İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, bir çalışanın ihracat komisyonu alacağı iddiasına dair ticari davanın istinaf yoluyla incelenmesine ilişkin kararı.
Özet: Bir çalışanın şirketinden %5 ihracat komisyonu alacağı talebiyle açtığı davada, çalışan şirketle ihracat potansiyelini artırmak amacıyla komisyon karşılığı anlaştığını ancak şirketin vaatlerini yerine getirmediğini iddia ederken; davalı şirket, bu oranda bir komisyon anlaşmasının bulunmadığını, sadece 600.000 avro ihracat hedefine ulaşılması halinde başarı primi konuşulduğunu, çalışanın sözleşme imzalamaktan kaçındığını ve şirket imkanlarını kendi çıkarları için kullandığını savunmaktadır; kısmen kabul kısmen reddedilen ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafın istinaf başvurusu üzerine dosyanın incelenmesidir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİESAS NO : 2022/2397 KARAR NO : 2026/740T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 28/06/2022NUMARASI : 2021/207 Esas 2022/682 Karar DAVA : ALACAK KARAR TARİHİ : 26/03/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 26/03/2026İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/207 Esas ve 2022/682 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekilinin İzmir 18. İş Mahkemesi'nin 2019/144 Esas 2021/18 Karar sayılı dosyasına sunduğu 18/09/2019 tarihli dava dilekçesi ile; Davacının davalı şirkette çalışmaya 15 Ocak 2018 'de başladığını, davacının özellikle ihracat alanında yılların tecrübesine sahip olduğunu, uluslararası piyasaya hakim ve bağlantıları olan bir endüstri mühendisi ve uzman olduğunu, davalı şirket ile müvekkili, davalı şirketin ihracat potansiyelini arttırmak ve ihracat anlaşmaları bağlayarak şirketin hedeflerine ulaşılmasını sağlamak amacıyla iş ilişkisi kurduğunu, davalı şirket yöneticisi davacının ihracatta yeni ve daha profesyonel bir bakış açısı yakalamak istediklerini belirttiğini ve davacıdan beklentilerini bu şekilde açıkladığını davacının da sunduğu bazı şartlar ile anlaşmayı kabul ederek işe başladığını, davacı ile işveren aylık 3.000,00 TL maaş ve aylık 1000,00 TL sabit ulaşım ücreti ve buna ek ekstra ulaşım ve konaklama ücretleri (Yurt içi ve yurt dışı konaklama ve uçak biletleri ile sair gider) ile yapılan tüm ihracatın %5'i komisyon karşılığı anlaştıklarını, davacının işe başladıktan sonra aile şirketi olarak tanımlanabilecek bir şirket olan davalı şirket ile yazılı bir sözleşme yapma yoluna gitmediğini ve işverenin samimiyetine inandığını, davalı şirketin davacıya ayrıca münhasır bir ihracat departmanı kurulacağı, davacının bu departmanı bağımsız olarak yöneteceği ve şirketin en azından ihracat alanında aile şirketi yönetim anlayışını aşarak daha kurumsal bir yapıya bürüneceği sözünü verdiğini, davacının davalı şirkette işte bu vaatlere inanarak işe başladığını, davacının çalışmaya başladıktan sonra kendisine vaad edilen hiç bir sözün tutulmadığını, Şirket kurumsal yapıdan uzak keyfi denebilecek ve tabiri caiz ise günü kurtarmaya yönelik kararlar ile yönetildiğini, Bu durumdan rahatsız olan davacının defalarca uyarılarda bulunduğunu ancak sonuç alamadığını, kendisine vaad edilen komisyonu da ödenmeyen davacının bu nedenler ile işten ayrıldığını, daha sonra davacıyı defalarca ilgili komisyonun hesaplanarak tarafına ödenmesi için yazışmalar yaptığını, davalı şirket yetkilisi bu yazışmalarda ılımlı olmakla birlikte komisyon hesaplanıp davacıya ödenmediğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 7.000,00 TL komisyon alacağının doğduğu tarihten itibaren yasal faiz ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep