İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, taşıma sırasında kaybolan salça ve pul biber emtiası nedeniyle sigorta şirketinin taşıyıcıya rücuen açtığı itirazın iptali davasına yönelik istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki belge, davacı sigorta şirketinin, sigortalısına ait aracın taşıdığı ancak alıcıya teslim edilemeyen emtia zararı karşılığı ödediği 104.360,50 TL tazminatı, halefiyet ve alacağın temliki prensipleri doğrultusunda, aleyhine başlattığı icra takibine itiraz eden davalıdan tahsil etmeyi talep ettiği itirazın iptali davasının içeriğini sunmaktadır; davalı ise taşımanın gerçekleştiği tarihte aracın fiili işleteninin kendisi olmadığını, aracı bir üçüncü şahsa devrettiğini ileri sürerek husumet ve esasa ilişkin itirazlarda bulunup davanın reddini savunmuştur.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİESAS NO : 2022/2413 KARAR NO : 2026/741T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 25/10/2022NUMARASI : 2021/841 Esas 2022/857 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 26/03/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 26/03/2026 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/841 Esas ve 2022/857 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''... Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ....Şti.'nin, davacı müvekkili şirket nezdinde Yurtiçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, göndericisinin (dava dışı) ..... Şti. ve alıcısının (dava dışı)..... Şti. olduğu toplam 16 palet // 1.001 koli // 4.719 adet + 400 paket.... marka muhtelif salça ve pul biber emtiasının Tire-İzmir’den Çorum’a davalı-borçlunun sorumluluğu altında taşındığını, bahsi geçen emtiaların davalı-borçlu adına kayıtlı .... plakalı araca yüklenerek alıcı firmanın Çorum’da bulunan tesislerine sevk edildiğini ancak davalı-borçlunun sorumluluğu altında yapılan taşıma işlemleri esnasında emtiaların alıcıya teslim edilmediğini, dava konusu emtiaların sağlam, eksiksiz ve hasarsız bir vaziyette nakliye aracına yüklendiğini, taşıyıcı veya temsilcisinin yüke ilişkin çekincesine dair yazılı hiç bir ihtirazi kayıtları bulunmadığını, davalı-borçlu taşıyıcının, emtiaların alıcıya teslim edilmemesi nedeniyle doğan zarardan ve müvekkili şirket tarafından poliçe teminatı kapsamında ödenen tazminattan dolayı sorumlu olacağını, inceleme ve araştırma sonucu tanzim edilen ekspertiz raporuna göre alıcıya teslim edilmeyen emtialara ilişkin olarak 104.360,50-TL'lik zarar meydana geldiğinin tespit edildiğini ve müvekkili şirket tarafından dava dışı sigortalının muvafakati ile dava dışı ..... Şti.'ne poliçe teminatı kapsamında 104.360,50-TL tazminat ödemesi yapıldığını ve bu ödeme karşılığı temlikname alındığını, ödeme dekontu ile Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereği halefiyet şartları, ibraname (temlikname) ile de Borçlar Kanunu hükümleri gereği alacağın temliki şartları oluştuğunu, sigortacının 3. şahıslara rücu edebilme tarihinin sigortalısına ödeme yaptığı tarih olarak kabul edilmesi gerektiğini, icra takibi başlatılırken dava dışı sigortalı firmaya yapılan hasar tazminatı ödemesine ilişkin ödeme tarihinden itibaren faiz işletilerek hem asıl alacak hem de işlemiş faiz üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine takibin durduğunu, açıkladığı nedenlerle davalı-borçlunun Tire İcra Müdürlüğü'nün 2020/2498 Esas Sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötüniyetli itirazlarının iptali ile takibin icra takibindeki takip talebinde belirtilen şartlarda devamına karar verilmesini; davalı-borçlunun %20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine karar verilmesini; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu olayda müvekkilinin malları