6831 sayılı Kanun 2/b kapsamındaki taşınmazda kullanım kadastrosu tespitine itiraz davasında davacının zilyetliği devrettiği gerekçesiyle talebin reddi.
Özet: Davacının, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi kapsamında hazine adına tescilli ve davalı adına kullanım şerhi bulunan bir taşınmazın fiili kullanıcısı olduğu iddiasıyla kendi adına kullanım şerhi düzenlenmesini talep ettiği davada, ilk derece mahkemesi, davacının bizzat ikrarı ve tanık beyanları doğrultusunda taşınmaz üzerindeki zilyetliğini 1990lı yılların başında dava dışı üçüncü kişilere devrettiğini tespit ederek, davacının fiili kullanıcı olduğu yönündeki iddiasını çürütmüştür.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1083 E., 2023/1498 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2018/775 E., 2022/124 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kullanım kadastrosu sonucunda, .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında bulunan 1272 parsel sayılı 86,24 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1998 tarihinden itibaren ...'in fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; taşınmazın müvekkilinin fiili kullanımında bulunduğu iddiasına dayanarak, davalı ... adına verilen kullanım şerhinin iptali ile müvekkili adına kullanım şerhi verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının husumet tevcih hakkı bulunmadığını, süre itibarıyla kadastro çalışmaları ile ilgili hükümlerle yıllık süreye tabi olup süre geçmekle davanın reddinin gerektiğini, bu davada askı süresinin geçtiğini ve kesinleştiğini, kesinleşen çalışmalar ile ilgili haksız istemlerin de görev yerinin Kadastro Mahkemesi olmadığını, davacının dava dilekçesinde söz ettiği hususlarla davalının doğrudan bir ilgisinin bulunmadığını, tarafları farklı, konuları farklı hukuki durumların kendilerini bağlamayacağını, taşınmaz üzerinde konutları yıkım ve boşaltılması hususunda Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.04.2001 tarihli ve 1999/519 Esas, 2001/367 Karar sayılı kararı ile dava konusu parseldeki taşınmazların temellükü ile ilgili olduğunu, davacının davasının haksız ve yersiz olduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davaya konu taşınmazın .. ili .. ilçesi .. Mahallesi .. mevkinde 86,24 m² yüzölçümlü olarak Hazine adına kayıtlı olduğu, taşınmazın ilk tesis kadastrosu çalışmalarının 01.10.1974 tarihinde başladığı, 01.07.1976 tarihinde çalışmaların tamamlandığı, 09.02.1977 tarihinde 30 günlük askı ilanına çıkarıldığı ve tesis kadastrosunun 11.05.1977 tarihinde kesinleştiği, daha sonra bölgede 2/B kadastro çalışmasının yapıldığı, 28.10.2014 tarihi ile 11.11.2014 tarihi arasında askıya çıkarıldığı, davacının 04.11.2014 tarihli itiraz dilekçesinde davaya konu taşınmazın zilyetliğini .. ve ... ..'a devrettiğinden bahisle tespite itiraz ettiği, 11.11.2014 tarihli komisyon kararı ile davacının itirazının reddedildiği, 2/B kadastro çalışmasının 16.12.2014 tarihinde kesinleştiği, böylelikle davaya konu taşınmazın 1998 yılından beri davalı ...'in kullanımında olduğunun belirlenerek bu hususun taşınmazın beyanlar hanesine tescil edildiği, davalı ...'in 11.05.2015 tarihinde davaya konu taşınmazın doğrudan satışı için idareye yaptığı satın alma başvurusundan iki ay kadar sonra davacının eldeki davayı açmak suretiyle taşınmazın kullanıcısının davalı ... olduğuna dair tespit sonucuna itiraz ettiği, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.08.2018 tarihli ve 2016/198 Esas, 2018/4313 Karar sayılı ilamına göre askı ilan süresinden sonra kullanım kadastrosuna yönelik itraz davasında mahkememizin görevli olduğunun belirlendiği, her ne kadar dava kadastro tespitine itiraz davası olarak açılmış ise de davacı vekilinin 