İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin gıda sektöründe iki marka arasındaki benzerlik ve iltibas iddialarıyla açılan marka hükümsüzlüğü, tecavüz ve haksız rekabet davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlıkta, sağlıklı ve doğal gıda sektöründe özgün ... markasıyla faaliyet gösteren davacı şirket, benzer konsept ve adla hareket eden davalı şirketin ... markasının hükümsüzlüğünü, markasına tecavüzün tespitini, önlenmesini ve sonuçlarının kaldırılmasını talep ederken; davalı ise markalar arasında yeterli ayırt ediciliğin olduğunu, farklı logo tasarımlarını, işletme konseptinin üçüncü bir firmadan geldiğini ve isimlerin farklı kökenlere sahip olduğunu ileri sürerek davayı reddetme savunmasında bulunmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: 2024/428 KARAR NO: 2026/590İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ: 14/12/2023NUMARASI: 2022/298 E. - 2023/279 K.DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü, Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, KaldırılmasıİSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/04/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkil şirketin sahibi ...’ın anneannesinin ailesi için pişirdiği ekşi mayalı ekmeklerine dayanan hikayesi nedeniyle ... ismini (Türkçe'de ... anlamına geldiğinden) bilerek seçtiğini ve özellikle günümüzde oldukça rağbet gören katkısız, koruyucusuz gerçek gıdalarla hazırlanan fit ve sağlıklı ürünleri sayesinde İstanbul'un nezih semtlerinde (... Caddesi, ....., ..., ..., .....) ve ... (...)'de oldukça ses getirmiş, sağlıklı yiyecek - cafe sektörünün öncü isimlerinden olmayı başardığını; müvekkil şirketin sahibi ...’ın müvekkil şirketin sahibi olup, işletme unvanı olarak "..." adını seçtiğini ve marka olarak 17.04.2014 tarihinde ... tescil no ile 43.sınıfta tescil ettirdiğini, akabinde markanın tanınmış logosunu 05.11.2015 tarihinde ... tescil numarası ile 25., 29., 30., 32., 33., 35. ve 40. sınıflarda tescil ettirdiğini; davalının ise halihazırda "... Mah. ... Cad. ... Sok. No: .../ İstanbul" adresinde “...” markasını kullanarak müvekkille aynı faaliyet kolunda faaliyet gösterdiğini, davalının işletme unvanı olarak müvekkilin markası ile birebir iltibas oluşturacak şekilde "... ... & ..." adını seçtiğini ve ... tescil no ile 35. ve 43. sınıflarda marka olarak tescil ettirdiğini, davalının tercih ettiği marka "..." ile müvekkiline ait "..." markasının hem anlam, hem de telaffuz bakımından aynı olduğunu, davalının "..." markasının yanında yer alan "... & ..." kelimesinin yan unsurlar olup, belirleyici unsurun "..." kelimesi olduğunu ve bunun da ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verdiğini, bunun yanı sıra davalının işletmesinin de konsept ve faaliyet bakımından müvekkilinin işletmesi ile aynı olduğunu; davalının açıkça müvekkilinin markasını ve iştigal konusunu bütünüyle taklit ettiğini, davalının aynı zamanda haksız rekabet teşkil eden fiilleri ile müvekkilinin büyük zaman ve emek harcayarak oluşturduğu ürünlerin özellikle kalitesi ve kaynağı hakkında halkta yanlış anlamaların ve aldatmanın oluşmasına sebebiyet verdiğini belirterek davalıya tebligat yapılmaksızın ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalının ... no'lu markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi, mümkün değil ise anılı markadan ‘... ...’ ifadesinin çıkartılmasına karar verilmesini; davalının müvekkiline ait markayı haksız kullandığının tespitine, tecavüzün önlenmesine, sonuçların ortadan kaldırılmasına, davalının logosunda, üniformalarında, her türlü reklam, afiş, ambalaj ve "... ..." ibaresini içeren her türlü araç ve gerecin üçüncü kişiler elinde olsa dahi imhasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tescil talebinde bulunduğu marka ile davacıya ait tescilli marka arasında davacı vekilinin iddialarının aksine yazım biçimi, logo tasarımı, iş yeri konseptleri bakımından ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olmadığını; müvekkiline ait marka ile davacıya ait marka arasındaki logo tasarımı ve renk tercihlerindeki farklılık çok açık olduğunu, müvekkili şirkete ait markanın daire şeklinde, siyah bir zemin üzerine beyaz renkte ve büyük harflerle marka isminin yazıldığını, ..... harfinin ön plana çıkarıldığı bir tasarıma sahip olduğunu, davacıya ait markanın ise beyaz bir zemin üzerinde kırmızı renkte küçük harflerle marka isminin yazılı olduğu bir tasarıma sahip olduğunu, ayrıca davacının markasında ayırt edicilik sağlayan "..." logo unsurunun davalı şirketin tabelasında veya işletmesinde kullanılan herhangi bir eşyanın üzerinde bulunmadığını, bu logo ve stilize edilmiş yazılar dikkate alınmaksızın, bütüncül şekilde yapılmayan değerlendirmelerin Yargıtay içtihatlarına ve