teslim alan konumunda olmayıp ancak araç ruhsatı müvekkilinin üzerinde olması sebebiyle araç işleten sıfatında bulunduğunu, her ne kadar araç olay tarihinde müvekkilimiz adına kayıtlı bulunsa da dava dışı ....'ya satışı yapılmış olmuş hem kullanan hem de araç işleten sıfatının dava dışı ....'ya ait olduğunu, icra dosyasının yetkili İstanbul Anadolu İcra Dairesine gönderilerek yeniden ödeme emri gönderilmek sureti ile dava açılması gerektiğinden davanın usulden reddini, davaya konu olayda kullanılan.... plakalı aracı müvekkilinin 15.01.2020 tarihinde dava dışı ....'ya sattığını, ancak araç bedelinin tam olarak ödenmemesi ve araç üstüne borç olması sebebiyle dava dışı ....'ya satışının gerçekleşmediğini, bu nedenle ödemiş olduğu bedeller dikkate alınarak aracın satış gerçekleşinceye kadar kira karşılığı ....'nın kullanımına bırakıldığını, araç bedeli tam olarak ödendikten sonra da aracın 30.03.2020 tarihinde .... adına tescil edildiğini, davaya konu düzenlenen bütün evrak ve belgelerin de ....'nın da adının bulunmasına ve davacı sigorta şirketinin iş bu dava dışı üçüncü kişinin bilgilerine haiz olmasına rağmen sadece müvekkiline karşı husumet yöneltmesinin de yine taraf teşkilini sağlamadığını, davacı taraf kötü niyetli olarak müvekkiline dava yöneltmiş olduğundan alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı taleplerinin bulunduğunu, açıkladığı nedenlerle öncelikle usulen ve husumet itirazları yönünden davanın reddine karar verilmesini, aksi halde esasa ilişkin itirazları yönünden davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE: İcra Dosyası: Tire İcra Müdürlüğü' nün 2020/2498 E. Sayılı dosyasında davacının davalı aleyhine 104.360,50- TL asıl alacak,7.132,25-TL işlemiş faiz olmak üzere 111.492,75-TL toplam alacak üzerinden takip başlattığı, davalının 06.01.2021 tarihli dilekçesi ile takibe, ödeme emrine, yetkiye borca faiz oranına ve tüm ferilere itiraz ettiği takibin durduğu görülmüştür.İstanbul Anadolu CBS 2020/53335 sor. Nolu Dosyası: müşteki ....' ın şüpheli ....ve .... aleyhine araç ile salça ürünü naklettiği sırada Sivrihisar' da salça ürününün çalınması suçlamasıyla yapılan şikayet hakkında KYOK kararı verildiği anlaşılmıştır. Poliçe: ....’nın ..... Şti. ile “sigortalının özmal araçları ile Türkiye sınırları dahilinde taşımasını yapacağı muhtelif ticari emteanın teminat kapsamı altındaki riskler sonucu uğrayacağı ziya ve hasarlardan dolayı taşıyıcıya düşecek yasal sorumluluğu kusur nispetinde azami olarak ve poliçe limiti olarak belirlenmiş araç başı 350.000,00 TL ile sınırlı olarak” temin etmiştir. Poliçe vadesi 10.08.2019 – 2020 olup; 10.03.2020 tarihli hasarın bu poliçe döneminde gerçekleştiği anlaşılmıştır. Bilirkişi Raporu : Bilirkişiler .... ve .... tarafından düzenlenen 23/05/2022 tarihli raporda özetle ; Uyuşmazlık konusu taşıma sözleşmesinden kaynaklı taşınan emtia kaybı zararından “yetki belgesine sahip alt taşıyıcı sıfatı” ile davalının da sorumlu olduğu kanaatine varıldığı, söz konusu hasarın davacı tarafından düzenlenmiş Yurtiçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigortası poliçesi kapsamında ve teminat limitleri içinde kaldığı, bu bağlamda sigortacının zarar görene sigortalısı adına 10.03.2020 tarihinde 104.360,50-TL ödediği ve TTK m. 1427/1 hükümleri gereği sigortalısının haklarına halef olduğu, ayrıca sigortalısından hasardan kaynaklı alacaklarını temlik aldığının görüldüğü, bu durumda davacının davasında haklı görülmesi halinde ; Tire İcra Müdürlüğü’nün 2020/2498 E. Sayılı dosyası ile yaptığı takipte; İcra Takip Tarihi itibari ile: 104.360,50.-TL asıl alacak, 9.467,08 TL işlemiş avans faizi olmak üzere 113.827,58 TL talep edebileceğinin hesaplandığı ancak davacı talebinin 104.360,50.