Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin, sigortasız aracın karıştığı ölümcül trafik kazası nedeniyle açılan destekten yoksun kalma tazminatı davasında davacıların başvuru şartının değerlendirildiği istinaf kararı.
Özet: Bu dava, 30/01/2022 tarihinde davalı sürücünün kusuruyla meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden müteveffanın eşi ve küçük yaşlardaki iki çocuğu tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminatı talebidir; davalı aracın zorunlu trafik sigortasının bulunmaması ve tüm yasal çözüm yollarının sonuçsuz kalması üzerine, babasız kalan ailenin yaşadığı mağduriyetin giderilmesi hedeflenmektedir.

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : 09/06/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 30/12/2025
NUMARASI: ... Esas ... Karar
DAVACILAR : 1- ......
2- ......
DAVACI : 3- ......
VEKİLLERİ : Av... Av...
DAVALI : ......
VEKİLİ : Av...
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 09/06/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 09/06/2026
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müteveffa ......'in 30/01/2022 günü ...... Mah. ...... Cad. ...... civarında meydana gelen kaza nedeniyle vefat ettiğini, mütevefffa ...... Müzesinde çalışan bir işçi olduğunu, olay günü davalı ......'in sevk ve idaresinde olan ...... plakalı araç ile seyir halinde iken yaya olan müteveffaya çarparak olay yerinden kaçtığını, kazaya karışan aracını ikametinde bulunan evine bıraktığını, Davalı ......'in sevk ve idaresindeki araç, kazanın meydana geldiği konumu terk etmesi ve aradan geçen zaman itibariyle müdahale edilememesi sebebiyle otopsi tutanağı da incelendiğinde görüleceği üzere iç kanama sebebiyle ölümü gerçekleştiğini, daha sonrasında ise olay yerine davalı kazayı gerçekleştirdiği araç dışında bordo bir araçla geldiğini, olay yerine gelen otobüs şoförü aracına ......'i aldığında ölümü o sırada gerçekleştiğini, olay neticesinde olay yerine gelen polis ekipleri ile Olay Yeri İnceleme Tutanağı Tutanağı incelendiğinde ...... plakalı araç tam ve asli kusurlu olduğunu, müteveffanın bu kazada hiçbir kusuru bulunmadığını, iş bu davaya konu trafik kazasının meydana geldiği anda ...... plaka numaralı kazaya sebebiyet veren aracın zorunlu trafik sigortası bulunmadığı tespit edildiğinden, yasal düzenleme kapsamında teminatlar dahilinde davalı şirketin sorumluluğu bulunduğunu, davaya konu trafik kazasına sebebiyet veren aracın Zorunlu Trafik Sigortasının bulunmadığının tespit edilmesi üzerine; 22 Şubat 2022 tarihinde davalı şirkete başvuru yapıldığını, başvuruya ilişkin belgeler 24 Şubat 2022 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiğini, davalı şirket tarafından zarar ödemesi yapılmaması nedeniyle Konya Arabuluculuk Bürosuna dava öncesi arabuluculuk başvurusu yapıldığını, ancak müzakereler sonucunda anlaşmama son tutanağı düzenlendiğini, dava öncesi tüm alternatif çözüm yollarının denenmesi ancak sonuç alınamaması nedeniyle iş bu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, müteveffanın kaza ve ölüm tarihinde 38 yaşında, mesleğinde ilerlediğini ve uzun yıllardır çalıştığını, murisin çalışma hayatında prensipli ve düzenli bir kişi olarak sevildiğini, muris çalışması nedeniyle maaş ve sosyal hakları ile ailesine yüksek bir yaşan seviyesi sağladığını, onun vakitsiz ölümüyle eşi ve çocukları rahat, güvenli ve sorunsuz yaşam olanaklarından yoksun kaldıklarını, davacı eş ......'nın 28.01.1992 doğumlu olup 30 yaşında olduğunu, mütevaffa ile evliliğinden olan 2 çocuk ile birlikte tek başına kaldığını, çocuklarını yetiştirmesi belli bir yaşa getirmesi uzun bir zaman alacağından yeniden evlenmesi ve yeni bir destek bulması son derece zayıf bir olasılık olduğunu, ayrıca eşinin yüksek denebilecek bir maddi gelire sahip olduğu düşünüldüğünde, aynı maddi olanakları yeniden elde edebilmesinin olanaksızlığını kabul etmek gerekeceğini, davacı çocuk ......'un 9 yaşında olduğunu, eğitimine devam eden ...... bir anda babasız kaldığını, davacı çocuk ...... 