Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, asfalt çalışması sırasında koparılan elektrik kabloları ve kırılan direkler nedeniyle oluşan zararın tazmini amacıyla açılan itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesini yaptı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir şirketin, asfalt çalışması sırasında kamyonun damperi kalkık vaziyette dikkatsizce hareket etmesi sonucu kendi elektrik kablolarının koparılarak direklerinin kırıldığını iddia ederek, zararın tazmini amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazların iptali davasını konu almaktadır; ilk derece mahkemesi, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı şirketlerin (işveren, yüklenici ve taşeron sıfatıyla) davacının elektrik tesisatına verdiği zarardan sorumlu olduğuna kanaat getirerek, asıl ve birleşen davaları kısmen kabul etmiş, itirazın 113.090,70 TL asıl alacak yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına hükmetmiş, ancak alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı talebini reddetmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/298 - 2026/1162

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/298 Esas
KARAR NO : 2026/1162
KARAR TARİHİ : 17/06/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/11/2024
NUMARASI : 2022/724 Esas, 2024/758 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davalarının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.
İDDİA: Asıl ve birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... adına asfalt çalışması yapan diğer davalı ... Asfalt şirketi ve ... Enerji şirketi tarafından 29.09.2021 tarihinde Yıldız Mahallesi Beypazarı/Ankara adresindeki asfalt çalışması esnasında kamyonun damperi kalkık halde dikkatsiz çalışması sonucu müvekkil şirkete ait kabloların koparılarak 7 adet direğin kırıldığını, zararın tazmini için Ankara 19. İcra Dairesinin 2022/10204 Esas sayılı ve Ankara 28 İcra Dairesinin 2023/1704 Esas sayılı dosya ile başlatılan icra takibine davalıların itirazı üzerine takiplerin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin davalılar yönünden devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Asıl dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinden özetle; müvekkili şirketin dava dilekçesinde bahsi geçen kaza ve hasarla herhangi bir ilgisi bulunmadığını, şüpheli olarak beyanı alınan ...'ın müvekkil şirket çalışanı olmadığını, davaya konu tarihte müvekkile ait araç ya da iş makinelerinin karıştığı bir kaza bulunmadığını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Asıl dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinden özetle; davaya konu kazada idarenin herhangi bir hizmet kusuru ve ihmali bulunmadığını, hasar tespitinin tek taraflı yaptırıldığını, %20 kötüniyet tazminatı taleplerinin bulunduğunu bildirip davanın reddini savunmuştur.
Birleşen dosyada davalı ... Enerji İnşaat Danışmanlık Akaryakıt Nakliye Sanayi ve Ticaret A.Ş vekili cevap dilekçesinden özetle; 29/09/2021 tarihinde Yıldız Mah. Beypazarı/Ankara adresindeki asfalt çalışmaları sonucunda davacı şirkete ait kabloların koptuğu ve direklerin kırıldığı iddiası ile davacı tarafından Ankara 28. İcra Dairesi'nin 2023/1704 sayılı dosyasında müvekkili aleyhine başlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın iptali talebi ile huzurdaki davayı açmış olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davanın görevli mahkemede açılmamış olması nedeni ile mahkemenizin görevsizliğine ve davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete karşı husumet yöneltilemeyeceğini, davacının haksız ve mesnetsiz iddialarla açmış olduğu davanın esasına girilmesi halinde davanın esastan da reddinin gerektiğini, nihayetinde davanın tümden reddi ile vekalet ücreti ve yargılama masrafının davacıya yükletilmesini bildirip davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; “Toplanan delillere, tüm dosya kapsamına, tanık beyanlarına ve bilirkişi raporuna göre; Davacıya ait elektrik kablosuna, elektrik direklerine ve tesislerine davalı şirketlerin yaptığı çalışmalar sırasında zarar verildiği, dava konusu yerde yapılan asfalt çalışmasında davalı ... işveren, diğer davalılar ise yüklenici ve taşeronu sıfatıyla dava konusu zarardan sorumlu oldukları, bilirkişi raporunun gerekçeli, denetime uygun olduğu, davacının malzeme bedellerini talep edebileceği, hasar için malzeme bedeli olarak serbest piyasa birim fiyatlarına göre belirlenen 113.090,70-TL asıl alacak asıl alacak