-TL asıl alacak + 7.132,25.-TL işlemiş faiz tutarı olmak üzere toplam 111.492,75 TL olduğu görüşü ile raporlarını düzenlemişlerdir.Dava; Davacı sigortacının rücuen tazminat alacağından kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Dava dışı ..... Şti ve Alıcı dava dışı ..... Şti arasındaki emtia taşınması ve oluşan zarar nedeni ile davacı sigortacının Yurtiçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı dava dışı .....Şti adına zarar görene ödediği tazminatın davalıdan rücuen tazminini talep etmiş, Davalı, davaya konu olayda kullanılan .... plakalı aracı 15.01.2020 tarihinde dava dışı ....'ya sattığını, ancak araç bedelinin tam olarak ödenmemesi ve araç üstüne borç olması sebebiyle dava dışı ....'ya satışının gerçekleşmediğini, davaya konu düzenlenen bütün evrak ve belgelerin de ....'nın da adının bulunduğu davalıya karşı husumet yöneltilemeyeceğini davanın reddini savunmuştur.Tüm dosya kapsamı ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre;Dava dışı .... Şti.’nin ürünlerinin Çorum, ... (Yozgat) nihai varış noktalarına ulaştırılması konusunda taşıma işinin dava dışı .... .. Şti.’ne verildiği, firmanın işini alt taşıyıcı olan Davalı’ya Taşıma Sözleşmesi/Bono ile verdiği, sürücü ....’ın Taşıma Sözleşmesi/Bono’yu imzaladığı ve araç evraklarını dava dışı ... firması yetkililerine sunduğu, bununla birlikte İzmir-Tire ... kasabası ... . fabrikasından emtianın, .... plakalı araca, 1-2 gün içerisinde alıcılara teslim edilmek üzere yüklenerek, aracın saat 19:00 sıralarında yola çıktığı, fakat 10.03.2020 tarihinde Çorum’daki varış noktasından gelen telefon ile emtianın halen Çorum’a ulaşmadığının öğrenildiği, bu durumda Davalı tarafın Taşıma Sözleşmesi’nden doğan nakliye sorumluluğunu yerine getirmediği anlaşılmıştır. T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin 4. Maddesinin (ğğ-) bendinde, 40. Maddesi’nin 9. bendinde dava konusu taşıma işine ve sorumluluklara ilişkin sorumluluklar ve yükümlülükler ile bunların yerine getirilmemesi durumunda uygulanacak müeyyideler gösterilmiştir. Şöyle ki; Adı geçen Yönetmeliğin Tanımlar başlıklı 4. Maddesinin (ğğ-) bendinde, Lojistik İşletmecisi aşağıdaki şekilde tarif edilmiştir: “ğğ) Lojistik işletmecisi: Taşımacılık faaliyetinin yanı sıra, bağımsız bir işyerinin kullanım hakkına sahip olarak müşterilerine ait her türlü eşyayı teslim aldıktan sonra kendi gözetim ve denetimi altında yükleme, boşaltma, depolama, istifleme, paketleme, tasnif, etiketleme, sipariş planlaması, dağıtım, teslimat ve benzeri hizmetlerin tamamını veya bir kısmını üstlenen gerçek ve tüzel kişileri, “Yine aynı Yönetmeliğin Sorumluluk, Yükümlülük ve Haklar başlıklı İkinci Bölümü’nde yer alan Yetki belgesi sahiplerinin ortak yükümlülükleri başlıklı 40. Maddesi’nin 9. bendinde ; “(9) Yetki belgesi sahipleri; eşya, kargo ve bagajları, teslim aldıkları andan teslim edinceye kadar, eşyanın, kargonun veya bagajın tamamen veya kısmen kaybından, zayiinden, hasara uğramasından, çalınmasından, güvenliğini sağlamaktan, teslim aldıkları şeklini muhafaza etmekten, korunması ve taşınmasından sorumludurlar. Bu fıkraya uymayan yetki belgesi sahiplerine, zarar görenin tazmin hakkı saklı kalmak üzere 10 uyarma verilir.” denilmekte dir. Davalının K1 Yurtiçi Eşya Taşımacılığı Yetki Belgesi’ne sahip olduğu bu durumda Taşıma Sözleşmesi ile teslim aldığı yükü nihai varış noktasına teslim edene kadar geçecek süreçte “…eşyanın tamamen veya kısmen kaybından, zayiinden, hasara uğramasından, çalınmasından, güvenliğini sağlamaktan…” sorumlu olduğu ve fakat bu sorumluluğunu yerine getirmemesi nedeniyle taşınan emtianın çalındığı/kaybolduğu, Bu durumda gerek taşıyıcı ve gerekse alt taşıyıcının dava dışı taşıma işini veren dava dışı ..... Şti.’ne karşı müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmıştır.Emtianın zamanında nihai varış noktasına teslim edilmeyerek kaybolduğunun anlaşılması ve kamyon sürücüsüne telefon ile ulaşılamaması sonrası dava dışı....