05.03.2019 tarihli celsede davanın tapu iptal davası olduğunu beyan ettiği, bunun üzerine davasını ıslah etmesi için davacı vekiline usulüne uygun şekilde süre verildiği, davacı tarafça usulüne uygun şekilde sunulan bir ıslah dilekçesi bulunmadığından davanın ön inceleme duruşmasında tespit edildiği şekliyle kullanım kadastrosu tespitine itiraz davası olarak görülmeye devam edilmesine mahkememizce karar verildiği, davacının iddiası bakımından mahkememizce kimlik bilgileri tespit edilebilen mahalli bilirkişilerin yanında taraflarca bildirilen tanıkların dinlendiği, mahallinde keşif yapılarak alanında uzman bilirkişilerden rapor alındığı, tanık beyanlarından anlaşıldığına göre davacının davaya konu taşınmazın bulunduğu yerdeki tapusuz taşınmazları geçmiş zamanlarda yöre halkına sattığı, davaya konu taşınmazın zilyetliğinin de bizzat davacının 10.03.2022 tarihli duruşmadaki beyanı ile ikrar ettiği üzere 1990 yılında dava dışı ...'a devredildiği, tanık beyanlarına göre de davacının davaya konu taşınmazda bulunan zilyetliğini 1990'lı yılların başında dava dışı ...'a devrettiği, zilyetlik ve kullanım hakkının kısa süre sonra davalı ...'e geçtiği, davacının davaya konu taşınmaza yönelik olarak davalıya karşı açtığı müdahalenin meni davasında Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/588 Esas ve 2015/405 Karar sayılı ilamı ile davacının taşınmazın maliki olmaması nedeniyle davanın reddine karar verildiği, bu kararın 01.10.2019 tarihinde kesinleştiği, netice itibarıyla davacı tarafından davaya konu taşınmazın kullanıcısının davalı ... olduğuna dair 2/B kullanım kadastrosu tespitine eldeki dava ile itiraz edilmiş ise de, davacının taşınmazın zilyetliğinin kendisinde bulunduğu hususunu usulünce ispat edemediği, taşınmazın 2/B kullanıcı tespitinin yapıldığı tarihten daha önceki bir tarihten beri davalı ...'in zilyetliğinde bulunduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava, kullanım kadastrosuna itiraz davasıdır. 2014 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek 4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosu çalışması sonucunda dava konusu 1272 parselin kadastro tutanağının beyanlar hanesinde “6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır, bu parsel 1998 yılından beri ... kullanımındadır” şerhi verilerek Hazine adına tespit edildiği; davacının dava konusu taşınmazın kendi kullanımında olduğunu ileri sürerek adına kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle dava açtığı, dosya kapsamında toplanan deliller, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre davacının bölgede bulunan taşınmazları sattığı ve o tarihten beri dava konusu taşınmazda fiili kullanımının olduğunu ispatlayamadığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince yerinde tartışılan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı bir husus olmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme yapıldığını, kutsal mülkiyet haklarının gözetilmediğini, 2/B kadastrosu yapılan .. ili .. ilçesi .. köyü .. mevki, 1272 parsel (316, 322, 2010, 2011, O.S.-Orman tahdit sınırı-) sayılı taşınmazın kullanıcı hanesine davalı ...'in tek başına kendi adını yazdırdığını, söz konusu hakkın söz konusu taşınmazı evvelden beri yani 1981 yılından beri kullanan davacıya ait olduğunu, bu yerin kullanımının yani zilyetliğininin Orman Bölge Müdürlüğünün 1981 yılında davacıya verdiğini, söz konusu hakkın tamamen davacıya ait olduğu için 2/B kadastro kullanıcı tespitinin iptalinin gerektiğini, davalı adına yapılan tespitin usul, kanun ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kadastro kayıtlarında kullanıcı hanesinde gerekli düzeltmelerin yapılması gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.