yönünden itirazın iptaline takibin devamına karar verilmiştir. Haksız fiilde zarar bilirkişi incelemesi gerektirdiğinden alacak likit sayılmayacağından davacının icra inkar tazminatı reddedilmiştir” gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile Ankara 19. İcra Dairesinin 2022/10204 Esas sayılı dosyada davalıların yaptığı itirazın 113.090,70 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, (Ankara 28. İcra Dairesinin 2023/1704 Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrüre yol açmamak üzere), faize ilişkin talebin ve icra inkar talebinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile Ankara 28. İcra Dairesinin 2023/1704 esas sayılı dosyasında davalı ... Şirketinin yaptığı itirazın 113.090,70 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, (Ankara 19. İcra Dairesinin 2022/10204 Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrüre yol açmamak üzere), faize ilişkin talebin ve icra inkar talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; asıl ve birleşen davalarda faize ilişkin talebin reddine dair kararın usul ve yasalara aykırı olduğunu, haksız fiil neticesinde müvekkilinin tesislerine zarar verildiği sabit olup haksız fiil tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulduğunu, bu talebin de kabulü ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerinin de bu yeni duruma göre düzeltilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; zamanaşımı, görev, husumet, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, arabuluculuk süreci usulüne uygun gerçekleştirilmemiş olduğundan dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, müvekkili belediye ile diğer davalı şirketler arasında organik bir bağ bulunmadığını, belediyenin kusurlu işlemine ilişkin kusur raporu alınmadığını, ek/yeni rapor alınması taleplerinin gözetilmediğini, bilirkişilerce hazırlanan raporların gerçeği yansıtmadığını, davaya konu kazada idarenin herhangi bir hizmet kusuru ve ihmali bulunmadığını, kararın yargılama giderleri yönünden de hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı ... Asfalt Taah. İnş. San. ve Tic. AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dava konusu olayda herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, karara esas bilirkişi raporunda da müvekkili şirketin sorumlu olduğuna ilişkin herhangi bir tespit ve değerlendirme yapılmadığını, husumet itirazı değerlendirilmeden karar verildiğini, dava konusu kazanın müvekkili şirketin değil diğer davalı ... Enerji şirketi personelinin kusurundan kaynaklı olarak gerçekleştiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davanın açıldığı tarih itibariyle işbu davaya konu edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, iddia edilen hasara sebep olan kamyona ilişkin plaka bilgisi, kaza tespit tutanağı, fotoğraf, fatura vs. bulunmadığını, bilirkişi raporundaki hasar tespiti somut olmadığı gibi, denetime de elverişli olmadığını, hasara uğradığı iddia edilen malzemelerin hurda bedeli tespit edilerek alacaktan mahsup edilmediğini, asıl ve birleşen davadaki vekalet ücretlerinin hatalı olduğunu, uygulanan faiz de hatalı olup, yasal faiz uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı ... Enerji İnşaat Danışmanlık Akaryakıt Nakliye Sanayi ve Ticaret AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının asıl davanın davalıları aleyhine başlattığı icra takibi ile müvekkili şirket aleyhine başlattığı icra takibinin aynı olaya ve zarara ilişkin olması nedeniyle müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibinin mükerrer takip niteliği taşıdığını, derdestlik itirazının dikkate alınmadığını, müvekkili şirket yönünden alacak ve itirazın iptali için kanunda belirtilen süreler geçmesine rağmen bu yöndeki itirazlarına da itibar edilmediğini, savunma haklarının kısıtlandığını, müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmaması ve dava dilekçesinde zarara dayanak olduğu iddia edilen olayın haksız fiile dayandırıldığı dikkate alındığında davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olacağını, yol yapım çalışmasında ihale sahibi ... olup ihaleyi alarak yol yapım çalışmasını yapan tarafın ise ... AŞ olduğunu, SGK kayıtlarında her ne kadar zarara neden olan araç sürücüsünün müvekkili şirket çalışanı olduğu görülüyor ise de sürücünün asıl işvereni ..., alt işvereni ise ... AŞ olup sürücünün eylem ve hareketlerinden dolayı uğranıldığı ileri sürülen zararın müvekkili şirketten talep edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının kopan kablo ve kırılan 7 adet direk için belirlemiş olduğu zarar bedelinin de fahiş olduğunu, avans faizi istenmiş olmasının da hukuka uygun düşmediğini, meydana gelen olayda davacı tarafın kusurlu olduğunu, direk ve kablo yükseklikleri ile direkler arasındaki mesafenin kanuna uygun olacak şekilde inşa edilmediğini, zarar ile kusurun doğru şekilde tespit edilmediğini, bilirkişi raporlarının hükme esas alınacak nitelikte bulunmadığını, emniyet tedbirlerinin alınması, uyarıcı veya yönlendirici levha veya personel bulundurulması gibi yükümlülüklerin davalı Belediye ile Belediyeden ihale alarak işi yürüten diğer davalı şirkete ait olduğunu, bilirkişi heyeti tarafından gerçekten hasar gören parçaların neler olduğuna veya bu parçaların olay tarihindeki değerlerinin ya da olay tarihindeki onarım bedellerinin neye göre tespit edildiğine ilişkin hiçbir açıklama içermeyen ve bunun yanında hasar gördüğü iddia edilen direk, kablo vs. tüm parçaların davacı tarafından teslim alınması nedeni ile bunların enkaz bedelinin ne olacağının tespitine dair herhangi bir tespit içermeyen raporun hükme esas alınmasının hukuka uygun düşmediğini, birleşen davada hüküm altına alınan karşı vekalet ücretinin de hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl ve birleşen dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Asıl ve birleşen davada; davacı şirket vekili, asıl davanın davalısı ... adına asfalt çalışması yapan yüklenici ve alt yüklenici asıl ve birleşen davanın davalıları şirketler tarafından 29/09/2021 tarihinde Yıldız Mahallesi Beypazarı/Ankara adresinde gerçekleştirilen çalışmalar sırasında, birleşen dosya davalısı ... Enerji şirketinin çalışanı olan dava dışı ... tarafından kullanılan asfalt serme aparatı takılı kamyonun kalkık vaziyetteki damperinin müvekkili şirkete ait havai kabloya takılması sonucu kablonun kopması ve taşıyıcı direklere de zarar verilmesi nedeniyle davalı ... ile davalı ... Asfalt şirketi aleyhine 13/06/2022 tarihinde Ankara 19. İcra Dairesinin 2022/10204 Esas, davalı ... Enerji şirketi aleyhine 01/02/2023 tarihinde Ankara 28. İcra Dairesinin 2023/1704 Esas sayılı dosyaları üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlular tarafından takiplere itiraz edildiğini ileri sürerek itirazların iptali ile (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) takiplerin devamına karar verilmesi istemiyle eldeki asıl ve birleşen davayı açmıştır.
Asıl davada davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede;
Davalı Belediye Başkanlığı bir kamu tüzel kişisi olup eylem ve işlemleri kamusal nitelik taşımaktadır. Anılan tüzel kişiliğe bağlı olarak ve kamusal kurallar çerçevesinde faaliyet gösteren Belediye organlarının eylem ve işlemleri de kamusal nitelikte olup kamu hizmeti kavramı çerçevesindedir. İstemin ileri sürülüş ve olayın gerçekleşme biçimine göre davanın anılan davalıya yöneltilmesinin nedeni de davalı Belediye’nin hizmet kusuruna ilişkindir.
İdarenin kusura dayanan sorumluluğu, uygulamada “hizmet kusuru” kavramı ile anlatılmaktadır. Hizmet kusurunun tam ve kapsamlı bir tanımını yapmak zor olmakla birlikte genel olarak doktrinde hizmet kusuru, idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde bir takım aksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması şeklinde tanımlanmaktadır. Hizmet kusurunun üç durumda varlığı hem yargı içtihatları hem de öğreti tarafından kabul edilmiştir. Bu üç durum; hizmetin hiç işlememesi, hizmetin geç işlemesi ve hizmetin kötü işlemesidir.
Buna göre idare kural olarak yürüttüğü kamu hizmeti ile nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının “b” bendi gereğince “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar” idari yargı yerinde tam yargı davası açabilecektir.
Tüm bu açıklamalar ve ortaya konulan yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı Belediye Başkanlığı’nın asıl iş sahibi olduğu ve onun adına yüklenici şirketler tarafından yapıldığı iddia edilen asfalt çalışmaları nedeniyle davacı şirkete ait tesisin zarar gördüğü ileri sürüldüğünden, dava hizmet kusuruna dayanmakta olup, böyle bir uyuşmazlığın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekir.
Eldeki asıl davada ise davacı tarafından hasar bedelinin tahsili için davalı idare aleyhine ilamsız icra takibi başlatılmış, davalı Belediye Başkanlığı tarafından borca itiraz edilmesi üzerine itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesi istenilmiştir.