ve dava ettikleri görülmüştür.Dava dilekçesinin davalı şirkete tebliğ edildiği, davalı şirket vekilinin 16/10/2019 tarihli yanıt dilekçesi ile; Davacı taraf dava dilekçesinde müvekkil şirketten %5 üzerinden hesaplanmak üzere komisyon alacağı olduğunu, söz konusu tutarın kendilerine ödenmesi gerektiğini ileri sürdüğünü ancak davacı tarafın söz konusu talebi hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi mantık sınırları ile de kesinlikle uyuşmadığını, davacı taraf ile davalı şirket arasında davacının talebine dayanak teşkil eden herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davacının ihracat bedelleri üzerinden %5 komisyon talebi mantık sınırları dahilinde de olmadığını, davalı şirketin 28 yıllık bir şirket olduğunu, davacı ile çalışmaya başlamadan önce de ihracat yapan ve belli ihracat hedeflerini her sene tutturan bir şirket olduğunu, Yıllardır uğraşılarak bir aşamaya getirilen ve yıllık ortalama ihracat ciroları belli olan bir firmanın yaklaşık 9 ay danışmanlık hizmeti vermiş kişiye 28 yıldır devam eden ihracat rakamları üzerinden %5 komisyon vermek üzere anlaşması hayatın ve ticaretin olağan akışına aykırı olduğunu, davalı şirket ile davacı aylık belli bir danışmanlık bedelinin(maaş) haricinde yıllık ihracat cirosunun 600.000(Altı Yüz Bin) Euro’ya ulaşması halinde başarı primi olarak %5 ödenmesi konusunda konuştuklarını, davalı şirketin ısrarla bu hususların sözleşmeye dökülmesini talep etmesine rağmen davacı tarafın davalı şirketi sürekli oyaladığını ve sözleşme imzalanmadığını, davacı taraf masrafları davalı şirket tarafından karşılanan yurt dışı fuarlarına katıldığını ancak bu fuarlarda aynı zamanda diğer müşterileri içinde bağlantılar kurmaya çalıştığını, haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle arada iş ilişkisi olmaması nedeni ile görevden aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.İzmir 18 İş Mahkemesi'nin 2019/144 Esas 2021/18 Karar sayılı kararı ile " Taraflar arasındaki yazışmalardan, davacının ücretinin ödenme şekli, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün yazı cevabında belirtildiği üzere, davacı adına kayıtlı şirket oluşu, davacının kendisine ait bir organizasyonu bulunduğu ve dış ticaret alanında hâlihazırda faaliyet gösterdiği göz önünde bulundurularak taraflar arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunmadığından bahisle görevsizlik kararı ile görevli Mahkemenin İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğuna " yönünde karar verildiği görülmüştür.İzmir 18 İş Mahkemesi'nin 2019/144 Esas 2021/18 Karar sayılı görevsizlik kararı Mahkememize tevzi edilen dosyanın Mahkememizin 2021/207 Esas numarasına kaydedildiği görülmüştür.Davacı tarafından dava şartı Arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ve arabuluculuk görüşmelerinin yapıldığı son tutanağın düzenlendiği anlaşılmıştır.Dava, davacı ile davalı şirket arasında komisyon ilişkisi olduğu gerekçesi ile açılan ve komisyon sözleşmesinden kaynaklı alacak davasıdır. Davacı ile davalı arasında varılan anlaşmaya göre davalı şirketin ihracat hacminin arttırılması amacı ile hareket edileceği hususunun kararlaştırıldığı tespit edilmiştir. Taraflar arasında yazılı sözleşme olmadığı anlaşılmıştır.Davacıya ödenmesi gerektiği iddia edilen ihracat komisyonlarının ödenmesi isteminde bulunulmuş, davalı tarafça bu husus kabul edilmemiş ve davanın reddi istenmiştir. Davacı tarafça davalının 3.000,00 TL maaş + 1.000,00 TL sabit ulaşım gideri + yapılan tüm ihracatın %5'i oranında komisyon ödeyeceğini taahhüt ettiği iddia edilmiştir. Bu konuda davalı tarafından davacı