çek bilgileri ile yazılan banka müzekkere doğrultusunda gelen cevap yazıları yönünden değerlendirme yapıldığını , sunulan işlem dekont belgeleri yönünden değerlendirmede bulunulmadığını, bu haliyle de dosyanın yeniden bilirkişiye tevdii ile birlikte dekont belgeleri yönünden de değerlendirme yapılarak rapor tanzim edilmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek itiraz edildiği halde mahkemece, bankalardan gelen cevabi yazılarda eklenerek ilgili takas merkezlerine müzekkere yazılarak takas merkezi aracılığı ile ödenen çeklere ilişkin ödemelerin kime yapıldığı ve ilgili çeklerin ön ve arkalarına ait suretlerin getirtilip davalı vekilinin ek rapora yönelik itiraz dilekçesindeki itirazlarda değerlendirilerek ve davalı ticari defterlerine göre taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi 2010 yılında başladığı tespit edildiğinden tarafların cari hesap ilişkisinin başladığı 2010 yılından dava tarihi olan 2021 yılları arasındaki ticari defter ve kayıtları da inceletilerek cari hesabı oluşturan faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, davalı tarafça yapılan ödemelerin davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı ve taraf defterleri arasında fark oluştuğu taktirde farkın neyden kaynaklandığının tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken denetime elverişli olmayan eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporundaki tespitlere göre karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Bu durumda mahkemece yapılacak iş, mal ve hizmet satım ve alımına ilişkin tarafların 2010-2022 yılları aralığındaki BA-BS formlarının ilgili vergi dairesi müdürlüklerinden getirtilerek ve davalı vekilinin uyap sisteminden 23/03/2023 tarihinde gönderdiği beyan dilekçesi ekinde davalı tarafça davacı tarafa cari hesaba ilişkin verildiği belirtilen çeklerin özellikleri yazılarak ilgili bankalardan ve takas merkezine ibraz edilen çeklerinde ilgili takas merkezlerinden Çek hesabının kime ait olduğu, çeklerin ibraz edilip edilmediği, ibraz edilmiş ise ibraz tarihi, ibraz edenin isim ve adresi, ödeme yapılmış ise kime, ne zaman, ne miktarda ödeme yapıldıkları ile çeklerin arkalı / önlü olacak şekilde onaylı suretlerinin getirtilip dosya arasına konulması, müzekkere cevapları geldikten sonra taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi 2010 yılında başladığı tespit edildiğinden tarafların cari hesap ilişkisinin başladığı 2010 yılından dava tarihi olan 2021 yılları (2021 yılı dahil) aralığındaki ticari defter ve kayıtları da inceletilerek ve davalı vekilinin kök ve ek rapora yönelik beyan dilekçelerindeki itirazlar ve davalı vekili tarafından kök rapora itiraz dilekçesi ekinde ibraz edilen banka dekontları da inceletilerek yeni bir mali müşavir bilirkişiden istinaf denetimine elverişli yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/01/2024 tarih ve 2021/517 Esas- 2024/69 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/06/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.