İtirazın iptali davası sırasında, icra takibinin temelini oluşturan ve aslı da idari eylem olan alacağın varlığının ve kapsamının hukuk mahkemesi tarafından çözümlenmesi kabul edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.10.2018 tarih 2017/4-1459 E. 2018/1437 K. sayılı kararında özetle; “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yapılan yol ve kaldırım çalışmaları sırasında davacı özel hukuk tüzel kişisinin kablo tesislerine zarar verildiğinden bahisle açılan ilamsız icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptal davasının 2004 sayılı Kanun’un 42 ve geçici 13. maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmadığına ve uyuşmazlıkların idari yargı yerlerince görülmesi gerektiğine” hükmedilmiştir.
Öte yandan, 25.07.2017 gün ve 30165 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 8. maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 42. maddesine eklenen 3. fıkrada; "İdari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz." düzenlemesi getirilmiştir.
Asıl davaya konu icra takibi anılan yasal düzenlemenin yürürlük tarihinden sonra başlatılmıştır.
Davacı şirketin, davalı belediyenin hizmet kusuruna dayandırdığı zararının saptanması idare hukuku ilkelerine göre 2577 sayılı Yasa’nın 2/1.b maddesi kapsamında bulunan tam yargı davası ile mümkün olduğundan, idari yargının görev alanında kaldığı anlaşılan hasar bedellerinin tahsili için İİK'nın 42/3. maddesi uyarınca belediye aleyhine doğrudan ilamsız takip başlatılamayacağı anlaşılmaktadır. (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2024/7581 Esas, 2025/1066 Karar sayılı ilamı)
İİK’nın 42. maddesinin 3. fıkrası bir “takip şartı” olarak düzenlenmiş olup, kamu düzenine ilişkin ve emredici niteliktedir.
İlk derece mahkemesince açıklanan yönler gözetilerek, davalı ... Belediye Başkanlığı yönünden itirazın iptaline ilişkin asıl dava geçerli bir icra takibine dayanmadığından davalı idare yönünden dava tefrik edilerek usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Kararın davalı belediye yönünden bu gerekçelerle kaldırılması gerekmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı şirketler yönünden yapılan değerlendirmede;
Somut uyuşmazlıkta asıl ve birleşen davada davacı şirket, davalı şirketler yönünden haksız fiilden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali isteminde bulunmuş olup, her iki taraf da tacirdir ve davalar her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgilidir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları nispi ticari dava sayılacağından, asıl ve birleşen davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olup davalı yanın bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.
Olay tarihi 29/09/2021, asıl davaya konu icra takibi 13/06/2022, birleşen davaya konu icra takibi 01/02/2023 tarihli olup, TBK’nın 72. maddesi uyarınca iki yıllık süre dolmadığından alacağın zamanaşımına uğramadığı ve itirazın iptali istemli eldeki asıl ve birleşen davaların bir yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmakla davalıların zamanaşımı ve hak düşürücü süreye ilişkin istinaf nedenleri reddedilmiştir.
Birleşen dosyanın dava dilekçesinin, birleşen davalıya birleştirmeden sonra asıl dava dosyası üzerinden tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlandığı, dilekçeler teatisi aşaması tamamlanarak asıl davanın 27/03/2024 tarihli oturumunda birleşen dosyanın öninceleme duruşmasının gerçekleştirildiği anlaşılmakla birleşen davalının yargılamanın usulünce yapılmadığı ve savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin istinaf nedenine itibar edilmemiştir.