SMK’ya aykırı olacağını; müvekkil şirketin iş yerinde ... Firmasıyla yapmış olduğu sözleşme gereğince bu firmanın konseptini kullandığını; iş yerinin tüm konsepti, dekorasyonu, menü içerikleri, yiyecek ve içeceklerin servisinin ... Firmasıyla yapılan sözleşme uyarınca belirlendiğini ve uygulandığını, müvekkilinin bedel ödeyerek yapmış olduğu bu sözleşmeye rağmen davacı firmanın iş yeri konseptini kullanmış olduğu iddialarının gerçeklikten uzak olduğunu; davacıya ait "..." markasının anlamının İngilizce '...' anlamına geldiğini, müvekkiline ait "...... ... ... ... .... ..." markasındaki '...' ifadesinin ...'da bir şehrin ve resmi gazetenin adı ve aynı zamanda bir tarihi geminin adı olduğunu; müvekkili şirkete ait işletme ile davacı işletmenin fiziki satış yanında online satış yapıyor olmasının marka hakkına tecavüzün bulunduğuna gerekçe gösterilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2022/298 esas, 2023/279 karar sayılı, 14/12/2023 tarihli kararı ile; "Davacı tarafa ait marka tescilleri, davalı adına marka tescili ve her iki tarafın ticari tescil kayıtları ve ürünleri dikkate alınarak konunun uzmanlık gerektirmesi dolayısıyla alınan bilirkişi raporlarında, davacı tarafın dava konusu markalardan ... tescil numaralı "..." markasının ... adına tescilli markanın lisans alanı olduğu, SMK'nın 158/1. Maddesi gereği bu markadan kaynaklı hakları kullanabileceği, dava hakkının kullanmasının mümkün olduğu, yine kendi adına tescilli ... tescil numaralı "..." markası yönünden hak sahipliğinin bulunduğu ve bu sebeple SMK'dan kaynaklı hakları kullanacağı, Markanın hükümsüzlüğü SMK'nın 25. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre m.25/1 uyarınca, 5 veya 6. maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği düzenlemesi karşısında , davacı ile davalı markaları ve markaların kullanımları incelendiğinde davacı ve favalı taraf markalarının ana unsurunun ... kelimesi olduğu davalının bu tescilde markasına ayırt edici olmayan ... ibaresi eklediği ve ... kelimesindeki d harfi olmaksızın markayı tescil ettirdiği, bu haliyle ayırt ediciliğin sağlanmadığı, yine davalı kullanımları olan ve .... harfinin ve ... şeklindeki kullanımların davacı markaları arasında benzerlik oluşturduğu, davacı tarafın markalarının ve davalı markalarının 35 ve 43. Sınıflarda ortak sınıflarda kayıtlı oldukları, bu haliyle ayniyet arz ettikleri dikkate alındığında davalı markasının tescil tarihi de dikkate alındığında davalı adına tescilli markanın tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlük şartlarının oluştuğu kabul edilmiştir. Davacı tarafın marka hakkına tecavüz yönündeki talebi de değerlendirilmiş, davacı ve davalı taraf adına tescilli markaların işaretler arası benzerlik ile davalı tarafın fiili kullanımlarının davacı markalarının tescil kapsamında bulunan 43. sınıftaki “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetler” de olması sonucunda SMK m.7/2-b anlamında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimalinin söz konusu olduğu; SMK m.155 uyarınca davalının tescilli bir markası olsa bile, tecavüz iddiaları karşısında sonraki tarihli tescilli markasına dayanmasının mümkün olmadığı dikkate alınarak marka hakkına tecavüz yönünden de davanın ispat edildiği kabul edilmiş ve davanın KABULÜ ile, 1-Davalı adına tescilli .......tescil numaralı "...+şekil" markasının tüm sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,2-Davalı tarafın "...+şekil" markasının kullanımı dolayısıyla davacının marka hakkına TECAVÜZ ETTİĞİNİN TESPİTİ İLE, Marka hakkına tecavüzün ÖNLENMESİNE, SONUÇLARININ ORTADAN KALDIRILMASINA, Davalının logosunda, üniformalarında, her türlü reklam, afiş, ambalaj ve "... ..." ibaresini içeren her türlü araç ve gerecin üçüncü kişiler elinde olsa dahi imhasına,3-Mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra Türkiye'de tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde 1 kez ilanına, masrafın davalıdan alınmasına" karar vermiştir.İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik, hatalı ve denetime elverişli olmadığını, "... ... ... .... ..." markasının davacıya ait "..." markası ile anlam bakımından benzerliği bulunmadığını, davacı markası "..." ingilizce ... anlamına geldiğini, müvekkiline ait markadaki '...' ifadesi ...'da bir şehrin ve resmi gazetenin adı aynı zamanda bir tarihi geminin adı olduğunu, Yargıtay’ın kararlarında belirtildiği üzere bir markanın içinde aynı kelimelerin geçmesi benzerlik için yeterli olmadığını, markanın bir bütün olarak ayırt edilememesi gerektiğini, tüketici nezdinde ayırt ediciliği sağlayan en önemli hususlardan bir tanesi markaların görünüş biçimi, görselliği olduğunu, markayı karakterize eden, tanınmasını sağlayan en önemli unsurlardan biri de markanın