Şti.’nin sorumluluğunu kabul ettiği ve taşıma işini veren dava dışı ... Şti.’nin kaybolan emtia toplam bedeli olan 104.360,50-TL’yi, Davacı .... A.Ş. bünyesinde yer alan Yurtiçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında ödemesinin ..... Şti firmasına gerçekleştirilmesini sağlayarak (vermiş olduğu muvafakatname ile) sorumluluğunu yerine getirdiği görülmüştür. Yurtiçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi’nin; Sigorta Poliçesi özel şartları madde 10 “Araç sahibinin veya sürücüsünün veya sigortalının bizzat istihdam ettiği şoförlerin kötü niyeti veya emniyeti suistimalinden dolayı taşınan mala gelebilecek zararlar (malın tamamen ve/veya bir kısmını çalması, kaybetmesi ya da eksik teslim etmesi vb) teminata dahil olup, bu teminat araç başı sorumluluk limitinin %90’ı ile sınırlı olacak, kalan %10’luk kısmı sigortalı tarafından karşılanacaktır. Bu hasarlarda sigortacının özmal araçlarda şoföre, kiralık araçlarda araç sahibi ve şoföre rücu hakkı saklıdır.” kapsamında dava dışı ...... Şti., Davacı .... A.Ş.’ye başvurarak, Ekspertiz Raporu sonucu, emtia sahibinin (....) %8 KDV dahil 112.709,34-TL’lik emtia bedelinden %8 KDV düşülerek hesaplanan 104.360,50-TL tutarındaki tazminatın dava dışı.... Şti.’ne ödendiği ve dava dışı .... . Şti’nin Davacı ... A.Ş.’yi ibra ettiği, bu vesile ile alacak vesair haklarını da ....’ya devir ve temlik ettiği, davacı ... A.Ş.’nin alacaklı olduğu ve alacağını tahsil etmek üzere Davalı araç sahibi ve araç sürücüsüne yönelik olarak, haklı bir icra takibi başlattığı görülmüştür. Davalı, taşımacılık işinde kullanılan .... plakalı ...marka aracın, Davalı .... (T.C. ...) tarafından ....’ya (T.C. ...) satışının gerçekleştirildiği, fakat gerçekleşen bu noter satışı öncesinde, adı geçen taraflar arasında 15.01.2020 tarihinde Araç Satış Protokolü yapıldığı, gerek aracın üzerinde T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı haczi bulunması ve gerekse alıcı ... ...’nın 21.000-TL’ye satın aldığı araç için 17.000-TL ödemesi ve bakiye 4.000-TL için 2.000-TL tutarlı 2 adet senet vermesi neticesinde, bahse konu aracın aylık 944-TL (800-TL ve KDV’si) karşılığında ... tarafından kiralandığı, adı geçen senetlerin ....’a ödenmesi sonrası (senet vadeleri: 15.02.2020, 15.03.2020) 30.03.2020 tarihinde Ankara 61. Noteri’nde Satış Sözleşmesi ile aracın mülkiyet devrinin .... adına yapıldığı, 15 Ocak 2020 – 30.03.2020 tarihleri arasında sözkonusu aracın tüm sorumluluğunun ....’da olduğu iddia edilerek Davalı....’ın sözkonusu taşıma işine ilişkin herhangi bir sorumluluğu ve/veya yükümlülüğü bulunmadığı ve davalı ....’ın dava dışında tutulması talep edilmiş ise de,T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolu Taşıma Yönetmeliğine göre, “Mevzuata uygun taşımacılık, yetki belgelerinin devredilemeyeceği ve genel yasaklar başlıklı 9. Maddesi’nin 2. Fıkrasında (2) Yetki belgeleri, satılamaz ve devredilemez” denilmektedir. Yine aynı Yönetmeliğin Devir olarak kabul edilmeyecek haller ile bölünme, birleşme ve tür değişikliği başlıklı 23. Maddesi’nin 1. Fıkrası’nın ((1) Aşağıdaki haller yetki belgesi devri olarak kabul edilmez.) a) bendinde “…Yetki belgesinin yeni sahibi adına düzenlenebilmesi için bu Yönetmelikte öngörülen şartların sağlanması zorunludur.” denilmektedir. Taşıtların sadece bir yetki belgesine kayıtlı olma zorunluluğu başlıklı 26. Maddesi’nin 1. Fıkrasında “(1) Taşıtlar, sadece bir yetki belgesi eki taşıt belgesine kaydedilir.” denilmektedir. Yurtiçi taşımalarında, emtianın çıkış noktasından varış noktasına kadar ancak Taşıma Yetki Belgesi’ne haiz araçlar tarafından taşınabileceği, araç üzerindeki hak ve yükümlülüklerin herhangi bir şekilde 3. Şahıslara devredilmesi durumunda (Şahıs ya da Tüzel Kişi adına kayıtlı olan) Şahsın adına kayıtlı Taşıma Yetki Belgesi’nin hiçbir şekilde 3. Şahıs ya da Tüzel Kişilere devredilemeyeceği, bu sebeple eğer Davalı yanın iddiasındaki gibi taşımayı gerçekleştiren araca ilişkin hak ve yükümlülüklerin Davalı ..... tarafından ....’ya devredildiği kabul edilirse, Taşıma Yetki Belgesi’nin devredilemeyeceği, kiralanamayacağı bu yönetmeliğe göre değerlendirilmiş, böyle bir durumda taşıma işinin T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin ilgili maddelerine aykırı bir şekilde gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı ....’ın sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigorta Poliçeleri üçüncü şahıs mali mesuliyet genel şartlarına tabi olup, Poliçe Özel ve Genel Şartlarına göre; Poliçe Özel Şartlarının 10.maddesi ile “araç sahibinin veya sürücüsünün bizzat istihdam ettiği şoförlerin kötü niyeti veya emniyeti suiistimalinden dolayı taşınan mala gelebilecek zararlar (malın tamamını ve/veya bir kısmını çalması, kaybetmesi ya da eksik teslim etmesi vb) teminata dahil olup, bu teminat araç başı teminat limitinin %90 ı ile sınırlı olacaktır” düzenlemesi getirilmiş 350.000 TL tutarındaki teminat limitinin 315.000 TL olduğu, uyuşmazlık konusu taşımdan kaynaklı hasarın ise KDV hariç 104.360,50 TL olmakla teminat limiti içinde kaldığı ayrıca yine poliçe özel şartlarının 33.maddesi ile “bu poliçelerde hasar ödemelerinde sdr uygulanmayacağı” belirlendiğinden SDR hesabı yapılmadığı anlaşılmıştır.Davacı Sigortacı Yurtiçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi özel ve genel şartları ile TTK hükümlerine uygun olarak sigortalısına ait taşıma konusu emtiada meydana gelen zararı karşıladığı, TTK 1472/1 hükümleri gereğince halefiyet hakkına sahip hale geldiği, Ayrıca sigortalısının uyuşmazlık konusu zarardan kaynaklı alacak hakları kendisine temlik edildiği,Türk Ticaret Kanununun 1472 Maddesinin 1 Fıkrasında halefiyet “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.” olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlık konusu hasara neden olan ve emtianın taşıma sırasında tamamının kaybolması şeklinde gerçekleştiği anlaşılan zarardan taşıyıcının sorumlu bulunduğu, davalının alt taşıyıcı sıfatının olduğu, davalının sahip olduğu yetki belgesine istinaden taşımanın yapılması nedeni ile, aracın 3.kişiye kiralanmış olmasının ya da satılmış olmasının da sonucu etkisi olmayacağı anlaşılmıştır.Taşıyıcının TTK m. 875’te hüküm altına alınan, eşyanın taşıma süresi içerisinde ziya ve hasara uğraması ile sürenin aşılması nedeni ile oluşan zararlardan sorumluluğu, sorumluluktan kurtulmaya ilişkin hükümlerle hafifletilmeye çalışılmıştır.TTK m. 876’da genel bir sorumluluktan kurtulma ölçütü getirilmiştir. Anılan maddeye göre, zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını öngöremeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulacaktır.Buna karşılık, TTK m. 878 de ise taşıyıcının, zıya, hasar veya teslimdeki gecikmeden kaynaklanan sorumluluktan kurtulabileceği özel haller gösterilmiştir. Bu haller maddede şu şekilde sayılmıştır:- Sözleşme veya teamüle uygun olarak üstü açık bir aracın kullanılmış olması,- Gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlama,- Eşyanın gönderen veya gönderilen tarafından işleme tabi tutulması, yüklenmesi veya boşaltılması,- Eşyanın, özellikle kırılma, paslanma, bozulma, kuruma, sızma, olağan fire yolu ile kolayca zarar görmesine yol açan doğal niteliği,- Taşınacak paketlerin gönderen tarafından yetersiz etiketlenmesi- Canlı hayvan