29.07.2020 doğumlu olup daha 1,5 yaşında bir bebek olduğunu, bebeklik çağında baba bile diyemeden bir kez bile olsa onunla oyun oynayamadan, karşılıklı konuşamadan, sevildiğini ve sevdiğini söyleyemeden bir anda babasız kaldığını, işbu davaya konu trafik kazası nedeniyle Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma nolu dosyasıyla yapılan soruşturma sonucunda iddianame düzenlendiğini, Konya ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...... Esas numaralı dosyası ile yargılama soruşturma devam ettiğini, tüm bu nedenlerle meydana gelen kaza neticesinde destekten yoksun kalma tazminatı için her bir davacı adına şimdilik 1.000,00 TL olmak üzere toplamda 3.000 TL maddi tazminatın (destekten yoksun kalma tazminatı) olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, (belirsiz alacak olarak), yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Davacıların usulüne uygun bir başvurusu bulunmadığını, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerektiğini, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, müvekkili ......'nın mesuliyet kusur oranı ve teminat limitleriyle sınırlı olduğunu, kazaya yaya olarak karışan vefat eden davacıların desteği olduğu iddia olunan ......'in kusur durumunun araştırılması gerektiğini,...... kapsamına giren zararlar, kusur oranı ve kaza tarihinde geçerli olan sigorta teminat limitleri çerçevesinde karşılandığını, ......’nın sorumluluğu; kazanın gerçekleştiği tarihte geçerli olan sigorta teminat limiti ile sınırlı olduğunu, davaya konu 30.01.2022 tarihli kazaya karışan ve sorunlu trafik sigortası olmadığı iddia edilen ...... plaka sayılı aracın kusur durumunun tespiti, müvekkil ......'nın sorumluluğunun tespiti açısından şart olduğunu, söz konusu kazada ...... plakalı araç sürücüsü ......'in kusurunun bulunmadığı açık olduğunu, kazada vefat eden ......'in tam kusurlu olduğu yargılama sürecinde mahkeme tarafından alınacak bilirkişi raporu ile tespit edileceğini, dolayısıyla davaya konu kaza ile ilgili olarak ......'nın sorumluluğundan söz etmek mümkün olmadığını, müteveffa ......'e zarar veren motorlu aracın geçerli bir sigorta poliçesi bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, ayrıca da mevcutsa yapılan ödemeler ile yapılan temlikler mahkemece dikkate alınması gerektiğini, aynı şekilde daha önceden davacılara aynı olay nedeniyle zarar sorumluları, müvekkilim ve SGK dahil üçüncü kişiler tarafından ödenen tazminat ödemelerinin de belirlenmesi durumunda bu ödemeler davacıların uğradığı zararı tamamen karşılıyorsa davanın reddine, aksi takdirde ise, bu ödemelerin güncellerek tespit edilen zarar tutarından tenzil edilmesi gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğu yönünden iddia edilen kusurlu hali ve kusur oranını kabul etmediklerini, müvekkili ...... başvuru tarihinde temerrüde düşmediğini, davanın haksız fiilden kaynaklı tazminat istemine ilişkin olduğunu, davacının avans faizi talebinin haksız olduğunu, müvekkili ......'nın ticari şirket olmadığını, tüm bu nedenlerle davacının haksız davasının öncelikle zamanaşımı ve dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Sigorta Şirketinin Temerrüt Tarihine İlişkin Değerlendirmede;
2918 Sayılı KTK.nun 91/1. maddesi yollaması ile 85. maddesi ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre trafik sigortası işletene düşen hukuki sorumluluğu azami sigorta limitine kadar teminat altına almaktadır. Trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır.