Dosya kapsamındaki delillerden; davaya konu yerde olay günü gerçekleştirilen asfaltlama çalışmasının, ... Belediye Başkanlığı ile dava dışı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. arasında imzalanan yapım işi sözleşmesi kapsamında, dava dışı Belko’nun alt yüklenicisi olan davalı ... Asfalt şirketi ve onun alt yüklenicisi (taşeronu) olan davalı ... Enerji şirketi tarafından yerine getirildiği, kabloyu koparanın davalı ... Enerji şirketinin çalışanı olduğu ve işvereni olan şirket tarafından yüklenilen asfaltlama işinde çalışırken kamyonun damperinin Telekom’a ait kabloya takıldığını beyan ettiği anlaşılmakla davalı şirketlere husumet yöneltilmesinde ve şirketlerin gerekli denetim ve gözetim yükümlülüğü ile dikkat ve özeni göstermemeleri nedeniyle meydana gelen zararda sorumluluklarına gidilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı şirket tarafından yüklenici davalı ... Asfalt şirketi hakkında icra takibi başlatılıp itiraz üzerine açılan eldeki asıl davanın yargılaması sırasında, davacıya ait kabloya takılarak koparan ve direklere zarar veren damperli kamyonun sürücüsü olan dava dışı kişinin olay tarihinde birleşen dosya davalısı ... Enerji şirketinin çalışanı olduğunun ve işin anılan şirketin alt yükleniminde gerçekleştirildiğinin tespit edilmesi üzerine, asıl davaya konu alacağın tahsili için bu şirket aleyhine de icra takibi başlatılmış ve itiraz üzerine birleştirme ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla itirazın iptali talepli olarak birleşen dava açılmıştır. TBK’nın 61. maddesi uyarınca birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Zarar gören, müteselsil sorumlular aleyhine birlikte icra takibi başlatıp dava açabileceği gibi, somut uyuşmazlıkta olduğu şekilde, başka müteselsil borçlu bulunduğunu öğrenmesi üzerine ayrıca takip başlatarak dava açmasında hukuken bir engel bulunmamaktadır. Birleşen dosya davalısı aleyhine başlatılan icra takibi mükerrer olmadığı gibi açılan itirazın iptali davaları arasında da derdestlik bulunmamaktadır. Aynı alacağın tahsili istemiyle başlatıldıklarından mükerrer tahsilat yapılmaması amacıyla mahkemece, icra dosyaları arasında “tahsilde tekerrüre yol açmamak üzere” hüküm kurulduğunun belirtilmiş olması hukuka uygun ve yeterlidir. Birleşen dosya davalısının bu yöne ilişkin istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.
Davaya konu olayda; kamyonun damperi kalkık vaziyette yüksekliğinin 17,60 metreye ulaşması, şebeke hattını taşıyan direklerin 8 metre uzunluğunda olması, hasar gören direk sayısı ve kablo metrajına göre direkler arasındaki mesafenin 40-50 metre bırakıldığının anlaşılması, havai hatlara ilişkin mevzuata göre havai hat direklerinin minimum 6, maksimum 12 metre olmasının gerekmesi karşısında davacıya ait şebekenin mevzuata uygun tesis edildiği ve davacı tarafa yüklenebilecek kusur bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacı şirket tarafından davaya konu olay nedeniyle zarar olarak yalnızca malzeme bedeli talep edilmiş, Yargıtay içtihatlarında belirtilen ve genel idare giderleri arasında yer alan işçilik ücretleri zarar kapsamına dahil edilmemiştir. Hükme esas alınan heyet raporunda; hasarın giderilmesi için hesaplanan malzeme bedelinin takipte talep edilen asıl alacak ile örtüştüğü, diğer bir deyişle kadri maruf olduğu mütalaa edilmiştir. Ancak, kolluk kuvvetleri tarafından tanzim edilen 30/09/2021 tarihli görgü tespit tutanağında; zeminde bulunan şebeke hattının ... yetkilileri tarafından kesilerek geri dönüşüm için alındığı belirtilmiş olmakla bilirkişi raporunda; zarar gören ve davacıda kalan malzemelerin (direk, kablo vs.) yeniden değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, hurda olarak bir kıymet ifade edip etmedikleri tespit edilerek, varsa olay tarihindeki hurda (enkaz) bedelleri belirlenip, zarar tutarından tenzili ile davacı şirketin gerçek zararının hesaplanması gerekirken bu yönün gözetilmemiş olması doğru görülmemiş, davalı şirketlerin bu yöne ilişkin istinaf nedenleri kabul edilmiştir.
Davacının istinaf nedenine gelince; uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda davacı ve davalı şirketler açısından tacirler arası haksız fiile dayanmakta olup, davacının avans faizi talebi yerinde olduğu gibi, haksız fiile dayalı uyuşmazlıklarda alacak olay tarihinde muaccel hale geleceğinden ve davalıların ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek bulunmadığından olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi istemi de yerindedir.
Şu hâlde mahkemece, hesaplanacak asıl alacağın olay tarihinden takip tarihlerine kadar işlemiş olan avans faizi hesaplatılarak, asıl ve birleşen davada hüküm altına alınması gerekirken gerekçesiz şekilde faiz talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Davacının bu yöne ilişkin istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, tarafların istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.4-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde yeniden değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre tarafların yukarıda karşılanan istinaf nedenleri dışındaki sair istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1)Tarafların istinaf başvurularının duruşma yapılmadan KABULÜ ile Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/11/2024 gün ve 2022/724 Esas, 2024/758 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin 4-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
3)Kaldırma nedenine göre tarafların yukarıda karşılanan istinaf nedenleri dışındaki sair istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4)Taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının talepleri halinde iadesine,
5)Temyizi kabil olmayan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a.4-6 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 17/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/06/2026
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza