Bölge Adliye Mahkemesinin, eski işçinin rekabet yasağı sözleşmesi ihlaliyle açılan alacak davasında cezai şart ve ticari sır iddialarını inceleyen istinaf kararı.
Özet: İşveren, eski çalışanına rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ederek rakip firmada çalıştığı gerekçesiyle cezai şart ve maddi tazminat davası açmış; davalı, sözleşmenin geniş yer ve zaman kısıtlamaları ile ticari sırra sahip olmaması nedeniyle geçersiz olduğunu savunmuştur; ilk derece mahkemesi rekabet yasağını geçerli bularak indirgenmiş cezai şarta hükmetmiş ancak maddi tazminat talebini reddetmiş, her iki taraf da kararı rekabet yasağının kapsamı, ticari sırların varlığı ve tazminat miktarı konularında istinaf etmiştir.

T.C. .... BAM ...... HUKUK DAİRESİ
T.C......BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ..../...KARAR NO : ..../...T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ... ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : .......NUMARASI : ..../...-../....DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ...DAVALI : ... - ...VEKİLİ : Av. ...DAVANIN KONUSU : ALACAK KARAR TARİHİ : ......KARAR YAZIM TARİHİ : ................. ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/10/2018 tarih, .../.... esas, .../.... sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;TALEP :Davacı vekili, davalının 12.07.1999-26.08.2014 tarihleri arasında müvekkil şirkette çalıştığını, sonradan .........'de işe devam ettiğini, anılan firmanın körük imalatı yaptığını, dünya çapında faaliyet gösterdiğini, rakip firmanın işçilerini alarak ticari sırlarına sahip olmak istediğini, davalı ile aralarındaki rekabet yasağı sözleşmesine göre, iki yıl içinde işletme merkezi, fabrika ve şubelerinin bulunduğu yerlerde, hava süspansiyon sistemleri (körük) konusuna giren bir işi yapamayacağını, aksi halde son alınan ücretin 20 katı tutarında cezai şart ödeneceğini ileri sürerek, davacının uğramış olduğu zararların ve cezai şartın tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, rekabet yasağı sözleşmesinin hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, sözleşmede yer ve zaman kısıtlaması bulunması ve işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye atmaması gerektiğini, davalının hiçbir iş sırrına vakıf olmadığını, davalının elektrik teknikeri olduğunu, müvekkilini görevinin, hazır gelen karışımları, kendisine gönderilen teknik resimler doğrultusunda işçilere yaptırmak, iş ve çalışan planlaması yapmak, ürünün teknik resimlerdeki gibi çıkmaması halinde üretim müdürüne bilgi vermek, işçilerin koordinasyonunu sağlamak, çalışanların izin planlamalarını yapmak olduğunu, davalının üretilen mamulün üretim sırlarına vakıf olmadığını, üretilen mamulün içeriğindeki maddeleri bilmediğini, mamullerin içeriğinin bilinmesi için kimya mühendisi olmak gerektiğini, mamullerin teknik resimlerine diğer işçilerin de ulaşabildiğini, davalının satış bölümü ile alakasının bulunmadığını, müşterilerle irtibat halinde olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ;Mahkemece, taraflar arasındaki 19.09.2008 tarihli rekabet yasağı sözleşmesinin 3 ve 4. maddesinde, iş akdinin hitamından itibaren 2 yıl süre ile işverenin işletme merkezi, fabrika, şube ve bayilerinin bulunduğu yerlerde, işverenin iş dalında kendi ve/veya birinci derece akrabaları adına iş kurmamayı, rakip firmalara ortak, danışman, çalışan ve sair sıfatlarla alakadar olmamayı kabul ve taahhüt eder, çalışan bu şartlara uymazsa işverene son alınan net ücretin 20 katı tutarında tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt eder denildiği, sözleşme tarihi itibariyle 818 Sayılı BK’nın 348 vd. maddelerinin uygulanacağı, davalının işyerinde 12.07.1999-26.08.2014 tarihleri arası çalıştığı, davalının .........’de çalıştığı, davacı firma ile aynı iş kolunda görev yaptığı, davalının rekabet yasağına aykırı davrandığı, davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunduğu, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olduğu, sözleşmeye göre cezai şart miktarının 68.358 TL olarak bulunduğu, BK’nun 161. maddesi uyarınca cezai şartın 30/100 oranında indirilmesinin hakkaniyete uygun olacağı, cezai şartı aşkın zararın ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, maddi tazminat talebinin reddine, 47.850,60 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, rekabet yasağı sözleşmesinin hukuki geçerliliği bulunmadığını, 2 yılın çok uzun olduğunu, yer bakımdan sınırlamanın geniş tutulduğunu, buna göre davalının ancak davacının, işletme merkezi Almanya, fabrikalarının bulunduğu Türkiye, Macaristan, Kore, Çin, Meksika ve şubelerinin bulunduğu tüm Avrupa Ülkeleri, Hindistan, Çin, Brezilya, Amerika, Rusya ülkeleri dışında çalışabileceğini, herkesin çalışma hürriyetine sahip olduğunu, rekabet sözleşmesinin işçinin çalışmasını zora sokacak şekilde yapılamayacağını, davacının hiçbir sırrına vakıf olmadıklarını, üretilen mamullerin çalıştığı kısma hazır halde geldiğini, davalının ise teknik resimler doğrultusunda işçilerin bu mamullerden üretim yapmasını sağladığını, dinlenen tanıkların davalının ticari sırlara sahip olmadığını belirttiğini, rapora itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, körük üretiminin ticari sır olup olmadığının incelenmediğini, hükmedilen cezai şartın fahiş olduğunu belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.Davacı vekili, bilirkişi raporunda 2015-2016 yılları arasındaki sipariş farkının 15.820.173 TL olarak belirlendiğini, her yıl ar-ge çalışmalarına büyük paralar ödendiğini, cezai şartı aşar şekilde zararları bulunduğunu, maddi tazminatın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, cezai şartta indirim yapılmasının yerinde bulunmadığını belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, rekabet yasağından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.6101 Sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 4. maddesi, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup da, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır hükmünü haiz olup, her ne kadar taraflar arasındaki rekabet yasağı hükmünü içeren iş akdi 09/02/2007 başlangıç tarihli olsa da, sözleşmede iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 26.08.2014 tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta 6098 Sayılı TBK'nın rekabet yasağı sözleşmesine ilişkin 444 ve devamı maddelerinin tatbik edilmesi gerekmektedir.6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi uyarınca, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması aranmaktadır. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında akdedilen rekabet yasağı sözleşmesinin 3. maddesinde, çalışanın iş akdinin hitamından sonra iki yıl süre ile işverenin işletme merkezi, fabrika, şube ve bayilerinin bulunduğu yerlerde işverenin iş dalında kendi ve/veya birinci derece akrabaları adına iş kurmamayı, rakip firmalara ortak, danışman, çalışan ve sair sıfatlarla alakadar olmamayı kabul ve taahhüt eder, 4. maddesinde ise çalışan bu şartlara aykırı davranması halinde, çalışan, işverene son alınan net ücretin 20 katı tutarında tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt eder denildiği, davalı işçinin, bu rekabet yasağı kaydına rağmen iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra davacı ile aynı işi yapan aynı ilde faaliyet gösteren rakip bir işletmede çalışmaya başladığı gözetildiğinde, işletmenin bulunduğu yer, yapılan iş ve davalının işletmedeki durumu değerlendirilerek, davacı şirket ile davalının çalışmaya başladığı şirketin faaliyet alanlarının tespiti, davalının, davacıda çalışırken yaptığı işe bağlı olarak şirket sırlarına vakıf olabilecek pozisyonda bulunup bulunmadığının ve davalının öğrendiği bilgileri rakip bir işletmede kullanarak eski işverenine önemli ölçüde bir zarar verme ihtimalinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bu konuda yetersiz olduğu, davalının çalıştığı konum itibariyle şirket sırlarına vakıf olup olmadığının, öğrendiği bilgileri rakip işletmede kullanarak eski işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunup bulunmadığının denetime açık olacak şekilde belirlenmediği anlaşılmıştır.Öte yandan, 6098 sayılı TBK’nın 445/2 fıkrasına göre “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” Bu hükümden ve konuya ilişkin diğer hükümlerden de anlaşılacağı üzere, 6098 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile 818 sayılı Kanundan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı ve süresi bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur. Taraflar arasındaki sözleşme hükmü değerlendirildiğinde, rekabet etmeme yükümlülüğünün sözleşmenin sona erme tarihinden itibaren 2 yıl için ve işverenin işletme merkezi, fabrika ve şubelerinin bulunduğu yerlerle ve davacının iş dalı ile sınırlı olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Kanun hükmü gereği süre ve konu sınırlaması bakımından bir aykırılık bulunmamakla birlikte, mahkemece yer sınırlamasına ilişkin olarak davacı şirketin merkezinin, fabrikalarının ve şubelerinin bulunduğu yerlerin nereleri olduğu tam olarak belirlenmeden, TBK'nın 445/2 hükmü değerlendirilmeksizin, yer bakımından getirilen sınırlamanın aşırı nitelikte olup olmadığı, hakkaniyete uygun şekilde yer bakımından sınırlama yapılıp yapılmayacağı üzerinde durulmadan karar verilmesi de doğru olmamıştır. Bu itibarla, mahkemece davalının çalıştığı araçlar için körük üretimi faaliyeti itibariyle, davacı şirkette çalıştığı konum itibariyle ticari sırlara vakıf olup olamayacağının, davalının öğrendiği bilgileri rakip bir işletmede kullanarak eski işverenine önemli ölçüde bir zarar verme ihtimalinin bulunup bulunmadığının, içinde gerektiğinde sektör ve makine mühendisinin de bulunduğu heyetten rapor alınarak, yine davacı şirketin davacı şirketin merkezinin, fabrikalarının ve şubelerinin bulunduğu yerlerin nereleri olduğu tespit edilip, TBK’nın 445/1 maddesindeki şartlara uygun olup olmadığının incelenerek, aşırı nitelikte hüküm varsa TBK’nın 445/2. maddesine göre değerlendirme yapılarak, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, istinaf karar içeriğine göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Mahkemenin .......tarih, ..../....esas, .../... sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, İstinaf karar içeriğine göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun şimdilik incelenmesine yer olmadığınaDavacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar ilam harcının talep halinde taraflara iadesine, Yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından verilecek olan esas kararda dikkate alınmasına, HMK’nın 359/3. maddesine göre, kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi. 29/01/2021 ...Başkan... e-imza...Üye... e-imza...Üye... e-imza...Katip... e-imza