Davalı ZMMS sigorta şirketine yapılan başvurudan itibaren davalı sigorta şirketinin 8 iş günü sonunda yani 09/03/2022 tarihinde temerrüde düşmüş olması nedeni ile bu tarihten itibaren tazminat miktarından sorumlu olmasına karar verilmiştir.
ARABULUCULUK ÜCRETİ YÖNÜNDEN;
Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz.
Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvuru bulunduğu hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulamayacağının düzenlemesine göre;
Sigorta şirketine karşı açılan tazminat davası yönünden, özel kanun niteliğindeki 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olması ve bu durumda 6325 s. Kanunu'nun 18/A-18. maddesi gereğince, 18/A maddesindeki zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin sigorta şirketi yönünden uygulanamayacak olması nedeniyle, arabuluculuk tutanağının zorunlu arabuluculuk tutanağı olarak hazırlanmasına rağmen gerçekte ihtiyari arabuluculuk tutanağı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderleri yargılama giderleri içerisinde gösterilmediğinden, bu davadaki yargılama giderlerine dahil edilemeyeceği, bu giderlerin sadece davacı sorumluluğunda olduğu sonucuna varılmıştır.
Nitekim Yargıtay 4 HD'nin 2021/23273 esas, 2022/901 karar; 2021/21911 esas, 2023/14297 karar; 2021/14429 esas, 2021/5729 karar; Konya BAM 3. HD 2025/1571 esas 2025/1498 karar sayılı ilamlarında da aynı yönde değerlendirme yapılmış ve;
DAVANIN KABULÜ İLE;
Davacı ......'in 217.533,57-TL destekten yoksun kalma tazminatının DAVALI ......'ndan sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı (kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu) olmak kaydıyla temerrüt tarihi olan 09/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte ALINARAK DAVACI ......'e VERİLMESİNE,
Davacı ......'in 18.889,59-TL destekten yoksun kalma tazminatının DAVALI ......'ndan sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı (kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu) olmak kaydıyla temerrüt tarihi olan 09/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte ALINARAK DAVACI ......'e VERİLMESİNE,
Davacı ......'in 19.259,70-TL destekten yoksun kalma tazminatının DAVALI ......'ndan sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı (kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu) olmak kaydıyla temerrüt tarihi olan 09/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte ALINARAK DAVACI ......'e VERİLMESİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı ...... vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacıların dava konusu kaza sebebiyle desteklerinin vefat ettiği iddiasına istinaden müvekkilden talep ettiği bedensel zararı tazminatı hususunda müvekkile usulüne uygun bir başvurusunun bulunmadığını, müvekkil ......'nın mesuliyeti kusur oranı ve teminat limitleriyle sınırlı olduğunu, kazaya karışan ve sigortasız olduğu iddia olunan ...... plakalı aracın sürücüsü olan davacının kusur durumunun araştırılmasının gerektiğini, sürekli sakatlık tazminatının hesabında ölüm tablosu olarak TRH 2010 tablosunun dikkate alınmasının gerektiğini, yine genel şart değişikliği uyarınca hesaplamalarda iskonto oranının %1,65 olması gerektiğini, belgelendirilmiş olması koşuluyla hesaplamada davacının vergilendirilmiş gelirinin esas alınmasının gerektiğini, davacı ücretini belgelendirememişse, hesaplamanın kaza tarihindeki net asgari ücret üzerinden üzerinden yapılması gerektiğini ayrıca harç ve vekalet ücreti gibi ferilerin kurumun sorumlu olduğu asıl alacağa göre oranlanmasının gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil ......'na usulüne uygun bir başvuru bulunmadığından temerrüde düşmediğini, tüm bu nedenlerle Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı davanın kabulüne ilişkin kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma maddi tazminat talebine ilişkin olup, mahkemece verilen karar davalı ...... tarafından istinaf edilmiştir.
- Usulüne uygun başvuru yapılmadığı ve temerrüt istinafında;
2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, davalı ...... için de uygulanacak 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü "Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" denilmiştir.
Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına/......'na karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.
6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır".
HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmiş,
2.fıkrada ise, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi mevcut olup;
6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, meydana gelen trafik kazasın nedeniyle davacının, dava tarihinden önce davalıya belgeler ile birlikte başvuru dilekçesi ile başvurdukları, davalının dava açıldıktan sonra ibranamesiz bir kısım ödeme yaptığı, ödeme yapılmaması nedeniyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava açmadan önce başvuru yapılmasına dair adı geçen yasanın 97. maddesinde bu belgelere yer verilmediği gibi davacının başvuru dilekçesinde eklenmesi gereken diğer belgeleri ekleyerek başvuru yaptığı ve bunun tebliğ edildiği, yapılan tebliğ ile dava tarihi arasında geçen süre de gözetildiğinde davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği gibi başvurudan itibaren sekiz günlük süre de gözetilerek faiz başlangıç tarihinin usule uygun belirlendiği sonucuna ulaşıldığı, bu halde yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği açıktır. Bu sebeplerle, davalı tarafın itirazı yerinde değildir.
- Kusura ilişkin istinafı yönünden;
Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.
Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir.
Buna göre, olaya ilişkin gerek ceza davasında gerekse diğer dosyalarda alınan çoğunluğu oluşturan bilirkişi raporlarına paralel olarak Mahkemece alınan beş kişilik İTÜ uzman trafik bilirkişi kusur heyetinin raporunun istinaf kararı ile de kesinleşen ceza mahkemesi kabulüne de uygun olarak karşı araç sürücüsünün asli derecede yüzde yetmiş beş, destek yayanın ise tali düzeyde yüzde yirmi beş kusurlu olduğu belirlemesinin taraf ve tanık beyanlarına, kamera görüntülerine, araç hasar yer ve şekline, kazanın oluşu ile tüm delillere uygun olup bu raporun benimsenmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, buna ilişkin itirazın reddi gerekmiştir.
- Tazminatın hesaplama şekline ve aktüer raporuna yönelik bir kısım itirazlarda;
ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 ESAS, 2019/40 SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİNİN 14/02/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 2021/82 ESAS ,2022/167 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,
YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİNİN 2022/786 ESAS 2025/6004 KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/772 ESAS 2025/4513 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,
DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİNİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE AKTÜER HESABININ PMF YAŞAM TABLOSUNA GÖRE YAPILMASINA YÖNELİK VERİLEN DİRENME KARARLARIMIZIN YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'NUN 08/04/2016 TARİHLİ 2025/488 ESAS 2026/223 KARAR VE 2025/489 ESAS VE 2026/224 SAYILI DOSYALARIYLA BOZULMAKLA VERİLEN, BU BOZMA KARARLARI ESAS ALINARAK, DAİREMİZİN YERLEŞİK UYGULAMASINDAN DÖNÜLMEK SURETİYLE BU ÇERÇEVEDE;
Buna göre somut olayda, Mahkemece TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılan alternatifli hesabının kararda esas alındığı görülmektedir.
Bu kapsamda, yukarıda anlatılan gerekçelerle Mahkemece benimsendiği şekilde aktüer hesabının TRH 2010 yaşam tablosuna ve Progressif Rant sistemine göre yapılmasında, usul ve yasaya uygun bilirkişi raporunun esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından buna yönelik itirazların reddi gerekmiştir.
Bunun dışında davalının istinaf itirazlarından olarak; davalının bakiye teminat limiti ve yapılan garame de gözetilerek ve yapılan ıslah da nazara alınarak davanın tam kabulü ile hükmedilen miktara göre yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasında bir isabetsizlik bulunmadığından buna yönelik yersiz itirazın da reddi gerekmiştir.
Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 17.465,69 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 4.367,00 TL nin mahsubu ile bakiye 13.098,69 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların davalı üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; davalı yönünden davacı ...... için; HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, davalı yönünden diğer davacılar için ve davacılar yönünden KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 09/06/2026
...
Başkan
...
e-imzalı
...
Üye
...
e-imzalı
...
Üye
...
e-imzalı
...
Katip
...
e-imzalı
...
Katip
...
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.