sahip olduğu görsellik olduğunu, söz konusu markalar logo tasarımı ve renk tercihlerinde de farklı olduğunu, müvekkili şirkete ait marka daire şeklinde, siyah bir zemin üzerine beyaz renkte ve büyük harflerle marka isminin yazıldığı, ...... harfinin ön plana çıkarıldığı bir tasarıma sahip olduğunu, davacıya ait marka ise beyaz bir zemin üzerinde kırmızı renkte küçük harflerle marka isminin yazılı olduğu bir tasarıma sahip olduğunu, logo ve stilize edilmiş yazılar dikkate alınmaksızın, bütüncül şekilde yapılmayan değerlendirmeler Yargıtay içtihatlarına ve SMK kapsamında belirtilen hususlara aykırı olduğundan usul ve yasaya aykırı mahkeme kararanın kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının mahkeme kararına karşı yaptığı haksız istinaf başvurusunun kötü niyetli ve hukuka aykırı olduğunu, söz konusu markalar şekil unsurları olarak tüketici nezdinde karışıklığa yol açacağını, markaların benzerlikleri bilirkişi raporlarıyla da tespit edildiğinden mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan kararın onanarak davalının istinaf isteminin reddini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davalı adına tescilli ... numaralı "...+şekil" ibareli markanın SMK'nın 6/1. maddesi gereğince hükümsüzlüğü ile marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, kaldırılması istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Markanın hükümsüzlük halleri SMK'nın 25/1. maddesinde düzenlenmiş olup SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, karıştırılma (iltibas) sebebine dayalı olarak SMK'nın 6/1 maddesi gereğince davalı markasının hükümsüzlüğü talep edilmiştir. SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu daha önce yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil, karıştırılma ihtimali bulunması hükümsüzlük sebebi olarak düzenlenmiş olup tarafların markaları arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik olup olmadığının tespitinde işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmiştir. Bu kapsamda yapılan incelemede, davacı şirketin, dava dışı ... adına tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." markasının lisans alanı olduğu olarak davayı açtığı ancak yargılama sırasında markayı devraldığı, ayrıca ... tescil numaralı "..." markasının da sahibi olduğu, davalı tarafın ... tescil numaralı "...+şekil" markasının bulunduğu, tarafların markalarının 35 ve 43. sınıflar yönünden aynı sınıflarda tescilli ve kullanımda oldukları, taraf markalarındaki baskın ve ayırt edici unsurun davacı yönünden ''...'' davalı yönünden ''...'' ibaresi olduğu, şekil unsurundan ziyade kelime unsurunun baskın olduğu, markada öncelik ilkesi geçerli olup davacının tescilde önceye dayalı hak sahibi olduğu, bir harf (d) dışında kelimelerin aynı harflerden müteşekkil olduğu, okunuşlarının ayniyet derecesinde benzer olduğu, kelimelerin başlangıç ve son kısmının öne çıktığı ve dikkat çektiği üzere bütünsel olarak bakıldığında markaların görsel ve işitsel olarak benzer oldukları anlaşılmıştır. Davalının markasındaki ''...'' , ''...'' ve ''...'' ibarelerinin tanımlayıcı ifade olmakla markaya ayırt edicilik kazandırmadığı ve davalının markasını davacı markasından farklılaştırmaya yeterli olmadığı saptanmıştır. ''...'' kelimesinin İngilizce olup dilimize ... şeklinde çevrildiği görülmüş ve davalı tarafça ''...'' ibaresinin ...'da şehir, resmi gazete ve sembolik anlamları olan bir geminin adı olduğu, bu nedenle markaların anlamsal olarak farklı olduğu ileri sürülmüş ise de kelime Türkçe olmadığı gibi toplumumuzda anlamı yaygın bilinen kelimelerden olmadığı anlaşılmakla, görsel ve işitsel benzerliğin baskın olması karşısında iltibasın gerçekleşmediğine yönelik aksi yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Dolayısıyla aynı sınıflarda (35 ve 43.) kullanılan tescilli markaların hitap ettiği ortalama tüketici açısından teknik bir bilgiyi gerektirmemesi nedeniyle, özel bir tüketici grubu ya da uzmanlık/ihtisas sahibi bir tüketici grubu olmadığından ortalama tüketicinin dikkat seviyesi gözetildiğinde davalıya ait markayı davacının seri markalarından birisi olarak düşünebilecekleri, böylece markalar arasında ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, SMK'nın 6/1. maddesi gereğince hükümsüzlük koşulunun mevcut olduğu kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda davalının markasal kullanımının SMK'nın 7/2-b. ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu sonucuna ulaşılmış olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul....... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ..../12/2023 tarih ve 2022/.... E., 2023/... K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalıdan tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/04/2026