taşınması,-Gümrük Kanunu ile diğer kanun ve düzenlemelerde yer alan hükümlerin taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasını haklı gösterdiği haller.Ayrıca TTK’nın 898(2) maddesinde oluşan zararın, durum ve şartlara göre sayılan tehlikelerden birinden kaynaklanmış olabileceği durumlarda, zararın bu tehlikelerden doğmuş olacağı şekilde bir karine kabul edilmiştir. Bu itibarla taşıyıcı, zıya veya hasarın sayılan bu özel durumlardan birinden kaynaklandığını ispatla yükümlü değildir. Taşınma eşyası taşımasında sayılan özel durumlardan birinin mevcut olması zararın bu tehlikeden kaynaklandığının kabul edilmesi için yeterli olup, gönderen ya da gönderilen zararın mevcut bu tehlikeden kaynaklanmadığını ispat etmek zorundadır. Yukarıda vurgulandığı gibi taşıyıcı, özel sorumluluktan kurtulma hâllerinden yararlanabilmesi için olayın özelliklerine göre, üzerine düşen edimleri yerine getirerek tüm önlemleri almış ve talimatlara uymuş olmalıdır [TTK m. 898(3)] Somut olayda söz konusu sorumluluktan kurtulma halleri mevcut bulunmadığından, yetki belgesi sahibi davalının da taşıma işini kendi bilgisi dışında yaptığını iddia ettiği kişiler ile birlikte eşdeğer sorumluluğu olduğu ve rücu koşullarının doğduğu, Temerrüt tarihinin Sigortacı bakımından ancak sigorta tazminatının sigortalıya ödendiği tarihten itibaren temerrüt faizi istenebileceği 1472/1 hükümleri gereğince halefiyet hakkı, ödeme yapıldıktan sonra doğduğu, Sigortacı tarafından açılan halefiyete dayalı rücu davalarında uygulanacak temerrüt faizi oranı da halefiyet ilkesi çerçevesinde saptandığı, her iki taraf tacir ve kazaya karışan araç da ticari nitelikte olması..."gerekçesi ile, davanın KABULÜ ile Tire İcra Müdürlüğü'nün 2020/2498 Esas sayılı dosyasında davalının; 104.360,50-TL asıl alacak, 7.132,25-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 111.492,75-TL' den oluşan borca ilişkin İTİRAZIN İPTALİ ile, takip talebindeki koşullarla TAKİBİN DEVAMINA, alacak likit ve hesaplanabilir olmadığından icra inkar tazminatı talebinin Reddine, karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ile dava konusu sigorta işleminden kaynaklanan zarar arasında illiyet bağının olmadığını, müvekkilinin kamyonunu kullanan kişinin yüklediği eşyanın müvekkili adına veya müvekkilinin talimatı ile yüklenen bir eşya olmadığını, olay tarihinde araç ruhsatı müvekkilinin üzerinde olmasına rağmen dava dışı ....'nın müvekkilinden kiraladığı ve halihazırda satın aldığı kamyon ile eşyayı teslim alıp, taşımasından doğan zarar ile ilgili olarak bütün sorumluluğun dava dışı aracı kullanan ve işleten sıfatı olan .....'ya ait olduğunu, müvekkilinin davaya konu olayda kullanılan ..... plakalı aracı 15.01.2020 tarihinde dava dışı .....'ya sattığını ancak araç bedelinin tam olarak ödenmemesi ve araç üstüne borç olması sebebiyle dava dışı ....'ya satışının gerçekleşmediğinden aracı dava dışı ....'ya kiraladığını, dava konusu olaydan ve araç bedeli tam olarak ödendikten sonra aracın 30.03.2020 tarihinde dava dışı ... adına tescil edildiğini, olaylara konu düzenlenen bütün evrak ve belgelerde de dava dışı ....'nın adının bulunduğunu, davanın sadece kendisine yöneltilmesinin hatalı olduğunu, davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, ''Ziya ve/veya Hasar ile Gecikmenin Taşıyıcıya Emir veya Talimat Vermeye Yetkili Kişinin Kusurundan Doğması, (CMR. m. 17/2)'' maddesi gereğince söz konusu eşyayı taşıyan kişilerin müvekkilinin talimatı ile eşyayı almadığını ve müvekkilinin talimat verme kusurundan dolayı da zarara sebep olunmadığını, davacının sigortalının haklarına halef olması için ancak sigortalının taşıma sözleşmesi yaptığı kişiler ile arasında bir illiyet bağı bulunduğunun ispatlanması gerektiğini, davacının