hesabına gönderilen havalede komisyon bedelinin yazılı olduğu da tespit edilmiştir.Taraflar arasındaki ilişkinin Mahkememizce de komisyon ilişkisinden kaynaklandığı kabul edilmiş ve buna göre araştırma yapılması gerektiği anlaşılmıştır.Davalı şirkete ait 2018 yılı ticari defterleri, davacının çalıştığını beyan ettiği dönem itibari ile bu dönemde yapılan ihracatlara ilişkin tüm kayıtlar, davacının çalışmaya başladığı dönem itibari ile o tarihten itibaren yapılan ihracatların hangi bağlantılar ile yapıldığı, hususlarını gösterir kayıtlar ile davacının bulunduğu beyan edilen dönem ile bu dönem öncesinden geriye doğru iki yıllık ihracat rakamlarını gösterir tüm kayıtlar üzerinde inceleme yapılmak üzere dosyanın bir Dış ticaret uzmanı ve bir SMMM bilirkişisine tevdine karar verildiği, bilirkişilerce 20/10/2021 tarihli raporun düzenlenerek dosyaya sunulduğu görülmüştür.Raporun yapılan incelemesinde; Davalı tarafından ibraz edilen 2016/2017/2018 hesap dönemine ait sunulu ticari defterlerin zorunlu Noter Açılış ve Kapanış Tasdiklerinin vapılı olduğu tespit edildiği, davacı tarafın çalıştığı 2018 vılı ihracatlarının Toplamının 1.770.106.29 TL olduğu Hesaplandığı, 2018 yılında gerçekleşen ihraç kayıtlı satışlardan 7 yabancı şirketin davalı tarafın 20.03.2018 öncesinde müşterisi olduğu anlaşılmış olup iş bu firmaların davacının hesaplanan komisyon alacağından mahsup edilmesi Sayın Mahkemenizce uygun görmesi halinde: 421.148.65 * 5 — 21.057,43 TL olarak hesaplandığı ve 5.360.00 TL kamisyon ödemesinin mahsup edilmesi durumunda 15.697,43 TL alacaklı olarak hesaplandığı, Mahkememizin Davacı tarafın çalışma süreleri esas alınırsa davalı firmanın 812.423,51 TL ihraç kayıtlı satış yaptığı ve tarafların sözlü olarak anlaştıkları 45 komisyon tutarının 40.621,78 TL olarak hesaplandığı ve 5.360,00 TL komisyon ödemesinin mahsup edilmesi durumunda 35.261,78 TL alacaklı olarak hesaplandığı yönünde kanaatini bildirir raporun dosyaya sunulduğu görülmüştür.Raporun taraflara tebliğ edildiği, taraf vekillerinin rapora karşı itiraz ve beyan dilekçeleri doğrultusunda yeniden rapor düzenlenmek üzere dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, 02/03/2022 tarihli bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu görülmüştür.Raporun yapılan incelemesinde; Tarafların beyan ve itirazları doğrultusunda yapılan incelemede kök rapordaki kanaatin değişmediği, davalı tarafından ibraz edilen 2016/2017/2018 hesap dönemine ait sunulu ticari defterlerin zorunlu Noter Açılış ve Kapanış Tasdiklerinin vapılı olduğu tespit edildiği. Davacı tarafın çalıştığı 2018 vılı ihracatlarının Toplamının 1.770.106.29 TL olduğu Hesaplandığı, 2018 yılında gerçekleşen ihraç kayıtlı satışlardan 7 yabancı şirketin davalı tarafın 20.03.2018 öncesinde müşterisi olduğu anlaşılmış olup iş bu firmaların davacının hesaplanan komisyon alacağından mahsup edilmesi Sayın Mahkemenizce uygun görmesi halinde: 421.148.65 * 5 — 21.057,43 TL olarak hesaplandığı ve 5.360.00 TL kamisyon ödemesinin mahsup edilmesi durumunda 15.697,43 TL alacaklı olarak hesaplandığı, Sayın Mahkemenizin Davacı tarafın çalışma süreleri esas alınırsa davalı firmanın 812.423,51 TL ihraç kayıtlı satış yaptığı ve tarafların sözlü olarak anlaştıkları 45 komisyon tutarının 40.621,78 TL olarak hesaplandığı ve 5.360,00 TL komisyon ödemesinin mahsup edilmesi durumunda 35.261,78 TL alacaklı olarak hesaplandığı yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür.Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan 05/05/2022 tarihli dilekçe ile ıslah beyanında bulunulmuş, dava değerinin 35.261,78 TL olarak belirlendiği, dava açılırken talep edilen 7.000,00 TL'lik kısma dava tarihinden bakiye kısma ise ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesi istendiği görülmüş, harcın tamamlandığı ve dilekçenin davalı tarafa tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Dosyada yapılan yargılama ve toplanan delilere göre; Davacı ile davalı arasında davalı şirketin ihracat hacminin arttırılması amaçlı olarak komisyon sözleşmesi olarak adlandırılabilecek anlaşma yapıldığı ve bu anlaşma uyarınca davacıya maaş ve yol gideri haricinde yapılan ihracatın %5'i oranında komisyon ödeneceğinin kararlaştırıldığı Mahkememizce kabul edilmiştir. Bilirkişiler tarafından yapılan incelemeye göre davacı tarafın 2018 yılından itibarin davalı şirket ile çalışmaya başladığı anlaşılmıştır. Davalı şirketin 2018 yılı öncesinde de ihracat ilişkisi devam eden şirketler yönünden davacının ayrıca bir komisyon hakkının doğduğu isteminin kabulünü gerektirir herhangi bir husus tespit edilememiştir. Zira davalı şirketin davacı ile anlaşmadan önce dahi bu şirketler ile ihracatının devam ettiği ve bu ihracat hacminin değiştiğini gösterir herhangi bir kaydın da tespit edilemediği görülmüştür. Davacı tarafından davalı şirkette ihracat hacminin arttırılması yönünde çalışmalar yapıldığı Mahkememizce de kabul edilmiştir. Buna göre davalı şirketin davacı ile çalıştıkları dönem itibari ile 812.423,51 TL ihracat kayıtlı satış yaptığı tespit edilmiştir. Ancak davalının 2018 yılından önceki müşterileri ile gerçekleştirdiği ihracat tutarı mahsup edildikten sonra kalan kısmın 421.148,65 TL olduğu belirlenmiş, bu bedel üzerinden yapılan hesaplamaya göre %5 komisyon tutarının 21.057,43 TL olduğu ve bu bedelden davalı tarafından ödenen 5,360,00 TL tutarın mahsubu sonrasında 15.697,43 TL alacaklı olduğunun kabulü gerektiği görülmüştür. Bu konuda düzenlenen bilirkişi raporunun dosyadaki verilere uygun ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu..."gerekçesi ile, davanın KISMEN KABULÜNE, 15.697,43.TL alacağın, 7.000,00.TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren 8.697,43.TL'lik kısmına ıslah tarihinden (05.05.2022) itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin 28 yıldır ulusal ve uluslararası alanda ticari faaliyetlerini sürdürmekte olup, davacı ile çalışmaya başlamadan önce de ihracat yapan ve belirli ihracat hedeflerini her sene tutturan bir şirket olduğunu, yıllardır gösterilen uğraşlar neticesinde bulunduğu aşamaya gelen ve yıllık ortalama ihracat ciroları da defterlerinde sabit olan bir firmanın yaklaşık 8 ay danışmanlık hizmeti vermiş kimseye 28 yıldır devam eden ihracat rakamları üzerinden %5 komisyon vermek üzere anlaşmasının hayatın ve ticaretin olağan akışına aykırı olduğunu, davacının müvekkilinin faaliyet sürdürdüğü sektörü tanımadığından bahisle 8 aylık bir ön çalışma sonrası ciro artışı taahhüt edebileceğini ifade etmesi üzerine müvekkili ile davacının aylık belli bir danışmanlık bedeli (maaş) haricinde şirketin yıllık ihracat cirosunun 600.000 (Altı Yüz Bin) Euro’ya ulaşması halinde başarı primi olarak %5 ödenmesi konusunda konuştuklarını ancak müvekkilinin ısrarla bu hususların sözleşmeye dökülmesini talep etmesine rağmen davacının müvekkilini sürekli oyaladığını, bu yönde iradesini ortaya koymaktan kaçındığını ve sözleşmenin imzalanmadığını, müvekkili şirkete danışmanlık verdiği süreçte de davacının, masrafları müvekkili tarafından karşılanan yurt dışı fuarlarına katıldığını ancak bu fuarlarda aynı zamanda diğer müşterileri içinde bağlantılar kurmaya çalıştığını ve müvekkiline karşı danışmanlık sözleşmesi gereği