KKTCnin tanınmaması kaynaklı bankacılık hizmetleri tazminat davasında zorunlu arabuluculuk eksikliğiyle usulden reddedilen ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı bankanın, uluslararası kartlı ödeme sistemlerinden kaynaklanan dolandırıcılık zararlarının oluşumunda davalının sözleşmeye ve mevzuata aykırı eylemleri nedeniyle müteselsil sorumluluktan doğan rücu hakkına dayanarak 300.800 Avro tazminat talep ettiği davanın, ilk derece mahkemesince zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmemesi gerekçesiyle usulden reddedilmesi üzerine, davacının arabuluculuk başvurusunun yapıldığını ancak UYAP sistemindeki ekleme kısıtlaması nedeniyle belgenin sunulamadığını ve mahkemece eksikliğin tamamlanması için süre verilmeden ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunduğu, bölge adliye mahkemesinin ise bu itirazları değerlendirmeye başladığı bir yargı süreci özetlenmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1748 Esas
KARAR NO : 2026/1225 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2025/493 Esas- 2025/461 Karar
TARİH: 11/07/2025
DAVA: Tazminat
KARAR TARİHİ: 18/06/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; KKTC'nin Türkiye dışında hiçbir devlet tarafından tanınmaması sebebiyle müvekkilinin, kendi kredi kartı veya banka kartı sahibi müşterilerinin Kıbrıs dışında da bankacılık hizmetlerinden yararlanması amacıyla tüm dünyada tanınan ve kabul gören bir banka ile işbirliği yapmak zorunda olduğunu, müvekkilinin bu amaçla dava dışı... ile bir sözleşme kapsamında...'tan "... numaraları" temin ettiğini, müvekkili ile ... arasındaki hukuki ilişkinin 13/02/2019 tarihli 18 sayfadan ibaret "Kartlı Sistem Kuruluşu ve Kart Operasyonu Hizmet Sözleşmesi"ne dayandığını, sözleşmenin konusunun kısaca Koopbank’ın müşterilerine sunduğu kredi kartı, banka kartı ile ilgili hizmetlerin gerek Türkiye ve gerekse Türkiye dışında da ...’ın sahip olduğu yasal ve teknik imkanlardan yararlandırılması olduğunu, işbu sözleşme kapsamında ...ın, müvekkiline tüm dünyada kabul gören ... numaraları sağladığını, davalı bu sözleşmenin tarafı olmamakla birlikte, bu sözleşmede ...'a atıf yapıldığını, sözleşmenin "Tanımlar" başlıklı 3. maddesine göre "... (Eski adıyla "... AŞ" veya yeni adıyla ...)'nın ... tarafından bankaya tahsis edilmiş ...'ler üzerinden yapılan işlemler ile ilgili Banka ve ... adına operasyon yürüten ..." ifadesiyle ...'un ...ın ifa yardımcısı olduğunun belirtildiğini, sözleşmenin 4.23 maddesi uyarınca müvekkili ile ...'un ...a karşı müteselsilen sorumlu olduklarını, müvekkilinin, davalı ... ile yaptığı sözleşme veya davalı tarafından verilen hizmet ... koşullarına veya mevzuata aykırı olduğu takdirde, her ikisinin de ...’a karşı müteselsilen sorumlu olduğunu, ... tarafından sağlanan ... numaralı ile ilgili işlemlerden kaynaklanan fraud zararlarından ve ...’ın ...’leri kullanılarak gerçekleştirilen işlemler nedeniyle doğan zararlardan ...ın sorumlu olmadığını, ilaveten ...’ın ... uygulamaları sebebiyle ödeme yapmak zorunda kalması halinde müvekkilinin kendisinden kaynaklanan kusur olması kaydıyla, meblağ sınırı olmaksızın ödemeyi ...’a yapmayı kabul ve taahhüt ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 1. maddesine göre müvekkilinin, davalıdan hizmet satın alan bir “...” olduğunu, keza dava dışı ... da davalıdan hizmet alan bir diğer ... olup davalının, hem müvekkilinin hem de dava dışı ...’ın “Sistem İşleticisi” olduğunu, somut olayda, müteselsil sorumluluğun, Türk Borçlar Kanunu’nun 162. maddesi uyarınca sözleşmeden kaynaklandığını, bu kapsamda müvekkilinin, ...’a ödemek zorunda kaldığı zararın TBK m. 167 hükmü gereğince davalıya rücu etme hakkına sahip olduğunu beyanla taraflar arasındaki sözleşmelere, yasaya, yönetmeliğe, uluslararası kredi kart kurallarına aykırı davranarak zararın oluşumuna sebebiyet veren davalıdan 300.800 Avro'nun tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; HMK'nın 115/1 maddesi gereğince Mahkemelerin dava şartının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, HMK'nın 138. maddesine göre Mahkemelerin öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar vereceği, dava dilekçesinde dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulduğuna ilişkin herhangi bir beyan bulunmadığı gibi dava dilekçesine arabuluculuk anlaşamama tutanağının eklenmediği, UYAP kayıtlarında yapılan incelemede de arabuluculuğa başvurulduğuna dair bir tespitin yapılamadığı, buna göre arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açıldığı, davanın TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olan davalardan olduğu, bu nedenle dava şartının bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Yerel mahkemece davanın zorunlu arabuluculuk yapılmadığından dava şartı yokluğu sebebiyle reddine karar verildiği ancak 6325 Sayılı Kanun'un 18/A-2 maddesi tahtında kendilerine ihtar yapılarak süre verilmeden davanın reddinde usul ve yasaya uyarlık bulunmadığı, ayrıca işbu dava ikame edilirken Uyap sistemi gereği dava dilekçesi ekine en fazla beş adet belge ekleyebildikleri ve arabuluculuk dosyasına ilişkin bir belge eklemelerinin mümkün olmadığı, oysa dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ve Yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğine ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca, davacı tarafından dava dışı ...a ödenen bedellerin davalıdan rücuan tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31. maddesi ile değişiklik 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesine göre, TTK'nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabuluculuk sürecinin düzenlendiği 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya onaylanmış örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde, davacıya son tutanağın sunulması için bir haftalık kesin süre verilir ve verilen süre içerisinde tutanağın sunulmaması halinde davanın usulden reddine karar verilir. Aynı fıkranın son cümlesine göre ise, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekir.
Somut olayda; her ne kadar davacı vekili tarafından dava dilekçesine eklenmemiş ise de, dava konusu edilen uyuşmazlıkla ilgili olarak 16/11/2023 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğu ve tarafların anlaşamamaları nedeniyle 04/12/2023 tarihli arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği, Mahkemece, açıklanan yasal düzenleme gereği davacı vekiline arabuluculuk son tutanağını sunmak üzere bir haftalık kesin süre verilmeksizin, davanın usulden reddine dair verilen kararın isabetsiz olduğu anlaşılmış ve davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/07/2025 tarihli, 2025/493 Esas ve 2025/461 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/06/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.