öncelikle zararını taşıma işlemini yapan ve sigortalının sözleşme yaptığı diğer 3. kişilerden talep etmesi ve devamında müvekkilini sorumlu tutması için de temerrüde düşürmesi gerektiğini, bu konuda müvekkiline yapılan hiçbir ihbarın olmadığını, müvekkilinin taşıma işinde talimat veren olmadığını, müvekkilinin kamyon ile eşya taşınacağını ve bu eşyanın çalınacağını tahmin etmesi ve olayları önleme imkanının olmadığını, müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini, zamanaşımının söz konusu olduğunu, davada asli kusurlulara dava açılmadığını, bu taşıma sürecinde müvekkilinin görüşme yapıp yapmadığı ve bu taşıma sürecine iş sahibi veya talimat veren olarak katılıp katılmadığının tespitinin yapılması için gsm görüşme kayıtlarının celbedilmesi gerektiğini, rücu davası için ihtar ve bildirimlerin süresinde yapılmamasından dolay dava şartlarının oluşmadığını, hesaplamada faizin başlangıç tarihinin icra takibine itiraz tarihinin olması gerektiğini, eksik inceleme yapıldığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, Yurtiçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında taşıma sırasında emtianın teslim edilmemesinden kaynaklanan zararın rücuen tazmini için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 875. maddesi gereğince “(1) Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur.”Taşıyıcının TTK m. 875’te hüküm altına alınan, eşyanın taşıma süresi içerisinde ziya ve hasara uğraması ile sürenin aşılması nedeni ile oluşan zararlardan sorumluluğu, sorumluluktan kurtulmaya ilişkin hükümlerle hafifletilmeye çalışılmıştır.TTK m. 876’da genel bir sorumluluktan kurtulma ölçütü getirilmiştir. Anılan maddeye göre, zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını öngöremeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulacaktır.Buna karşılık, TTK m. 878 de ise taşıyıcının, zıya, hasar veya teslimdeki gecikmeden kaynaklanan sorumluluktan kurtulabileceği özel haller gösterilmiştir. Bu haller maddede şu şekilde sayılmıştır:- Sözleşme veya teamüle uygun olarak üstü açık bir aracın kullanılmış olması,- Gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlama,- Eşyanın gönderen veya gönderilen tarafından işleme tabi tutulması, yüklenmesi veya boşaltılması,- Eşyanın, özellikle kırılma, paslanma, bozulma, kuruma, sızma, olağan fire yolu ile kolayca zarar görmesine yol açan doğal niteliği,-Taşınacak paketlerin gönderen tarafından yetersiz etiketlenmesi-Canlı hayvan taşınması,-Gümrük Kanunu ile diğer kanun ve düzenlemelerde yer alan hükümlerin taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasını haklı gösterdiği haller.Ayrıca TTK’nın 898(2) maddesinde oluşan zararın, durum ve şartlara göre sayılan tehlikelerden birinden kaynaklanmış olabileceği durumlarda, zararın bu tehlikelerden doğmuş olacağı şekilde bir karine kabul edilmiştir. Bu itibarla taşıyıcı, zıya veya hasarın sayılan bu özel durumlardan birinden kaynaklandığını ispatla yükümlü değildir. Taşınma eşyası taşımasında sayılan özel durumlardan birinin mevcut olması zararın bu tehlikeden kaynaklandığının kabul edilmesi için yeterli olup, gönderen ya da gönderilen zararın mevcut bu tehlikeden kaynaklanmadığını ispat etmek zorundadır. Yukarıda vurgulandığı gibi taşıyıcı, özel sorumluluktan kurtulma hâllerinden yararlanabilmesi için olayın özelliklerine göre, üzerine düşen edimleri yerine getirerek tüm önlemleri almış ve talimatlara uymuş olmalıdır [TTK m. 898(3)] Yine TTK'nun 879. maddesi gereğince "(1) Taşıyıcı; a) Kendi adamlarının, b) Taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin, görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur." Ayrıca TTK'nun 880/1. maddesi gereğince " Taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır. " T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nin 