yerine getirmesi gereken yükümlülüklerini dahi yerine getiremediğini ayrıca davacının müvekkilinin önemli bir yurt dışı fuar faaliyetini, başkaca danışmanlık verdiği firma ile programı olduğundan bahisle fuar süreci tamamlanmadan terk ettiğini, davacı ya da müvekkili şirket tarafından aylık ihracat satışları üzerinden herhangi bir çalışma veya hesaplaşmanın yapılmadığını, davacı tarafından da herhangi bir faturanın düzenlenmediğini, onlarca çalışanı, ihracat departmanı, satış ve pazarlama departmanı bulunan müvekkili şirketin ihracat hacmindeki artışın yalnızca davacının gereği gibi dahi veremediği hizmete bağlanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının ısrarla komisyon ödemesi delili olarak dayandığı 05.06.2018 tarihli banka hareketinin de bir defaya mahsus gerçekleştirildiğini ve teşvik primi olarak düşünülerek yapılmış bir ödeme olduğunu, ödemenin tekrarı olmadığı halde de davacının çalışmaya devam ettiğini, davacının, yapacak olduğu seyahatlerde vize problemi yaşamaması ve seyahat masraflarının beyanında problem teşkil etmemesi için müvekkili şirket yöneticilerini sigorta girişinin yapılması konusunda ikna ettiğinden sigorta girişinin yapıldığını, 8 aylık süreçte müvekkilinin zaten verilen hizmetin karşılığı olarak her ay 3000.TL ödeme, aylık yakıt gideri ödemesi, sigorta ve vergiler olmak üzere toplam 47.624,93.TL ödeme yaptığını, davacının taahhüt ettiği ihracat rakamına ulaşmadan talep ettiği komisyon alacağının başarı primi olarak kabul edilemeyeceğinden hizmet bedeli olarak düşünüldüğü taktirde ve davacının dayanaktan ve ispata yarar delilden yoksun iddialarının kabulü halinde dahi davacıya ödenen toplam 47.624,93.TL ile her ay ödenen yakıt giderinin, komisyon hesaplaması sonucu belirlenen tutardan mahsup edilmesi gerektiğini zira söz konusu bedelin davacıya verdiği hizmet karşılığı zaten ödendiğini, davacı tarafından dosyaya herhangi bir dayanak fatura dahi ibraz edilmeksizin salt davacının sözlü beyanlarının komisyon alacağının varlığına dayanak kabul edilemeyeceğini, karara dayanak teşkil eden bilirkişi raporlarının hatalı ve eksik olduğunu, hükme esas alınamayacaklarını, bilirkişi tarafından tesis edilen raporda müvekkili şirketin yurt dışı satışlar hesap özetlerine yıllık bazda yer verilip 2018 öncesi ve sonrasının karşılaştırmalarının yapıldığını ancak söz konusu artışta davacının herhangi bir katkısının bulunduğuna dair somut bir tespite yer verilmediğini, ayrıca yurt dışı satış hasılatının hesap tablosunda her yıl için döviz kurlarının da belirtilmesi ve hasılatın dolar bazında hesaplanması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan komisyon alacağının tahsili istemine ilişkindir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Bilindiği üzere hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319) Yukarıdaki açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, taraflar arasındaki sözlü hizmet sözleşmesi doğrultusunda davacı tarafından davalı şirketin ihracat hacminin artırılması yönünde danışmanlık hizmetinin verildiğinin ve ihracat yönünden yeni işlerden dolayı %5 komisyon ücreti ödemesi yapılması gerektiğinin ispatlanmasına, davalı şirket tarafından %5 komisyon ücreti bakiyesinin ödendiğinin ispatlanamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/06/2022 tarih ve 2021/207 Esas 2022/682 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 1.072,29.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 268,08.TL harcın mahsubu ile bakiye 804,21.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 26/03/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.