4.Maddesinin (88-) bendinde, 40, Maddesi'nin 9. bendinde dava konusu taşıma işine ve sorumluluklara ilişkin sorumluluklar ve yükümlülükler ile bunların yerine getirilmemesi durumunda uygulanacak müeyyideler gösterilmiştir. Şöyle ki;Adı geçen Yönetmeliğin Tanımlar başlıklı 4. Maddesinin (ğğ-) bendinde, Lojistik İşletmecisi aşağıdaki şekilde tarif edilmiştir:“ğğ) Lojistik işletmecisi: Taşımacılık faaliyetinin yanı sıra, bağımsız bir işyerinin kullanım hakkına sahip olarak müşterilerine ait her türlü eşyayı teslim aldıktan sonra kendi gözetim ve denetimi altında yükleme, boşaltma, depolama, istifleme, paketleme, tasnif, etiketleme, sipariş planlaması, dağıtım, teslimat ve benzeri hizmetlerin tamamını veya bir kısmını üstlenen gerçek ve tüzel kişileri, “Aynı Yönetmeliğin "Sorumluluk, Yükümlülük ve Haklar başlıklı İkinci Bölümü'nde yer alan Yetki belgesi sahiplerinin ortak yükümlülükleri" başlıklı 40. Maddesinin 9. bendinde; "(9) Yetki belgesi sahipleri; eşya, kargo ve bagajları, teslim aldıkları andan teslim edinceye kadar, eşyanın, kargonun veya bagajın tamamen veya kısmen kaybından, zayiinden, hasara uğramasından, çalınmasından, güvenliğini sağlamaktan, teslim aldıkları şeklini muhafaza etmekten, korunması ve taşınmasından sorumludurlar. Bu fıkraya uymayan yetki belgesi sahiplerine, zarar görenin tazmin hakkı saklı kalmak üzere 10 uyarma verilir.” Yine aynı Yönetmeliğin “Mevzuata uygun taşımacılık, yetki belgelerinin devredilemeyeceği ve genel yasaklar" başlıklı 9. Maddesi’nin 2. Fıkrasında "(2) Yetki belgeleri, satılamaz ve devredilemez”, Aynı Yönetmeliğin "Devir olarak kabul edilmeyecek haller ile bölünme, birleşme ve tür değişikliği" başlıklı 23. Maddesi’nin 1. Fıkrası’nın "((1) Aşağıdaki haller yetki belgesi devri olarak kabul edilmez.) a) bendinde “…Yetki belgesinin yeni sahibi adına düzenlenebilmesi için bu Yönetmelikte öngörülen şartların sağlanması zorunludur.”,Yine aynı Yönetmeliğin "Taşıtların sadece bir yetki belgesine kayıtlı olma zorunluluğu " başlıklı 26. Maddesi’nin 1. Fıkrasında “(1) Taşıtlar, sadece bir yetki belgesi eki taşıt belgesine kaydedilir.” denilmekte olduğu,Yurtiçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi’nin; Sigorta Poliçesi özel şartları madde 10 “Araç sahibinin veya sürücüsünün veya sigortalının bizzat istihdam ettiği şoförlerin kötü niyeti veya emniyeti suistimalinden dolayı taşınan mala gelebilecek zararlar (malın tamamen ve/veya bir kısmını çalması, kaybetmesi ya da eksik teslim etmesi vb) teminata dahil olup, bu teminat araç başı sorumluluk limitinin %90’ı ile sınırlı olacak, kalan %10’luk kısmı sigortalı tarafından karşılanacaktır. Bu hasarlarda sigortacının özmal araçlarda şoföre, kiralık araçlarda araç sahibi ve şoföre rücu hakkı saklıdır.” hükmünün yer aldığı görülmüştür. Türk Ticaret Kanunu’nun 1472. maddesinde “(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.” hükmünü taşımaktadır.Yukarıdaki yasal düzenlemelerde dikkate alınarak, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davalının L1 Taşımacılık Yetki Belgesi'ne sahip olmasından dolayı alt taşıyıcı olarak taşıma sözleşmesi ile teslim alınan yükü nihai varış noktasına teslim edene kadar geçecek sürede eşyanın tamamen veya kısmen kaybından, çalınmasından sorumlu olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/10/2022 tarih ve 2021/841 Esas 2022/857 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 7.616,07.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 1.905,00.TL harcın mahsubu ile bakiye 5.711,07.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,6-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 26/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.